Taşan çayın sularına kapıldı. 4 saatlik operasyonla kurtarıldı
Son dakika… Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 'Süreç bitmedi' diyerek bir ilçeyi uyardı: 6.5 büyüklüğünde deprem potansiyeli var

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 1970 Gediz depreminin 56. yıl dönümü dolayısıyla Kütahya'nın Gediz ilçesinde düzenlenen konferansa katıldı. Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Kütahya ve çevresindeki fay hatlarını değerlendiren Üşümezsoy, özellikle Simav fayıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Simav fayının stresini tam olarak boşaltmadığını belirten Üşümezsoy, bu fayın 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Kütahya'daki deprem hareketliliğini "piyano tuşlarına" benzeten Üşümezsoy, asıl riskin Simav, Sındırgı ve Gediz hattında yoğunlaştığını vurguladı. Kütahya merkezin ise konumu itibarıyla daha düşük risk taşıdığını belirtti.
"6.5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ BULUNUYOR"
2011 yılında meydana gelen Simav depremine de değinen Üşümezsoy, "5.9 büyüklüğündeki o deprem süreci bitirmedi. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki fayın tek parça kırılması halinde 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav'ın bu fayın üzerine kurulmuş olması riski artırıyor" dedi.

BÖLGEDE 'DEPREM FIRTINASI' UYARISI
Emet ve Yeşildere bölgesinde yaşanan sık sarsıntıların "deprem fırtınası" olarak nitelendirilebileceğini söyleyen Üşümezsoy, sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini etkilediğini belirtti. Bu bölgede büyük bir depremden ziyade çok sayıda küçük kırılmanın yaşandığını ifade etti.

GEDİZ VE ÇEVRESİ İÇİN DİKKAT ÇEKEN DETAY
Gediz'in 1970 yılında meydana gelen büyük depremle enerjisinin büyük kısmını boşalttığını dile getiren Üşümezsoy, Sındırgı'daki fayların parçalı yapısının ise büyük depremleri sınırlayan bir etken olduğunu kaydetti.
28 Mart 1970 tarihinde Gediz'de meydana gelen ve 7.2 büyüklüğünde ölçülen depremde bin 86 kişi hayatını kaybetmiş, bin 260 kişi yaralanmış, ilçe merkezi ise daha sonra farklı bir alana taşınmıştı.
Her savaşta geri dönen uçak! 'Uçağı olan silah' için son cephe İran mı?

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları hâlihazırda devam ediyor. İran ise bu saldırılara cevap olarak Orta Doğu’da bulunan ABD üslerini ve İsrail’i füzeler vedronesistemleriyle hedef alıyor. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında ağırlıklı olarak F-15, F-35 ve F-18 gibi savaş uçakları kullandığı görülüyor. Ancak son dönemde bu uçakların arka planında kalmış olan ve aslında savaşın başından bu yana aktif olarak kullanılan başka bir savaş uçağı ön plana çıkmaya başladı: A-10ThunderboltII yakın hava desteği uçağı. Temelde bir tank avcısı olan ve uzun yıllardır emekli edilmeye çalışılan A-10 uçakları, hâlihazırda ABD’nin Irak ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a karşı yürüttüğü operasyonda önemli bir rol oynamaya başladı. A-10 uçaklarının savaş bölgesinde faaliyetlerini tekrar artırmasının ardından Amerikan kamuoyunda bu uçağın emekli edilmemesi yönünde çağrılar artmaya başladı. Uzmanlara göre “Önce silah sonra uçak” mantığıyla tasarlanan A-10, 1980’li yıllardan bu yana benzer bir döngüyü yaşıyor. ABD ordusunun daha önce 2030 yılına kadar elindeki tüm A-10 uçaklarını emekli etmek yönünde planlar yaptığı biliniyor. Ancak İran’da yaşanan gelişmelerin ardından A-10’un geçmişte yaşadığı “emeklilik döngüsü” bir kez daha tekrar edebilir.
SOĞUK SAVAŞ SONA ERİNCE GÖZDEN DÜŞTÜ
ABD ordusunun yakın hava desteği uçağının seçilmesi için açılan ihaleye Hughes,Philco-Ford, GeneralAmericanTransportationve GeneralElectricşirketleri yanıt verdi. Yapılan testlerde finale GeneralElectricvePhilco-Ford şirketleri kaldı. İhale sona erdiğinde kazanan, GeneralElectricşirketinin GAU-8/AAvengertopu olmuştu. Projede kullanılacak silahın seçilmesinin ardından bu silahın hangi uçak gövdesi üzerinde olacağına yönelik yarışma başladı.FairchildRepublic(YA-10) veNorthrop(YA-9) prototiplerinin yarıştığı ihalede kazanan YA-10 oldu. İlk uçuşunu 1972 yılında yapan YA-10, 1976 yılından itibaren ABD ordusunda A-10 adıyla hizmete girdi.

GAU-8/AAvengertopu
A-10, ana silahı olan GAU-8/AAvengeradlı, dakikada 3 bin 900 mermi ateşleyen 30 mm’lik yedi namluluGatlingtopunun etrafında inşa edildi. Tank avcısı olarak adlandırılan topun kendisi yaklaşık 280 kilogram ağırlığındaydı ve mühimmat yüklendiğinde bu ağırlık bin 800 kilograma kadar çıkıyordu. Mühendisler, uçağın iniş takımını GAU-8/A topuna yer açabilmek için sağa doğru kaydırmıştı. Uçak, pilotun etrafını saran bir zırh korumasına sahipti. A-10 eşine az rastlanır şekilde önce silah, sonra uçak mantığıyla tasarlanmıştı ve birçok kişinin gözünde silahı olan bir uçak olarak değil, uçağı olan bir silah olarak görülüyordu. Ancak A-10, tüm bu özelliklerine rağmen hizmete girdikten kısa süre içinde tartışma konusu hâline gelmişti. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından askerî bütçelerde büyük kesintilere gidilmişti ve birçok ülke bu ortamda tek görevleri olan uçakları tercih etmek yerine çok rollü savaş uçaklarını tercih etmeye başlamıştı. A-10 uçaklarının hizmet dışı bırakılmasına yönelik tartışmalar başlamıştı. Ancak tam da bu tartışmaların yaşandığı sırada Orta Doğu’da etkisi zaman zaman hâlâ hissedilen bir olay patlak vermek üzereydi: Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, Kuveyt’i işgal etmişti ve ABD bu işgale sert bir müdahale etmeye hazırlanıyordu.
“EMEKLİLİK DÖNGÜSÜ”NE GİRDİ
1990’lı yılların ortasında ABD Hava Kuvvetleri, A-10 uçaklarını hizmet dışı bırakmak için tekrar planlama yapmaya başladı. Ancak tam da bu noktada Balkanlar’da yaşanan karışıklıklar sebebiyle ABD’nin bölgede yapacağı konuşlandırmada A-10 uçaklarına yeniden görev verildi. Balkanlar’a konuşlandırılan uçaklar, Bosna ve Kosova’da yakın hava desteği ve ileri hava kontrolü sağladı. Takvimler 2001 yılını gösterdiğinde, tıpkı Orta Doğu’nun kaderi gibi A-10’un da kaderi değişti. 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD, Afganistan ve Irak’ta geniş çaplı bir işgale başladı ve A-10 uçakları bu işgaller sırasında karadaki birlikleri desteklemek için önemli rol oynadı. Emekli edilmek istenen A-10’lar bir anda kara birliklerinin favorisi hâline gelmişti ve hemen her çatışmada yakın hava desteği sağlaması için talep edilmeye başlanmıştı. ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10 uçaklarını emekli etme isteği bir döngü içerisine girmişti. Bu yönde yapılan her planlamanın ardından yaşanan bir savaş ya da acil durum, bu uçakların kullanılmasını zorunlu kılıyordu ve A-10 bu görevleri başarılı şekilde tamamladığı için kongre üyeleri uçakların hizmet dışı bırakılmasını engelliyordu. Bu döngü 2010’lu yıllara kadar devam etti.

A-10 pilotlarının eğitim yaptığı sahada bulunan hedef zırhlı araç
2014 yılında ABD Hava Kuvvetleri bu uçakları bir kez daha emekli etmek ve bu uçaklardan doğacak maliyeti F-35 uçakları için kullanmak istedi. Ancak A-10 uçakları Suriye, Irak ve Afganistan’da görevlerine devam ediyordu ve ordu uçağın performansından memnundu. Bu sebeple hizmet dışı bırakılmak istenen uçaklar modernizasyon programına alındı ve bir kez daha emekli edilmekten kurtuldu. 2021 yılında ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10’ları hizmetten çıkarma planı bir kez daha kongre tarafından engellenmiş olsa da 2024 yılında bu uçaklar için yolun sonu görünmeye başladı. 2024 yılında A-10 tanıtım filosu son gösteri uçuşunu yaptı. Aynı yıl 42 uçak hizmetten çekildi. 2025 yılı planlamasında da 56 uçağın hizmetten çıkarılması için gerekli çalışmalar yapıldı ve 2026’da kalan son 162 adet A-10’un da hizmet dışı bırakılmasıyla bu uçakların döneminin sonlandırılması hedeflendi.
A-10 DÖNGÜSÜ GERİ Mİ DÖNÜYOR?
ABD Hava Kuvvetleri’nin hizmetten çıkarmaya başladığı A-10 uçaklarına yönelik son tartışmalar, ABD’nin İsrailile birlikteİran’a karşı gerçekleştirdiği saldırılarla yeniden alevlendi. A-10 uçakları, 28 Şubat’tan bu yana geçen süre boyunca F-15, F-35 ve F-18 uçaklarının gölgesinde kalmış olsa da savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini tehlikeli hâle getirmesiyle tekrar ön plana çıktı. ABD Genelkurmay Başkanı General DanCaine, geçtiğimiz hafta Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, “A-10Warthogşu anda çatışmalara katılıyor ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a ait hızlı saldırı botlarını avlayıp imha ediyor.” dedi ve uçakların daima göreve hazır olduğunu ifade etti.
A-10 uçakları halihazırda ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü operasyonlarda görev alıyor
ABD merkezliDefenceOneisimli internet haber sitesine konuşan Washington merkezli düşünce kuruluşuStimsonCenter’ın kıdemli araştırmacısı ve ulusal güvenlik reform programı direktörü DanGrazier, A-10 uçaklarının İran’a yönelik saldırılara katılmasının bir uyarı olduğunu ifade ederek bu uçakların hizmette kalmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti.Grazier, A-10 uçaklarının maliyet etkin çözümler sunduğunu ifade ederek, “F-35, ulusal güvenlik yapısının orta yaş krizine girip Ferrari satın alması gibiydi. A-10 ise, yedek parça bulabildiğiniz sürece düzenli bakımla hizmet vermeye devam edecek olan o eski, güvenilir bir kamyonete benziyor.” dedi.
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 29 Mart 2026
Taşan çayın sularına kapıldı. 4 saatlik operasyonla kurtarıldı
Son dakika… Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 'Süreç bitmedi' diyerek bir ilçeyi uyardı: 6.5 büyüklüğünde deprem potansiyeli var

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 1970 Gediz depreminin 56. yıl dönümü dolayısıyla Kütahya'nın Gediz ilçesinde düzenlenen konferansa katıldı. Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Kütahya ve çevresindeki fay hatlarını değerlendiren Üşümezsoy, özellikle Simav fayıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Simav fayının stresini tam olarak boşaltmadığını belirten Üşümezsoy, bu fayın 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Kütahya'daki deprem hareketliliğini "piyano tuşlarına" benzeten Üşümezsoy, asıl riskin Simav, Sındırgı ve Gediz hattında yoğunlaştığını vurguladı. Kütahya merkezin ise konumu itibarıyla daha düşük risk taşıdığını belirtti.
"6.5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ BULUNUYOR"
2011 yılında meydana gelen Simav depremine de değinen Üşümezsoy, "5.9 büyüklüğündeki o deprem süreci bitirmedi. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki fayın tek parça kırılması halinde 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav'ın bu fayın üzerine kurulmuş olması riski artırıyor" dedi.

BÖLGEDE 'DEPREM FIRTINASI' UYARISI
Emet ve Yeşildere bölgesinde yaşanan sık sarsıntıların "deprem fırtınası" olarak nitelendirilebileceğini söyleyen Üşümezsoy, sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini etkilediğini belirtti. Bu bölgede büyük bir depremden ziyade çok sayıda küçük kırılmanın yaşandığını ifade etti.

GEDİZ VE ÇEVRESİ İÇİN DİKKAT ÇEKEN DETAY
Gediz'in 1970 yılında meydana gelen büyük depremle enerjisinin büyük kısmını boşalttığını dile getiren Üşümezsoy, Sındırgı'daki fayların parçalı yapısının ise büyük depremleri sınırlayan bir etken olduğunu kaydetti.
28 Mart 1970 tarihinde Gediz'de meydana gelen ve 7.2 büyüklüğünde ölçülen depremde bin 86 kişi hayatını kaybetmiş, bin 260 kişi yaralanmış, ilçe merkezi ise daha sonra farklı bir alana taşınmıştı.
İsrail-İran-ABD savaşı 30. gününde! Tahran'dan misilleme: 2 dev tesis hedef alındı

ABD-İsrail-İran savaşının 30'uncu gününe dair tüm son gelişmeleri Milliyet.com.tr canlı bloğundan takip edebilirsiniz.
İstanbul trafiğinde patenle tehlikeli yolculuk! Ölümü böyle hiçe saydılar

Esenyurt’ta hareket halindeki halk otobüsüne tutunan 2 çocuk hayatını tehlikeye attı. Bir başka olayda ise, kamyonun arkasına tutunan iki çocuk tehlikeye davetiye çıkardı. Trafikteki tehlikeli yolculuklar cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.

Her iki olay da Esenyurt Doğan Araslı Bulvarı’nda meydana geldi. İki patenli çocuk Esenyurt-Taksim seferini yapan İETT otobüsünün arkasına tutunarak uzun süre ilerleyerek tehlikeye davetiye çıkardı.

Diğer olayda ise iki çocuk hareket halindeki bir kamyona tırmanarak bir süre yolculuk yaptı.Bu sırada görüntüyü çeken sürücü ise çocukların durumunu fark ederek uyarıda bulundu. O anlar cep telefonu kamerasına yansıdı.

Taşan çayın sularına kapıldı. 4 saatlik operasyonla kurtarıldı
Her savaşta geri dönen uçak! 'Uçağı olan silah' için son cephe İran mı?

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları hâlihazırda devam ediyor. İran ise bu saldırılara cevap olarak Orta Doğu’da bulunan ABD üslerini ve İsrail’i füzeler vedronesistemleriyle hedef alıyor. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında ağırlıklı olarak F-15, F-35 ve F-18 gibi savaş uçakları kullandığı görülüyor. Ancak son dönemde bu uçakların arka planında kalmış olan ve aslında savaşın başından bu yana aktif olarak kullanılan başka bir savaş uçağı ön plana çıkmaya başladı: A-10ThunderboltII yakın hava desteği uçağı. Temelde bir tank avcısı olan ve uzun yıllardır emekli edilmeye çalışılan A-10 uçakları, hâlihazırda ABD’nin Irak ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a karşı yürüttüğü operasyonda önemli bir rol oynamaya başladı. A-10 uçaklarının savaş bölgesinde faaliyetlerini tekrar artırmasının ardından Amerikan kamuoyunda bu uçağın emekli edilmemesi yönünde çağrılar artmaya başladı. Uzmanlara göre “Önce silah sonra uçak” mantığıyla tasarlanan A-10, 1980’li yıllardan bu yana benzer bir döngüyü yaşıyor. ABD ordusunun daha önce 2030 yılına kadar elindeki tüm A-10 uçaklarını emekli etmek yönünde planlar yaptığı biliniyor. Ancak İran’da yaşanan gelişmelerin ardından A-10’un geçmişte yaşadığı “emeklilik döngüsü” bir kez daha tekrar edebilir.
SOĞUK SAVAŞ SONA ERİNCE GÖZDEN DÜŞTÜ
ABD ordusunun yakın hava desteği uçağının seçilmesi için açılan ihaleye Hughes,Philco-Ford, GeneralAmericanTransportationve GeneralElectricşirketleri yanıt verdi. Yapılan testlerde finale GeneralElectricvePhilco-Ford şirketleri kaldı. İhale sona erdiğinde kazanan, GeneralElectricşirketinin GAU-8/AAvengertopu olmuştu. Projede kullanılacak silahın seçilmesinin ardından bu silahın hangi uçak gövdesi üzerinde olacağına yönelik yarışma başladı.FairchildRepublic(YA-10) veNorthrop(YA-9) prototiplerinin yarıştığı ihalede kazanan YA-10 oldu. İlk uçuşunu 1972 yılında yapan YA-10, 1976 yılından itibaren ABD ordusunda A-10 adıyla hizmete girdi.

GAU-8/AAvengertopu
A-10, ana silahı olan GAU-8/AAvengeradlı, dakikada 3 bin 900 mermi ateşleyen 30 mm’lik yedi namluluGatlingtopunun etrafında inşa edildi. Tank avcısı olarak adlandırılan topun kendisi yaklaşık 280 kilogram ağırlığındaydı ve mühimmat yüklendiğinde bu ağırlık bin 800 kilograma kadar çıkıyordu. Mühendisler, uçağın iniş takımını GAU-8/A topuna yer açabilmek için sağa doğru kaydırmıştı. Uçak, pilotun etrafını saran bir zırh korumasına sahipti. A-10 eşine az rastlanır şekilde önce silah, sonra uçak mantığıyla tasarlanmıştı ve birçok kişinin gözünde silahı olan bir uçak olarak değil, uçağı olan bir silah olarak görülüyordu. Ancak A-10, tüm bu özelliklerine rağmen hizmete girdikten kısa süre içinde tartışma konusu hâline gelmişti. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından askerî bütçelerde büyük kesintilere gidilmişti ve birçok ülke bu ortamda tek görevleri olan uçakları tercih etmek yerine çok rollü savaş uçaklarını tercih etmeye başlamıştı. A-10 uçaklarının hizmet dışı bırakılmasına yönelik tartışmalar başlamıştı. Ancak tam da bu tartışmaların yaşandığı sırada Orta Doğu’da etkisi zaman zaman hâlâ hissedilen bir olay patlak vermek üzereydi: Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, Kuveyt’i işgal etmişti ve ABD bu işgale sert bir müdahale etmeye hazırlanıyordu.
“EMEKLİLİK DÖNGÜSÜ”NE GİRDİ
1990’lı yılların ortasında ABD Hava Kuvvetleri, A-10 uçaklarını hizmet dışı bırakmak için tekrar planlama yapmaya başladı. Ancak tam da bu noktada Balkanlar’da yaşanan karışıklıklar sebebiyle ABD’nin bölgede yapacağı konuşlandırmada A-10 uçaklarına yeniden görev verildi. Balkanlar’a konuşlandırılan uçaklar, Bosna ve Kosova’da yakın hava desteği ve ileri hava kontrolü sağladı. Takvimler 2001 yılını gösterdiğinde, tıpkı Orta Doğu’nun kaderi gibi A-10’un da kaderi değişti. 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD, Afganistan ve Irak’ta geniş çaplı bir işgale başladı ve A-10 uçakları bu işgaller sırasında karadaki birlikleri desteklemek için önemli rol oynadı. Emekli edilmek istenen A-10’lar bir anda kara birliklerinin favorisi hâline gelmişti ve hemen her çatışmada yakın hava desteği sağlaması için talep edilmeye başlanmıştı. ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10 uçaklarını emekli etme isteği bir döngü içerisine girmişti. Bu yönde yapılan her planlamanın ardından yaşanan bir savaş ya da acil durum, bu uçakların kullanılmasını zorunlu kılıyordu ve A-10 bu görevleri başarılı şekilde tamamladığı için kongre üyeleri uçakların hizmet dışı bırakılmasını engelliyordu. Bu döngü 2010’lu yıllara kadar devam etti.

A-10 pilotlarının eğitim yaptığı sahada bulunan hedef zırhlı araç
2014 yılında ABD Hava Kuvvetleri bu uçakları bir kez daha emekli etmek ve bu uçaklardan doğacak maliyeti F-35 uçakları için kullanmak istedi. Ancak A-10 uçakları Suriye, Irak ve Afganistan’da görevlerine devam ediyordu ve ordu uçağın performansından memnundu. Bu sebeple hizmet dışı bırakılmak istenen uçaklar modernizasyon programına alındı ve bir kez daha emekli edilmekten kurtuldu. 2021 yılında ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10’ları hizmetten çıkarma planı bir kez daha kongre tarafından engellenmiş olsa da 2024 yılında bu uçaklar için yolun sonu görünmeye başladı. 2024 yılında A-10 tanıtım filosu son gösteri uçuşunu yaptı. Aynı yıl 42 uçak hizmetten çekildi. 2025 yılı planlamasında da 56 uçağın hizmetten çıkarılması için gerekli çalışmalar yapıldı ve 2026’da kalan son 162 adet A-10’un da hizmet dışı bırakılmasıyla bu uçakların döneminin sonlandırılması hedeflendi.
A-10 DÖNGÜSÜ GERİ Mİ DÖNÜYOR?
ABD Hava Kuvvetleri’nin hizmetten çıkarmaya başladığı A-10 uçaklarına yönelik son tartışmalar, ABD’nin İsrailile birlikteİran’a karşı gerçekleştirdiği saldırılarla yeniden alevlendi. A-10 uçakları, 28 Şubat’tan bu yana geçen süre boyunca F-15, F-35 ve F-18 uçaklarının gölgesinde kalmış olsa da savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini tehlikeli hâle getirmesiyle tekrar ön plana çıktı. ABD Genelkurmay Başkanı General DanCaine, geçtiğimiz hafta Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, “A-10Warthogşu anda çatışmalara katılıyor ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a ait hızlı saldırı botlarını avlayıp imha ediyor.” dedi ve uçakların daima göreve hazır olduğunu ifade etti.
A-10 uçakları halihazırda ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü operasyonlarda görev alıyor
ABD merkezliDefenceOneisimli internet haber sitesine konuşan Washington merkezli düşünce kuruluşuStimsonCenter’ın kıdemli araştırmacısı ve ulusal güvenlik reform programı direktörü DanGrazier, A-10 uçaklarının İran’a yönelik saldırılara katılmasının bir uyarı olduğunu ifade ederek bu uçakların hizmette kalmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti.Grazier, A-10 uçaklarının maliyet etkin çözümler sunduğunu ifade ederek, “F-35, ulusal güvenlik yapısının orta yaş krizine girip Ferrari satın alması gibiydi. A-10 ise, yedek parça bulabildiğiniz sürece düzenli bakımla hizmet vermeye devam edecek olan o eski, güvenilir bir kamyonete benziyor.” dedi.
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 29 Mart 2026
Her savaşta geri dönen uçak! 'Uçağı olan silah' için son cephe İran mı?

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları hâlihazırda devam ediyor. İran ise bu saldırılara cevap olarak Orta Doğu’da bulunan ABD üslerini ve İsrail’i füzeler vedronesistemleriyle hedef alıyor. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında ağırlıklı olarak F-15, F-35 ve F-18 gibi savaş uçakları kullandığı görülüyor. Ancak son dönemde bu uçakların arka planında kalmış olan ve aslında savaşın başından bu yana aktif olarak kullanılan başka bir savaş uçağı ön plana çıkmaya başladı: A-10ThunderboltII yakın hava desteği uçağı. Temelde bir tank avcısı olan ve uzun yıllardır emekli edilmeye çalışılan A-10 uçakları, hâlihazırda ABD’nin Irak ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a karşı yürüttüğü operasyonda önemli bir rol oynamaya başladı. A-10 uçaklarının savaş bölgesinde faaliyetlerini tekrar artırmasının ardından Amerikan kamuoyunda bu uçağın emekli edilmemesi yönünde çağrılar artmaya başladı. Uzmanlara göre “Önce silah sonra uçak” mantığıyla tasarlanan A-10, 1980’li yıllardan bu yana benzer bir döngüyü yaşıyor. ABD ordusunun daha önce 2030 yılına kadar elindeki tüm A-10 uçaklarını emekli etmek yönünde planlar yaptığı biliniyor. Ancak İran’da yaşanan gelişmelerin ardından A-10’un geçmişte yaşadığı “emeklilik döngüsü” bir kez daha tekrar edebilir.
SOĞUK SAVAŞ SONA ERİNCE GÖZDEN DÜŞTÜ
ABD ordusunun yakın hava desteği uçağının seçilmesi için açılan ihaleye Hughes,Philco-Ford, GeneralAmericanTransportationve GeneralElectricşirketleri yanıt verdi. Yapılan testlerde finale GeneralElectricvePhilco-Ford şirketleri kaldı. İhale sona erdiğinde kazanan, GeneralElectricşirketinin GAU-8/AAvengertopu olmuştu. Projede kullanılacak silahın seçilmesinin ardından bu silahın hangi uçak gövdesi üzerinde olacağına yönelik yarışma başladı.FairchildRepublic(YA-10) veNorthrop(YA-9) prototiplerinin yarıştığı ihalede kazanan YA-10 oldu. İlk uçuşunu 1972 yılında yapan YA-10, 1976 yılından itibaren ABD ordusunda A-10 adıyla hizmete girdi.

GAU-8/AAvengertopu
A-10, ana silahı olan GAU-8/AAvengeradlı, dakikada 3 bin 900 mermi ateşleyen 30 mm’lik yedi namluluGatlingtopunun etrafında inşa edildi. Tank avcısı olarak adlandırılan topun kendisi yaklaşık 280 kilogram ağırlığındaydı ve mühimmat yüklendiğinde bu ağırlık bin 800 kilograma kadar çıkıyordu. Mühendisler, uçağın iniş takımını GAU-8/A topuna yer açabilmek için sağa doğru kaydırmıştı. Uçak, pilotun etrafını saran bir zırh korumasına sahipti. A-10 eşine az rastlanır şekilde önce silah, sonra uçak mantığıyla tasarlanmıştı ve birçok kişinin gözünde silahı olan bir uçak olarak değil, uçağı olan bir silah olarak görülüyordu. Ancak A-10, tüm bu özelliklerine rağmen hizmete girdikten kısa süre içinde tartışma konusu hâline gelmişti. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından askerî bütçelerde büyük kesintilere gidilmişti ve birçok ülke bu ortamda tek görevleri olan uçakları tercih etmek yerine çok rollü savaş uçaklarını tercih etmeye başlamıştı. A-10 uçaklarının hizmet dışı bırakılmasına yönelik tartışmalar başlamıştı. Ancak tam da bu tartışmaların yaşandığı sırada Orta Doğu’da etkisi zaman zaman hâlâ hissedilen bir olay patlak vermek üzereydi: Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, Kuveyt’i işgal etmişti ve ABD bu işgale sert bir müdahale etmeye hazırlanıyordu.
“EMEKLİLİK DÖNGÜSÜ”NE GİRDİ
1990’lı yılların ortasında ABD Hava Kuvvetleri, A-10 uçaklarını hizmet dışı bırakmak için tekrar planlama yapmaya başladı. Ancak tam da bu noktada Balkanlar’da yaşanan karışıklıklar sebebiyle ABD’nin bölgede yapacağı konuşlandırmada A-10 uçaklarına yeniden görev verildi. Balkanlar’a konuşlandırılan uçaklar, Bosna ve Kosova’da yakın hava desteği ve ileri hava kontrolü sağladı. Takvimler 2001 yılını gösterdiğinde, tıpkı Orta Doğu’nun kaderi gibi A-10’un da kaderi değişti. 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD, Afganistan ve Irak’ta geniş çaplı bir işgale başladı ve A-10 uçakları bu işgaller sırasında karadaki birlikleri desteklemek için önemli rol oynadı. Emekli edilmek istenen A-10’lar bir anda kara birliklerinin favorisi hâline gelmişti ve hemen her çatışmada yakın hava desteği sağlaması için talep edilmeye başlanmıştı. ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10 uçaklarını emekli etme isteği bir döngü içerisine girmişti. Bu yönde yapılan her planlamanın ardından yaşanan bir savaş ya da acil durum, bu uçakların kullanılmasını zorunlu kılıyordu ve A-10 bu görevleri başarılı şekilde tamamladığı için kongre üyeleri uçakların hizmet dışı bırakılmasını engelliyordu. Bu döngü 2010’lu yıllara kadar devam etti.

A-10 pilotlarının eğitim yaptığı sahada bulunan hedef zırhlı araç
2014 yılında ABD Hava Kuvvetleri bu uçakları bir kez daha emekli etmek ve bu uçaklardan doğacak maliyeti F-35 uçakları için kullanmak istedi. Ancak A-10 uçakları Suriye, Irak ve Afganistan’da görevlerine devam ediyordu ve ordu uçağın performansından memnundu. Bu sebeple hizmet dışı bırakılmak istenen uçaklar modernizasyon programına alındı ve bir kez daha emekli edilmekten kurtuldu. 2021 yılında ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10’ları hizmetten çıkarma planı bir kez daha kongre tarafından engellenmiş olsa da 2024 yılında bu uçaklar için yolun sonu görünmeye başladı. 2024 yılında A-10 tanıtım filosu son gösteri uçuşunu yaptı. Aynı yıl 42 uçak hizmetten çekildi. 2025 yılı planlamasında da 56 uçağın hizmetten çıkarılması için gerekli çalışmalar yapıldı ve 2026’da kalan son 162 adet A-10’un da hizmet dışı bırakılmasıyla bu uçakların döneminin sonlandırılması hedeflendi.
A-10 DÖNGÜSÜ GERİ Mİ DÖNÜYOR?
ABD Hava Kuvvetleri’nin hizmetten çıkarmaya başladığı A-10 uçaklarına yönelik son tartışmalar, ABD’nin İsrailile birlikteİran’a karşı gerçekleştirdiği saldırılarla yeniden alevlendi. A-10 uçakları, 28 Şubat’tan bu yana geçen süre boyunca F-15, F-35 ve F-18 uçaklarının gölgesinde kalmış olsa da savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini tehlikeli hâle getirmesiyle tekrar ön plana çıktı. ABD Genelkurmay Başkanı General DanCaine, geçtiğimiz hafta Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, “A-10Warthogşu anda çatışmalara katılıyor ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a ait hızlı saldırı botlarını avlayıp imha ediyor.” dedi ve uçakların daima göreve hazır olduğunu ifade etti.
A-10 uçakları halihazırda ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü operasyonlarda görev alıyor
ABD merkezliDefenceOneisimli internet haber sitesine konuşan Washington merkezli düşünce kuruluşuStimsonCenter’ın kıdemli araştırmacısı ve ulusal güvenlik reform programı direktörü DanGrazier, A-10 uçaklarının İran’a yönelik saldırılara katılmasının bir uyarı olduğunu ifade ederek bu uçakların hizmette kalmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti.Grazier, A-10 uçaklarının maliyet etkin çözümler sunduğunu ifade ederek, “F-35, ulusal güvenlik yapısının orta yaş krizine girip Ferrari satın alması gibiydi. A-10 ise, yedek parça bulabildiğiniz sürece düzenli bakımla hizmet vermeye devam edecek olan o eski, güvenilir bir kamyonete benziyor.” dedi.
Entertainment
Taşan çayın sularına kapıldı. 4 saatlik operasyonla kurtarıldı
Son dakika… Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 'Süreç bitmedi' diyerek bir ilçeyi uyardı: 6.5 büyüklüğünde deprem potansiyeli var

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 1970 Gediz depreminin 56. yıl dönümü dolayısıyla Kütahya'nın Gediz ilçesinde düzenlenen konferansa katıldı. Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Kütahya ve çevresindeki fay hatlarını değerlendiren Üşümezsoy, özellikle Simav fayıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Simav fayının stresini tam olarak boşaltmadığını belirten Üşümezsoy, bu fayın 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Kütahya'daki deprem hareketliliğini "piyano tuşlarına" benzeten Üşümezsoy, asıl riskin Simav, Sındırgı ve Gediz hattında yoğunlaştığını vurguladı. Kütahya merkezin ise konumu itibarıyla daha düşük risk taşıdığını belirtti.
"6.5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ BULUNUYOR"
2011 yılında meydana gelen Simav depremine de değinen Üşümezsoy, "5.9 büyüklüğündeki o deprem süreci bitirmedi. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki fayın tek parça kırılması halinde 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav'ın bu fayın üzerine kurulmuş olması riski artırıyor" dedi.

BÖLGEDE 'DEPREM FIRTINASI' UYARISI
Emet ve Yeşildere bölgesinde yaşanan sık sarsıntıların "deprem fırtınası" olarak nitelendirilebileceğini söyleyen Üşümezsoy, sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini etkilediğini belirtti. Bu bölgede büyük bir depremden ziyade çok sayıda küçük kırılmanın yaşandığını ifade etti.

GEDİZ VE ÇEVRESİ İÇİN DİKKAT ÇEKEN DETAY
Gediz'in 1970 yılında meydana gelen büyük depremle enerjisinin büyük kısmını boşalttığını dile getiren Üşümezsoy, Sındırgı'daki fayların parçalı yapısının ise büyük depremleri sınırlayan bir etken olduğunu kaydetti.
28 Mart 1970 tarihinde Gediz'de meydana gelen ve 7.2 büyüklüğünde ölçülen depremde bin 86 kişi hayatını kaybetmiş, bin 260 kişi yaralanmış, ilçe merkezi ise daha sonra farklı bir alana taşınmıştı.
Her savaşta geri dönen uçak! 'Uçağı olan silah' için son cephe İran mı?

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları hâlihazırda devam ediyor. İran ise bu saldırılara cevap olarak Orta Doğu’da bulunan ABD üslerini ve İsrail’i füzeler vedronesistemleriyle hedef alıyor. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında ağırlıklı olarak F-15, F-35 ve F-18 gibi savaş uçakları kullandığı görülüyor. Ancak son dönemde bu uçakların arka planında kalmış olan ve aslında savaşın başından bu yana aktif olarak kullanılan başka bir savaş uçağı ön plana çıkmaya başladı: A-10ThunderboltII yakın hava desteği uçağı. Temelde bir tank avcısı olan ve uzun yıllardır emekli edilmeye çalışılan A-10 uçakları, hâlihazırda ABD’nin Irak ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a karşı yürüttüğü operasyonda önemli bir rol oynamaya başladı. A-10 uçaklarının savaş bölgesinde faaliyetlerini tekrar artırmasının ardından Amerikan kamuoyunda bu uçağın emekli edilmemesi yönünde çağrılar artmaya başladı. Uzmanlara göre “Önce silah sonra uçak” mantığıyla tasarlanan A-10, 1980’li yıllardan bu yana benzer bir döngüyü yaşıyor. ABD ordusunun daha önce 2030 yılına kadar elindeki tüm A-10 uçaklarını emekli etmek yönünde planlar yaptığı biliniyor. Ancak İran’da yaşanan gelişmelerin ardından A-10’un geçmişte yaşadığı “emeklilik döngüsü” bir kez daha tekrar edebilir.
SOĞUK SAVAŞ SONA ERİNCE GÖZDEN DÜŞTÜ
ABD ordusunun yakın hava desteği uçağının seçilmesi için açılan ihaleye Hughes,Philco-Ford, GeneralAmericanTransportationve GeneralElectricşirketleri yanıt verdi. Yapılan testlerde finale GeneralElectricvePhilco-Ford şirketleri kaldı. İhale sona erdiğinde kazanan, GeneralElectricşirketinin GAU-8/AAvengertopu olmuştu. Projede kullanılacak silahın seçilmesinin ardından bu silahın hangi uçak gövdesi üzerinde olacağına yönelik yarışma başladı.FairchildRepublic(YA-10) veNorthrop(YA-9) prototiplerinin yarıştığı ihalede kazanan YA-10 oldu. İlk uçuşunu 1972 yılında yapan YA-10, 1976 yılından itibaren ABD ordusunda A-10 adıyla hizmete girdi.

GAU-8/AAvengertopu
A-10, ana silahı olan GAU-8/AAvengeradlı, dakikada 3 bin 900 mermi ateşleyen 30 mm’lik yedi namluluGatlingtopunun etrafında inşa edildi. Tank avcısı olarak adlandırılan topun kendisi yaklaşık 280 kilogram ağırlığındaydı ve mühimmat yüklendiğinde bu ağırlık bin 800 kilograma kadar çıkıyordu. Mühendisler, uçağın iniş takımını GAU-8/A topuna yer açabilmek için sağa doğru kaydırmıştı. Uçak, pilotun etrafını saran bir zırh korumasına sahipti. A-10 eşine az rastlanır şekilde önce silah, sonra uçak mantığıyla tasarlanmıştı ve birçok kişinin gözünde silahı olan bir uçak olarak değil, uçağı olan bir silah olarak görülüyordu. Ancak A-10, tüm bu özelliklerine rağmen hizmete girdikten kısa süre içinde tartışma konusu hâline gelmişti. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından askerî bütçelerde büyük kesintilere gidilmişti ve birçok ülke bu ortamda tek görevleri olan uçakları tercih etmek yerine çok rollü savaş uçaklarını tercih etmeye başlamıştı. A-10 uçaklarının hizmet dışı bırakılmasına yönelik tartışmalar başlamıştı. Ancak tam da bu tartışmaların yaşandığı sırada Orta Doğu’da etkisi zaman zaman hâlâ hissedilen bir olay patlak vermek üzereydi: Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, Kuveyt’i işgal etmişti ve ABD bu işgale sert bir müdahale etmeye hazırlanıyordu.
“EMEKLİLİK DÖNGÜSÜ”NE GİRDİ
1990’lı yılların ortasında ABD Hava Kuvvetleri, A-10 uçaklarını hizmet dışı bırakmak için tekrar planlama yapmaya başladı. Ancak tam da bu noktada Balkanlar’da yaşanan karışıklıklar sebebiyle ABD’nin bölgede yapacağı konuşlandırmada A-10 uçaklarına yeniden görev verildi. Balkanlar’a konuşlandırılan uçaklar, Bosna ve Kosova’da yakın hava desteği ve ileri hava kontrolü sağladı. Takvimler 2001 yılını gösterdiğinde, tıpkı Orta Doğu’nun kaderi gibi A-10’un da kaderi değişti. 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD, Afganistan ve Irak’ta geniş çaplı bir işgale başladı ve A-10 uçakları bu işgaller sırasında karadaki birlikleri desteklemek için önemli rol oynadı. Emekli edilmek istenen A-10’lar bir anda kara birliklerinin favorisi hâline gelmişti ve hemen her çatışmada yakın hava desteği sağlaması için talep edilmeye başlanmıştı. ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10 uçaklarını emekli etme isteği bir döngü içerisine girmişti. Bu yönde yapılan her planlamanın ardından yaşanan bir savaş ya da acil durum, bu uçakların kullanılmasını zorunlu kılıyordu ve A-10 bu görevleri başarılı şekilde tamamladığı için kongre üyeleri uçakların hizmet dışı bırakılmasını engelliyordu. Bu döngü 2010’lu yıllara kadar devam etti.

A-10 pilotlarının eğitim yaptığı sahada bulunan hedef zırhlı araç
2014 yılında ABD Hava Kuvvetleri bu uçakları bir kez daha emekli etmek ve bu uçaklardan doğacak maliyeti F-35 uçakları için kullanmak istedi. Ancak A-10 uçakları Suriye, Irak ve Afganistan’da görevlerine devam ediyordu ve ordu uçağın performansından memnundu. Bu sebeple hizmet dışı bırakılmak istenen uçaklar modernizasyon programına alındı ve bir kez daha emekli edilmekten kurtuldu. 2021 yılında ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10’ları hizmetten çıkarma planı bir kez daha kongre tarafından engellenmiş olsa da 2024 yılında bu uçaklar için yolun sonu görünmeye başladı. 2024 yılında A-10 tanıtım filosu son gösteri uçuşunu yaptı. Aynı yıl 42 uçak hizmetten çekildi. 2025 yılı planlamasında da 56 uçağın hizmetten çıkarılması için gerekli çalışmalar yapıldı ve 2026’da kalan son 162 adet A-10’un da hizmet dışı bırakılmasıyla bu uçakların döneminin sonlandırılması hedeflendi.
A-10 DÖNGÜSÜ GERİ Mİ DÖNÜYOR?
ABD Hava Kuvvetleri’nin hizmetten çıkarmaya başladığı A-10 uçaklarına yönelik son tartışmalar, ABD’nin İsrailile birlikteİran’a karşı gerçekleştirdiği saldırılarla yeniden alevlendi. A-10 uçakları, 28 Şubat’tan bu yana geçen süre boyunca F-15, F-35 ve F-18 uçaklarının gölgesinde kalmış olsa da savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini tehlikeli hâle getirmesiyle tekrar ön plana çıktı. ABD Genelkurmay Başkanı General DanCaine, geçtiğimiz hafta Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, “A-10Warthogşu anda çatışmalara katılıyor ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a ait hızlı saldırı botlarını avlayıp imha ediyor.” dedi ve uçakların daima göreve hazır olduğunu ifade etti.
A-10 uçakları halihazırda ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü operasyonlarda görev alıyor
ABD merkezliDefenceOneisimli internet haber sitesine konuşan Washington merkezli düşünce kuruluşuStimsonCenter’ın kıdemli araştırmacısı ve ulusal güvenlik reform programı direktörü DanGrazier, A-10 uçaklarının İran’a yönelik saldırılara katılmasının bir uyarı olduğunu ifade ederek bu uçakların hizmette kalmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti.Grazier, A-10 uçaklarının maliyet etkin çözümler sunduğunu ifade ederek, “F-35, ulusal güvenlik yapısının orta yaş krizine girip Ferrari satın alması gibiydi. A-10 ise, yedek parça bulabildiğiniz sürece düzenli bakımla hizmet vermeye devam edecek olan o eski, güvenilir bir kamyonete benziyor.” dedi.
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 29 Mart 2026
İsrail-İran-ABD savaşı 30. gününde! Tahran'dan misilleme: 2 dev tesis hedef alındı

ABD-İsrail-İran savaşının 30'uncu gününe dair tüm son gelişmeleri Milliyet.com.tr canlı bloğundan takip edebilirsiniz.
Taşan çayın sularına kapıldı. 4 saatlik operasyonla kurtarıldı
Son dakika… Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 'Süreç bitmedi' diyerek bir ilçeyi uyardı: 6.5 büyüklüğünde deprem potansiyeli var

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 1970 Gediz depreminin 56. yıl dönümü dolayısıyla Kütahya'nın Gediz ilçesinde düzenlenen konferansa katıldı. Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Kütahya ve çevresindeki fay hatlarını değerlendiren Üşümezsoy, özellikle Simav fayıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Simav fayının stresini tam olarak boşaltmadığını belirten Üşümezsoy, bu fayın 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Kütahya'daki deprem hareketliliğini "piyano tuşlarına" benzeten Üşümezsoy, asıl riskin Simav, Sındırgı ve Gediz hattında yoğunlaştığını vurguladı. Kütahya merkezin ise konumu itibarıyla daha düşük risk taşıdığını belirtti.
"6.5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ BULUNUYOR"
2011 yılında meydana gelen Simav depremine de değinen Üşümezsoy, "5.9 büyüklüğündeki o deprem süreci bitirmedi. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki fayın tek parça kırılması halinde 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav'ın bu fayın üzerine kurulmuş olması riski artırıyor" dedi.

BÖLGEDE 'DEPREM FIRTINASI' UYARISI
Emet ve Yeşildere bölgesinde yaşanan sık sarsıntıların "deprem fırtınası" olarak nitelendirilebileceğini söyleyen Üşümezsoy, sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini etkilediğini belirtti. Bu bölgede büyük bir depremden ziyade çok sayıda küçük kırılmanın yaşandığını ifade etti.

GEDİZ VE ÇEVRESİ İÇİN DİKKAT ÇEKEN DETAY
Gediz'in 1970 yılında meydana gelen büyük depremle enerjisinin büyük kısmını boşalttığını dile getiren Üşümezsoy, Sındırgı'daki fayların parçalı yapısının ise büyük depremleri sınırlayan bir etken olduğunu kaydetti.
28 Mart 1970 tarihinde Gediz'de meydana gelen ve 7.2 büyüklüğünde ölçülen depremde bin 86 kişi hayatını kaybetmiş, bin 260 kişi yaralanmış, ilçe merkezi ise daha sonra farklı bir alana taşınmıştı.
Her savaşta geri dönen uçak! 'Uçağı olan silah' için son cephe İran mı?

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları hâlihazırda devam ediyor. İran ise bu saldırılara cevap olarak Orta Doğu’da bulunan ABD üslerini ve İsrail’i füzeler vedronesistemleriyle hedef alıyor. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında ağırlıklı olarak F-15, F-35 ve F-18 gibi savaş uçakları kullandığı görülüyor. Ancak son dönemde bu uçakların arka planında kalmış olan ve aslında savaşın başından bu yana aktif olarak kullanılan başka bir savaş uçağı ön plana çıkmaya başladı: A-10ThunderboltII yakın hava desteği uçağı. Temelde bir tank avcısı olan ve uzun yıllardır emekli edilmeye çalışılan A-10 uçakları, hâlihazırda ABD’nin Irak ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a karşı yürüttüğü operasyonda önemli bir rol oynamaya başladı. A-10 uçaklarının savaş bölgesinde faaliyetlerini tekrar artırmasının ardından Amerikan kamuoyunda bu uçağın emekli edilmemesi yönünde çağrılar artmaya başladı. Uzmanlara göre “Önce silah sonra uçak” mantığıyla tasarlanan A-10, 1980’li yıllardan bu yana benzer bir döngüyü yaşıyor. ABD ordusunun daha önce 2030 yılına kadar elindeki tüm A-10 uçaklarını emekli etmek yönünde planlar yaptığı biliniyor. Ancak İran’da yaşanan gelişmelerin ardından A-10’un geçmişte yaşadığı “emeklilik döngüsü” bir kez daha tekrar edebilir.
SOĞUK SAVAŞ SONA ERİNCE GÖZDEN DÜŞTÜ
ABD ordusunun yakın hava desteği uçağının seçilmesi için açılan ihaleye Hughes,Philco-Ford, GeneralAmericanTransportationve GeneralElectricşirketleri yanıt verdi. Yapılan testlerde finale GeneralElectricvePhilco-Ford şirketleri kaldı. İhale sona erdiğinde kazanan, GeneralElectricşirketinin GAU-8/AAvengertopu olmuştu. Projede kullanılacak silahın seçilmesinin ardından bu silahın hangi uçak gövdesi üzerinde olacağına yönelik yarışma başladı.FairchildRepublic(YA-10) veNorthrop(YA-9) prototiplerinin yarıştığı ihalede kazanan YA-10 oldu. İlk uçuşunu 1972 yılında yapan YA-10, 1976 yılından itibaren ABD ordusunda A-10 adıyla hizmete girdi.

GAU-8/AAvengertopu
A-10, ana silahı olan GAU-8/AAvengeradlı, dakikada 3 bin 900 mermi ateşleyen 30 mm’lik yedi namluluGatlingtopunun etrafında inşa edildi. Tank avcısı olarak adlandırılan topun kendisi yaklaşık 280 kilogram ağırlığındaydı ve mühimmat yüklendiğinde bu ağırlık bin 800 kilograma kadar çıkıyordu. Mühendisler, uçağın iniş takımını GAU-8/A topuna yer açabilmek için sağa doğru kaydırmıştı. Uçak, pilotun etrafını saran bir zırh korumasına sahipti. A-10 eşine az rastlanır şekilde önce silah, sonra uçak mantığıyla tasarlanmıştı ve birçok kişinin gözünde silahı olan bir uçak olarak değil, uçağı olan bir silah olarak görülüyordu. Ancak A-10, tüm bu özelliklerine rağmen hizmete girdikten kısa süre içinde tartışma konusu hâline gelmişti. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından askerî bütçelerde büyük kesintilere gidilmişti ve birçok ülke bu ortamda tek görevleri olan uçakları tercih etmek yerine çok rollü savaş uçaklarını tercih etmeye başlamıştı. A-10 uçaklarının hizmet dışı bırakılmasına yönelik tartışmalar başlamıştı. Ancak tam da bu tartışmaların yaşandığı sırada Orta Doğu’da etkisi zaman zaman hâlâ hissedilen bir olay patlak vermek üzereydi: Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, Kuveyt’i işgal etmişti ve ABD bu işgale sert bir müdahale etmeye hazırlanıyordu.
“EMEKLİLİK DÖNGÜSÜ”NE GİRDİ
1990’lı yılların ortasında ABD Hava Kuvvetleri, A-10 uçaklarını hizmet dışı bırakmak için tekrar planlama yapmaya başladı. Ancak tam da bu noktada Balkanlar’da yaşanan karışıklıklar sebebiyle ABD’nin bölgede yapacağı konuşlandırmada A-10 uçaklarına yeniden görev verildi. Balkanlar’a konuşlandırılan uçaklar, Bosna ve Kosova’da yakın hava desteği ve ileri hava kontrolü sağladı. Takvimler 2001 yılını gösterdiğinde, tıpkı Orta Doğu’nun kaderi gibi A-10’un da kaderi değişti. 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD, Afganistan ve Irak’ta geniş çaplı bir işgale başladı ve A-10 uçakları bu işgaller sırasında karadaki birlikleri desteklemek için önemli rol oynadı. Emekli edilmek istenen A-10’lar bir anda kara birliklerinin favorisi hâline gelmişti ve hemen her çatışmada yakın hava desteği sağlaması için talep edilmeye başlanmıştı. ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10 uçaklarını emekli etme isteği bir döngü içerisine girmişti. Bu yönde yapılan her planlamanın ardından yaşanan bir savaş ya da acil durum, bu uçakların kullanılmasını zorunlu kılıyordu ve A-10 bu görevleri başarılı şekilde tamamladığı için kongre üyeleri uçakların hizmet dışı bırakılmasını engelliyordu. Bu döngü 2010’lu yıllara kadar devam etti.

A-10 pilotlarının eğitim yaptığı sahada bulunan hedef zırhlı araç
2014 yılında ABD Hava Kuvvetleri bu uçakları bir kez daha emekli etmek ve bu uçaklardan doğacak maliyeti F-35 uçakları için kullanmak istedi. Ancak A-10 uçakları Suriye, Irak ve Afganistan’da görevlerine devam ediyordu ve ordu uçağın performansından memnundu. Bu sebeple hizmet dışı bırakılmak istenen uçaklar modernizasyon programına alındı ve bir kez daha emekli edilmekten kurtuldu. 2021 yılında ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10’ları hizmetten çıkarma planı bir kez daha kongre tarafından engellenmiş olsa da 2024 yılında bu uçaklar için yolun sonu görünmeye başladı. 2024 yılında A-10 tanıtım filosu son gösteri uçuşunu yaptı. Aynı yıl 42 uçak hizmetten çekildi. 2025 yılı planlamasında da 56 uçağın hizmetten çıkarılması için gerekli çalışmalar yapıldı ve 2026’da kalan son 162 adet A-10’un da hizmet dışı bırakılmasıyla bu uçakların döneminin sonlandırılması hedeflendi.
A-10 DÖNGÜSÜ GERİ Mİ DÖNÜYOR?
ABD Hava Kuvvetleri’nin hizmetten çıkarmaya başladığı A-10 uçaklarına yönelik son tartışmalar, ABD’nin İsrailile birlikteİran’a karşı gerçekleştirdiği saldırılarla yeniden alevlendi. A-10 uçakları, 28 Şubat’tan bu yana geçen süre boyunca F-15, F-35 ve F-18 uçaklarının gölgesinde kalmış olsa da savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini tehlikeli hâle getirmesiyle tekrar ön plana çıktı. ABD Genelkurmay Başkanı General DanCaine, geçtiğimiz hafta Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, “A-10Warthogşu anda çatışmalara katılıyor ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a ait hızlı saldırı botlarını avlayıp imha ediyor.” dedi ve uçakların daima göreve hazır olduğunu ifade etti.
A-10 uçakları halihazırda ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü operasyonlarda görev alıyor
ABD merkezliDefenceOneisimli internet haber sitesine konuşan Washington merkezli düşünce kuruluşuStimsonCenter’ın kıdemli araştırmacısı ve ulusal güvenlik reform programı direktörü DanGrazier, A-10 uçaklarının İran’a yönelik saldırılara katılmasının bir uyarı olduğunu ifade ederek bu uçakların hizmette kalmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti.Grazier, A-10 uçaklarının maliyet etkin çözümler sunduğunu ifade ederek, “F-35, ulusal güvenlik yapısının orta yaş krizine girip Ferrari satın alması gibiydi. A-10 ise, yedek parça bulabildiğiniz sürece düzenli bakımla hizmet vermeye devam edecek olan o eski, güvenilir bir kamyonete benziyor.” dedi.
Taşan çayın sularına kapıldı. 4 saatlik operasyonla kurtarıldı
Son dakika… Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 'Süreç bitmedi' diyerek bir ilçeyi uyardı: 6.5 büyüklüğünde deprem potansiyeli var

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 1970 Gediz depreminin 56. yıl dönümü dolayısıyla Kütahya'nın Gediz ilçesinde düzenlenen konferansa katıldı. Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Kütahya ve çevresindeki fay hatlarını değerlendiren Üşümezsoy, özellikle Simav fayıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Simav fayının stresini tam olarak boşaltmadığını belirten Üşümezsoy, bu fayın 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Kütahya'daki deprem hareketliliğini "piyano tuşlarına" benzeten Üşümezsoy, asıl riskin Simav, Sındırgı ve Gediz hattında yoğunlaştığını vurguladı. Kütahya merkezin ise konumu itibarıyla daha düşük risk taşıdığını belirtti.
"6.5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ BULUNUYOR"
2011 yılında meydana gelen Simav depremine de değinen Üşümezsoy, "5.9 büyüklüğündeki o deprem süreci bitirmedi. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki fayın tek parça kırılması halinde 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav'ın bu fayın üzerine kurulmuş olması riski artırıyor" dedi.

BÖLGEDE 'DEPREM FIRTINASI' UYARISI
Emet ve Yeşildere bölgesinde yaşanan sık sarsıntıların "deprem fırtınası" olarak nitelendirilebileceğini söyleyen Üşümezsoy, sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini etkilediğini belirtti. Bu bölgede büyük bir depremden ziyade çok sayıda küçük kırılmanın yaşandığını ifade etti.

GEDİZ VE ÇEVRESİ İÇİN DİKKAT ÇEKEN DETAY
Gediz'in 1970 yılında meydana gelen büyük depremle enerjisinin büyük kısmını boşalttığını dile getiren Üşümezsoy, Sındırgı'daki fayların parçalı yapısının ise büyük depremleri sınırlayan bir etken olduğunu kaydetti.
28 Mart 1970 tarihinde Gediz'de meydana gelen ve 7.2 büyüklüğünde ölçülen depremde bin 86 kişi hayatını kaybetmiş, bin 260 kişi yaralanmış, ilçe merkezi ise daha sonra farklı bir alana taşınmıştı.
Her savaşta geri dönen uçak! 'Uçağı olan silah' için son cephe İran mı?

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları hâlihazırda devam ediyor. İran ise bu saldırılara cevap olarak Orta Doğu’da bulunan ABD üslerini ve İsrail’i füzeler vedronesistemleriyle hedef alıyor. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında ağırlıklı olarak F-15, F-35 ve F-18 gibi savaş uçakları kullandığı görülüyor. Ancak son dönemde bu uçakların arka planında kalmış olan ve aslında savaşın başından bu yana aktif olarak kullanılan başka bir savaş uçağı ön plana çıkmaya başladı: A-10ThunderboltII yakın hava desteği uçağı. Temelde bir tank avcısı olan ve uzun yıllardır emekli edilmeye çalışılan A-10 uçakları, hâlihazırda ABD’nin Irak ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a karşı yürüttüğü operasyonda önemli bir rol oynamaya başladı. A-10 uçaklarının savaş bölgesinde faaliyetlerini tekrar artırmasının ardından Amerikan kamuoyunda bu uçağın emekli edilmemesi yönünde çağrılar artmaya başladı. Uzmanlara göre “Önce silah sonra uçak” mantığıyla tasarlanan A-10, 1980’li yıllardan bu yana benzer bir döngüyü yaşıyor. ABD ordusunun daha önce 2030 yılına kadar elindeki tüm A-10 uçaklarını emekli etmek yönünde planlar yaptığı biliniyor. Ancak İran’da yaşanan gelişmelerin ardından A-10’un geçmişte yaşadığı “emeklilik döngüsü” bir kez daha tekrar edebilir.
SOĞUK SAVAŞ SONA ERİNCE GÖZDEN DÜŞTÜ
ABD ordusunun yakın hava desteği uçağının seçilmesi için açılan ihaleye Hughes,Philco-Ford, GeneralAmericanTransportationve GeneralElectricşirketleri yanıt verdi. Yapılan testlerde finale GeneralElectricvePhilco-Ford şirketleri kaldı. İhale sona erdiğinde kazanan, GeneralElectricşirketinin GAU-8/AAvengertopu olmuştu. Projede kullanılacak silahın seçilmesinin ardından bu silahın hangi uçak gövdesi üzerinde olacağına yönelik yarışma başladı.FairchildRepublic(YA-10) veNorthrop(YA-9) prototiplerinin yarıştığı ihalede kazanan YA-10 oldu. İlk uçuşunu 1972 yılında yapan YA-10, 1976 yılından itibaren ABD ordusunda A-10 adıyla hizmete girdi.

GAU-8/AAvengertopu
A-10, ana silahı olan GAU-8/AAvengeradlı, dakikada 3 bin 900 mermi ateşleyen 30 mm’lik yedi namluluGatlingtopunun etrafında inşa edildi. Tank avcısı olarak adlandırılan topun kendisi yaklaşık 280 kilogram ağırlığındaydı ve mühimmat yüklendiğinde bu ağırlık bin 800 kilograma kadar çıkıyordu. Mühendisler, uçağın iniş takımını GAU-8/A topuna yer açabilmek için sağa doğru kaydırmıştı. Uçak, pilotun etrafını saran bir zırh korumasına sahipti. A-10 eşine az rastlanır şekilde önce silah, sonra uçak mantığıyla tasarlanmıştı ve birçok kişinin gözünde silahı olan bir uçak olarak değil, uçağı olan bir silah olarak görülüyordu. Ancak A-10, tüm bu özelliklerine rağmen hizmete girdikten kısa süre içinde tartışma konusu hâline gelmişti. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından askerî bütçelerde büyük kesintilere gidilmişti ve birçok ülke bu ortamda tek görevleri olan uçakları tercih etmek yerine çok rollü savaş uçaklarını tercih etmeye başlamıştı. A-10 uçaklarının hizmet dışı bırakılmasına yönelik tartışmalar başlamıştı. Ancak tam da bu tartışmaların yaşandığı sırada Orta Doğu’da etkisi zaman zaman hâlâ hissedilen bir olay patlak vermek üzereydi: Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, Kuveyt’i işgal etmişti ve ABD bu işgale sert bir müdahale etmeye hazırlanıyordu.
“EMEKLİLİK DÖNGÜSÜ”NE GİRDİ
1990’lı yılların ortasında ABD Hava Kuvvetleri, A-10 uçaklarını hizmet dışı bırakmak için tekrar planlama yapmaya başladı. Ancak tam da bu noktada Balkanlar’da yaşanan karışıklıklar sebebiyle ABD’nin bölgede yapacağı konuşlandırmada A-10 uçaklarına yeniden görev verildi. Balkanlar’a konuşlandırılan uçaklar, Bosna ve Kosova’da yakın hava desteği ve ileri hava kontrolü sağladı. Takvimler 2001 yılını gösterdiğinde, tıpkı Orta Doğu’nun kaderi gibi A-10’un da kaderi değişti. 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD, Afganistan ve Irak’ta geniş çaplı bir işgale başladı ve A-10 uçakları bu işgaller sırasında karadaki birlikleri desteklemek için önemli rol oynadı. Emekli edilmek istenen A-10’lar bir anda kara birliklerinin favorisi hâline gelmişti ve hemen her çatışmada yakın hava desteği sağlaması için talep edilmeye başlanmıştı. ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10 uçaklarını emekli etme isteği bir döngü içerisine girmişti. Bu yönde yapılan her planlamanın ardından yaşanan bir savaş ya da acil durum, bu uçakların kullanılmasını zorunlu kılıyordu ve A-10 bu görevleri başarılı şekilde tamamladığı için kongre üyeleri uçakların hizmet dışı bırakılmasını engelliyordu. Bu döngü 2010’lu yıllara kadar devam etti.

A-10 pilotlarının eğitim yaptığı sahada bulunan hedef zırhlı araç
2014 yılında ABD Hava Kuvvetleri bu uçakları bir kez daha emekli etmek ve bu uçaklardan doğacak maliyeti F-35 uçakları için kullanmak istedi. Ancak A-10 uçakları Suriye, Irak ve Afganistan’da görevlerine devam ediyordu ve ordu uçağın performansından memnundu. Bu sebeple hizmet dışı bırakılmak istenen uçaklar modernizasyon programına alındı ve bir kez daha emekli edilmekten kurtuldu. 2021 yılında ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10’ları hizmetten çıkarma planı bir kez daha kongre tarafından engellenmiş olsa da 2024 yılında bu uçaklar için yolun sonu görünmeye başladı. 2024 yılında A-10 tanıtım filosu son gösteri uçuşunu yaptı. Aynı yıl 42 uçak hizmetten çekildi. 2025 yılı planlamasında da 56 uçağın hizmetten çıkarılması için gerekli çalışmalar yapıldı ve 2026’da kalan son 162 adet A-10’un da hizmet dışı bırakılmasıyla bu uçakların döneminin sonlandırılması hedeflendi.
A-10 DÖNGÜSÜ GERİ Mİ DÖNÜYOR?
ABD Hava Kuvvetleri’nin hizmetten çıkarmaya başladığı A-10 uçaklarına yönelik son tartışmalar, ABD’nin İsrailile birlikteİran’a karşı gerçekleştirdiği saldırılarla yeniden alevlendi. A-10 uçakları, 28 Şubat’tan bu yana geçen süre boyunca F-15, F-35 ve F-18 uçaklarının gölgesinde kalmış olsa da savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini tehlikeli hâle getirmesiyle tekrar ön plana çıktı. ABD Genelkurmay Başkanı General DanCaine, geçtiğimiz hafta Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, “A-10Warthogşu anda çatışmalara katılıyor ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a ait hızlı saldırı botlarını avlayıp imha ediyor.” dedi ve uçakların daima göreve hazır olduğunu ifade etti.
A-10 uçakları halihazırda ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü operasyonlarda görev alıyor
ABD merkezliDefenceOneisimli internet haber sitesine konuşan Washington merkezli düşünce kuruluşuStimsonCenter’ın kıdemli araştırmacısı ve ulusal güvenlik reform programı direktörü DanGrazier, A-10 uçaklarının İran’a yönelik saldırılara katılmasının bir uyarı olduğunu ifade ederek bu uçakların hizmette kalmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti.Grazier, A-10 uçaklarının maliyet etkin çözümler sunduğunu ifade ederek, “F-35, ulusal güvenlik yapısının orta yaş krizine girip Ferrari satın alması gibiydi. A-10 ise, yedek parça bulabildiğiniz sürece düzenli bakımla hizmet vermeye devam edecek olan o eski, güvenilir bir kamyonete benziyor.” dedi.
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 29 Mart 2026
İsrail-İran-ABD savaşı 30. gününde! Tahran'dan misilleme: 2 dev tesis hedef alındı

ABD-İsrail-İran savaşının 30'uncu gününe dair tüm son gelişmeleri Milliyet.com.tr canlı bloğundan takip edebilirsiniz.
İstanbul trafiğinde patenle tehlikeli yolculuk! Ölümü böyle hiçe saydılar

Esenyurt’ta hareket halindeki halk otobüsüne tutunan 2 çocuk hayatını tehlikeye attı. Bir başka olayda ise, kamyonun arkasına tutunan iki çocuk tehlikeye davetiye çıkardı. Trafikteki tehlikeli yolculuklar cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.

Her iki olay da Esenyurt Doğan Araslı Bulvarı’nda meydana geldi. İki patenli çocuk Esenyurt-Taksim seferini yapan İETT otobüsünün arkasına tutunarak uzun süre ilerleyerek tehlikeye davetiye çıkardı.

Diğer olayda ise iki çocuk hareket halindeki bir kamyona tırmanarak bir süre yolculuk yaptı.Bu sırada görüntüyü çeken sürücü ise çocukların durumunu fark ederek uyarıda bulundu. O anlar cep telefonu kamerasına yansıdı.

Celebs
Son dakika… Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 'Süreç bitmedi' diyerek bir ilçeyi uyardı: 6.5 büyüklüğünde deprem potansiyeli var

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 1970 Gediz depreminin 56. yıl dönümü dolayısıyla Kütahya'nın Gediz ilçesinde düzenlenen konferansa katıldı. Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Kütahya ve çevresindeki fay hatlarını değerlendiren Üşümezsoy, özellikle Simav fayıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Simav fayının stresini tam olarak boşaltmadığını belirten Üşümezsoy, bu fayın 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Kütahya'daki deprem hareketliliğini "piyano tuşlarına" benzeten Üşümezsoy, asıl riskin Simav, Sındırgı ve Gediz hattında yoğunlaştığını vurguladı. Kütahya merkezin ise konumu itibarıyla daha düşük risk taşıdığını belirtti.
"6.5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ BULUNUYOR"
2011 yılında meydana gelen Simav depremine de değinen Üşümezsoy, "5.9 büyüklüğündeki o deprem süreci bitirmedi. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki fayın tek parça kırılması halinde 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav'ın bu fayın üzerine kurulmuş olması riski artırıyor" dedi.

BÖLGEDE 'DEPREM FIRTINASI' UYARISI
Emet ve Yeşildere bölgesinde yaşanan sık sarsıntıların "deprem fırtınası" olarak nitelendirilebileceğini söyleyen Üşümezsoy, sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini etkilediğini belirtti. Bu bölgede büyük bir depremden ziyade çok sayıda küçük kırılmanın yaşandığını ifade etti.

GEDİZ VE ÇEVRESİ İÇİN DİKKAT ÇEKEN DETAY
Gediz'in 1970 yılında meydana gelen büyük depremle enerjisinin büyük kısmını boşalttığını dile getiren Üşümezsoy, Sındırgı'daki fayların parçalı yapısının ise büyük depremleri sınırlayan bir etken olduğunu kaydetti.
28 Mart 1970 tarihinde Gediz'de meydana gelen ve 7.2 büyüklüğünde ölçülen depremde bin 86 kişi hayatını kaybetmiş, bin 260 kişi yaralanmış, ilçe merkezi ise daha sonra farklı bir alana taşınmıştı.
Her savaşta geri dönen uçak! 'Uçağı olan silah' için son cephe İran mı?

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları hâlihazırda devam ediyor. İran ise bu saldırılara cevap olarak Orta Doğu’da bulunan ABD üslerini ve İsrail’i füzeler vedronesistemleriyle hedef alıyor. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında ağırlıklı olarak F-15, F-35 ve F-18 gibi savaş uçakları kullandığı görülüyor. Ancak son dönemde bu uçakların arka planında kalmış olan ve aslında savaşın başından bu yana aktif olarak kullanılan başka bir savaş uçağı ön plana çıkmaya başladı: A-10ThunderboltII yakın hava desteği uçağı. Temelde bir tank avcısı olan ve uzun yıllardır emekli edilmeye çalışılan A-10 uçakları, hâlihazırda ABD’nin Irak ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a karşı yürüttüğü operasyonda önemli bir rol oynamaya başladı. A-10 uçaklarının savaş bölgesinde faaliyetlerini tekrar artırmasının ardından Amerikan kamuoyunda bu uçağın emekli edilmemesi yönünde çağrılar artmaya başladı. Uzmanlara göre “Önce silah sonra uçak” mantığıyla tasarlanan A-10, 1980’li yıllardan bu yana benzer bir döngüyü yaşıyor. ABD ordusunun daha önce 2030 yılına kadar elindeki tüm A-10 uçaklarını emekli etmek yönünde planlar yaptığı biliniyor. Ancak İran’da yaşanan gelişmelerin ardından A-10’un geçmişte yaşadığı “emeklilik döngüsü” bir kez daha tekrar edebilir.
SOĞUK SAVAŞ SONA ERİNCE GÖZDEN DÜŞTÜ
ABD ordusunun yakın hava desteği uçağının seçilmesi için açılan ihaleye Hughes,Philco-Ford, GeneralAmericanTransportationve GeneralElectricşirketleri yanıt verdi. Yapılan testlerde finale GeneralElectricvePhilco-Ford şirketleri kaldı. İhale sona erdiğinde kazanan, GeneralElectricşirketinin GAU-8/AAvengertopu olmuştu. Projede kullanılacak silahın seçilmesinin ardından bu silahın hangi uçak gövdesi üzerinde olacağına yönelik yarışma başladı.FairchildRepublic(YA-10) veNorthrop(YA-9) prototiplerinin yarıştığı ihalede kazanan YA-10 oldu. İlk uçuşunu 1972 yılında yapan YA-10, 1976 yılından itibaren ABD ordusunda A-10 adıyla hizmete girdi.

GAU-8/AAvengertopu
A-10, ana silahı olan GAU-8/AAvengeradlı, dakikada 3 bin 900 mermi ateşleyen 30 mm’lik yedi namluluGatlingtopunun etrafında inşa edildi. Tank avcısı olarak adlandırılan topun kendisi yaklaşık 280 kilogram ağırlığındaydı ve mühimmat yüklendiğinde bu ağırlık bin 800 kilograma kadar çıkıyordu. Mühendisler, uçağın iniş takımını GAU-8/A topuna yer açabilmek için sağa doğru kaydırmıştı. Uçak, pilotun etrafını saran bir zırh korumasına sahipti. A-10 eşine az rastlanır şekilde önce silah, sonra uçak mantığıyla tasarlanmıştı ve birçok kişinin gözünde silahı olan bir uçak olarak değil, uçağı olan bir silah olarak görülüyordu. Ancak A-10, tüm bu özelliklerine rağmen hizmete girdikten kısa süre içinde tartışma konusu hâline gelmişti. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından askerî bütçelerde büyük kesintilere gidilmişti ve birçok ülke bu ortamda tek görevleri olan uçakları tercih etmek yerine çok rollü savaş uçaklarını tercih etmeye başlamıştı. A-10 uçaklarının hizmet dışı bırakılmasına yönelik tartışmalar başlamıştı. Ancak tam da bu tartışmaların yaşandığı sırada Orta Doğu’da etkisi zaman zaman hâlâ hissedilen bir olay patlak vermek üzereydi: Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, Kuveyt’i işgal etmişti ve ABD bu işgale sert bir müdahale etmeye hazırlanıyordu.
“EMEKLİLİK DÖNGÜSÜ”NE GİRDİ
1990’lı yılların ortasında ABD Hava Kuvvetleri, A-10 uçaklarını hizmet dışı bırakmak için tekrar planlama yapmaya başladı. Ancak tam da bu noktada Balkanlar’da yaşanan karışıklıklar sebebiyle ABD’nin bölgede yapacağı konuşlandırmada A-10 uçaklarına yeniden görev verildi. Balkanlar’a konuşlandırılan uçaklar, Bosna ve Kosova’da yakın hava desteği ve ileri hava kontrolü sağladı. Takvimler 2001 yılını gösterdiğinde, tıpkı Orta Doğu’nun kaderi gibi A-10’un da kaderi değişti. 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD, Afganistan ve Irak’ta geniş çaplı bir işgale başladı ve A-10 uçakları bu işgaller sırasında karadaki birlikleri desteklemek için önemli rol oynadı. Emekli edilmek istenen A-10’lar bir anda kara birliklerinin favorisi hâline gelmişti ve hemen her çatışmada yakın hava desteği sağlaması için talep edilmeye başlanmıştı. ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10 uçaklarını emekli etme isteği bir döngü içerisine girmişti. Bu yönde yapılan her planlamanın ardından yaşanan bir savaş ya da acil durum, bu uçakların kullanılmasını zorunlu kılıyordu ve A-10 bu görevleri başarılı şekilde tamamladığı için kongre üyeleri uçakların hizmet dışı bırakılmasını engelliyordu. Bu döngü 2010’lu yıllara kadar devam etti.

A-10 pilotlarının eğitim yaptığı sahada bulunan hedef zırhlı araç
2014 yılında ABD Hava Kuvvetleri bu uçakları bir kez daha emekli etmek ve bu uçaklardan doğacak maliyeti F-35 uçakları için kullanmak istedi. Ancak A-10 uçakları Suriye, Irak ve Afganistan’da görevlerine devam ediyordu ve ordu uçağın performansından memnundu. Bu sebeple hizmet dışı bırakılmak istenen uçaklar modernizasyon programına alındı ve bir kez daha emekli edilmekten kurtuldu. 2021 yılında ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10’ları hizmetten çıkarma planı bir kez daha kongre tarafından engellenmiş olsa da 2024 yılında bu uçaklar için yolun sonu görünmeye başladı. 2024 yılında A-10 tanıtım filosu son gösteri uçuşunu yaptı. Aynı yıl 42 uçak hizmetten çekildi. 2025 yılı planlamasında da 56 uçağın hizmetten çıkarılması için gerekli çalışmalar yapıldı ve 2026’da kalan son 162 adet A-10’un da hizmet dışı bırakılmasıyla bu uçakların döneminin sonlandırılması hedeflendi.
A-10 DÖNGÜSÜ GERİ Mİ DÖNÜYOR?
ABD Hava Kuvvetleri’nin hizmetten çıkarmaya başladığı A-10 uçaklarına yönelik son tartışmalar, ABD’nin İsrailile birlikteİran’a karşı gerçekleştirdiği saldırılarla yeniden alevlendi. A-10 uçakları, 28 Şubat’tan bu yana geçen süre boyunca F-15, F-35 ve F-18 uçaklarının gölgesinde kalmış olsa da savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini tehlikeli hâle getirmesiyle tekrar ön plana çıktı. ABD Genelkurmay Başkanı General DanCaine, geçtiğimiz hafta Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, “A-10Warthogşu anda çatışmalara katılıyor ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a ait hızlı saldırı botlarını avlayıp imha ediyor.” dedi ve uçakların daima göreve hazır olduğunu ifade etti.
A-10 uçakları halihazırda ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü operasyonlarda görev alıyor
ABD merkezliDefenceOneisimli internet haber sitesine konuşan Washington merkezli düşünce kuruluşuStimsonCenter’ın kıdemli araştırmacısı ve ulusal güvenlik reform programı direktörü DanGrazier, A-10 uçaklarının İran’a yönelik saldırılara katılmasının bir uyarı olduğunu ifade ederek bu uçakların hizmette kalmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti.Grazier, A-10 uçaklarının maliyet etkin çözümler sunduğunu ifade ederek, “F-35, ulusal güvenlik yapısının orta yaş krizine girip Ferrari satın alması gibiydi. A-10 ise, yedek parça bulabildiğiniz sürece düzenli bakımla hizmet vermeye devam edecek olan o eski, güvenilir bir kamyonete benziyor.” dedi.
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 29 Mart 2026
İsrail-İran-ABD savaşı 30. gününde! Tahran'dan misilleme: 2 dev tesis hedef alındı

ABD-İsrail-İran savaşının 30'uncu gününe dair tüm son gelişmeleri Milliyet.com.tr canlı bloğundan takip edebilirsiniz.
İstanbul trafiğinde patenle tehlikeli yolculuk! Ölümü böyle hiçe saydılar

Esenyurt’ta hareket halindeki halk otobüsüne tutunan 2 çocuk hayatını tehlikeye attı. Bir başka olayda ise, kamyonun arkasına tutunan iki çocuk tehlikeye davetiye çıkardı. Trafikteki tehlikeli yolculuklar cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.

Her iki olay da Esenyurt Doğan Araslı Bulvarı’nda meydana geldi. İki patenli çocuk Esenyurt-Taksim seferini yapan İETT otobüsünün arkasına tutunarak uzun süre ilerleyerek tehlikeye davetiye çıkardı.

Diğer olayda ise iki çocuk hareket halindeki bir kamyona tırmanarak bir süre yolculuk yaptı.Bu sırada görüntüyü çeken sürücü ise çocukların durumunu fark ederek uyarıda bulundu. O anlar cep telefonu kamerasına yansıdı.

Fashion
Taşan çayın sularına kapıldı. 4 saatlik operasyonla kurtarıldı
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 29 Mart 2026
İsrail-İran-ABD savaşı 30. gününde! Tahran'dan misilleme: 2 dev tesis hedef alındı

ABD-İsrail-İran savaşının 30'uncu gününe dair tüm son gelişmeleri Milliyet.com.tr canlı bloğundan takip edebilirsiniz.
Her savaşta geri dönen uçak! 'Uçağı olan silah' için son cephe İran mı?

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları hâlihazırda devam ediyor. İran ise bu saldırılara cevap olarak Orta Doğu’da bulunan ABD üslerini ve İsrail’i füzeler vedronesistemleriyle hedef alıyor. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında ağırlıklı olarak F-15, F-35 ve F-18 gibi savaş uçakları kullandığı görülüyor. Ancak son dönemde bu uçakların arka planında kalmış olan ve aslında savaşın başından bu yana aktif olarak kullanılan başka bir savaş uçağı ön plana çıkmaya başladı: A-10ThunderboltII yakın hava desteği uçağı. Temelde bir tank avcısı olan ve uzun yıllardır emekli edilmeye çalışılan A-10 uçakları, hâlihazırda ABD’nin Irak ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a karşı yürüttüğü operasyonda önemli bir rol oynamaya başladı. A-10 uçaklarının savaş bölgesinde faaliyetlerini tekrar artırmasının ardından Amerikan kamuoyunda bu uçağın emekli edilmemesi yönünde çağrılar artmaya başladı. Uzmanlara göre “Önce silah sonra uçak” mantığıyla tasarlanan A-10, 1980’li yıllardan bu yana benzer bir döngüyü yaşıyor. ABD ordusunun daha önce 2030 yılına kadar elindeki tüm A-10 uçaklarını emekli etmek yönünde planlar yaptığı biliniyor. Ancak İran’da yaşanan gelişmelerin ardından A-10’un geçmişte yaşadığı “emeklilik döngüsü” bir kez daha tekrar edebilir.
SOĞUK SAVAŞ SONA ERİNCE GÖZDEN DÜŞTÜ
ABD ordusunun yakın hava desteği uçağının seçilmesi için açılan ihaleye Hughes,Philco-Ford, GeneralAmericanTransportationve GeneralElectricşirketleri yanıt verdi. Yapılan testlerde finale GeneralElectricvePhilco-Ford şirketleri kaldı. İhale sona erdiğinde kazanan, GeneralElectricşirketinin GAU-8/AAvengertopu olmuştu. Projede kullanılacak silahın seçilmesinin ardından bu silahın hangi uçak gövdesi üzerinde olacağına yönelik yarışma başladı.FairchildRepublic(YA-10) veNorthrop(YA-9) prototiplerinin yarıştığı ihalede kazanan YA-10 oldu. İlk uçuşunu 1972 yılında yapan YA-10, 1976 yılından itibaren ABD ordusunda A-10 adıyla hizmete girdi.

GAU-8/AAvengertopu
A-10, ana silahı olan GAU-8/AAvengeradlı, dakikada 3 bin 900 mermi ateşleyen 30 mm’lik yedi namluluGatlingtopunun etrafında inşa edildi. Tank avcısı olarak adlandırılan topun kendisi yaklaşık 280 kilogram ağırlığındaydı ve mühimmat yüklendiğinde bu ağırlık bin 800 kilograma kadar çıkıyordu. Mühendisler, uçağın iniş takımını GAU-8/A topuna yer açabilmek için sağa doğru kaydırmıştı. Uçak, pilotun etrafını saran bir zırh korumasına sahipti. A-10 eşine az rastlanır şekilde önce silah, sonra uçak mantığıyla tasarlanmıştı ve birçok kişinin gözünde silahı olan bir uçak olarak değil, uçağı olan bir silah olarak görülüyordu. Ancak A-10, tüm bu özelliklerine rağmen hizmete girdikten kısa süre içinde tartışma konusu hâline gelmişti. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından askerî bütçelerde büyük kesintilere gidilmişti ve birçok ülke bu ortamda tek görevleri olan uçakları tercih etmek yerine çok rollü savaş uçaklarını tercih etmeye başlamıştı. A-10 uçaklarının hizmet dışı bırakılmasına yönelik tartışmalar başlamıştı. Ancak tam da bu tartışmaların yaşandığı sırada Orta Doğu’da etkisi zaman zaman hâlâ hissedilen bir olay patlak vermek üzereydi: Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, Kuveyt’i işgal etmişti ve ABD bu işgale sert bir müdahale etmeye hazırlanıyordu.
“EMEKLİLİK DÖNGÜSÜ”NE GİRDİ
1990’lı yılların ortasında ABD Hava Kuvvetleri, A-10 uçaklarını hizmet dışı bırakmak için tekrar planlama yapmaya başladı. Ancak tam da bu noktada Balkanlar’da yaşanan karışıklıklar sebebiyle ABD’nin bölgede yapacağı konuşlandırmada A-10 uçaklarına yeniden görev verildi. Balkanlar’a konuşlandırılan uçaklar, Bosna ve Kosova’da yakın hava desteği ve ileri hava kontrolü sağladı. Takvimler 2001 yılını gösterdiğinde, tıpkı Orta Doğu’nun kaderi gibi A-10’un da kaderi değişti. 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD, Afganistan ve Irak’ta geniş çaplı bir işgale başladı ve A-10 uçakları bu işgaller sırasında karadaki birlikleri desteklemek için önemli rol oynadı. Emekli edilmek istenen A-10’lar bir anda kara birliklerinin favorisi hâline gelmişti ve hemen her çatışmada yakın hava desteği sağlaması için talep edilmeye başlanmıştı. ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10 uçaklarını emekli etme isteği bir döngü içerisine girmişti. Bu yönde yapılan her planlamanın ardından yaşanan bir savaş ya da acil durum, bu uçakların kullanılmasını zorunlu kılıyordu ve A-10 bu görevleri başarılı şekilde tamamladığı için kongre üyeleri uçakların hizmet dışı bırakılmasını engelliyordu. Bu döngü 2010’lu yıllara kadar devam etti.

A-10 pilotlarının eğitim yaptığı sahada bulunan hedef zırhlı araç
2014 yılında ABD Hava Kuvvetleri bu uçakları bir kez daha emekli etmek ve bu uçaklardan doğacak maliyeti F-35 uçakları için kullanmak istedi. Ancak A-10 uçakları Suriye, Irak ve Afganistan’da görevlerine devam ediyordu ve ordu uçağın performansından memnundu. Bu sebeple hizmet dışı bırakılmak istenen uçaklar modernizasyon programına alındı ve bir kez daha emekli edilmekten kurtuldu. 2021 yılında ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10’ları hizmetten çıkarma planı bir kez daha kongre tarafından engellenmiş olsa da 2024 yılında bu uçaklar için yolun sonu görünmeye başladı. 2024 yılında A-10 tanıtım filosu son gösteri uçuşunu yaptı. Aynı yıl 42 uçak hizmetten çekildi. 2025 yılı planlamasında da 56 uçağın hizmetten çıkarılması için gerekli çalışmalar yapıldı ve 2026’da kalan son 162 adet A-10’un da hizmet dışı bırakılmasıyla bu uçakların döneminin sonlandırılması hedeflendi.
A-10 DÖNGÜSÜ GERİ Mİ DÖNÜYOR?
ABD Hava Kuvvetleri’nin hizmetten çıkarmaya başladığı A-10 uçaklarına yönelik son tartışmalar, ABD’nin İsrailile birlikteİran’a karşı gerçekleştirdiği saldırılarla yeniden alevlendi. A-10 uçakları, 28 Şubat’tan bu yana geçen süre boyunca F-15, F-35 ve F-18 uçaklarının gölgesinde kalmış olsa da savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini tehlikeli hâle getirmesiyle tekrar ön plana çıktı. ABD Genelkurmay Başkanı General DanCaine, geçtiğimiz hafta Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, “A-10Warthogşu anda çatışmalara katılıyor ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a ait hızlı saldırı botlarını avlayıp imha ediyor.” dedi ve uçakların daima göreve hazır olduğunu ifade etti.
A-10 uçakları halihazırda ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü operasyonlarda görev alıyor
ABD merkezliDefenceOneisimli internet haber sitesine konuşan Washington merkezli düşünce kuruluşuStimsonCenter’ın kıdemli araştırmacısı ve ulusal güvenlik reform programı direktörü DanGrazier, A-10 uçaklarının İran’a yönelik saldırılara katılmasının bir uyarı olduğunu ifade ederek bu uçakların hizmette kalmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti.Grazier, A-10 uçaklarının maliyet etkin çözümler sunduğunu ifade ederek, “F-35, ulusal güvenlik yapısının orta yaş krizine girip Ferrari satın alması gibiydi. A-10 ise, yedek parça bulabildiğiniz sürece düzenli bakımla hizmet vermeye devam edecek olan o eski, güvenilir bir kamyonete benziyor.” dedi.
İstanbul trafiğinde patenle tehlikeli yolculuk! Ölümü böyle hiçe saydılar

Esenyurt’ta hareket halindeki halk otobüsüne tutunan 2 çocuk hayatını tehlikeye attı. Bir başka olayda ise, kamyonun arkasına tutunan iki çocuk tehlikeye davetiye çıkardı. Trafikteki tehlikeli yolculuklar cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.

Her iki olay da Esenyurt Doğan Araslı Bulvarı’nda meydana geldi. İki patenli çocuk Esenyurt-Taksim seferini yapan İETT otobüsünün arkasına tutunarak uzun süre ilerleyerek tehlikeye davetiye çıkardı.

Diğer olayda ise iki çocuk hareket halindeki bir kamyona tırmanarak bir süre yolculuk yaptı.Bu sırada görüntüyü çeken sürücü ise çocukların durumunu fark ederek uyarıda bulundu. O anlar cep telefonu kamerasına yansıdı.

Travel
Taşan çayın sularına kapıldı. 4 saatlik operasyonla kurtarıldı
Son dakika… Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 'Süreç bitmedi' diyerek bir ilçeyi uyardı: 6.5 büyüklüğünde deprem potansiyeli var

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 1970 Gediz depreminin 56. yıl dönümü dolayısıyla Kütahya'nın Gediz ilçesinde düzenlenen konferansa katıldı. Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Kütahya ve çevresindeki fay hatlarını değerlendiren Üşümezsoy, özellikle Simav fayıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Simav fayının stresini tam olarak boşaltmadığını belirten Üşümezsoy, bu fayın 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Kütahya'daki deprem hareketliliğini "piyano tuşlarına" benzeten Üşümezsoy, asıl riskin Simav, Sındırgı ve Gediz hattında yoğunlaştığını vurguladı. Kütahya merkezin ise konumu itibarıyla daha düşük risk taşıdığını belirtti.
"6.5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ BULUNUYOR"
2011 yılında meydana gelen Simav depremine de değinen Üşümezsoy, "5.9 büyüklüğündeki o deprem süreci bitirmedi. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki fayın tek parça kırılması halinde 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav'ın bu fayın üzerine kurulmuş olması riski artırıyor" dedi.

BÖLGEDE 'DEPREM FIRTINASI' UYARISI
Emet ve Yeşildere bölgesinde yaşanan sık sarsıntıların "deprem fırtınası" olarak nitelendirilebileceğini söyleyen Üşümezsoy, sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini etkilediğini belirtti. Bu bölgede büyük bir depremden ziyade çok sayıda küçük kırılmanın yaşandığını ifade etti.

GEDİZ VE ÇEVRESİ İÇİN DİKKAT ÇEKEN DETAY
Gediz'in 1970 yılında meydana gelen büyük depremle enerjisinin büyük kısmını boşalttığını dile getiren Üşümezsoy, Sındırgı'daki fayların parçalı yapısının ise büyük depremleri sınırlayan bir etken olduğunu kaydetti.
28 Mart 1970 tarihinde Gediz'de meydana gelen ve 7.2 büyüklüğünde ölçülen depremde bin 86 kişi hayatını kaybetmiş, bin 260 kişi yaralanmış, ilçe merkezi ise daha sonra farklı bir alana taşınmıştı.
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 29 Mart 2026
İsrail-İran-ABD savaşı 30. gününde! Tahran'dan misilleme: 2 dev tesis hedef alındı

ABD-İsrail-İran savaşının 30'uncu gününe dair tüm son gelişmeleri Milliyet.com.tr canlı bloğundan takip edebilirsiniz.
İstanbul trafiğinde patenle tehlikeli yolculuk! Ölümü böyle hiçe saydılar

Esenyurt’ta hareket halindeki halk otobüsüne tutunan 2 çocuk hayatını tehlikeye attı. Bir başka olayda ise, kamyonun arkasına tutunan iki çocuk tehlikeye davetiye çıkardı. Trafikteki tehlikeli yolculuklar cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.

Her iki olay da Esenyurt Doğan Araslı Bulvarı’nda meydana geldi. İki patenli çocuk Esenyurt-Taksim seferini yapan İETT otobüsünün arkasına tutunarak uzun süre ilerleyerek tehlikeye davetiye çıkardı.

Diğer olayda ise iki çocuk hareket halindeki bir kamyona tırmanarak bir süre yolculuk yaptı.Bu sırada görüntüyü çeken sürücü ise çocukların durumunu fark ederek uyarıda bulundu. O anlar cep telefonu kamerasına yansıdı.

All articles
Taşan çayın sularına kapıldı. 4 saatlik operasyonla kurtarıldı
Son dakika… Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 'Süreç bitmedi' diyerek bir ilçeyi uyardı: 6.5 büyüklüğünde deprem potansiyeli var

Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 1970 Gediz depreminin 56. yıl dönümü dolayısıyla Kütahya'nın Gediz ilçesinde düzenlenen konferansa katıldı. Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Kütahya ve çevresindeki fay hatlarını değerlendiren Üşümezsoy, özellikle Simav fayıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Simav fayının stresini tam olarak boşaltmadığını belirten Üşümezsoy, bu fayın 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Kütahya'daki deprem hareketliliğini "piyano tuşlarına" benzeten Üşümezsoy, asıl riskin Simav, Sındırgı ve Gediz hattında yoğunlaştığını vurguladı. Kütahya merkezin ise konumu itibarıyla daha düşük risk taşıdığını belirtti.
"6.5 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETME POTANSİYELİ BULUNUYOR"
2011 yılında meydana gelen Simav depremine de değinen Üşümezsoy, "5.9 büyüklüğündeki o deprem süreci bitirmedi. Yaklaşık 25-30 kilometre uzunluğundaki fayın tek parça kırılması halinde 6.5 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunuyor. Simav'ın bu fayın üzerine kurulmuş olması riski artırıyor" dedi.

BÖLGEDE 'DEPREM FIRTINASI' UYARISI
Emet ve Yeşildere bölgesinde yaşanan sık sarsıntıların "deprem fırtınası" olarak nitelendirilebileceğini söyleyen Üşümezsoy, sıcak su kaynaklarının fay hareketlerini etkilediğini belirtti. Bu bölgede büyük bir depremden ziyade çok sayıda küçük kırılmanın yaşandığını ifade etti.

GEDİZ VE ÇEVRESİ İÇİN DİKKAT ÇEKEN DETAY
Gediz'in 1970 yılında meydana gelen büyük depremle enerjisinin büyük kısmını boşalttığını dile getiren Üşümezsoy, Sındırgı'daki fayların parçalı yapısının ise büyük depremleri sınırlayan bir etken olduğunu kaydetti.
28 Mart 1970 tarihinde Gediz'de meydana gelen ve 7.2 büyüklüğünde ölçülen depremde bin 86 kişi hayatını kaybetmiş, bin 260 kişi yaralanmış, ilçe merkezi ise daha sonra farklı bir alana taşınmıştı.
Her savaşta geri dönen uçak! 'Uçağı olan silah' için son cephe İran mı?

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları hâlihazırda devam ediyor. İran ise bu saldırılara cevap olarak Orta Doğu’da bulunan ABD üslerini ve İsrail’i füzeler vedronesistemleriyle hedef alıyor. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında ağırlıklı olarak F-15, F-35 ve F-18 gibi savaş uçakları kullandığı görülüyor. Ancak son dönemde bu uçakların arka planında kalmış olan ve aslında savaşın başından bu yana aktif olarak kullanılan başka bir savaş uçağı ön plana çıkmaya başladı: A-10ThunderboltII yakın hava desteği uçağı. Temelde bir tank avcısı olan ve uzun yıllardır emekli edilmeye çalışılan A-10 uçakları, hâlihazırda ABD’nin Irak ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a karşı yürüttüğü operasyonda önemli bir rol oynamaya başladı. A-10 uçaklarının savaş bölgesinde faaliyetlerini tekrar artırmasının ardından Amerikan kamuoyunda bu uçağın emekli edilmemesi yönünde çağrılar artmaya başladı. Uzmanlara göre “Önce silah sonra uçak” mantığıyla tasarlanan A-10, 1980’li yıllardan bu yana benzer bir döngüyü yaşıyor. ABD ordusunun daha önce 2030 yılına kadar elindeki tüm A-10 uçaklarını emekli etmek yönünde planlar yaptığı biliniyor. Ancak İran’da yaşanan gelişmelerin ardından A-10’un geçmişte yaşadığı “emeklilik döngüsü” bir kez daha tekrar edebilir.
SOĞUK SAVAŞ SONA ERİNCE GÖZDEN DÜŞTÜ
ABD ordusunun yakın hava desteği uçağının seçilmesi için açılan ihaleye Hughes,Philco-Ford, GeneralAmericanTransportationve GeneralElectricşirketleri yanıt verdi. Yapılan testlerde finale GeneralElectricvePhilco-Ford şirketleri kaldı. İhale sona erdiğinde kazanan, GeneralElectricşirketinin GAU-8/AAvengertopu olmuştu. Projede kullanılacak silahın seçilmesinin ardından bu silahın hangi uçak gövdesi üzerinde olacağına yönelik yarışma başladı.FairchildRepublic(YA-10) veNorthrop(YA-9) prototiplerinin yarıştığı ihalede kazanan YA-10 oldu. İlk uçuşunu 1972 yılında yapan YA-10, 1976 yılından itibaren ABD ordusunda A-10 adıyla hizmete girdi.

GAU-8/AAvengertopu
A-10, ana silahı olan GAU-8/AAvengeradlı, dakikada 3 bin 900 mermi ateşleyen 30 mm’lik yedi namluluGatlingtopunun etrafında inşa edildi. Tank avcısı olarak adlandırılan topun kendisi yaklaşık 280 kilogram ağırlığındaydı ve mühimmat yüklendiğinde bu ağırlık bin 800 kilograma kadar çıkıyordu. Mühendisler, uçağın iniş takımını GAU-8/A topuna yer açabilmek için sağa doğru kaydırmıştı. Uçak, pilotun etrafını saran bir zırh korumasına sahipti. A-10 eşine az rastlanır şekilde önce silah, sonra uçak mantığıyla tasarlanmıştı ve birçok kişinin gözünde silahı olan bir uçak olarak değil, uçağı olan bir silah olarak görülüyordu. Ancak A-10, tüm bu özelliklerine rağmen hizmete girdikten kısa süre içinde tartışma konusu hâline gelmişti. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından askerî bütçelerde büyük kesintilere gidilmişti ve birçok ülke bu ortamda tek görevleri olan uçakları tercih etmek yerine çok rollü savaş uçaklarını tercih etmeye başlamıştı. A-10 uçaklarının hizmet dışı bırakılmasına yönelik tartışmalar başlamıştı. Ancak tam da bu tartışmaların yaşandığı sırada Orta Doğu’da etkisi zaman zaman hâlâ hissedilen bir olay patlak vermek üzereydi: Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, Kuveyt’i işgal etmişti ve ABD bu işgale sert bir müdahale etmeye hazırlanıyordu.
“EMEKLİLİK DÖNGÜSÜ”NE GİRDİ
1990’lı yılların ortasında ABD Hava Kuvvetleri, A-10 uçaklarını hizmet dışı bırakmak için tekrar planlama yapmaya başladı. Ancak tam da bu noktada Balkanlar’da yaşanan karışıklıklar sebebiyle ABD’nin bölgede yapacağı konuşlandırmada A-10 uçaklarına yeniden görev verildi. Balkanlar’a konuşlandırılan uçaklar, Bosna ve Kosova’da yakın hava desteği ve ileri hava kontrolü sağladı. Takvimler 2001 yılını gösterdiğinde, tıpkı Orta Doğu’nun kaderi gibi A-10’un da kaderi değişti. 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD, Afganistan ve Irak’ta geniş çaplı bir işgale başladı ve A-10 uçakları bu işgaller sırasında karadaki birlikleri desteklemek için önemli rol oynadı. Emekli edilmek istenen A-10’lar bir anda kara birliklerinin favorisi hâline gelmişti ve hemen her çatışmada yakın hava desteği sağlaması için talep edilmeye başlanmıştı. ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10 uçaklarını emekli etme isteği bir döngü içerisine girmişti. Bu yönde yapılan her planlamanın ardından yaşanan bir savaş ya da acil durum, bu uçakların kullanılmasını zorunlu kılıyordu ve A-10 bu görevleri başarılı şekilde tamamladığı için kongre üyeleri uçakların hizmet dışı bırakılmasını engelliyordu. Bu döngü 2010’lu yıllara kadar devam etti.

A-10 pilotlarının eğitim yaptığı sahada bulunan hedef zırhlı araç
2014 yılında ABD Hava Kuvvetleri bu uçakları bir kez daha emekli etmek ve bu uçaklardan doğacak maliyeti F-35 uçakları için kullanmak istedi. Ancak A-10 uçakları Suriye, Irak ve Afganistan’da görevlerine devam ediyordu ve ordu uçağın performansından memnundu. Bu sebeple hizmet dışı bırakılmak istenen uçaklar modernizasyon programına alındı ve bir kez daha emekli edilmekten kurtuldu. 2021 yılında ABD Hava Kuvvetleri’nin A-10’ları hizmetten çıkarma planı bir kez daha kongre tarafından engellenmiş olsa da 2024 yılında bu uçaklar için yolun sonu görünmeye başladı. 2024 yılında A-10 tanıtım filosu son gösteri uçuşunu yaptı. Aynı yıl 42 uçak hizmetten çekildi. 2025 yılı planlamasında da 56 uçağın hizmetten çıkarılması için gerekli çalışmalar yapıldı ve 2026’da kalan son 162 adet A-10’un da hizmet dışı bırakılmasıyla bu uçakların döneminin sonlandırılması hedeflendi.
A-10 DÖNGÜSÜ GERİ Mİ DÖNÜYOR?
ABD Hava Kuvvetleri’nin hizmetten çıkarmaya başladığı A-10 uçaklarına yönelik son tartışmalar, ABD’nin İsrailile birlikteİran’a karşı gerçekleştirdiği saldırılarla yeniden alevlendi. A-10 uçakları, 28 Şubat’tan bu yana geçen süre boyunca F-15, F-35 ve F-18 uçaklarının gölgesinde kalmış olsa da savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini tehlikeli hâle getirmesiyle tekrar ön plana çıktı. ABD Genelkurmay Başkanı General DanCaine, geçtiğimiz hafta Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, “A-10Warthogşu anda çatışmalara katılıyor ve Hürmüz Boğazı’nda İran’a ait hızlı saldırı botlarını avlayıp imha ediyor.” dedi ve uçakların daima göreve hazır olduğunu ifade etti.
A-10 uçakları halihazırda ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü operasyonlarda görev alıyor
ABD merkezliDefenceOneisimli internet haber sitesine konuşan Washington merkezli düşünce kuruluşuStimsonCenter’ın kıdemli araştırmacısı ve ulusal güvenlik reform programı direktörü DanGrazier, A-10 uçaklarının İran’a yönelik saldırılara katılmasının bir uyarı olduğunu ifade ederek bu uçakların hizmette kalmaya devam etmesi gerektiğini ifade etti.Grazier, A-10 uçaklarının maliyet etkin çözümler sunduğunu ifade ederek, “F-35, ulusal güvenlik yapısının orta yaş krizine girip Ferrari satın alması gibiydi. A-10 ise, yedek parça bulabildiğiniz sürece düzenli bakımla hizmet vermeye devam edecek olan o eski, güvenilir bir kamyonete benziyor.” dedi.
Son dakika deprem mi oldu? Az önce deprem nerede oldu? İstanbul, Ankara, İzmir ve il il AFAD son depremler 29 Mart 2026
İsrail-İran-ABD savaşı 30. gününde! Tahran'dan misilleme: 2 dev tesis hedef alındı

ABD-İsrail-İran savaşının 30'uncu gününe dair tüm son gelişmeleri Milliyet.com.tr canlı bloğundan takip edebilirsiniz.
İstanbul trafiğinde patenle tehlikeli yolculuk! Ölümü böyle hiçe saydılar

Esenyurt’ta hareket halindeki halk otobüsüne tutunan 2 çocuk hayatını tehlikeye attı. Bir başka olayda ise, kamyonun arkasına tutunan iki çocuk tehlikeye davetiye çıkardı. Trafikteki tehlikeli yolculuklar cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.

Her iki olay da Esenyurt Doğan Araslı Bulvarı’nda meydana geldi. İki patenli çocuk Esenyurt-Taksim seferini yapan İETT otobüsünün arkasına tutunarak uzun süre ilerleyerek tehlikeye davetiye çıkardı.

Diğer olayda ise iki çocuk hareket halindeki bir kamyona tırmanarak bir süre yolculuk yaptı.Bu sırada görüntüyü çeken sürücü ise çocukların durumunu fark ederek uyarıda bulundu. O anlar cep telefonu kamerasına yansıdı.

65 yılın en kurak döneminde kurumuştu. Şimdiyse baraj taşmasın diye su tahliyesi yapılıyor
Gece yarısı toprak kaydı! Mersin'de evler çöktü

Mersin'de meydana gelen toprak kayması nedeniyle bazı evler zarar gördü. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen AFAD ekipleri inceleme başlatırken, güvenlik gerekçesiyle girişler geçici olarak yasaklandı.
Mezitli ilçesine bağlı Fındıkpınarı Mahallesi’nde dün yağış nedeniyle kırsal kesimde toprak kayması meydana geldi. Heyelan nedeniyle bazı evlerde hasar oluştu.

Bölgenin yaylalık ve evlerin boş olması nedeniyle ölen ya da yaralanan olmadı. İhbarla bölgeye sevk edilen AFAD ekipleri inceleme başlattı. Mühendisler çalışmalarını sürdürürken, tedbir nedeniyle bölgeye giriş geçici olarak yasaklandı.

65 yıl sonra sevindiren haber! Tamamen kurumuştu 3 ayda tamamen doldu: Yüzümüzü güldürecek

Yağışlı havasıyla bilinen ve Amanos Dağı'nın eteklerinde olmasıyla su bereketinin yaşandığı Hatay'da, geçen yıl son 65 yılın en kurak yılı yaşandı. Kuraklıktan etkilenen Yayladağı Barajı'nda su seviyesinde ciddi düşüş yaşandı ve neredeyse baraj tamamen kurudu. Geçen yıl kış ve ilkbahar mevsiminde yeteri kadar yağış almayan kentte 2026 yılının ilk 3 ayındaki yağışlar Yayladağı Barajı'nı yüzde 100 doluluk oranına ulaştırdı. Yayladağı ilçesinde içme suyunda ve tarımsal faaliyetlerde kullanılan Yayladağı Barajı, geçen yıl kuraklık nedeniyle çiftçiler üzerken bu yıl yağışlarla dolunca çiftçiyi mutlu etti. Geçen yılki kuraklıktan eser kalmayan ve su seviyesi yüzde 100 olan barajdaki doluluk havadan da görüntülendi.
"GEÇEN YIL ÇOK ZORLANDIK VE SON 65 YILININ EN KURAK SEZONUYDU AMA ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ BU MEVSİM ÇOK BEREKETLİ GEÇTİ"
Son 65 yılının en kurak yılının yaşanmasıyla çok zorlandıklarını ve 2026 yılında yağışların bereketli olmasıyla barajın dolduğunu söyleyen Yayladağı Belediye Başkanı Mehmet Yalçın, "Bu yıl mevsimsel olarak çok bereketli bir yılı geçirmiş oluyoruz. Yayladağı Barajımız 10 yıl sonra ilk defa yüzde 100 doluluk seviyesine erişmiş oldu. Hatta tahliyeden su da taşıyor. Tabii bizim için son derece önemli bir durumdu yağışların fazla olması. Yayladağı biliyorsunuz Yayla çileğiyle meşhurdur. Çilek de su isteyen bir bitki ve şu an bu yağışlarla birlikte ekim tekrar dört yıl önceki gibi 4 bin dekarın üzerine çıkmış oldu. Yayladağı çileği de tekrar en azından bu mevsimsel etkide yağışlarla birlikte ekim oranı artmış oldu. Yayladağı barajımızın 6.4 milyon metreküp kapasitesi var ve diğer bir önemi ise içme suyumuzu karşılıyor. Buradan Samandağ bandı özellikle Karaköse bölgesine Yayladağı Barajı'nın yüzde 6'sı içme suyu olarak veriliyordu. Bu konuda içme suyu sıkıntısı da barajımızın doluluğundan dolayı bu sene yaşamayacağız. Geçen yıl çok zorlandık ve son 65 yılının en kurak sezonuydu ama şükürler olsun ki bu mevsim çok bereketli geçti. Yağışlarımız da hala devam ediyor. Hatta 1994 yılından beri en büyük yağışları ilçe olarak alıyoruz. İnşallah vatandaşlarımız, çiftçilerimiz de çok bereketli bir yıl geçirecek" ifadelerini kullandı.

"BARAJIMIZ ŞU AN YÜZDE 100 DOLULUK ORANI MEVCUTTUR VE BU DA BİZİM TARIMSAL OLARAK YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜRECEK İNŞALLAH"
Geçen yıl kurak geçtiği için kuruyan barajın bu yıl dolu olduğunu söyleyen vatandaş Mehmet Sürgüveç, "Geçen yıl barajımız kurumuştu ve çok kuraklık çektik. Bu yıl çok şükür rahmet güzel oldu. Allah bereketli eylesin, çok şükür memnunuz. Barajımız doldu. Şu an yüzde 100 doluluk oranı mevcuttur. Bu da bizim tarımsal olarak yüzümüzü güldürecek inşallah. Geçen yıl barajımız tamamen bitmişti ve kurumuştu. Son bir iki canlılar için suyumuz kalmıştı sadece. Burası hem içme suyu hem de tarımsal olarak kullanılmaktadır. İnşallah bereketli bir yılımız olacaktır" dedi.

"BARAJIN DOLU OLMASI BİZİ ÇOK MUTLU EDİYOR"
Bu yıl barajın dolu olmasının vatandaşları mutlu ettiğini ifade eden vatandaş Mehmet Aktaş da, "Geçen yıl çok kurak geçti. Baraj su seviyesi çok düştü ama bu sene Allah'a şükür güzel doldu barajımız. İnşallah bir sıkıntı olmaz. Bu sene daha bereketli olacak inşallah. İlerleyen zamanlarda artık yaşayıp göreceğiz. Barajın dolu olması bizi çok mutlu ediyor. Çilek üretenler var; bir sürü sebze, meyve yetişenler var. En azından çiftçiye güzel faydası oldu" şeklinde konuştu.
ABD birlikleri Orta Doğu'ya ulaştı, savaşta 'yeni aşama' senaryosu yazıldı! 'Haftalarca sürebilecek operasyon'

MİLLİYET.COM.TR - İsrail-İran-ABD arasındaki savaş 30. gününde sürerken, Pentagon’un, ABD Başkanı Trump’ın savaşı tırmandırmayı seçmesi halinde çatışmanın tehlikeli “yeni bir aşamasına” dönüşebilecek bir süreç kapsamında İran’da haftalar sürebilecek kara operasyonlarına hazırlandığı belirtildi.
Söz konusu gelişme, ABD’nin 3 bin 500 ABD askerinin olduğu "USS Tripoli" hücum gemisinin Orta Doğu'daki ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) görev alanına ulaşmasından sonra yaşandı.

‘ÖZEL OPERASYON KUVVETLERİ İLE BASKINLAR’
Washington Post’un haberine göre yetkililer, herhangi bir potansiyel kara operasyonunun tam ölçekli bir işgalin altında kalacağını ve bunun yerine Özel Operasyon kuvvetleri ile konvansiyonel piyade birliklerinin karışımından oluşan baskınları içerebileceğini söyledi.
Habere göre böylesi bir görev, ABD personelini İran’a ait insansız hava araçları ve füzeler, kara ateşi ve el yapımı patlayıcılar dahil olmak üzere çeşitli tehditlere maruz bırakabilir. Cumartesi günü itibarıyla Trump’ın Pentagon’un planlarının tamamını, bir kısmını ya da hiçbirini onaylayıp onaylamayacağı belirsizdi.
Uzmanlara göre Trump yönetimi son günlerde savaşın sona ermek üzere olduğunu ilan etmek ile savaşı büyütme tehdidinde bulunmak arasında gidip geldi.
‘ONLARA CEHENNEM YAŞATMAYA HAZIR’
ABD Başkanı, çatışmayı sona erdirmek için müzakere arzusuna işaret ederken, Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Tahran’daki rejimin nükleer hedeflerinden vazgeçmemesi ve ABD ile müttefiklerine yönelik tehditlerini sona erdirmemesi halinde Trump’ın “onlara cehennemi yaşatmaya hazır” olduğunu söyledi.
Leavitt, “Başkomutana azami seçenek sunmak için hazırlık yapmak Pentagon’un görevidir. Bu, Başkan’ın bir karar verdiği anlamına gelmez” dedi.

HARK ADASI VE HÜRMÜZ BOĞAZI SENARYOSU
Yetkililer, yönetim içindeki görüşmelerde son bir ayda, Basra Körfezi’ndeki İran’ın önemli bir petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı ele geçirilmesi ve Hürmüz Boğazı yakınlarındaki diğer kıyı bölgelerine yönelik, ticari ve askeri gemileri hedef alabilecek silahların bulunup imha edilmesine dönük baskınların da ele alındığını söyledi.
‘AYLAR DEĞİL, HAFTALAR SÜREBİLİR’
ABD basınına konuşan uzman bir isim, söz konusu hedeflerin gerçekleştirilmesinin muhtemelen “aylar değil, haftalar” süreceğini söyledi. Bir diğeri ise olası süreyi “birkaç ay” olarak belirledi.
‘TRUMP, ASKER GÖNDERMİYORUM’ DEMİŞTİ
Trump, 20 Mart’ta Oval Ofis’te yaptığı açıklamada gazetecilere, “Hiçbir yere asker göndermiyorum. Gönderecek olsam da size kesinlikle söylemezdim ama asker göndermiyorum” dedi.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio, savaşın artan ekonomik maliyetlerinden endişe duyan ABD müttefiklerinin katıldığı bir toplantının ardından Fransa’da gazetecilere yaptığı açıklamada, bunun “uzun sürecek bir çatışma olmayacağını” söyledi.
‘KARA BİRLİKLERİ TÜM HEDEFLERE ULAŞABİLİR’
Operasyonun planlanandan ileride olduğu yönündeki sık kullanılan fakat belirsiz yönetim değerlendirmesini yineleyen Rubio, ABD’nin “kara birlikleri olmadan tüm hedeflerine ulaşabileceğini” ifade etti.

‘SON DARBE’ HAZIRLIĞI
Rubio’nun açıklamaları, Axios’un Pentagon’un İran’a karşı hem kara kuvvetlerini hem de geniş çaplı bir bombardıman kampanyasını içerebilecek bir “son darbe” hazırlığında olduğunu bildiren haberinin ardından geldi.
AXİOS VE WALL STREET JOURNAL’DAN ‘10 BİN ASKER KONUŞLANDIRMA’ İDDİASI
Axios ve The Wall Street Journal da son günlerde yönetimin, halihazırda bölgede bulunanlara ek olarak 10 bin kara askerinin daha Orta Doğu’ya konuşlandırılmasını değerlendirdiğini bildirdi.
ABD’NİN SAVAŞ KAYIPLARI
Geçtiğimiz ay içinde 13 ABD askeri çatışmalarda hayatını kaybetti. Bunların altısı Irak’ta bir uçak kazasında, altısı Kuveyt’teki Port Shuaiba’ya yönelik bir insansız hava aracı saldırısında ve biri de Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’ne yönelik bir saldırıda öldü.
Yetkililer, Orta Doğu genelinde en az yedi ülkedeki ABD tesislerini hedef alan İran’a ait misilleme saldırılarında 300’den fazla askerin insansız hava araçları ve füzeler nedeniyle yaralandığını, bunların en az 10’unun ağır yaralı olduğunu belirtti.
ANKETLERDE BELİRGİN FARK
Son anketlere göre, ABD muharip birliklerinin İran topraklarına konuşlandırılması ihtimali Amerikalılar arasında ciddi bir muhalefetle karşılaşıyor.
Associated Press ile NORC at the University of Chicago tarafından ortaklaşa yapılan bir ankete göre, katılımcıların yüzde 62’si İran’da kara birliklerinin kullanılmasına güçlü şekilde karşı çıkarken, yalnızca yüzde 12’si bunu destekliyor.
Katılımcılar, ABD’nin İran’daki askeri hedeflere hava saldırısı düzenleyip düzenlememesi konusunda ise daha eşit şekilde bölündü; yüzde 39 karşı çıkarken yüzde 33 destek verdi.
ABD askerlerinin Hark Adası’nı ele geçirebileceğine dair kamuoyundaki spekülasyonlara rağmen, Uzmanlar bu tür bir görevin önemli riskler barındırdığını söyledi. Analizlere göre, ABD kuvvetlerinin ada etrafına mayın döşemesi ve burayı İran’ı Hürmüz Boğazı’na yerleştirdiği mayınları temizlemeye zorlamak için bir baskı unsuru olarak kullanması daha güvenli olabilir.
‘O YERDE BULUNMAK İSTEMEZDİM’
Washington Post’a konuşan emekli bir ABD ordu subayı, “Iran’ın insansız hava araçları ve belki topçu ateşi yağdırma kapasitesi varken o küçük yerde bulunmak istemezdim” ifadelerini kullandı.
Emekli subaya göre daha akıllı bir kara görevi, ABD birliklerinin ticari ve askeri gemicilik için tehdit oluşturan bazı İran kıyı askeri tesislerini “temizlemesi” olabilir. Habere göre bu tesislerin bazıları şu anda tehdit altında olan hayati bir petrol sevkiyat rotası olan Hürmüz Boğazı yakınında, diğerleri ise muhtemelen kıyı boyunca daha kuzeyde bulunuyor.
“Bence birliklerin uzun süre belirli bir yerde konuşlanmaması daha iyi” diyen uzman isim, “Hareketlilik, kuvvet korumanın bir parçasıdır, hareket halinde olup baskınlar yaparlarsa, girip çıkarlar” ifadelerini kullandı.

‘PETROL ALTYAPISI ABD KUVVETLERİNE KARŞI KULLANILABİLİR’
ABD basınına konuşan emekli subay, “İran’ın elit gücü olan Devrim Muhafızları Ordusu’nun mevzilenip savaşması muhtemel ve bu güçler Hark Adası’ndaki değerli petrol altyapısını ABD kuvvetlerine karşı savunmalarının bir parçası olarak kullanabilir” dedi.
‘SAVAŞ OYUNLARI YAPILDI’
ABD ordusunun İran’da kara harekatı planlarına aşina başka bir eski üst düzey savunma yetkilisi, bu planların kapsamlı olduğunu söyledi. Uzman isim, “Savaş oyunları yapıldı” dedi ve “Bu son dakika planlaması değil” ifadelerini kullandı.
‘EN BÜYÜK ZORLUK…’
Yetkiliye göre İran topraklarının ele geçirilmesi, İran rejimini utandıracak ve gelecekteki müzakerelerde değerli pazarlık kozları yaratacaktır. Yetkili, en büyük zorluğun ele geçirilen bölgelerdeki ABD birliklerini korumak olacağını da ekledi.
Üst düzey savunma yetklisi, “Hark Adası’ndaki personeli korumak zorundasınız” dedi. “Zor olan bu. Ele geçirmek zor değil. Oradayken adamlarınızı korumak zor” ifadelerini kullandı.

3 BİN 500 ABD ASKERİ ORTA DOĞU’DA
ABD, 3 bin 500 ABD askerinin olduğu "USS Tripoli" hücum gemisinin Orta Doğu'daki ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) görev alanına ulaştığını duyurdu.
CENTCOM'dan yapılan açıklamada, geminin 27 Mart'ta Komutanlığın yetki alanına ulaştığı kaydedildi.
Açıklamada, hücum gemisinin 3 bin 500 denizci ve deniz piyadesinin yanı sıra nakliye ve taarruz savaş uçaklarına ev sahipliği yaptığı belirtildi.
Amerikan basınına göre, ABD, bölgeye halihazırda 5 bini deniz piyadesi, 2 bini hava indirme birliği olmak üzere 7 bin askerini yönlendirmiş durumda bulunuyor.
Bakan Çiftçi, Çumra Şeker Fabrikası'nı ziyaret etti

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, memleketi Konya’da bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Konya’nın Çumra ilçesinde vatandaşlarla bir araya gelen Bakan Çiftçi hem hemşehrilerinin sorunlarını dinledi hem de çözüm önerilerini not aldı.
Ziyaret kapsamında Bakan Çiftçi, Çumra Şeker Fabrikası’nda PANKOBİRLİK Genel Başkanı ve Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Erkoyuncu ile bir araya geldi. Görüşmede Erkoyuncu sektörün genel durumuyla ilgili şeker pancarı başta olmak üzere tarım ve sanayi de karşılaşılan zorlukları, üreticilerin beklentilerini ve çözüm önerilerini Bakan Çiftçi'ye aktardı.

DIŞ HAVZALARDAKİ SULAR KONYA OVASI İÇİN ÖNEM TAŞIYOR
Çumra Şeker Fabrikası’nda PANKOBİRLİK Genel Başkanı ve Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Erkoyuncu, ihtiyaç duyulan suyun neredeyse tamamının yeraltından karşılandığını belirterek Çarşamba Suyu’nun kuruduğunu ifade etti. Konya Ovası’nın geleceği açısından dış havzalardaki suların büyük önem taşıdığına dikkat çeken Erkoyuncu, söyledi:
"Bu kapsamda özellikle Beyşehir, Suğla, Ermenek Çayı ve Manavgat Çayı gibi su kaynaklarının ovaya yönlendirilmesi hayati önem taşıyor. Yağışlar bu yıl belli ölçüde sevindirici oldu ancak bu yeterli değil. Kar yağışının az olması nedeniyle yeraltı sularını besleyecek düzeyde bir kazanım sağlanamadı. Özellikle Çumra’da bu yıl da beklenen kar yağışı gerçekleşmedi. Yine de şükrediyoruz. En büyük temennimiz, bölgemizde su sorununun daha da büyümemesi."
Bakan Çiftçi, Başkan Erkoyuncu’nun aktardığı beklenti ve önerileri not aldı. Ayrıca Bakan Çiftçi, Konya Şeker ve iştirakleri ile TORKU markasını yakından ve gururla takip ettiğini ifade etti. Üretimden istihdama kadar ortaya koyulan başarının takdire şayan olduğunu vurgulayan Bakan Çiftçi, Konya Şeker’in ülke ekonomisine sunduğu katkının her geçen gün daha da arttığını sözlerine ekledi.
Bakan Kurum: Sıfır Atık Projesi bir dünya markası haline geldi

Kurum, New York Türkevi'nde, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi'nde gerçekleşen Uluslararası Sıfır Atık Günü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirdiği temasları Türk basınına değerlendirdi.
Söz konusu ziyaret kapsamında, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres başta olmak üzere birçok ülke temsilcisiyle görüşen Kurum, COP31 sürecine ilişkin temaslarının "oldukça verimli" geçtiğini belirtti ve "Yaptığımız toplantıda da şu gerçeği bir kez daha gördük ki, ülkeler artık taahhütlerin değil, uygulamaların konuşulduğu bir COP olmasını arzu ediyor." dedi.
Kurum, BM yetkililerinin, Türkiye'nin alacağı tüm kararların arkasında olduklarını kendisine söylediğini aktardı ve COP başkanlığı döneminde Türkiye'nin süreci "diyalog, uzlaşı ve aksiyon" gibi üç temel başlık altında yürütmek istediğini yineledi.
Bir sonraki toplantının kasım ayında Antalya'da olacağı bilgisini paylaşan Kurum, daha sonraki buluşma adresinin ise Pasifik ülkelerinde olacağını, bu vesileyle, gelişmekte olan ve kırılgan yapıya sahip ülkelerin zorluklarını görüp değerlendirmeyi amaçladıklarını belirtti.
Kurum, şunları söyledi:
"Tabii Sayın Cumhurbaşkanı'mızın (Recep Tayyip Erdoğan) liderliğinde iklim değişikliğiyle verdiğimiz mücadelenin ne kadar önemli olduğunu, Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi ile yürütmüş olduğumuz Sıfır Atık Projesi'nin artık bir dünya markası haline geldiğini ve çok önemli bir çevre projesi olduğunu da burada tüm dünyaya paylaştık."
DİRENÇLİ ŞEHİRLER BAĞLAMINDA 2023'TEKİ DEPREMİ HATIRLATTI
Bakan Kurum, "Dirençli Şehirler" başlığının kendileri için çok kıymetli olduğunun altını çizerek, "2023'te, 'asrın felaketi' dediğimiz bir deprem yaşadık ve 11 ilimizi etkileyen, 108 bin kilometrekarelik bir alanda gerçekleşen bu depremde 53 bin canımızı yitirdik ve Sayın Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde bugün tüm dünyanın gıpta ile izlediği, tüm dünyanın hayran olduğu bir seferberlik anlayışıyla inşa süreci yürüttük." dedi.
Her ülkenin kendi kendine yettiği bir dünya hayal ettiklerini söyleyen Kurum, COP31 sürecinde de "dirençli şehirler" konusunu öne çıkarmak istediklerini belirterek, "Dirençli şehirler bağlamında biz 2 yılda 500 bin konutu depremzede kardeşlerimize teslim ettik. Buradaki bilgiyi, beceri ve tecrübeyi tüm dünyaya aktarmak istediğimizi de yine burada ifade ettik." diye konuştu.
Kurum, çok taraflılıkla ilgili ise şöyle dedi:
"Burada biz, çok taraflılığı savunan, kimsenin geride bırakılmadığı anlayışı yine öne çıkaran bir COP başkanlığı sürecini yürütüyor olacağız ve tüm dünyayı, aslında medeniyetlerin buluşma noktası olan Antalya’ya davet ediyoruz. 11-12 Kasım’da liderler zirvesiyle tüm dünyanın gözü Türkiye’de olacak ve biz de bugüne kadar yapılmış olan COP’ların daha iyisinin, daha güzelinin yapıldığı, somut kararların alındığı bir COP süreci olarak hayata geçirmeyi arzu ediyoruz."
DİĞER ÜLKELERİN TÜRKİYE'YE DESTEK VERDİĞİNİ BELİRTTİ
Alınan kararların icraata dönüşmesi noktasında, tüm dünya ülkelerinin "ortak bir beklenti" içinde olduğunu söyleyen Kurum, her ne kadar dünyada savaşların ve krizlerin devam ettiği gerçeği olsa da, tüm dünyanın iklim değişikliği konularında hedeflerinden şaşmadığını ifade etti.
Kurum, tüm ülkelerin Paris Anlaşması kapsamında küresel ısınmayı sanayi öncesi döneme göre 1,5 derece ile sınırlandırma hedefini yakalamak istediklerine dikkati çekti ve "Çünkü, artık geri dönülemez bir noktaya geldik. Sıfır noktasındayız. Dolayısıyla bu noktada tüm dünya hemfikir diyebiliriz." dedi.
Tüm ülkelerin, alınan kararların artık uygulamaya geçilmesi beklentisini yineleyen Kurum, Fransa ve Almanya gibi Avrupa Birliği üyelerinin yanında Brezilya gibi ülkelerin de bu noktada Türkiye’nin tam destekçisi olduğunu vurguladı.
Kurum, BM'nin de bu yöndeki olumlu tavrına atıfta bulunarak, hem Genel Sekreter Guterres hem de ekibinin bu kararların uygulamaya geçmesi noktasında da her türlü desteği Türkiye’ye vereceklerini belirttiklerini ve Türkiye’nin adil ve hakkaniyetli bir başkanlık süreci yöneteceğine olan inançlarını ifade ettiklerini söyledi.
"ÖNÜMÜZDEKİ 10 YIL İÇERİSİNDE 132 MİLYONDAN FAZLA İNSANIN YOKSULLAŞMASI BEKLENİYOR"
30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü etkinlikleri çerçevesinde Bakan Murat Kurum'la birlikte New York'taki görüşmelere katılan Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, iki gün içinde 20'den fazla görüşme gerçekleştirdiklerini belirtti.
Ağırbaş, dünyada 800 milyondan fazla insanın elektriğe ulaşımı olmadığına dikkati çekerken, iklim değişikliği nedeniyle de dünyanın farklı yerlerinde çok değişik sorunlar yaşandığına değindi.
"Önümüzdeki 10 yıl içerisinde 132 milyondan fazla insanın yoksullaşması bekleniyor" diyen Ağırbaş, atıklar yüzünden dünyada birçok ülkenin suyunu kaybettiğini, havasının kirlendiğini ifade etti.
Ağırbaş, "İşte biz bunların hepsine gerçek çözümler arıyoruz ve bu gerçek çözümleri aradığımız bir COP toplantısını inşa etmek için bütün taraflarla görüşüyoruz." dedi.
"Sıfır Atık"ın Türkiye’nin dünyaya armağan ettiği bir hareket olduğunu söyleyen Ağırbaş, "Burada bizim bir vizyonumuz var. Vakfımızın kurucusu, onursal başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin liderliğinde, istişareye açık, diyalog içerisinde, uzlaşıyla ve sonuç alacağımız bir yol izliyoruz." diye konuştu.
Ağırbaş, Türkiye’de kadınların başlattığı bu hareketin bugün dünyanın 193 ülkesinde karşılık bulduğunu kaydetti.

