İzmir'de Belediyelere Operasyon! İki Belediye Başkanı Gözaltına Alındı
Siyasette Dikkat Çeken Transfer! 3 Belediye Başkanı Daha AK Parti'ye Katılıyor
Keep exploring
Venezuela’yı art arda sarsan iki büyük deprem

İskoçya'nın Dünya Kupası'nda tur umutları tehlikede
Buray konserinde kavga! Polis müdahale etti
403 bin kişi gitti 393 bin kişi geldi
Teklif için temmuz beklentisi

Teklifin NATO Zirvesi sonrasında TBMM Başkanlığı’na sunulabileceği ve Meclis tatile girmeden yasalaşabileceği konuşuluyor.
KOŞULLU OLACAK
AK Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre, 10-11 maddeden oluşması öngörülen yasanın süreli olması ve “PKK’nın silah bıraktığının teyit ve tespiti” koşuluyla yürürlüğe girmesi bekleniyor. Kurmaylar, örgüt adının yasa başlığında yer almasa bile “amaç” ve “kapsam” maddelerinde açık şekilde tanımlanacağını ifade ediyor.
Gül uzatarak başladı füzeyle sona erdi! Savaşların gölgesi ve Dünya Kupası

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr –Dünya tarihi yüzyıllardır düzenlenen çeşitli uluslararası spor organizasyonlarına ev sahipliği yapıyor. Bunlar arasında öne çıkanların başında Dünya Kupası ve Olimpiyatlar geliyor. Organizasyonlar kimi zaman savaşların gölgesinde gerçekleşirken, krizler ve çatışmaların turnuvaların gidişatı üzerindeki etkileri büyük bir merak konusu oluyor. Bunun son örneklerinden biri de halihazırda devam eden ve ABD, Meksika ileKanada’nın ev sahipliği yaptığı 2026 Dünya Kupası oldu. ABD / İsrail ve İran arasında gerçekleşen savaşın gölgesinde düzenlenen Dünya Kupası’nda İran milli takımınınakıbetininne olacağı geçtiğimiz haftalarda FIFA yetkililerinin en çok karşı karşıya kaldığı sorulardan biri oldu.
1969 YILINDA ‘FUTBOL SAVAŞI’ ÇIKTI
Dünya Kupası organizasyonları sırasında gerçekleşen savaşların en dikkat çekenlerinden biri 1969 yılında Honduras ve El Salvador arasında yaşandı. İki Orta Amerika ülkesindeki ilişkiler bu dönemde birçok sebeple oldukça gergindi. Göçmenler ve sınır anlaşmazlıkları üzerinden gerilen ilişkiler her geçen gün daha da kötüye gidiyordu. İlişkilerin gergin olduğu bu ortamda 1969 yazında, Orta Amerika komşuları kendilerini 1970 Dünya Kupası elemelerinde karşı karşıya buldu.
Yapılan ilk maçı ev sahibi Honduras kazandı. Rövanş maçındaysa kazanan ev sahibi El Salvador oldu. İki ülkede de toplumsal gerilim tavan yapmıştı. Bu ortamda tarafsız gözlemciler iki ülke arasında Meksika’da üçüncü bir maç oynanmasına karar verdi. Üçüncü maçın yapıldığı gün El Salvador, Honduras ile diplomatik ilişkilerini kesti. Bir gün sonra Honduras bu karara cevap olarak aynı şeyi yaptı ve El Salvador ile olan tüm ilişkilerini askıya aldı. Üçüncü maçı El Salvador 3-2 kazandı ve Dünya Kupası'na katılmaya hak kazandı. Ama iki ülke arasındaki gerilim henüz sona ermemişti.
1982 FALKLAND SAVAŞI
1982 yılında düzenlenen Dünya Kupası’nda Birleşik Krallık’a bağlı 3 ülke bulunuyordu. İngiltere, İskoçya ve Kuzey İrlanda’nın yer aldığı turnuvaya katılmaya hak kazanan ülkelerden birisi de Arjantin’di. Turnuvanın başlamasına az bir süre kala, Güney Atlantik'teki Falkland Adaları üzerindeki uzun süredir devam eden anlaşmazlık, İngiltere ve Arjantin arasında ölümcül bir savaşa dönüştü. Savaşın başlamasıyla İngiltere içinde Arjantin’e duyulan öfke zirveye ulaştı. İngiltere Spor Bakanı NeilMacfarlane, Arjantin ile yapılması planlanan tüm sportif faaliyetleri iptal etmekten bahsediyordu. İngiltere’nin Dünya Kupası’nda Arjantin ile karşılaşma ihtimali vardı ve Londra bunun yaşanmaması için turnuvadan çekilmeyi değerlendiriyordu. Yıllar sonra yayımlanan belgelere göre Spor BakanıMacfarlane, Başbakan Margaret Thatcher'a bazı oyuncuların Arjantin ile aynı turnuvada oynamak fikrinden 'tiksinti' duyduğunu söylemişti.
İngiltere çekilmiş olmayı değerlendirmiş olsa da 1982 Dünya Kupası, tüm takımların katılımıyla başladı. Açılış maçında Arjantin taraftarları stadyuma Falkland Adaları'nın Arjantin'e ait olduğunu belirten binlercekağıtparçası attı ve İngiltere’yi protesto etti. Ancak savaş turnuva başladıktan kısa süre sonra sona erdi. İngiltere, 14 Haziran'da FalklandAdaları'dakiArjantin güçlerinin teslim olduğunu açıkladı.
1998 ABD-İRAN GERİLİMİ
1979 yılından bu yana birbirlerini karşılıklı ‘düşman’ olarak ilan eden ABD ve İran arasındaki ilişkiler, tıpkı günümüzde olduğu gibi 1998 yılında da ciddi bir gerilim yaşıyordu. 1990’lı yıllara gelindiğinde ABD; İran’ı terör örgütlerini desteklemek ve nükleer silah elde etmeye çalışmakla suçlamaya başlamıştı. İran’da ise ülkeye yönelik yaptırımlar sebebiyle ABD karşıtlığı zirveye ulaşmıştı. Tam da bu ortamda 1998 Dünya Kupası’nda ABD ve İran milli takımları karşı karşıya geldi. Fransa'nın Lyon kentinde düzenlenen ABD-İran maçında, İran hükümetine karşı olan ve yurt dışında yaşayan muhalifler, Tahran yönetimine karşı olan pankartlar ve tişörtlerle protesto gösterisi düzenledi.
Tribünlerde yaşanan gerilime rağmen sahada atmosfer ılımlıydı. Amerikalı ve İranlı oyuncular maç öncesinde el sıkıştılar ve birlikte fotoğraf çektirdiler. İran takımı ayrıca Amerikalılara barış sembolü olan beyaz çiçekler verdi. İran o gün 2-1'lik bir galibiyet elde etti ve bu durum ülke genelinde büyükbir coşkuyla karşılandı. Tahran'da binlerce kişi sokaklara döküldü ve hükümet bu zaferi İran'ın en büyük düşmanlarından birine karşı kazanılmış bir zafer olarakkutladı.
Trump’a ‘bitir’ baskısı

ABD’de Başkan Donald Trump’a İran’daki savaşın bitmesi yönündeki baskı giderek artıyor. ABD Senatosu, İran’a karşı askeri harekatı engellemeyi amaçlayan bir savaş yetkileri tasarısını onayladı. Senato’nun eylemi, Trump’ın İran konusunda kendi başına aldığı savaş kararına tepki olarak değerlendiriliyor. Söz konusu oylama, 4 Cumhuriyetçi senatörün de Demokratlara destek vermesiyle, Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senato’dan geçti. Senato Demokrat lideri Chuck Schumer, “Trump’ın İran’daki tarihi hatasının sonuçlarını ödediğini” söyledi. Karar büyük ölçüde sembolik olup tam anlamıyla yasal bir bağlayıcılığa sahip olmasa da hem Temsilciler Meclisi’ndeki hem de Senato’daki bir dizi Cumhuriyetçi milletvekilinin hem savaş hem de Trump’ın İran’la savaşı sonlandırmak için yaptığı anlaşmaya ilişkin artan endişelerini yansıtıyor. Oylama, Pentagon’un çoğunlukla İran savaşı ve mühimmat ile stoklarını yenilemek için Kongre’den 80 milyar dolar talep ettiği bir dönemde yapıldı.
‘Düşmana yardım!’
Trump ise, savaş yetkileri tasarısının onaylanmasının “düşmana yardım sağladığı” iddiasında bulundu. İran’ı “köşeye sıkıştırdığını”, bu ülkenin “(ABD’ye) neredeyse her şeyi vermeye istekli olduğunu ve onlarca yıl sonra ilk kez ABD ve başkanına saygı duyduğunu” öne süren Trump, Senato’nun ise “zamanlaması kötü ve anlamsız” bir savaş yetkileri tasarısını oylamaya karar verdiğini kaydetti.
Hürmüz’de ücret yok
Öte yandan ABD Başkanı, İran tarafının “Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden hiçbir geçiş ücretialınmadığı konusunda kendilerine bilgilendirme yaptığını açıkladı ve “ABD tarafından İran’a hiçbir para verilmediğini” ve “İran’ın parasından onlara aktarım da yapılmadığını” ifade etti.

‘Ankara’nın isteği olacak’
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile biraraya geldi. Oval Ofis’te gazetecilerin sorularını yanıtladı. CNN Türk ABD Temsilcisi Yunus Paksoy’un Türkiye ile ilgili sorusuna yanıt veren Trump, F-35 veTürkiye’nin yerli savaş uçağı KAAN’da kullanılacak jet motorları için “Ankara’nın istediği olacak.Türkiye’yi memnun edecek bir şeyler yapacağım” dedi ve Türkiye’nin istediği satış sürecinin ilerleyeceğini belirtti. Trump, “Cumhurbaşkanı Erdoğan dostum. Harika bir ordusu var. Bence Erdoğan Türkiye’yi çok seviyor. Harika bir iş çıkardı. Ben ABD’yi nasıl seviyorsam o da Türkiye’yi öyle seviyor. Çok güçlü bir lider. Kendisinden istediğim her şeyi de yaptı. Türkiye kıymetli bir NATO üyesi. Türkiye’nin çok büyük savunma sanayi tesisleri var. İnsanlar Türkiye’nin ne kadar büyük olduğunun farkında değil” dedi.
‘Erdoğan’a saygı duyuyorum’
Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi hakkında da konuşan Trump, “Türkiye denince aklıma ilk Cumhurbaşkanı Erdoğan geliyor. Çoğu kişi için gitmezdim ama Cumhurbaşkanı Erdoğan beni aradı ve ‘Lütfen gel’ dedi. Erdoğan’a duyduğum saygı ve kıramadığım için gideceğim” diye konuştu. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de Türkiye’nin Rus S-400 füze savunma sistemi konusunda yasalarauyumunun incelediğini söyledi.
‘Yahudiler senden bıktı’ demiş
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Gazze’de ateşkes anlaşmasının duyurulmasından birkaç gün önce yaptığı telefon görüşmesinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya “Tüm Yahudiler senden bıktı” ifadeleriyle bağırdığı öne sürüldü. “Rejim Değişikliği: Donald Trump’ın Emperyal Başkanlığının Perde Arkası” isimli kitapta, Trump’ın Gazze’de ateşkes planını duyurmasından önce Netanyahu’ya sert sözler sarf ettiği, İsrail’in planı kabul etmesi gerektiği uyarısında bulunduğu ifade edildi.
Öte yandan i24News televizyonu haberine göre ABD ordusu, İsrail’in talebi üzerine Ben Gurion Havalimanı’ndaki yakıt ikmal uçaklarını azaltma çalışmalarına başladı. Açıklamaya göre ‘adım, ABD’nin Orta Doğu’daki asker sayısını düşürme anlamına gelmiyor. ABD’ye ait yakıt ikmal uçakları, bölgedeki diğer bazı yerlere nakledildi’.
İran‘kitabına göre’oynuyor
Wall Street Journal’a göre İranlı diplomatlar, Trump’ın müzakere tarzını daha iyi anlamak ve ABD’nin olası hamlelerini öngörebilmek için Trump’ın 1987’de yayımlanan “The Art of the Deal” adlı kitabını inceliyor. İranlıların ayrıca bazı psikologlardan da destek aldığı ifade edildi. Analistler, Trump’ın sert üslubunun Tahran’dan yeni tavizler koparmaya yetmediği görüşünde.
Denetleme tartışması!
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi, İran’daki nükleer tesislerin denetlenip denetlenmeyeceğine dair tartışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu. Grossi, iki taraftan farklı açıklamalar yapılmasını “söz savaşı” diye nitelendirerek, İran’daki nükleer tesislerin, Ajans müfettişlerince denetleneceğini dile getirdi. Grossi, mutabakatın, nükleer malzeme tesisleriyle ilgili yürütülecek faaliyetlerin, UAEA tarafından denetleneceğini belirttiğini dile getirerek, tarihleri belli olmasa da bu denetimlerin yapılacağını vurguladı.
Ancak İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, tesislere ve nükleer materyallere erişim konusunda herhangi bir plan bulunmadığını belirtti. Garibabadi, “Bu konu ancak nihai anlaşma çerçevesinde ve karşı tarafın tüm yaptırımları fiilen sona erdirmesi gibi somut adımlarının ardından ele alınacak ve karara bağlanacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Ve transfer resmen bitti! Oğuz Aydın için karar verildi
Pırlantaya yeni ayar!

Ahenk Bayazıt - Ticaret Bakanlığı, kuyum ticaretine ilişkin yönetmelikte önemli bir değişikliğe gitti. Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre; laboratuvarda üretilen kıymetli taşların satışında artık ‘sentetik’ veya ‘yapay üretim’ ibaresi zorunlu olacak. Tüketiciler böylece doğal ve sentetik taşları ayırt edebilecek. Etiket, sertifika, fatura ve reklamlarda bu bilgiler açıkça yer alacak. Sentetik ve doğal taşlar mağazalarda ayrı vitrinlerde, e-ticarette ise ayrı kategorilerde satışa sunulacak. Bu karar sektör temsilcileri tarafından son derece olumlu karşılandı.
Yüzde 90 daha ucuz
İstanbul Kuyumcular Odası (İKO) Başkanı Mustafa Atayık, düğün sezonunun açıldığı bugünlerde alınan kararın hem sektöre emek verenler hem de müşteriler açısından önemli bir gelişme olduğunu ifade etti. Atayık, “Doğal elmaslarla sentetik elmaslar arasındaki fiyat farkı, son 5 yılda ciddi şekilde açıldı. Sentetik elmaslar, 5 yıl önce doğal elmastan en fazla yüzde 30-40 civarında daha ucuzdu. Bu fark şu aralar yüzde 90’lar düzeyinde. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda ‘lab-grown’ kullanımının arttığını gözlemliyoruz” dedi.Atayık, şöyle devam etti: “Dürüst çalışan esnafımızın ve tüketicilerin korunması ve ticaretin sağlıklı işlemesi adına yayımlanan yönetmelik ile laboratuvar ortamında üretilen kıymetli taş ürünlerinin satışında; sentetik, laboratuvar üretimi, yapay üretim veya Bakanlıkça uygun görülecek benzeri ibarelerden en az birinin etiket, ürün sertifikası, fatura, internet sayfası, reklam ve tanıtım materyallerinde alıcının açıkça görebileceği şekilde belirtilmesi, vitrin, satış alanları ve ortamlarda ayrı olarak satışı zorunlu hale getirilmesini çok olumlu karşılıyor ve destekliyoruz. Düğün sezonuna girdiğimiz bugünlerde yayımlanan yeni yönetmeliğin sektörümüze hayırlı olmasını diliyoruz.”
Memnun etti
Kuyumcu Nazar Özsahakyan da düzenlemeden son derece memnun olduklarını belirterek “Müşteriler genelde aldığı ürünün sentetik olup olmadığını sormuyor. Bu konuda bir bilinç yok. Ama şimdi en azından ibareyi görecekler, vitrinlerde de ona göre seçim yapacaklar” dedi.
‘Laboratuvardan sertifika isteyin’
Bir pırlantanın doğal mı yoksa sentetik mi olduğu ancak gemoloji laboratuvarlarında yapılan inceleme sonucu ortaya çıkıyor. İKO Başkanı Atayık, “Kuyumcu meslektaşlarımızın mücevherde kullanmak üzere sadece çıplak gözle inceleyip aldığı pırlanta ve renkli taşlar, lab-grown taşlar çıkabilir. Bu durumdan sadece kuyumcularımız mağdur olmuyor, pırlanta diye satın aldığı taş, sentetik çıktığında tüketicilerimiz de hayal kırıklığı yaşıyor. Kuyumcularımızın taşları Darphane tarafından yetkilendirilmiş gemoloji laboratuvarlarında analiz ettirmeleri gerekiyor. Tüketici de satın aldığı mücevherde sadece kendisine verilen bilgiyle yetinmemeli, gemoloji laboratuvarında düzenlenen sertifikayı talep etmelidir” bilgisini paylaştı.
Sentetik taş nedir?
Bir pırlantanın doğal bir yolla meydana gelmesi için yerin magmaya yakın katmanlarında 80 bar basınç ve yaklaşık 1400 derece ısı gerekiyor. Sentetik yani lab-grown denilen taşlar da madenlerden çıkarılan doğal pırlantalar ile aynı kimyasal, fiziksel ve optik özelliklere sahip ancak bu taşlar, yerin altında milyonlarca yılda oluşmak yerine laboratuvar ortamındateknolojik yöntemlerle daha hızlı üretiliyor. Bu yöntemlerden biri kıymetli taşın doğada oluştuğu ortamın benzerini oluşturarak üretilen ‘yüksek basınç yüksek sıcaklık’ yöntemi, diğeri ise yüksek basınç gerektirmeyen ‘kimyasal buhar biriktirme’ yöntemi. Bu taşların dünya mücevher sektöründeki payı, yüzde 50civarında.
Restoran ve kafeye kalori uyarılı menü

MELTEM GÜNEŞ / ANKARA - Restoran, kafe ve pastane gibi toplu tüketim yerlerindeki, menülerde ayrıntılı içerik bilgisi dönemi 1 Temmuz itibarıyla başlayacak. İşletmeler, sundukları tüm yiyecek ve içeceklerin bileşenlerini, alerjen bilgilerini ve kalori değerlerini menülerinde açıkça beyan etmekle yükümlü olacak.
Tarım ve Orman Bakanlığı, halk sağlığını korumak, vatandaş için sağlıklı ve bilinçli tüketim oluşturmak amacıyla düzenleme yaparak, toplu tüketim yerlerinde tüketiciye sunulan gıdaların içeriğinde yer alan bileşenler ve enerji değerine ilişkin tüketiciye bilgilendirme yapılmasını zorunlu kılmıştı. Ulusal çapta zincir şeklinde hizmet veren işletmelerin 1 Temmuz’da uygulamaya başlaması gerekiyor.
Bilgilendirme, tüketici tarafından kolayca görülebilecek, açıkça okunabilecek şekilde; menüler, yazı tahtaları, broşür, karekod, dijital ekran ve benzeri araçlar vasıtasıyla yapılacak. Örneğin “Bir porsiyon et yemeği; 120 gram dana eti, soğan, domates, sivri biber, tereyağ, sarımsak, pul kırmızıbiber, karabiber, kekik ve tuz. 300 kalori” şeklinde hem yemekteki malzeme bilgisi hem de porsiyondaki toplam enerji bilgisi tüketiciye verilecek. Bilgilerin karekod ile sunulması durumunda, “bu bilgiye karekodla ulaşabileceğine ve karekod okutacak cihazı olmayan tüketiciler için talep edilmesi halinde bu bilginin sunulacağına” dair, tüketicinin kolayca görebileceği bir yerde yazılı bilgilendirme yapılacak.
Alerjen, alkol ve domuz kaynaklı bileşene ilişkin bilgiler de kolayca görülebilecek, açıkça okunabilecek şekilde içindekiler listesinin geri kalan bölümünden açıkça ayıran bir yazı dizgisi vasıtasıyla (örneğin, punto, stil veya arka plan rengi aracılığıyla) vurgulanarak menülerde yer alacak.
Geçiş takvimi
Sektörün bu yeni sisteme sorunsuz entegre olabilmesi için işletmelerin büyüklüğüne göre kademeli bir geçiş süreci oluşturuldu. Buna göre, ulusal çapta hizmet veren toplu tüketim yerleri 1 Temmuz’a kadar, sadece bulunduğu ilde 3 ve üzeri şubesi bulunan işletmeler 31 Aralık’a kadar, bunlar dışında kalan diğer tüm yerler içerik bildirimleri için 31 Aralık’a kadar, kalori bildirimleri için ise 31 Aralık 2027’ye kadar yeni kurallara uyum sağlamış olacak.
14 alerjen öne çıkıyor
Gıda alerjileri hayati tehlike oluşturabiliyor. Menülerde mutlaka belirtilmesi gereken en önemli alerjenler şunlar: Gluten içeren tahıllar ve bunların ürünleri, kabuklu deniz ürünleri, yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, hardal, yer fıstığı, soya fasulyesi, kereviz, acı bakla, sert kabuklu meyveler, sülfitler, acı bakla ve midye, kalamar gibi yumuşakçalar.
Gri listede aranan FETÖ’cülere VİP hizmet: Alman meclisinde skandal

Neslihan Keskin - Almanya Federal Meclisi, Türkiye tarafından aranan terör örgütü üyesi FETÖ’cülere kucak açtı.Mart 2026’da Berlin’de faaliyet gösteren “Aktion für Flüchtlingshilfe” (Mültecilere Yardım Hareketi) adlı derneğin öncülüğünde Almanya Federal Meclisi’ne bir ziyaret gerçekleştirildi. Ziyarete, FETÖ’nün Berlin eyalet imamı olduğu öne sürülen Durdu Şahin’in yanı sıra dernek yönetim kurulu başkanı Serkan Bingöl ile örgütün mahrem yapılanmasında görev aldıkları ve “Fuat Avni” hesabına istihbarat sağladıkları iddia edilen Muhammet Yasir Aydoğmuş, Nermin Aydoğmuş, İsa Ekici, Fatih Cengiz, Nurullah Eyler ve Coşkun Şişli’nin katıldığı belirlendi.
Gri listedeler
FETÖ’nün üst düzey yöneticileri arasında gösterilen buisimlerin Türkiye tarafından “gri liste” kapsamında arandıkları, haklarında çeşitli soruşturma ve yakalama kararının bulunduğu, Türkiye’ye iadelerine yönelik hukuki girişimlerin sürdüğü belirtildi.

SPD’li vekil eşlik etti
Heyetin Alman Federal Meclisi’ndeki temaslarına SPD Milletvekili Helmut Kleebank eşlik etti.Kleebank’ın, Berlin’in Spandau ilçesinde belediye başkanlığı yaptığı dönemde FETÖ’ye yakın çevrelerle ilişki kurduğu iddia edilirken, söz konusu ziyaretin görsellerinin de “Aktion für Flüchtlingshilfe” derneğinin sosyal medya hesabından paylaşıldığı ifade edildi.
Sivil toplum maskesi
FETÖ’nün Avrupa’da özellikle göçmenlerin entegrasyonu alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını kullanarak örgütsel faaliyetlerini sürdürmeye çalıştığı öne sürüldü. Örgütün başta Almanya, ABD ve İngiltere olmak üzere birçok ülkede yapılanmasını farklı dernekler üzerinden devam ettirmeyi hedeflediği iddia edildi. Almanya Federal Meclisi’ne gerçekleştirildiği belirtilen ziyaretin de bu kapsamda değerlendirildiği ifade ediliyor.
42 ilde FETÖ’ye operasyon
İçişleri Bakanlığı, son 2 haftada FETÖ’ye yönelik 42 ilde düzenlenen operasyonlarda 237 şüphelinin yakalandığını açıkladı. Şüphelilerden 128’i tutuklanırken, 61’i hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri ise devam ediyor.
