HomeTürkçe HaberlerGündem'Halkın bir kesimini alenen aşağılama' suçlamasıyla dava açılan Müjdat Gezen'e hapis cezası

'Halkın bir kesimini alenen aşağılama' suçlamasıyla dava açılan Müjdat Gezen'e hapis cezası

Published on

spot_img

Usta tiyatrocu Müjdat Gezen, YouTube programında kullandığı ifadeler nedeniyle “halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçundan 3 ay 22 gün hapis cezasına çarptırıldı.

“Müjdat Gezen ile Bizim Ev” adlı YouTube kanalında Mayıs 2024’te yayımlanan “Gazeteci Ayşenur Arslan’ın Dersine Girdik” başlıklı programdaki ifadeleri nedeniyle açılan ve İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Gezen, söz konusu ifadelerin kendisine ait olduğunu kabul etti ve halkın dini değerlerini aşağılama veya kin ve düşmanlığa sevk etme amacı taşımadığını ifade etti. 

Gezen, savunmasında söz konusu sözlerini anımsattı ve şöyle söyledi:

“Bu beyanlarda geçen ‘Müslümanlarda bir adet vardır biri öldüğü zaman annesinin adı ile gömülür bilir misiniz sebebini? Çünkü Anadolu’daki çok sevdiğim bir laftan dolayı. anan mutlaka anandır baban belki babandır. Doğru değil mi? Anne garanti’ beyanım Peygamberimiz Hz Muhammed’in söylediği gibi de ‘Cennet anaların ayakları altındadır.’ Benim buradaki ifadem ülkemin kadınını yüceltmek için kullanılmıştır. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum.”

Türk Ceza Kanunu’nun 216/2. maddesi uyarınca önce 6 ay hapis cezası veren mahkeme, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri ve cezanın geleceği üzerindeki olası etkilerini dikkate alarak cezayı önce 5 aya, ardından basit yargılama usulü indirimi uygulayarak 3 ay 22 güne düşürdü.

Ayrıca, Gezen’in daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin bulunmaması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi.

Karar kapsamında Gezen, 5 yıl süreyle denetim altında tutulacak.

Kaynak: BirGün

Latest articles

Türkiye, Dünya Kupası'nda ilk puanının peşinde

Türkiye, 2026 Dünya Kupası D Grubu'ndaki üçüncü ve son maçında ev sahibi ülkelerden ABD ile karşı karşıya geliyor. İlk iki maçında mağlup olan ve gruptan elenmesi kesinleşen Ay Yıldızlılar ilk puanını almak istiyor

Can'da pazarlık uzun

Bundesliga ekibinin 60 milyon euro bonservis talep etmesi nedeniyle duran temaslar, yeniden başladı. Sarı-Kırmızılılar 40 milyon euroyu gözden çıkardı. Kulüpler arasında diyalog devam edecek.

Eğitim süresi 35 ilde 9 yılın 73 ilde 10 yılın altında!

Bugün karne günü. Eğitim alanının artık sorunlar yumağına dönüştüğü bir yılı tamamlıyoruz.  Temel sorun yoksulluk ve eşitsizliğin artışıyla çocukların kitleler halinde eğitimden kopuşu iken, bu yıl eğitim süresinin kısaltılması ana gündemlerden biri haline getirildi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ulusal Eğitim İstatistikleri’ne göre, 2025 yılında 35 ilde 25-34 yaş grubundaki nüfusta ortalama eğitim süresi 9 yılın, 73 ilde ise 10 yılın altında. Bu oran 2012’den itibaren 12 yıllık zorunlu eğitim adıyla atılan adımın aslında eğitimden kopuş adımları olduğunun da göstergesidir. 2024-2025 eğitim yılına ilkokuldan itibaren 1 milyon 463 bin 528 çocuğun okuldan koptuğu verileriyle başladık. 2024 verilerine göre Türkiye’de 15-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 24,9’u, yani her dört çocuktan biri çocuk emeği sömürüsü ile karşı karşıya. Kız çocuklarının okullaşma oranının yüzde 80 altına düştüğü il sayısı 11 ile (Ağrı, Bitlis, Şanlıurfa, Muş, Siirt, Mardin, Şırnak, Batman, Van, Diyarbakır, Hakkari) ulaşmış durumda. Aynı zamanda 7 ilde de yüzde 85 ve altı eşikte seyrediyor. Kız çocuklarının okuldan koptuğu her durumda ilk olası risk çocuk yaşta evliliklerin artışı. Ancak TÜİK tarafından paylaşılan 16-17 yaş grubu için resmi evlenme istatistiklerinin sınırlılığı sorunun geldiği boyutu görmemizin önünde bir engel. Örgün eğitim kurumlarından açıköğretime geçiş yapan öğrencilerin sayısı ise yüzde 30,3 arttı. Örgün eğitim hakkını kaybettiği için açıköğretim lisesine geçen öğrenci sayısı ise önceki yıla göre iki katına çıktı. Okuldan kopuşa ek olarak her kademede devamsızlık oranları da artıyor. Tüm kademelerde 20 gün ve üzeri devamsızlık yapan öğrenci oranları yükseldi. Özellikle ortaokul düzeyinde oran yüzde 14,8’den yüzde 23,7’ye çıkarak dikkat çekici bir artış gösterdi. Devamsızlık genel ortaöğretimde yüzde 18,5’e, imam hatip liselerinde yüzde 30’a, mesleki eğitimde yüzde 28,5’e yükseldi. Yoksulluğun derinleşmesiyle birlikte ilk kaybeden çocuklar oldu. 2024 verileriyle çocukların yüzde 30,4’ü maddi yoksunluk içinde. Çocukların yüzde 39,5’i ‘yoksulluk veya sosyal dışlanma riski’ altında ve bu oran Türkiye’yi Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında bu riskin en yüksek olduğu ülke konumuna getiriyor. Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM), dört yeni okul modeli çocuk yaşta işçiliğin eğitim adıyla perdelendiği çocuk işçi merkezleri haline getirildi. Lise çağında olan her 10 öğrenciden 4’ü (yüzde 43) mesleki eğitim adıyla çocuk yaşta işçilikle karşı karşıya bırakıldı. 2002’de yüzde 17 olan lise çağı mesleki eğitim oranı 2025’te yüzde 43’e çıkarıldı. Meslek liselerinde staj adı altında, dört yeni okul modelinde, MESEM’lerde çalıştırılan çocuk sayısı yaklaşık 2 milyon.

Öğrenciler ve veliler için her eğitim yılı eğitim hakkı için mücadele yılı haline geldi. Öğretmenler için de her yıl öğretmenlik mesleğini yaşatmak için mücadele etme yılı artık.

***

Özel öğretim kurumlarında söz verilen hakları verilmeyen, taban maaş hakkı ellerinden alınan öğretmenler, mülakat mağduru öğretmenler, ataması yapılmayan öğretmenler, eğitim fakültelerine fiili kilit vurulmasının adı olan Milli Eğitim Akademisi’nde yoksullukla, barınma, ulaşım sorunuyla, mobbingle baş başa bırakılan öğretmenler, sözleşmeli çalıştırılarak ailelerinden uzakta güvencesiz, hak mağduriyetleri ile çalıştırılan öğretmenler, Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ile eşit işe eşit ücret, eşit haklar mağduriyeti yaşatılan öğretmenler, proje okul mağduriyeti yaşatılan öğretmenler...  Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın ve mülakat mağduru öğretmenlerin mücadelesi devam ediyor. Gözaltılara, baskılara rağmen öğretmenlik mesleğini yaşatmanın mücadelesini veriyorlar. Bu mücadelenin kazandığı gün umudun, vazgeçememenin kazandığı gün olacak.

Kötü muamele kayıtlarda

Gözaltına alınan kardeşi için karakola giden bir kadın, “ifadeye müdahale ettiği” gerekçesiyle darbedildi. Olay yargıya taşınırken kamera kayıtlarını inceleyen TİHEK ‘‘şiddet içerikli eylemler ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğine” hükmetti.

More like this

Türkiye, Dünya Kupası'nda ilk puanının peşinde

Türkiye, 2026 Dünya Kupası D Grubu'ndaki üçüncü ve son maçında ev sahibi ülkelerden ABD ile karşı karşıya geliyor. İlk iki maçında mağlup olan ve gruptan elenmesi kesinleşen Ay Yıldızlılar ilk puanını almak istiyor

Can'da pazarlık uzun

Bundesliga ekibinin 60 milyon euro bonservis talep etmesi nedeniyle duran temaslar, yeniden başladı. Sarı-Kırmızılılar 40 milyon euroyu gözden çıkardı. Kulüpler arasında diyalog devam edecek.

Eğitim süresi 35 ilde 9 yılın 73 ilde 10 yılın altında!

Bugün karne günü. Eğitim alanının artık sorunlar yumağına dönüştüğü bir yılı tamamlıyoruz.  Temel sorun yoksulluk ve eşitsizliğin artışıyla çocukların kitleler halinde eğitimden kopuşu iken, bu yıl eğitim süresinin kısaltılması ana gündemlerden biri haline getirildi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ulusal Eğitim İstatistikleri’ne göre, 2025 yılında 35 ilde 25-34 yaş grubundaki nüfusta ortalama eğitim süresi 9 yılın, 73 ilde ise 10 yılın altında. Bu oran 2012’den itibaren 12 yıllık zorunlu eğitim adıyla atılan adımın aslında eğitimden kopuş adımları olduğunun da göstergesidir. 2024-2025 eğitim yılına ilkokuldan itibaren 1 milyon 463 bin 528 çocuğun okuldan koptuğu verileriyle başladık. 2024 verilerine göre Türkiye’de 15-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 24,9’u, yani her dört çocuktan biri çocuk emeği sömürüsü ile karşı karşıya. Kız çocuklarının okullaşma oranının yüzde 80 altına düştüğü il sayısı 11 ile (Ağrı, Bitlis, Şanlıurfa, Muş, Siirt, Mardin, Şırnak, Batman, Van, Diyarbakır, Hakkari) ulaşmış durumda. Aynı zamanda 7 ilde de yüzde 85 ve altı eşikte seyrediyor. Kız çocuklarının okuldan koptuğu her durumda ilk olası risk çocuk yaşta evliliklerin artışı. Ancak TÜİK tarafından paylaşılan 16-17 yaş grubu için resmi evlenme istatistiklerinin sınırlılığı sorunun geldiği boyutu görmemizin önünde bir engel. Örgün eğitim kurumlarından açıköğretime geçiş yapan öğrencilerin sayısı ise yüzde 30,3 arttı. Örgün eğitim hakkını kaybettiği için açıköğretim lisesine geçen öğrenci sayısı ise önceki yıla göre iki katına çıktı. Okuldan kopuşa ek olarak her kademede devamsızlık oranları da artıyor. Tüm kademelerde 20 gün ve üzeri devamsızlık yapan öğrenci oranları yükseldi. Özellikle ortaokul düzeyinde oran yüzde 14,8’den yüzde 23,7’ye çıkarak dikkat çekici bir artış gösterdi. Devamsızlık genel ortaöğretimde yüzde 18,5’e, imam hatip liselerinde yüzde 30’a, mesleki eğitimde yüzde 28,5’e yükseldi. Yoksulluğun derinleşmesiyle birlikte ilk kaybeden çocuklar oldu. 2024 verileriyle çocukların yüzde 30,4’ü maddi yoksunluk içinde. Çocukların yüzde 39,5’i ‘yoksulluk veya sosyal dışlanma riski’ altında ve bu oran Türkiye’yi Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında bu riskin en yüksek olduğu ülke konumuna getiriyor. Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM), dört yeni okul modeli çocuk yaşta işçiliğin eğitim adıyla perdelendiği çocuk işçi merkezleri haline getirildi. Lise çağında olan her 10 öğrenciden 4’ü (yüzde 43) mesleki eğitim adıyla çocuk yaşta işçilikle karşı karşıya bırakıldı. 2002’de yüzde 17 olan lise çağı mesleki eğitim oranı 2025’te yüzde 43’e çıkarıldı. Meslek liselerinde staj adı altında, dört yeni okul modelinde, MESEM’lerde çalıştırılan çocuk sayısı yaklaşık 2 milyon.

Öğrenciler ve veliler için her eğitim yılı eğitim hakkı için mücadele yılı haline geldi. Öğretmenler için de her yıl öğretmenlik mesleğini yaşatmak için mücadele etme yılı artık.

***

Özel öğretim kurumlarında söz verilen hakları verilmeyen, taban maaş hakkı ellerinden alınan öğretmenler, mülakat mağduru öğretmenler, ataması yapılmayan öğretmenler, eğitim fakültelerine fiili kilit vurulmasının adı olan Milli Eğitim Akademisi’nde yoksullukla, barınma, ulaşım sorunuyla, mobbingle baş başa bırakılan öğretmenler, sözleşmeli çalıştırılarak ailelerinden uzakta güvencesiz, hak mağduriyetleri ile çalıştırılan öğretmenler, Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ile eşit işe eşit ücret, eşit haklar mağduriyeti yaşatılan öğretmenler, proje okul mağduriyeti yaşatılan öğretmenler...  Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın ve mülakat mağduru öğretmenlerin mücadelesi devam ediyor. Gözaltılara, baskılara rağmen öğretmenlik mesleğini yaşatmanın mücadelesini veriyorlar. Bu mücadelenin kazandığı gün umudun, vazgeçememenin kazandığı gün olacak.