HomeTürkçe HaberlerGündem26 Nisan 2026 hava durumu: Derbi maçı ve hafta sonu planı olanlara...

26 Nisan 2026 hava durumu: Derbi maçı ve hafta sonu planı olanlara Meteoroloji’den kritik uyarı

Published on

spot_img

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre, Türkiye genelinde hava parçalı ve yer yer çok bulutlu olacak. Özellikle Marmara, İç Anadolu’nun kuzeydoğusu, Batı ve Orta Karadeniz ile Doğu Anadolu’nun kuzeyinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor.

Ayrıca Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Akdeniz’in Toroslar mevkiinde de yağışların etkili olacağı tahmin ediliyor.

Ankara, Eskişehir ve Afyonkarahisar’da yağış etkili olacak

Başkent Ankara başta olmak üzere Eskişehir ve Afyonkarahisar çevrelerinde gün boyunca sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların görülmesi bekleniyor.

Vatandaşların ani yağışlara karşı dikkatli ve tedbirli olması gerektiği belirtiliyor.

Öte yandan İç Anadolu Bölgesi ile Batı Karadeniz’in iç kesimlerinde yer yer toz taşınımı görüleceği tahmin ediliyor. Uzmanlar, özellikle solunum rahatsızlığı olan vatandaşların dikkatli olması gerektiğini vurguluyor.

Büyük şehirlerde hava durumu

Megakent İstanbul’da parçalı ve çok bulutlu bir hava beklenirken, zaman zaman sağanak geçişleri görülebilir.

Ankara’da gök gürültülü sağanak yağış etkili olacak.

İzmir’de ise parçalı bulutlu bir hava öngörülüyor.

Bölgelere göre hava durumu

MARMARA

Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam Kırklareli ve Tekirdağ, gece saatlerinde Kocaeli ve Sakarya çevreleri ile öğle saatlerinden sonra bölge genelinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

EDİRNE 11°C, 21°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

İSTANBUL 12°C, 19°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra kısa süreli ve yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

KIRKLARELİ 10°C, 19°C

Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam ile öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

KOCAELİ 16°C, 23°C

Parçalı ve çok bulutlu, bu gece ile öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

EGE

Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam saatlerinde Afyonkarahisar çevrelerinin kısa süreli ve yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

A.KARAHİSAR 11°C, 24°C

Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam saatlerinde kısa süreli ve yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

DENİZLİ 14°C, 28°C

Parçalı ve çok bulutlu

İZMİR 15°C, 25°C

Parçalı bulutlu

MANİSA 12°C, 28°C

Parçalı bulutlu

AKDENİZ

Parçalı ve az bulutlu, iç kesimlerinin yer yer çok bulutlu, Doğu Akdeniz’in Toroslar kesiminin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

ADANA 19°C, 33°C

Parçalı ve az bulutlu

ANTALYA 17°C, 25°C

Parçalı ve az bulutlu

BURDUR 12°C, 27°C

Parçalı ve çok bulutlu

MERSİN 22°C, 30°C

Parçalı ve az bulutlu

İÇ ANADOLU

Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam ve gece saatlerinde Eskişehir ve Ankara çevreleri ile öğle saatlerinden sonra bölgenin kuzeydoğusunun yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgârın, güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına şeklinde (40-70 km/saat) esmesi bekleniyor. Bölge genelinde yer yer toz taşınımı görüleceği tahmin ediliyor.

ANKARA 14°C, 25°C

Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam ve gece saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

ESKİŞEHİR 12°C, 25°C

Parçalı ve çok bulutlu, bu akşam saatlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

KONYA 15°C, 28°C

Parçalı ve çok bulutlu

YOZGAT 15°C, 25°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

BATI KARADENİZ

Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı ve yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. İç kesimlerinde yer yer toz taşınımı görüleceği tahmin ediliyor.

BOLU 11°C, 20°C

Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

DÜZCE 14°C, 22°C

Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

SİNOP 15°C, 19°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

ZONGULDAK 14°C, 19°C

Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı ve yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

ORTA ve DOĞU KARADENİZ

Parçalı ve çok bulutlu, Orta Karadeniz ile Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

GÜMÜŞHANE 13°C, 30°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

SAMSUN 18°C, 23°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

TOKAT 16°C, 30°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

TRABZON 19°C, 27°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

DOĞU ANADOLU

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra bölgenin kuzey kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

ERZURUM 8°C, 24°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

KARS 5°C, 26°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

MALATYA 15°C, 30°C

Parçalı ve çok bulutlu

VAN 7°C, 20°C

Parçalı ve az bulutlu

GÜNEYDOĞU ANADOLU

Az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.

DİYARBAKIR 12°C, 30°C

Az bulutlu

GAZİANTEP 18°C, 33°C

Az bulutlu

SİİRT 17°C, 31°C

Az bulutlu

ŞANLIURFA 21°C, 34°C

Az bulutlu

Kaynak: Haber Merkezi

Kaynak: Elips Haber

Latest articles

Sessiz ama Konuşan Sergi

Cuma günü Ahmet Güneştekin’in Venedik’teki büyük sergi açılışındaydık. Güneştekin Vakfı’nın Campo Santa Giustina’daki tarihî Palazzo Gradenigo’da hayata geçirdiği İtalya’daki merkezinin açılışı, Sergio Risaliti küratörlüğünde hazırlanan ve Yıldız Holding sponsorluğunda düzenlenen “Sessizlik” sergisiyle gerçekleşti. Ama bu sadece bir sergi açılışı değildi. Bu, Türkiye’den çıkan bir sanatçının, uluslararası sahnede kurduğu büyük bir alanın ilanıydı. Daha önce de […]

3 milyon TL’lik soru: Dünü incelemek mi, yarını inşa etmek mi?

İnsanlığın gökyüzüyle kurduğu binlerce yıllık bağ, bugün geçmişin inanç pratiklerini araştıran projeler ile geleceğin bilimsel kodlarını yazan teknolojiler arasında bir seçim noktasında. Acaba hangisi öncelikli seçilecek?

Egemenlik

23 Nisan 1920, bu ülkede egemenliğin kaynağının halk olduğunun kesinleştiği gündür. 

Birinci Dünya Savaşı yenilgisinin sonrasında Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışı ve 22 Haziran 1919 da Amasya Genelgesiyle "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" kararlığı bunu kanıtlayan bir başlangıçtır. İzleyen aylarda toplanan Erzurum ve Sivas Kongreleriyle güçlenen bu kararlılık, “Hakimiyet Kayıtsız ve Şartsız Milletindir” olarak Ankara’da 23 Nisan’da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi-TBMM’de simgeleşir.  

23 Nisan, yalnızca, egemenliğin babadan oğula geçtiği “Monarşi” türü yönetimin sonu olmakla kalmaz, Ulusal Kurtuluş Savaşına ve sonrasında, anlamı “halkın, halk tarafından halk için yönetimi” olan Cumhuriyet’e, eşitliğe ve özgürlüğe giden kapıyı da ardına kadar açar.  

Kısaca, 23 Nisan, halk egemenliği ile özdeştir.  

NEREDEN…

Egemenlik, bu tarihten sonra iki dereceli de olsa, dört yılda bir seçimlerle milletin oldu. 1930’larda ülkemizde çalışma olanağı bulan Alman bilim insanlarından birinin gözlemiyle, o günlerin TBMM’si, “politik nüfuzu sıfır olan bir evet efendimciler topluluğu hiç değildi” (Hirsch, Ernst E. Hatıralarım, 1985, s.348).  

1946’daki ilk tek dereceli seçimlerinin tartışmalı niteliği, gerçekten tarihsel olan 1950’nin seçim düzenlemesini getirdi.  

Önce, CHP’li Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Cumhurbaşkanlığı ile parti genel başkanlığının bir kişide toplanmasının, partilerin seçimlere eşit koşullarda girmesi ilkesine ters düştüğü için Parti Genel Başkanlığından ayrıldı. Sonra, seçimlere “iktidar ve muhalefetin eşit koşullarda girmesi”, o günlerde radyo kullanımı dahil kamu olanaklarından eşit yararlanmaları; ayrıca üst düzey yargıçlardan, bağımsız ve tarafsız bir Seçim Kurulu oluşturulmasıyla sandık güvenliği sağlandı. Ve 14 Mayıs 1950’de, ülke tarihinde ilk kez büyük bir egemenlik devrimi gerçekleşti; iktidar halkın oylarıyla değiştirildi. 1957 sonrasında süreç tıkanınca 1960 askeri darbesi oldu.  

Özgürlükçü, 1961 Anayasası ile egemenliğin derinliği ve genişliği yönünde güçlü adımlar atıldı: verilen her oyun TBMM’ye yansıması, “nispi temsil” seçim sistemiyle gerçekleştirildi; ilk yasal sosyalist parti, Türkiye İşçi Partisi TİP kuruldu. Ek olarak, Yüksek Seçim Kurulu güçlendirilerek; seçimlerde, ayırımsız tüm partilerin kamu olanaklarından “eşit yararlanmaları” yaklaşımı çok daha  sağlamlaştırıldı. Seçimlere gölge düşmemesi ya da egemenliğin eksiksiz yaşama geçebilmesi için, seçim sürecinde, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma Bakanlarının istifa etmeleri ve yerlerini tarafsız kişilere bırakmaları kuralı getirildi. 

Ancak, 1960’ların ikinci yarısında, o günlerin iktidardaki Adalet Partisinin, Genelkurmayının ve ABD’nin “halkın uyanışından”, egemenliğin derinleşmesinden ve yaygınlaşmasından duydukları kaygı sonucu, 12 Mart 1971’de başlayan ve 12 Eylül 1980’de pekişen baskıcı süreçte, egemenlik kavramı ve buna dayalı sağlam oluşumlar, sürekli aşındırıldı.  

NEREYE?!

“Mühürsüz oyların” geçerli sayıldığı 16 Nisan 2017 Anayasa oylaması sonucu gelinen günümüzde, Cumhurbaşkanı aynı zamanda AKP Genel Başkanıdır; tüm partilerin seçimlerde kamu olanaklarından eşit yararlanması ve üç kilit bakanın yerlerini tarafsız kişilere bırakması da artık söz konusu değildir.  

Egemenlik yönünden bunlar çok  önemli olmakla birlikte, 14 Mayıs 2023  Genel Seçimleri sonrası, Hatay Milletvekili Can Atalay’ın o tarihten buyana hapiste tutulması tamamıyla bir “egemenliği hiçe sayma” örnek olayıdır. Bugünkü  TBMM bu nedenle eksiktir.   

Mart 2024 Yerel Seçimlerinden sonra, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı ve CHP’nin halkoylaması ile saptadığı Cumhurbaşkanı Adayı E. İmamoğlu başta olmak üzere, onca belediye başkanının henüz suçlu oldukları kanıtlanmadan  görevlerinde uzaklaştırılmaları da egemenliğin  tanınmaması anlamına gelir.    

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi-AİHM ve Anayasa Mahkemesi-AYM’nin bazı kararlarının tanınmamasının;  özgür basına ve CHP’ye yönelik baskıların asıl nedeninin  egemenlik kaynağıyla ilgili olduğu da açıktır. 

Sağcıların, egemenlik sözcüğü ile eşanlamlı olan 23 Nisan ile dertlerinin sonu gelmiyor. Daha önce yıllarca gündemde tutulan Kutlu Doğum Haftası, aslında bir 23 Nisanı önemsizleştirme girişimiydi. Geçtiğimiz günlerde de, Altılı Masa’nın “Hocası” A. Davutoğlu, geçen günlerde  yaşanan Urfa ve Maraş okullarındaki kitlesel ölümler nedeniyle, 23 Nisan’ın “yas günü” sayılmasını istedi. Yetmedi, yatılı Kur’an Kursu öğrencileri bu yılın 23 Nisan kutlamalarından uzak tutuldu. Siyasetin 23 Nisan törenlerinde “Sultan Süleyman” göndermeleri; İçişleri Bakanının makamında Sultan II. Abdülhamit fotoğrafı asılması öne çıktı.  

Bizim “egemenlik karşıtları” bu kavrama henüz açıkça karşı çıkamıyor; onu, doğum günü olan 23 Nisan ile vurmaya çalışıyor. Ancak, Lozan’ı tanımadığını, ulus devleti hiçe saydığını saklamayan ABD’nin Türkiye Büyükelçisi T. Barrack, Antalya’da  uluslararası bir toplantıda baklayı ağzından çıkardı ve “size monarşi iyi gelir, demokrasi başarısız oldu“ diye demeç verdi; verebildi! İlginçtir, ülke yönetimi bu konuda ağzını açmıyor! 

Ancak, egemenliği önemsizleştirmeye, giderek yok saymaya yönelik tüm bu olumsuzluklar başarılı olamaz. Çünkü, Halkın son iki yıl boyunca CHP’yi sahiplenmesi; bu 23 Nisan’ı önceki yıllara göre çok daha büyük bir coşku ile yaşayan ve yaşatan çocuklar; tüm olumsuzluklara karşın onları 23 Nisan bilinciyle yetiştiren aileleri ve öğretmenleri, hiç kuşkusuz, egemenliğin kaynağını da  geleceğe taşıyacaktır. 

40. yılında Çernobil bize ne anlatıyor?

Çernobil nükleer santral kazasının üzerinden 40 yıl geçti. Radyoaktif kirliliğe maruz kalan bölgeye hâlâ girilemiyor ama nükleer lobi hayal satmaya devam ediyor.

More like this

Sessiz ama Konuşan Sergi

Cuma günü Ahmet Güneştekin’in Venedik’teki büyük sergi açılışındaydık. Güneştekin Vakfı’nın Campo Santa Giustina’daki tarihî Palazzo Gradenigo’da hayata geçirdiği İtalya’daki merkezinin açılışı, Sergio Risaliti küratörlüğünde hazırlanan ve Yıldız Holding sponsorluğunda düzenlenen “Sessizlik” sergisiyle gerçekleşti. Ama bu sadece bir sergi açılışı değildi. Bu, Türkiye’den çıkan bir sanatçının, uluslararası sahnede kurduğu büyük bir alanın ilanıydı. Daha önce de […]

3 milyon TL’lik soru: Dünü incelemek mi, yarını inşa etmek mi?

İnsanlığın gökyüzüyle kurduğu binlerce yıllık bağ, bugün geçmişin inanç pratiklerini araştıran projeler ile geleceğin bilimsel kodlarını yazan teknolojiler arasında bir seçim noktasında. Acaba hangisi öncelikli seçilecek?

Egemenlik

23 Nisan 1920, bu ülkede egemenliğin kaynağının halk olduğunun kesinleştiği gündür. 

Birinci Dünya Savaşı yenilgisinin sonrasında Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışı ve 22 Haziran 1919 da Amasya Genelgesiyle "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" kararlığı bunu kanıtlayan bir başlangıçtır. İzleyen aylarda toplanan Erzurum ve Sivas Kongreleriyle güçlenen bu kararlılık, “Hakimiyet Kayıtsız ve Şartsız Milletindir” olarak Ankara’da 23 Nisan’da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi-TBMM’de simgeleşir.  

23 Nisan, yalnızca, egemenliğin babadan oğula geçtiği “Monarşi” türü yönetimin sonu olmakla kalmaz, Ulusal Kurtuluş Savaşına ve sonrasında, anlamı “halkın, halk tarafından halk için yönetimi” olan Cumhuriyet’e, eşitliğe ve özgürlüğe giden kapıyı da ardına kadar açar.  

Kısaca, 23 Nisan, halk egemenliği ile özdeştir.  

NEREDEN…

Egemenlik, bu tarihten sonra iki dereceli de olsa, dört yılda bir seçimlerle milletin oldu. 1930’larda ülkemizde çalışma olanağı bulan Alman bilim insanlarından birinin gözlemiyle, o günlerin TBMM’si, “politik nüfuzu sıfır olan bir evet efendimciler topluluğu hiç değildi” (Hirsch, Ernst E. Hatıralarım, 1985, s.348).  

1946’daki ilk tek dereceli seçimlerinin tartışmalı niteliği, gerçekten tarihsel olan 1950’nin seçim düzenlemesini getirdi.  

Önce, CHP’li Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Cumhurbaşkanlığı ile parti genel başkanlığının bir kişide toplanmasının, partilerin seçimlere eşit koşullarda girmesi ilkesine ters düştüğü için Parti Genel Başkanlığından ayrıldı. Sonra, seçimlere “iktidar ve muhalefetin eşit koşullarda girmesi”, o günlerde radyo kullanımı dahil kamu olanaklarından eşit yararlanmaları; ayrıca üst düzey yargıçlardan, bağımsız ve tarafsız bir Seçim Kurulu oluşturulmasıyla sandık güvenliği sağlandı. Ve 14 Mayıs 1950’de, ülke tarihinde ilk kez büyük bir egemenlik devrimi gerçekleşti; iktidar halkın oylarıyla değiştirildi. 1957 sonrasında süreç tıkanınca 1960 askeri darbesi oldu.  

Özgürlükçü, 1961 Anayasası ile egemenliğin derinliği ve genişliği yönünde güçlü adımlar atıldı: verilen her oyun TBMM’ye yansıması, “nispi temsil” seçim sistemiyle gerçekleştirildi; ilk yasal sosyalist parti, Türkiye İşçi Partisi TİP kuruldu. Ek olarak, Yüksek Seçim Kurulu güçlendirilerek; seçimlerde, ayırımsız tüm partilerin kamu olanaklarından “eşit yararlanmaları” yaklaşımı çok daha  sağlamlaştırıldı. Seçimlere gölge düşmemesi ya da egemenliğin eksiksiz yaşama geçebilmesi için, seçim sürecinde, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma Bakanlarının istifa etmeleri ve yerlerini tarafsız kişilere bırakmaları kuralı getirildi. 

Ancak, 1960’ların ikinci yarısında, o günlerin iktidardaki Adalet Partisinin, Genelkurmayının ve ABD’nin “halkın uyanışından”, egemenliğin derinleşmesinden ve yaygınlaşmasından duydukları kaygı sonucu, 12 Mart 1971’de başlayan ve 12 Eylül 1980’de pekişen baskıcı süreçte, egemenlik kavramı ve buna dayalı sağlam oluşumlar, sürekli aşındırıldı.  

NEREYE?!

“Mühürsüz oyların” geçerli sayıldığı 16 Nisan 2017 Anayasa oylaması sonucu gelinen günümüzde, Cumhurbaşkanı aynı zamanda AKP Genel Başkanıdır; tüm partilerin seçimlerde kamu olanaklarından eşit yararlanması ve üç kilit bakanın yerlerini tarafsız kişilere bırakması da artık söz konusu değildir.  

Egemenlik yönünden bunlar çok  önemli olmakla birlikte, 14 Mayıs 2023  Genel Seçimleri sonrası, Hatay Milletvekili Can Atalay’ın o tarihten buyana hapiste tutulması tamamıyla bir “egemenliği hiçe sayma” örnek olayıdır. Bugünkü  TBMM bu nedenle eksiktir.   

Mart 2024 Yerel Seçimlerinden sonra, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı ve CHP’nin halkoylaması ile saptadığı Cumhurbaşkanı Adayı E. İmamoğlu başta olmak üzere, onca belediye başkanının henüz suçlu oldukları kanıtlanmadan  görevlerinde uzaklaştırılmaları da egemenliğin  tanınmaması anlamına gelir.    

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi-AİHM ve Anayasa Mahkemesi-AYM’nin bazı kararlarının tanınmamasının;  özgür basına ve CHP’ye yönelik baskıların asıl nedeninin  egemenlik kaynağıyla ilgili olduğu da açıktır. 

Sağcıların, egemenlik sözcüğü ile eşanlamlı olan 23 Nisan ile dertlerinin sonu gelmiyor. Daha önce yıllarca gündemde tutulan Kutlu Doğum Haftası, aslında bir 23 Nisanı önemsizleştirme girişimiydi. Geçtiğimiz günlerde de, Altılı Masa’nın “Hocası” A. Davutoğlu, geçen günlerde  yaşanan Urfa ve Maraş okullarındaki kitlesel ölümler nedeniyle, 23 Nisan’ın “yas günü” sayılmasını istedi. Yetmedi, yatılı Kur’an Kursu öğrencileri bu yılın 23 Nisan kutlamalarından uzak tutuldu. Siyasetin 23 Nisan törenlerinde “Sultan Süleyman” göndermeleri; İçişleri Bakanının makamında Sultan II. Abdülhamit fotoğrafı asılması öne çıktı.  

Bizim “egemenlik karşıtları” bu kavrama henüz açıkça karşı çıkamıyor; onu, doğum günü olan 23 Nisan ile vurmaya çalışıyor. Ancak, Lozan’ı tanımadığını, ulus devleti hiçe saydığını saklamayan ABD’nin Türkiye Büyükelçisi T. Barrack, Antalya’da  uluslararası bir toplantıda baklayı ağzından çıkardı ve “size monarşi iyi gelir, demokrasi başarısız oldu“ diye demeç verdi; verebildi! İlginçtir, ülke yönetimi bu konuda ağzını açmıyor! 

Ancak, egemenliği önemsizleştirmeye, giderek yok saymaya yönelik tüm bu olumsuzluklar başarılı olamaz. Çünkü, Halkın son iki yıl boyunca CHP’yi sahiplenmesi; bu 23 Nisan’ı önceki yıllara göre çok daha büyük bir coşku ile yaşayan ve yaşatan çocuklar; tüm olumsuzluklara karşın onları 23 Nisan bilinciyle yetiştiren aileleri ve öğretmenleri, hiç kuşkusuz, egemenliğin kaynağını da  geleceğe taşıyacaktır.