
Katıldığım bir konferansta bir konuşmacı büyük bir özgüvenle şöyle dedi: “Türkiye dünyayı yönetecek.” Salonda alkışlayanlar oldu. Hoşa giden bir cümleydi. Gurur okşuyor, moral veriyor, büyük bir tarihsel iddia hissi yaratıyordu. Belki de karamsarlığın tavan yaptığı bir dönemde umut vermek istemişti. Ancak gerçek dünya sloganlarla değil; üretim gücüyle, teknolojiyle, sermayeyle, eğitim seviyesiyle, hukuk güvenliğiyle, bilimsel kapasiteyle, […]
Kaynak: 10Haber
