HomeTürkçe HaberlerGündemBritanya’da iki partili düzen çözülüyor

Britanya’da iki partili düzen çözülüyor

Published on

spot_img

7 Mayıs yerel seçimleri Britanya siyasetinde yalnızca yerel dengeleri değil, yarım yüzyıllık iki partili düzenin çözülüşünü de görünür hale getirdi. Toplumun alternatif arayışını milliyetçi ve göçmen karşıtı bir zemine kanalize eden aşırı sağcı Nigel Farage liderliğindeki Reform UK’in en büyük kazanan olduğu seçimlerde, Yeşiller ve Liberal Demokratlar da kazanımlar elde ederken, Muhafazakârlar yaklaşık 500, İşçi Partisi ise 1300’den fazla koltuk kaybetti. 

Bu tablo, 2024 genel seçimleriyle iktidara gelen İşçi Partisi’nin kısa sürede ciddi bir meşruiyet kriziyle karşı karşıya kaldığını kanıtlıyor. Öte yandan İşçi Partisi’nin oy kaybının tek bir merkeze yönelmemesi de dikkate değer. Oyların aynı anda Reform UK, Yeşiller, Liberal Demokratlar ve bağımsız adaylara dağılması, hükümete duyulan hoşnutsuzluğun yanı sıra, seçmenin artık Westminster merkezli geleneksel dengeye sığmadığını; iki partili düzenin yerini çok parçalı bir siyasal düzlemin aldığını ortaya koydu.

Üstelik 7 Mayıs’ta sandığa giden yalnızca yerel konseyler değildi. İskoçya Parlamentosu ve Galler meclisi Senedd seçimleri de bu dönüşümün kapsamını genişletti. Bu bağlamda Galler’de Plaid Cymru tarihsel bir çıkış yakalayarak birinci parti oldu. İskoçya’da ise İskoç Ulusal Partisi (SNP) beşinci kez seçimlerden birinci çıktı.

BBC Newscast Youtube kanalında açıklanan bir hespalamaya göre eğer bu seçimler tek bir genel seçim olsaydı oy dağılımı şu şekilde olacaktı: Reform yüzde 26, Yeşiller yüzde 18, İşçi Partisi ile Muhafazakârlar kafa kafaya yüzde 17 ve Liberal Demokratlar da yüzde 16.

İŞÇİ PARTİSİ’NİN ÇÖKÜŞÜ: “İŞÇİ SINIFI TERK EDİLDİ VE KARARINI VERDİ”

Genelde her seçimde en çok kazananın zaferi üzerinde durulsa da burada ilgi daha ziyade kaybeden İşçi Partisi’nin çöküşüne odaklanmış durumda. Başbakan Keir Starmer liderliği altında İşçi Partisi’nin sağa kayışı son bir yılda çok daha görünür hale gelmişti. Kamu harcamaları, göç politikaları, savunma bütçesi, Filistin konusu ve sendikal haklar konularındaki politikalarıyla kendi toplumsal tabanında ciddi bir yabancılaşma yaratmıştı. Ayrıca büyük şehirlerde derinleşen konut krizi, yükselen kiralar, kapanan yerel hizmetler ve yaşam maliyeti krizi karşısında İşçi Partisi’nin güvenlik ve göç merkezli söylemlere yönelmesi, partinin seçmenle arasındaki mesafeyi daha da büyütüyordu. Bu nedenle birçokları için sonuçlar malumun ilamı oldu. Zaten seçim sonuçlarıyla birlikte bazı milletvekilleri ve sendikalar da hızla Starmer’a istifa çağrısı yapmaya başladılar. Birleşik Krallık’taki en büyük sendikalardan biri olan Unite the Union’ın genel sekreteri Sharon Graham, sonuçları İşçi Partisi ve Starmer için “sonun başlangıcı” olarak tanımladı ve sınıf siyasetinin terk edilmesine bağladı.

YEŞİLLER, REFROM’A KARŞI GÜÇLENİYOR

Yeni lider Zack Polanski önderliğinde popülerleşen Yeşiller, bu seçimin en iddialı aktörlerinden biri oldu. Seçim öncesi tahminler, Yeşillerin İşçi Partisi’nden koparacağı koltuklarla partiyi Reform ve Muhafazakârların ardından üçüncü sıraya getirebileceğini gösteriyordu. Yeşiller bugün kimi yerlerde Reform’dan sonra ikinci sırada ve “Reform’u ancak Yeşiller yenebilir” biçiminde kutlamalar yaparak kendilerini ana akım bir alternatif olarak ortaya koyuyorlar. Temelde İşçi Partisi’nden kopan ilerici kesimlerin desteğiyle büyüyen Yeşiller, Galler’de de Senedd’e ilk kez girerek bir koltuk kazandılar. 

İSKOÇYA VE GALLER: 100 YILLIK HAKİMİYETE SON

“Merkez sol milliyetçi” olarak tanımlanan Plaid Cymru, Galler Senedd seçimlerini kazanarak İşçi Partisi’nin bölgedeki 100 yıllık hakimiyetine son verdi. Bu zafer Reform UK partisinin yükselişini frenlemesi açısından geniş kamuoyunda da önemseniyor. Anketler başa baş bir yarış öngörmesine rağmen, Plaid Cymru beklenenden çok daha rahat bir zafer elde etti. Plaid Cymru 43, Reform UK 34, İşçi Partisi 9, Muhafazakârlar 7, Yeşiller 2 ve Liberal Demokratlar 1 sandalye aldılar. Çoğunluk için 49 sandalyenin gerektiği parlamentoda, Plaid Cymru’nun diğer partilerle görüşerek bir azınlık hükümeti kurması bekleniyor. Bu zaferi önemli kılan bir diğer boyut ise, İngiltere’nin yanında Birleşik Krallık’ı oluşturan üç Kelt coğrafyasının (İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler) tamamının artık bağımsızlıkçı partiler tarafından yönetilecek olması. Plaid Cymru’nun iktidara gelmesiyle birlikte, Galler’de gelecekte bir bağımsızlık referandumu düzenlenme ihtimalinin de önemli ölçüde arttığı belirtiliyor. İskoç Parlamentosu seçimlerinde ise SNP yeniden birinci olarak çıktı.

YENİ BİR DÖNEM

Seçimler, Muhafazakârlar (Tory) ve İşçi Partisi (Labour) olmak üzere iki büyük partinin egemenliğinin çöktüğünü ve Britanya siyasetinde önemli bir kırılmanın yaşandığını gösteriyor. İki partinin 1970’lerden bu yana en düşük belediye meclis payını aldığı bu tablo, siyasi bir yeniden yapılanmanın bir zorunluluk olduğu biçiminde yorumlanıyor. Bu yeniden inşa sürecinde Reform UK toplumsal öfkeyi milliyetçi ve göçmen karşıtı bir zemine çekmeye çalışırken Yeşiller de sol hoşnutsuzluğu yeşil bir liberalizme kanalize ediyor; bağımsızlar ise yerel bağlar ve kimlik politikası üzerinden kendilerine özgü bir mecra oluşturuyor. Devrimci sol için bu tablo hem bir uyarı hem de kitlelerin İşçi Partisi’nden kopması bakımından önemli bir olanak barındırıyor. Ancak bu kopuşun varacağı yer, seçim sonrasında kurulacak ittifaklar ve ortaya çıkacak yönetim biçimleriyle belirlenecek görünüyor. 

***

SİZİN PARTİNİZ’İN İLK SINAVI: “GERÇEK DEĞİŞİM TOPLUMSAL DÜZEYDE BAŞLAR”

Jeremy Corbyn ve Zarah Sultana öncülüğünde kurulan Sizin Partiniz (Your Party) için 7 Mayıs seçimleri ilk büyük sınav niteliğindeydi. Parti, sadece kendi adaylarını çıkarmak yerine, değerleriyle örtüşen bağımsız grupları da kapsayan “250 Aday” stratejisini benimsedi. Bu şekilde Doğu Londra’da en az üç konseyde kontrolü ele almayı hedefliyordu. Partinin kuruluş aşamasındaki çalkantılı süreçlerin uzaması potansiyel desteğin bir kısmının Yeşillere kaymasına neden olsa da, sonuçta kazanımlar elde etmeyi başardı. Parti başarısını şu sözlerle duyurarak taban örgütlenmesine verdiği önemin altını bir kez daha çizdi: “Gerçek değişim toplumsal düzeyde başlar. Ülkemizi azınlık değil, çoğunluğun yararına dönüştürmenin tek yolu, tabandan başlayarak hareket etmektir. Henüz yolun başındayız.” Dahası, kimi bölgelerde bağımsızlar, sosyalistler ve Yeşiller ile yapılabilecek olası işbirlikleri, yeni bir yerel yönetim modelinin ilk işaretlerini taşıması bakımından dikkatle takip ediliyor olacak.

***

ÜÇTE BİR SİSTEMİ VE 2022 BAĞLAMI

Britanya yerel seçimlerini anlamak için İngiltere’de tek tip bir seçim takvimi olmadığını not etmek gerekiyor. Her belediye konseyi farklı bir döngüyle çalışıyor. Bazı konseylerde “üçte bir seçimi” uygulanıyor. Yani dört yıllık bir döngünün üç yılında, her yıl toplam koltukların üçte biri seçime giriyor; dördüncü yıl ise seçim yapılmıyor. 317 belediyesinin 85’i bu üçte bir sistemini kullanıyor. Üçte bir sistemiyle seçime giren bir konseyde, matematiksel olarak değişim için alan sınırlı kalıyor. Bu seçimler özelinde Londra’nın ayrı bir yerinin olması da bundan kaynaklanıyor. Tüm Londra ilçeleri dört yılda bir gerçekleştirilen seçimlerde tüm koltukları aynı anda seçime sokuyor. Yani 32 Londra belediyesinin her birinde tüm meclis koltuklarına sandık kuruldu. Kuzey İngiltere’de bazı sanayi kentlerinde yalnızca üçte bir koltuk değişebilirken, Londra’da belediyenin siyasi rengi tek gecede tamamen dönüşebiliyor. Dahası, 2026’da seçime giren koltukların büyük çoğunluğu en son 2022’de seçimden geçti. O dönemde İşçi Partisi yüzde 35 oy almış, Muhafazakârlar ise tarihî düşük seviyelere inmişti. Bugün ise İşçi Partisi yüzde 20 civarında. Yani karşılaştırma çizgisi, Labour’un çok daha güçlü olduğu bir dönemden çizilmiş durumda. Bu da beklenen kayıpları daha da dramatik kılıyor.

***

İŞÇİ PARTİSİ’NDE SANDIK DEPREMİ: STARMER’A İSTİFA BASKISI ARTIYOR

Yerel seçimdeki hezimetin ardından Başbakan Keir Starmer’a yönelik istifa çağrıları artarken, İşçi Partisi üyelerinin büyük çoğunluğunun parti liderliğinde Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham’i görmek istediği belirtildi. Guardian’ın haberine göre seçimlerden kısa süre önce İngiltere, Galler ve İskoçya’da 1000’den fazla İşçi Partisi üyesiyle yapılan ankete göre katılımcıların %72’si, Burnham’i partinin bir sonraki lideri olarak görmek istiyor. Ankete katılanların %51’i Starmer’ın mevcut siyasi tabloyu tersine çevirerek aşırı sağcı Reform UK’i yenemeyeceğine inanırken %49’u, Starmer ile birlikte hükümetinin seçimlerdeki “vahim sonuçtan” sorumlu olduğunu söylüyor. Şimdiye kadar en az 20 İşçi Partili milletvekili Starmer’a istifa çağrısı yaparken özellikle merkez sol çizgideki vekiller, parti içi karar alma kurulu tarafından parlamento üyeliği engellenen Burngham’in önündeki engellerin kaldırılmasını istiyor.

Kaynak: BirGün

Latest articles

“Türkiye Dünyayı Yönetecek” Söylemi ile Gerçekler Arasında

Katıldığım bir konferansta bir konuşmacı büyük bir özgüvenle şöyle dedi: “Türkiye dünyayı yönetecek.” Salonda alkışlayanlar oldu. Hoşa giden bir cümleydi. Gurur okşuyor, moral veriyor, büyük bir tarihsel iddia hissi yaratıyordu. Belki de karamsarlığın tavan yaptığı bir dönemde umut vermek istemişti. Ancak gerçek dünya sloganlarla değil; üretim gücüyle, teknolojiyle, sermayeyle, eğitim seviyesiyle, hukuk güvenliğiyle, bilimsel kapasiteyle, […]

Dışarıdan içeriye mektuplar: Hakikat hücreye sığmaz…

Demir parmaklıkların ardında olan sensin, ama asıl hapsedilmek istenen şey hakikat. Ve bu kez öyle pervasız, öyle çıplak bir şekilde yapılıyor ki; artık kimse bunun adına “hukuk” diyemiyor. Senin kapatıldığın hücre, sadece dört duvardan ibaret değil. Ama hesap edemedikleri bir şey var: Hakikat, kilit tutmaz, hücreye sığmaz.

Aşkın rengi var mı?

Galatasaray şampiyon oldu. Biz eşimle şanslı bir çiftiz. Her ikimiz de aynı takımı tutuyoruz. Başka evler böyle değil. Kadın mutfakta kahve yaparken telefondan kutlama videoları izliyor. Adam ise sessiz. Çünkü koyu Fenerbahçeli. Bir süre sonra klasik cümle geliyor: “Evde bari benim takımımı tut.” Bu cümle aslında Türkiye’de birçok ilişkinin küçük özeti gibi.Çünkü bizim toplumumuzda aşk […]

Bankaların milyonluk ‘havuz’ problemi

İktidara yakınlığıyla bilinen gazetelere sıkça reklam veren kamu bankalarının 2026’nın ilk çeyreğindeki reklam harcaması belli oldu. Vakıfbank ve Halk Bankası’nın Ocak-Mart 2026 döneminde 1 milyar 65 milyon TL’lik reklam-ilan harcamasına imza attı.

More like this

“Türkiye Dünyayı Yönetecek” Söylemi ile Gerçekler Arasında

Katıldığım bir konferansta bir konuşmacı büyük bir özgüvenle şöyle dedi: “Türkiye dünyayı yönetecek.” Salonda alkışlayanlar oldu. Hoşa giden bir cümleydi. Gurur okşuyor, moral veriyor, büyük bir tarihsel iddia hissi yaratıyordu. Belki de karamsarlığın tavan yaptığı bir dönemde umut vermek istemişti. Ancak gerçek dünya sloganlarla değil; üretim gücüyle, teknolojiyle, sermayeyle, eğitim seviyesiyle, hukuk güvenliğiyle, bilimsel kapasiteyle, […]

Dışarıdan içeriye mektuplar: Hakikat hücreye sığmaz…

Demir parmaklıkların ardında olan sensin, ama asıl hapsedilmek istenen şey hakikat. Ve bu kez öyle pervasız, öyle çıplak bir şekilde yapılıyor ki; artık kimse bunun adına “hukuk” diyemiyor. Senin kapatıldığın hücre, sadece dört duvardan ibaret değil. Ama hesap edemedikleri bir şey var: Hakikat, kilit tutmaz, hücreye sığmaz.

Aşkın rengi var mı?

Galatasaray şampiyon oldu. Biz eşimle şanslı bir çiftiz. Her ikimiz de aynı takımı tutuyoruz. Başka evler böyle değil. Kadın mutfakta kahve yaparken telefondan kutlama videoları izliyor. Adam ise sessiz. Çünkü koyu Fenerbahçeli. Bir süre sonra klasik cümle geliyor: “Evde bari benim takımımı tut.” Bu cümle aslında Türkiye’de birçok ilişkinin küçük özeti gibi.Çünkü bizim toplumumuzda aşk […]