HomeTürkçe HaberlerGündemPutin’den Transdinyester kararı! Rus vatandaşlığı kolaylaştırıldı

Putin’den Transdinyester kararı! Rus vatandaşlığı kolaylaştırıldı

Published on

spot_img

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moldova’dan ayrılan Transdinyester bölgesinde yaşayanlara Rus vatandaşlığı verilmesini kolaylaştıran kararnameyi imzaladı.

Kaynak: CNN Türk

Latest articles

Fareler ve hekimler

MV Hondius adlı gemi, 150 farklı ülkeden gelen çoğunlukla kuş gözlemcisi yolcusuyla Güney Atlantik Okyanusu’nda seyrediyordu. Bu düşsel ve egzotik yolculuk, 11 Nisan’da bir yolcunun ölmesiyle kâbusa dönüştü.

Yapay zekâ gökyüzünü yeniden tarıyor

Yeni bir algoritma, TESS teleskobunun arşivindeki 2,2 milyon yıldızı taradı ve insan gözünün gözden kaçırdığı 118 gezegeni gün yüzüne çıkardı.

Lüks değil gereklilik

Sinema sanatının en büyük şöleni olan Cannes Festivali’nin açılışında Festival Başkanı sinemanın bir lüks değil, gereklilik olduğunu savundu. Sanatçılar dünyada olup bitenlere karşı dört bir yandan seslerini yükseltiyor.

İki 14 Mayıs

14 Mayıs  ülkenin siyasal tarihinde biri 1950’de biri de 2023’te yaşadığı iki çok önemli seçim günüdür.  

Her iki tarih de yerinde deyimiyle siyasetin  niteliksel değişim günleridir.  

Siyasetin bundan sonrasının doğru anlaşılabilmesi için bu ikiliye daha yakından bakılmasında yarar var. 

BÜYÜK DEVRİM

Ülke yönetimi, ilk kez, 14 Mayıs 1950’de seçmenin tek dereceli seçimde verdiği oylarla değiştiriliyor. Bu tarih, yalnızca 27 yıllık CHP iktidarının değil, binlerce yıllık sultanlıkların da sona erdirildiği bir büyük devrimin günüdür.  

12 Temmuz 1947’de Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün 12 Temmuz 1947 Beyannamesi ile iktidar partisi CHP ile muhalefet partilerinin “seçimlere eşit koşullarda girmesi” güvence altına alınıyor. 14 Mayıs 1950’de, seçim güvenliğini bağımsız yargı sağlıyor; kamu olanaklarından, özellikle de o yıllarda tek kamu  iletişim aracı olan devlet radyosundan iktidar ve muhalefet partilerinin “eşit yararlanması” ve  tüm kamu yönetimi birimlerine seçim sürecinde tüm partilere eşit davranması ve bu altyapıyla siyasette barış ortamı sağlanıyor. CHP seçimlerde çok ağır bir yenilgi aldığında  İnönü, “en yenilgi en büyük zaferimdir” diyor. Asla unutulmaması gereken bir nokta şudur: 14 Mayıs 1950’nin büyük demokratik dönüşümünün  temelinde,  Mustafa Kemal’in 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkışı ile başlayan, Amasya Genelgesi ile “Egemenliği Kayıtsız Şartsız  Milletindir” diyen Kurtuluş Savaşı, Lozan Barış Anlaşması ile kazanılan tam bağımsızlık,  Cumhuriyet’in kuruluşu ve izleyen yılların çok büyük devrimleri vardır. İnsanlığın gelişme doğrultusunu bu ülkede de egemen kılmayı amaçlayan bu değerler, özetle, bilimin yol göstericiliği,  hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü, kurumlaşma, kadın-erkek eşitliği, laik eğitim, yerli üretim ve yurtta barış-dünyada barıştır.  

14 MAYIS 2023 VE SONRASI

Üç yıl önce yapılan 14 Mayıs Seçimleri, seçim öncesinde bu köşede de sıkça vurgulandığı gibi, ülke siyasetinde gerçekten  çok önemli bir kırılma ve dönüm noktasıdır. 

Seçim sonucuna göre  ya Cumhurbaşkanlığı düzeninin  iyice yerleşmesinin yolları ardına kadar açabilecek ya da üç erkin, yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsızlığına ve buna bağlı siyasal yapılanmaya geçilebilecekti. O günlerin CHP Genel Başkanı ve yönetimi, tüm uyarılarımıza karşın,  bu gerçeği görmek istemedi.  Altılı Masa oyununa gelindi ve seçimler  yitirildi.  

CHP, Genel Seçim sonrası yaşanan genel başkan ve yönetim değişikliğinden sonra  yapılan Mart 2024 Yerel Seçimlerinde birinci  oldu. Parti üzerinde yargı eliyle, başlayan, diğer yöntemlerin de eklenmesiyle  giderek yoğunlaşan bir baskı altına alınma dönemi başladı.  İstanbul B. Belediyesi Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı İmamoğlu başta olmak üzere seçimle gelen yüzlerce  yerel yöneticisi suçlulukları kanıtlanmadan tutuklanmış bulunuyor. Bununla da yetinilmiyor. Ülkenin  özgür basını  baskı altına alınıyor. İktidar yanlısı basın-yayın da her türlü teknik olanaktan da yararlanarak ve kimi kez doğruluğu kanıtlanmamış yalan-yanlış haberlerle CHP’yi sürekli karalıyor.    

CHP’yi suçlama sürecine, bu partiyi  13 sene 170 gün yöneten, söylemi ve eylemiyle AKP iktidarının Siyasal İslâmcı çaba ve çalışmalarına var gücüyle destek veren, ülkenin ve CHP’nin bugünlere gelmesinin birinci sorumlusu olan önceki genel başkan ve yakın çevresi de katılıyor. İstanbul İl yönetiminin kayyuma verilmesi  örneğinde  görüldüğü gibi, bunlar, seçimle değil,  siyasallaşmış yargı, daha doğrusu  iktidarın eliyle CHP yönetimine gelmek için çaba harcıyor. Siyaset yazınında tür oluşumun adı “içimizdeki düşman” anlamına gelen “beşinci kol” dur. Sonu gelmeyen CHP’ye saldırıların biri de bir “gidenden” geldi. Afyonkarahisar gibi Cumhuriyet  yolunun en önemli basamaklarından biri olan ilin üç dönem milletvekilliği ve Grup Başkanvekilliği  yapmış üstelik bir kadın  belediye başkanının  AKP’ye giderken “aile değerlerini” gerekçe göstermesi tam bir bilgisizlik ve bilinçsizliktir. Çünkü,  CHP’nin kurucusu olduğu Cumhuriyet, kadın-erkek eşitliğidir; özellikle  miras, eğitim, yargıda tanıklık seçimlere katılım  ve çalışma haklarında tam eşitlik anlamına gelir. Yeniden 14 Mayıs 2023’e dönersek Altılı  Masa’nın CHP’den sonra en büyük ortağı İYİ Parti Genel Başkanı seçimlerden sonra soluğu Saray’da aldı. Diğerlerine gelince 14 Mayıs 2023’te “CHP listelerinden” DEVA 14, Gelecek 10 ve Saadet  10 milletvekili kazandı. Üç yıl sonra gelinen noktaya bakar mısınız?  Bu partilerin genel başkanları bugünlerde, ağız birliği ediyor;  Saadet Partisi’nin Genel Başkanı“ 86 milyonun rahatlıkla oy vereceği” Cumhurbaşkanı adayımız var” derken,  Davutoğlu, “CHP seçmenden oy almak istiyorsa arınmalıdır” diyor.  Babacan, benzer bir tutumla “Ülkeyi CHP’ye bırakmak istemiyoruz” diye açıklama yapıyor.  Sanırım dünya siyaset tarihide bir ilk yaşanıyor; Saadet, Gelecek ve Deva muhalefeti, üstelik kendilerini Meclis’e taşıyan “ana muhalefete muhalefet” etmekte birleşiyor.  

Bu sözlerin ortak özelliği Cumhuriyet değerlerine karşı olmalarıdır.  Bu gidişle gelecek seçimlerde Cumhurbaşkanı adaylığında muhalefetin, biri CHP diğeri de  Saadet, Gelecek ve Deva üçlüsünün ortak  adayı olmak üzere en az ikiye bölünmekte olduğu görülüyor. Bu gelişme yalnızca AKP’nin işine yarar.   

Son olarak, özünde, ülkenin Cumhuriyet’in değerlerinden uzaklaşması süreci iç ve dış boyutlarıyla birlikte görülmelidir. Özellikle, CHP’nin  dört koldan ve her gün içeriği genişletilen “Mutlak Butlan” ile  baskılanması; ayrıca, içeriği belirsiz “Terörsüz Türkiye” girişimi  ve  Adalet Bakanı’nın  Yeni Anayasa  vurgusu öne çıkıyor. Bu bağlamdaki gelişmelerin en önemlilerinden biri, ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Temsilcisi’nin, göreve geldiği günden buyana yaptığı açıklamalardır. Büyükelçi, son demeçlerinden birinde, Cumhuriyet’i tümüyle reddeden bir yaklaşımla  “size en uygun yönetim biçimi Monarşi’dir”  diyor; diyebiliyor!  

Gün, 14 Mayıs 1950’de taçlandırılan Cumhuriyet’in değerlerine CHP ile ve çok daha kararlı olarak sahip  çıkma günüdür. 

More like this

Fareler ve hekimler

MV Hondius adlı gemi, 150 farklı ülkeden gelen çoğunlukla kuş gözlemcisi yolcusuyla Güney Atlantik Okyanusu’nda seyrediyordu. Bu düşsel ve egzotik yolculuk, 11 Nisan’da bir yolcunun ölmesiyle kâbusa dönüştü.

Yapay zekâ gökyüzünü yeniden tarıyor

Yeni bir algoritma, TESS teleskobunun arşivindeki 2,2 milyon yıldızı taradı ve insan gözünün gözden kaçırdığı 118 gezegeni gün yüzüne çıkardı.

Lüks değil gereklilik

Sinema sanatının en büyük şöleni olan Cannes Festivali’nin açılışında Festival Başkanı sinemanın bir lüks değil, gereklilik olduğunu savundu. Sanatçılar dünyada olup bitenlere karşı dört bir yandan seslerini yükseltiyor.