HomeTürkçe HaberlerGündemFareler ve hekimler

Fareler ve hekimler

Published on

spot_img

Varoluş hikâyemizin kadim yoldaşı virüsler bu aralar huzursuz ve kendilerini sıklıkla hatırlatıyorlar. Aralarında; Nipah, Oropouche gibi adını henüz duyuranlar, hala etkisinde bulunduğumuz kovid etkeninin romantik isimlerle tanımlanan yeni türevleri, kızamık, suçiçeği gibi unutulmaya yüz tutanlar, maymun çiçek virüsü, Chikungunya gibi kıtalar aşınca tanıştıklarımız var. 

Virüslerin evrimsel yolculuğunu en iyi tanımlayan, Homeros’un epik destanındaki kahramanı Odysseus’un yolculuğudur. Zira bu ifade virüslerin yalnızca hastalık yapan basit etkenler olmadıklarını, biyosferin en dirençli, en değişken ve en yaratıcı gezginleri olduğunu tanımlar. Ve ihtiyaç duydukları hücresel yaşam formlarını bulmak üzere, eninde sonunda eve dönerler. 

Bu kez de bir gemi gezisine uğradılar. MV Hondius adlı gemi, yolculuğuna Arjantin’den başlayıp Güney Atlantik Okyanusu’nda seyrediyordu. Yol boyu, Antarktika, Güney Georgia Adası, Tristan da Cunha, Saint Helena ve Ascension Adası da dâhil olmak üzere birçok ücra noktada durmuştu. 

Yaklaşık 150 farklı ülkeden gelen, çoğunlukla kuş gözlemcilerinden oluşan yolcularını ağırlıyordu. Kuşların besin bulduğu “çam fıstık” ağaçlarının bolca olduğu bölgelere uğramışlardı. Çam fıstığını insanlar, kuşlar ve fareler seviyordu. Ne var ki Nisan’da başlayan, bence düşsel, egzotik bu yolculuk, 11 Nisan’da bir yolcunun ölmesiyle kâbusa dönüştü. 

Bu yolcunun ölümü ve grip benzeri bulguları olan yolcuların olması başlangıçta olağan kabul edilebilirdi ve öyle de oldu. Mayıs başına kadar ölüm sayısı üç, şüpheli olgu sayısı da sekiz olunca yardım istenildi.  

Gemide yolcular arasında yayıldığı anlaşılan Hantavirüs, fareler tarafından taşınılıyor. Daha çok Güney Amerika, Çin, Rusya ve Güney Kore ‘de yaygın olan vahşi kemiricilerde bulunuyor. Virüs ilk kez 1978 yılında Kore’deki Hantaan Nehri bölgesinde bir kemiriciden izole edilmiş ve nehrin adıyla tanımlanmıştı. 

Kendileri hastalanmaksızın taşıyan kemiriciler, dışkı ve idrarlarıyla çevreye virüsü saçıyorlar. 

İnsana da en sık bu kemiricilerle veya çıkartılarıyla temas sonucu bulaşıyor. Gemide yayılan Andes (ANDV) türü, akciğeri tutan, ani kalp şoku ile ölümle de sonuçlanabilen ağır bir tabloya yol açıyor ve ölüm hızı %50’ye ulaşabiliyor. 

Gemideki ilk ölümün kalp şokundan olduğu anlaşılıyor. Ölen kişinin ve eşinin gemiye binmeden önce aylarca o bölgede vahşi doğa gezisi yapmış olması, gemiye ilk girişin bu çift aracılığıyla olup, sonra insandan insana yayılmış olduğu hipotezini güçlendiriyor. 

***

Pandemiden hemen önceki aylarda bir gemi gezisi yapmıştım. Gemiyi, denizin ortasına kurulmuş bir şehir gibi düşünmüştüm. Farklı ülkelerden gelen, konforlu seyahat arayan, görece yaş almış kişileri ağırlayan lüks bir deniz oteli gibiydi. Mesleki deformasyon da denilebilir, bu lüks mikro kozmos da yayılabilecek enfeksiyonları istemeden zihnimden geçirmiştim. 

Nitekim pandeminin hemen başında, Şubat 2020’de, Batı Pasifik’te yolculuk yapan çok lüks bir yolcu gemisinde kovid salgını başlamış, gemi iki hafta denizin ortasında kalmıştı. 

Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklaması şöyleydi: “Çin dışında dünyadaki bilinen Covid-19 vakalarının yarısından fazlası tek bir gemide görüldü.”  

Kovid ve bu ağır koşullara bağlı olduğu düşünülen ölümler, gemideki karantina sürecinin iyi yönetilmediği hatta çok insanlık dışı olduğu sorgulamasını da beraberinde getirmişti. Ancak gemideki bu kaotik süreç bilim insanları için çok öğretici olmuştu. Yaşlı bakım evleri, hapishaneler gibi ortaklaşılan havanın filtrelenmediği, yüzeylerin yeterince temizlenmediği kapalı alanların virüsler için nasıl bir mikro kozmos olacağı da anlaşılmıştı. 

Pandemik zamanda hekim olmak ve insan kalmak başlıklı sınavlarla cebelleşirken, Albert Camus’ nün Veba romanının başkahramanı Dr. Bernard Rieux gölgem gibi olmuştu. Yaşadıklarımı bağlamına oturtmak için yeniden, defalarca altını çizerek okuyor, notlar alıyordum. Dr.Rieux sonunda “veba asla ölmeyecek, mutlu şehirlerdeki farelerini canlandırarak onları öldüreceği günü bekleyecek” demiyor muydu? 

***

Henüz emekli olup yaşamının yolculuğunu yapmak üzere, MV Hondius adlı gemiye binen kuş gözlemcisi Dr. Stephen Kornfeld’in kendi ifadesiyle tek hayali, “yeni kuş türlerini listesine eklemekmiş.” Ancak Dr.Kornfeld, dünya bu salgından haberdar olmadan haftalar önce gemide, aralarında gemi doktorunun da bulunduğu hastalanan yolcular nedeniyle eyleme geçmek zorunda kalmıştı. Artık yolcu olarak bindiği geminin tek doktoru olmuştu. Onun etik bir zorunluluk haline gelen bu eylemi, fareleri, virüsleri, hekimliği, biyolojik küremizi bağlamına oturtuyor. 

Onkolog olan doktor eyleme geçtiğinde, salgının sönümleneceğini ya da gereken desteğin geleceğini düşündüğünü ama durumun giderek kötüleştiğini ve nasıl bir krize dönüştüğünü anlatıyor. Nihayet DSÖ ve çeşitli ülkelerin iş birliğiyle yürütülen operasyon ile gemi, Kanarya Adaları’ndaki Tenerife limanına yönlendirilip burada sıkı karantina tedbirleriyle tahliye edildiğinde doktorun da testi pozitif çıkıyor. Şimdi bir biyolojik güvenlik ünitesinde karantinada.   

***

Ben uzun uçak yolculuklarını ve bir başıma yürüyüşleri epeyce bir süre alışmakta güçlük çektiğim tek başınalığa uyumlanmak için severim. Üstelik zaten hep tek başınayken duymakta olduğunuz kalabalıkların uğultusunu da sağaltıp, kaçınılmaz tek başınalığınızı kutsar. İlk kez bir gemide, hiç öngörülemeyecek çünkü insandan insana pek bulaşmaz denilen bir etkenle böyle bir salgın yaşanıldı. 

Mikrokozmoslar bilime çok şey öğretiyor. Bilim de öğrendiklerini anlatmalı. Binlerce yıl bağırsaklarımızın sessiz bir konuğuyken, önce fareleri hastalandıran sonra katastrofik salgınlara yol açan veba bakterisi, mikropların daima ve en iyi biçimde kendilerini gerçekleştirdiğini anlatıyor olmalı aslında. 

Hantavirüs ve pek çok olası salgın etkeninin hava yoluyla yayılmak ihtimali dikkate alınmalı. Şimdiye kadar bulduklarımız muhtemelen bilinmesi gerekenlerin çok azı, buzdağının görünen kısmı. Şimdi bana havayoluyla ya da gemi seyahatlerinin güvenli olup olmayacağını soruyorlar. Seyahat etmekte bir sakınca olmadığını söylüyorum. Bir ay önce de böyle söylerdim. Gemideki bu salgın gemilere ya da havayoluyla seyahate özgü bir risk taşımıyor zira. Ayrıca ben bu salgınlı yüzyılda hiçbir şeyi enfeksiyoncu bir hekim olmaktan daha heyecan verici bulmuyorum. 

Kaynak: BirGün

Latest articles

2 bin rakımda yetişiyor, kilosu 2 bin liradan satılıyor

Erzincan’da yüksek rakımlı dağlarda kendiliğinden yetişen "çaşır" mantarı, pazarda kilogramı 2 bin liradan satışa sunuluyor.

New York'ta 43. Türk Günü Yürüyüşü coşkuyla kutlandı

Türk-Amerikan toplumunun 43'üncü defa düzenlediği geleneksel yürüyüş, New York'ta Türk-Amerikan toplumunun binlerce üyesini bir araya getirdi. Geçit töreni ve sonrasındaki kutlama programı coşku dolu anlara sahne oldu.

ABD'de Türk diplomatların Ermeni terör örgütü ASALA tarafından şehit edilmesine tepki amacıyla, Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF) tarafından ilk olarak 1981'de düzenlenen ve sonrasında gelenekselleşen yürüyüş ve sonrasındaki festivale, ABD'deki Türk misyonu temsilcileri, bazı bürokratlar, Türkiye'den gelen sanatçılar ve çeşitli sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

Yürüyüş kortejinde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Büyükelçi Prof. Dr. Çağrı Erhan, Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Sedat Önal, Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Ahmet Yıldız ve Türkiye'nin New York Başkonsolosu Muhittin Ahmet Yazal başta olmak üzere, Türk Amerikan sivil toplum örgütlerinin temsilcileri hazır bulundu.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN ABD'DEKİ TÜRK TOPLUMUNA MESAJ

Türk-Amerikan toplumunun yanı sıra KKTC, Azerbaycan ve Türk dünyasından da yoğun katılımın olduğu etkinlikte, New York ve çevre eyaletlerden gelenler, geçit törenini izlemek için Madison Caddesi'nin kaldırımlarına sıralanırken, spordan eğitime çeşitli alanlarda faaliyet gösteren dernekler, okullar ve benzeri eğitim kuruluşları, yürüyüş esnasında protokolü selamladı.

Madison 38. Sokaktan başlayan ve 25. Sokaktaki Madison Meydanı Parkı'na kadar devam eden yürüyüşün ardından, konser alanında birçok sanatçı tarafından Türk marşları ve ezgileri seslendirilirken, bu sezonun lig şampiyonu Galatasaray başta olmak üzere diğer Türk takımlarının coşkusu da festivale renk kattı.

Yürüyüş sonrası Madison Meydanı Parkı'nda devam eden kutlamalar İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı, daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk Amerikan toplumuna gönderdiği video mesajı festival alanında izlendi.

"BU COŞKU YALNIZ BİR YÜRÜYÜŞÜN DEĞİL, SARSILMAZ BİR BİRLİK RUHUNUN İFADESİ"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türk Amerikan toplumuna gönderdiği video mesajında, Türkiye'nin uluslararası etkinliği bağlamında yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının önemine vurgu yaparak birlik beraberlik mesajı verdi.

Duran, dayanışma ruhuna vurgu yaptığı konuşmasında, "Manhattan sokaklarını kırmızı beyaza boyayan bu coşku yalnız bir yürüyüşün değil, köklü bir tarihin, güçlü bir kimliğin ve sarsılmaz bir birlik ruhunun ifadesidir." dedi.

"Türkiye bu gücünü, birlik ve beraberliğimizden almaktadır. Bu dayanışma ruhuyla üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk yoktur." diyen Duran, Türk Günü Yürüyüşü'nün "bu ortak ruhun, güçlü aidiyetin ve anlayışın en somut tezahürü" olduğunu kaydetti.

YÜRÜYÜŞ ESNASINDA TÜRKİYE'NİN TARİHİ VE TURİSTİK DEĞERLERİ DE TANITILDI

Türk Günü Yürüyüşü kapsamında, İletişim Başkanlığının organize ettiği ve New York sokaklarında dolaşan dijital kamyonlar, Türkiye’nin tarihi ve turistik yerlerini, kültürel değerlerini ve çevre vizyonunu dünya kamuoyuna aktardı.

Dijital kamyonların ekranlarında yayınlanan içeriklerde, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na üye olan, gastronomi, müzik ve el sanatları ile ön plana çıkan Afyon, Gaziantep, Hatay, Kırşehir, Bursa, Kütahya ve Şanlıurfa gibi şehirlere özgü değerler tanıtıldı.

Aynı zamanda içeriklerde Türkiye’nin küresel ölçekte yürüttüğü çevre ve sürdürülebilirlik çalışmaları da geniş yer buldu.

Türkiye’nin 2026 yılında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi ile Türkiye’nin çevre politikaları ve Sıfır Atık vizyonuna özgü mesajlar da ekranlarda paylaşıldı.

Öte yandan festivalde kürsüye davet edilen Washington Büyükelçisi Sedat Önal ve New York Başkonsolosu Ahmet Yazal da Türk Günü Yürüyüşü ve Festivali'nin önemine vurgu yaparken, Türk Amerikan toplumunun ABD'de geldiği noktanın altını çizen değerlendirmelerde bulundu.

Daha sonra Milli Savunma Bakanlığı uhdesindeki Mehteran Birliği'nin sergilediği performans katılımcılardan büyük alkış alırken ilerleyen saatlerde misafirler, Türk sanatçıların ve folklor ekiplerinin performanslarıyla coşkulu saatler yaşadı.

ABD'de, Türk diplomatın Ermeni terör örgütü ASALA tarafından şehit edilmesine tepki amacıyla ilk olarak 1981'de düzenlenen yürüyüş, sonraki yıllarda Türk kültürünün tanıtıldığı geleneksel bir kutlamaya dönüşmüştü.

EFES-2026 Tatbikatı'ndan nefes kesen görüntü! Türkiye'nin çelik kanatları şov yaptı
Antalya'da Litvanyalı boksör tur şoförünü hastanelik etti: 'Telefonu şarja koymadın diye yumrukladı'

Taraftarları taşıyan midibüs devrildi, 27 taraftar yaralandı

Malatya-Kayseri karayolunun Sivas il sınırında meydana gelen trafik kazasında, 2’si ağır 27 kişi yaralandı.

Putin’den Transdinyester kararı! Rus vatandaşlığı kolaylaştırıldı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moldova’dan ayrılan Transdinyester bölgesinde yaşayanlara Rus vatandaşlığı verilmesini kolaylaştıran kararnameyi imzaladı.

More like this

2 bin rakımda yetişiyor, kilosu 2 bin liradan satılıyor

Erzincan’da yüksek rakımlı dağlarda kendiliğinden yetişen "çaşır" mantarı, pazarda kilogramı 2 bin liradan satışa sunuluyor.

New York'ta 43. Türk Günü Yürüyüşü coşkuyla kutlandı

Türk-Amerikan toplumunun 43'üncü defa düzenlediği geleneksel yürüyüş, New York'ta Türk-Amerikan toplumunun binlerce üyesini bir araya getirdi. Geçit töreni ve sonrasındaki kutlama programı coşku dolu anlara sahne oldu.

ABD'de Türk diplomatların Ermeni terör örgütü ASALA tarafından şehit edilmesine tepki amacıyla, Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF) tarafından ilk olarak 1981'de düzenlenen ve sonrasında gelenekselleşen yürüyüş ve sonrasındaki festivale, ABD'deki Türk misyonu temsilcileri, bazı bürokratlar, Türkiye'den gelen sanatçılar ve çeşitli sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

Yürüyüş kortejinde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Büyükelçi Prof. Dr. Çağrı Erhan, Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Sedat Önal, Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Ahmet Yıldız ve Türkiye'nin New York Başkonsolosu Muhittin Ahmet Yazal başta olmak üzere, Türk Amerikan sivil toplum örgütlerinin temsilcileri hazır bulundu.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN ABD'DEKİ TÜRK TOPLUMUNA MESAJ

Türk-Amerikan toplumunun yanı sıra KKTC, Azerbaycan ve Türk dünyasından da yoğun katılımın olduğu etkinlikte, New York ve çevre eyaletlerden gelenler, geçit törenini izlemek için Madison Caddesi'nin kaldırımlarına sıralanırken, spordan eğitime çeşitli alanlarda faaliyet gösteren dernekler, okullar ve benzeri eğitim kuruluşları, yürüyüş esnasında protokolü selamladı.

Madison 38. Sokaktan başlayan ve 25. Sokaktaki Madison Meydanı Parkı'na kadar devam eden yürüyüşün ardından, konser alanında birçok sanatçı tarafından Türk marşları ve ezgileri seslendirilirken, bu sezonun lig şampiyonu Galatasaray başta olmak üzere diğer Türk takımlarının coşkusu da festivale renk kattı.

Yürüyüş sonrası Madison Meydanı Parkı'nda devam eden kutlamalar İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı, daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk Amerikan toplumuna gönderdiği video mesajı festival alanında izlendi.

"BU COŞKU YALNIZ BİR YÜRÜYÜŞÜN DEĞİL, SARSILMAZ BİR BİRLİK RUHUNUN İFADESİ"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türk Amerikan toplumuna gönderdiği video mesajında, Türkiye'nin uluslararası etkinliği bağlamında yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının önemine vurgu yaparak birlik beraberlik mesajı verdi.

Duran, dayanışma ruhuna vurgu yaptığı konuşmasında, "Manhattan sokaklarını kırmızı beyaza boyayan bu coşku yalnız bir yürüyüşün değil, köklü bir tarihin, güçlü bir kimliğin ve sarsılmaz bir birlik ruhunun ifadesidir." dedi.

"Türkiye bu gücünü, birlik ve beraberliğimizden almaktadır. Bu dayanışma ruhuyla üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk yoktur." diyen Duran, Türk Günü Yürüyüşü'nün "bu ortak ruhun, güçlü aidiyetin ve anlayışın en somut tezahürü" olduğunu kaydetti.

YÜRÜYÜŞ ESNASINDA TÜRKİYE'NİN TARİHİ VE TURİSTİK DEĞERLERİ DE TANITILDI

Türk Günü Yürüyüşü kapsamında, İletişim Başkanlığının organize ettiği ve New York sokaklarında dolaşan dijital kamyonlar, Türkiye’nin tarihi ve turistik yerlerini, kültürel değerlerini ve çevre vizyonunu dünya kamuoyuna aktardı.

Dijital kamyonların ekranlarında yayınlanan içeriklerde, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na üye olan, gastronomi, müzik ve el sanatları ile ön plana çıkan Afyon, Gaziantep, Hatay, Kırşehir, Bursa, Kütahya ve Şanlıurfa gibi şehirlere özgü değerler tanıtıldı.

Aynı zamanda içeriklerde Türkiye’nin küresel ölçekte yürüttüğü çevre ve sürdürülebilirlik çalışmaları da geniş yer buldu.

Türkiye’nin 2026 yılında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi ile Türkiye’nin çevre politikaları ve Sıfır Atık vizyonuna özgü mesajlar da ekranlarda paylaşıldı.

Öte yandan festivalde kürsüye davet edilen Washington Büyükelçisi Sedat Önal ve New York Başkonsolosu Ahmet Yazal da Türk Günü Yürüyüşü ve Festivali'nin önemine vurgu yaparken, Türk Amerikan toplumunun ABD'de geldiği noktanın altını çizen değerlendirmelerde bulundu.

Daha sonra Milli Savunma Bakanlığı uhdesindeki Mehteran Birliği'nin sergilediği performans katılımcılardan büyük alkış alırken ilerleyen saatlerde misafirler, Türk sanatçıların ve folklor ekiplerinin performanslarıyla coşkulu saatler yaşadı.

ABD'de, Türk diplomatın Ermeni terör örgütü ASALA tarafından şehit edilmesine tepki amacıyla ilk olarak 1981'de düzenlenen yürüyüş, sonraki yıllarda Türk kültürünün tanıtıldığı geleneksel bir kutlamaya dönüşmüştü.

EFES-2026 Tatbikatı'ndan nefes kesen görüntü! Türkiye'nin çelik kanatları şov yaptı
Antalya'da Litvanyalı boksör tur şoförünü hastanelik etti: 'Telefonu şarja koymadın diye yumrukladı'

Taraftarları taşıyan midibüs devrildi, 27 taraftar yaralandı

Malatya-Kayseri karayolunun Sivas il sınırında meydana gelen trafik kazasında, 2’si ağır 27 kişi yaralandı.