Sivas Divriği’de OYAK’a bağlı Ermaden’in taşeronu Çiftay tarafından işletilen yer altı demir madeninin kapatılması ve 271 işçinin işten çıkarılmasına karşı direnen madenciler, mücadelelerini İstanbul’a taşıdı.
Direnişin 144’üncü gününde işçiler, Ayazağa’daki OYAK Finans Merkezi önünde bir araya gelerek taleplerini doğrudan sermayenin merkezine taşıdı. “Zarar” gerekçesine karşı çıkan işçiler, üretimin durdurulmasına ve hak gasplarına tepki göstererek işe iade talebini yinelerken madenlerin kamulaştırılmasını talep etti.
Eyleme çok sayıda siyasi parti, sendika ve demokratik kitle örgütü destek verdi. İşçiker sık sık “Divriği işçisi yalnız değildir”, “İşine, aşına, ekmeğine sahip çık”, Zafer direnen emekçinin olacak”, “Madenler şirketin değil, halkındır” sloganları atıldı.
FATURA İŞÇİYE KESİLEMEZ
DİSK’e bağlı Dev Maden-Sen Genel Başkan Yardımcısı Haluk Özsoy, şirketin “zarar” gerekçesinin gerçeği yansıtmadığını belirterek işçiler adına yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Maliyet artışı bahanesiyle üretimi durdurmak ekonomik zorunluluk değil, tercihli bir kâr maksimizasyonu politikasıdır. Maden üretimi çelik üretiminin ana girdisidir ve bu zincirin bir halkasını koparmak tüm sistemi zayıflatır. Yerli kaynak vurgusu yapan bir şirketin Divriği’de üretimi durdurması büyük bir çelişkidir. Devasa yatırımlar yapılırken, faturanın işçilere kesilmesini kabul etmiyoruz.”
Özsoy, işçilerin haklarının ödendiği yönündeki açıklamalara da tepki göstererek, “Sahadaki gerçeklik bunun tam tersini söylüyor. İhbar tazminatları gasp edilmek istendi, kıdem tazminatlarında dahi kârlılık hesabı yapıldı. ‘Geçici durdurma’ söylemi ise işçiyi oyalamaya dönük. Yeraltı madenciliği teknik olarak aç-kapa yapılabilecek bir faaliyet değildir, bu durum ciddi riskler doğurur” dedi.
Madenlerin kamuya ait olduğunu hatırlatan Özsoy, “Rezerv varken üretimi durdurmak yalnızca şirket kararı değildir, kamu yararı meselesidir. Divriği madenleri Cumhuriyet’ten bu yana sanayinin can damarıdır. Üretimin düşürülmesi, demir-çelikte dışa bağımlılığı artırır” ifadelerini kullandı.
GÖÇ ETMEK İSTEMİYORLAR
Divriği Kültür Dernekleri Başkanı Cihan Erdoğan, ilçede göçün başladığını belirterek şunları söyledi: “Son bilgilere göre yaklaşık 60 aile Divriği’yi terk etti. Bu, on bin nüfuslu bir ilçe için çok ciddi bir kayıp ve okulların kapanmasıyla bu sayının artmasını bekliyoruz. İşçiler göç etmek istemiyor. Dört aydır süren mücadele işçiler haklarıyla işe dönene kadar devam edecek. Şirketin zarar ettiği iddiası gerçeği yansıtmıyor. Yönetemiyorsanız bırakın; bunun bedelini Divriği halkı ödeyemez. Emekçiler yarınını planlayamazken acil çözüm bekliyoruz. İşten çıkarılanlar derhal geri alınmalı.”
MESELE KÂR HIRSI
Divriği Belediye Başkanı Cihan Deniz Akbaş da sürecin yalnızca işten çıkarmalarla sınırlı olmadığını vurgulayarak şöyle konuştu: “147 gün önce ‘piyasa kötü’ bahanesiyle başlayan süreçte önce 18, ardından yüzlerce işçi işten çıkarıldı. Ortada gerçek bir zarar yok; mesele kârdan vazgeçmemek. Bu kararlar yalnızca işçileri değil, Divriği’nin geleceğini hedef alıyor. Üretim yerine ithalatı tercih eden bu anlayış hem emeği hem sanayiyi zayıflatıyor. İşçiler göçe zorlanıyor. Yarın piyasa düzeldiğinde bu üretimi kiminle sürdüreceksiniz? Bu mücadele, işçiler haklarını alana kadar sürecek.”
İŞ İÇİN SİVAS’TAN İSTANBUL’A
İşten atılan madencilerden Ergün Durnagöz ise “12 yıldır bu madende çalışıyorum. 271 işçiyiz ve başka işimiz yok. Biz işimizi geri istiyoruz. Ya işe iade edilsin ya da maden kamulaştırılsın” diyerek destek çağrısı yaptı.
Atılan işçilerden Birkan Deniz de Divriği’den ayrılmak istemediklerini, maden dışında bir iş olmadığını söyledi. “Arkadaşlarımızın gündeminde göç var. Eğer işimizi geri alamazsak Divriği’den taşınmaktan başla bir şansımız kalmıyor. Biz işimizi, Divriği’yi seviyoruz ve işimizi geri istiyoruz. Bunları söylemek için Sivas’tan kalkıp geldik” dedi.
OYAK Maden’inden emekli olan bir diğer maden işçisi de Divriği’den İstanbul’a hakları gasp edilen arkadaşlarına desteğe geldiğini söyledi.
Kaynak: BirGün
