MESUT ÖZARSLAN KİMDİR? Ak Parti'ye Katılan Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Özarslan Kaç Yaşında, Nereli?
EMLAK KONUT ANAHTAR FİKİRLER ZİRVESİ 2026 TEKNOLOJİ YATIRIM VE GİRİŞİMCİLİK EKOSİSTEMİNİ BULUŞTURDU
Keep exploring
Venezuela’yı 39 saniye arayla vurdu! Depremler birbirini mi tetikledi? ‘Marmara’yla aynı’

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 25 Haziran gecesi ilk saat 5 dakika geride kalmış, pek çok kişi o anlarda çoktan uykuya dalmıştı. 01.04’te başlayan güçlü sarsıntı bazıları için uykudan uyandıran, bazıları için de bir daha uyanmayacakları bir son uykuya götüren bir kâbusa dönüşmek üzereydi. Üstelik bu depremden yalnızca 39 saniye sonra daha güçlü bir sarsıntı daha Venezuela’yı vurmuştu. Saatler 01.05’i gösteriyor sokaklar enkaz yığınları altında eziliyordu. İki depremin sismograflar tarafından ölçülen verilerine bakıldığında üst merkezleri birbirinden yalnızca 6 kilometre uzaktaydı. Sadece 39 saniye ve 6 kilometrelik farklarla yaşanan 7.2 ve 7.5 büyüklüğündeki depremler aslında Türkiye için hiç de yabancı sayılmazdı. İlk şoktan sonra daha büyük bir şok gelmesi bazen yalnızca öncü deprem diye içinden çıkılamayacak bir tanım gerektirebilir. Peki ama nasıl? Bu depremlerden ilki olan 7.2 öncü değilse ne? 7.5’lik deprem neden artçı değil? Sakarya Üniversitesi Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Utkucu soruların yanıtlarını ve 39 saniyeye ilişkin detayları Milliyet.com.tr’ye anlattı.

EN KISA ARALIK VERİSİ HALA PAKİSTAN’DA: 19 SANİYE ARAYLA YIKTI!
1997’de Hint Levhası ile Avrasya Levhası’nın birbirine çarpmasıyla yaşanacak depremler dünya tarihine geçecek bir aralıkta yaşanmak üzereydi. Bugün Venezuela’da 39 saniye arayla olan iki büyük deprem, o gün Pakistan’da yalnızca 19 saniye arayla yaşanmıştı. Bu ‘çift depremler’ diye adlandırılırdı. Birbiri arkasına olan ve farklı büyüklükte iki (veya daha fazla) ana şokun tek bir anda yaşanması bunun bir çift deprem olduğunu gösteriyordu. Ancak bu her zaman saniyelerle ölçülecek aralıklarla da olmayabilirdi. Bazen 10 saniye içinde, bazen saatler, aylar ya da yıllarca arayla meydana gelen ayrı deprem dizileri bu tanıma dahil olur. Öyle ki bu depremlerden ilki diğerinden büyük olduğunda artçı depremle karıştırılabiliyor olsa da 27 Şubat 1997’da Pakistan’ı vuran iki depremden biri artçı niteliğini taşımıyordu. İlki 7, ikincisi 6.8 büyüklüğündeki depremler niteliklerini büyüklükleriyle ele veriyordu. Peki ama nasıl?

NEDEN ARTÇI DEPREM OLAMAZ?
Çift depremlerde büyüklük benzerliği olur. Yani çoğu zaman 0,4’ten daha büyük bir fark gözlemlenmez. Bu da çoklu depremleri artçı şoklardan ayırmış olut. Bath Yasası’na göre artçı şoklar ana şoktan yaklaşık 1,2 büyüklük daha az bir büyüklükte başlamalıdır. Ek olarak kabul edilen kurallara göre büyüklük ve sıklık da giderek azalıyorsa bunların artçı deprem olduğu söylenebilir. Bu nedenle Venezuela’da ilkinden 0.3 daha büyük olan ikinci deprem bir artçı değildir. Peki artçı değilse öncü olabilir mi? Prof. Dr. Murat Utkucu şöyle anlattı:

MARMARA İLE ÇOK BENZİYOR! YILDA 2 SANTİM KAYIYOR
Venezuela’yı vuran depremler Türkiye için kulağa yabancı gelmeyen bazı özellikler taşıyordu. Bunlar önce ve ana şok olan iki depremse ya da birbirini tetikleyen sarsıntılarsa Türkiye’de son 30 yılda buna 2 büyük örnek verilebilirdi. 1999 Gölcük ve Düzce Depremleri ile 6 Şubat Depremleri çok yakın örneklerdi. Üstelik Venezuela’yı yıkan fayın davranışları Marmara’daki ile çok yakındı. ‘2 santim’ detayı da burada öne çıkıyordu. Peki ama nasıl? Prof. Dr. Murat Utkucu sözlerini şöyle noktaladı:
“Orada büyük bir fay zonu var. Tıpkı diyelim Kuzey Anadolu Fay Zonu gibi... Yani yılda 2 cm hareket ediyor. Bu Marmara'daki denizin altından geçen faya benzer bir hem mekanizma hem hareket hızına sahip. Haiti'de de 2010 yılında deprem oldu. Sonra 2021 yılında oldu. Gerilme modellemesi yaparak ve o tarihi depremlerle de kıyaslayarak ne kadar tehlikeli olduğu yani deprem olma olasılığının yüksek olduğu yerler söylenebilir. Bu fay zonu iki tane 7’den büyük peş peşe ürettiğine göre aynı Kuzey Anadolu fayı gibi demiştik. Düzce'ye İzmit'te çok benzer ya da işte 1943-44 depremlerine yani Kuzey Anadolu Fayı’na benziyor. Birinci deprem kırılırken oluşturduğu gerime değişimi ikinci depremin bardağını taşıran son damla olmuş. O depremin kırılmasıyla diğeri de tetiklenmiş. Kırılma daha doğuya doğru ilerlemiş. 1999'daki büyük depremde Düzce'den Gölyaka'ya kadar kırılmıştı. Daha sonra Gölyaka'dan ta Bolu Dağı tüneline kadar kırıldı. İkinci depremde daha doğuya ilerledi kırılma. Ancak 1999'daki ikinci deprem daha küçüktü. Burada birinci deprem daha büyük, hem mekanizmaları, hem de konumların birbirine benzer. Aynı fay üzerinde konumları da birbirine yakın. Birinci depreme burada bir öncü deprem de denebilir.”
Remzi Sanver suçlamalara yanıt verdi: 'Özel sektörle bağım yok, olmadı'
İstanbul Üniversitesi öğrencileri 'sürgün' ihalesine karşı ayakta: "Beyazıt rant planlarına teslim edilemez!"
HABER MERKEZİ
İstanbul Üniversitesi Hukuk ve İktisat Fakültelerinin "deprem güçlendirmesi" bahanesiyle gizlice ihale yapılarak taşınmak istenmesi iddialarına karşı öğrenciler eylem düzenledi.
Kampüsün asırlık hafızasının gizlice sermayeye peşkeş çekilmesine tepki gösteren öğrenciler, "Beyazıt’ın tarihi ihalelerle satılamaz, dekanlığın geçiştirme politikalarıyla gizlenemez" diyerek rektörlüğe yürüdü.
"FERMAN KAYYUMUN ÜNİVERSİTELER BİZİMDİR!"
İstanbul Üniversitesi Ana Kampüsü’nde bir araya gelen öğrenciler, "Beyazıt’ı terk etmiyoruz" şiarıyla bugün saat 14.00’te bir eylem gerçekleştirdi. Havuzlu Bahçe’de buluşan kitle, sloganlar eşliğinde Rektörlük binasına doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca sık sık “Beyazıt bizimdir bizim kalacak”, “Ferman kayyumun üniversiteler bizimdir” ve “Kayyumlar gidecek biz kalacağız” sloganları atıldı.
Geçtiğimiz günlerde, Hukuk ve İktisat Fakültesi binalarının tadilatı gerekçesiyle Zem İnşaat Taahhüt AŞ’ye istisnai yöntemlerle 530 milyon 336 bin 922 TL bedelli devasa bir ihale verildiği ortaya çıkmıştı. 8 ay boyunca kamuoyundan ve üniversite bileşenlerinden gizlenen bu ihale, öğrencilerin taşınma dayatmasına karşı ses yükseltmesiyle gün yüzüne çıktı.
"RANT VE SÜRGÜN PLANI"
Rektörlük önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında, kararların öğrencilerden gizlenerek "masa başında" alınmasına tepki gösterildi. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Türkiye’nin akademik hafızası, bilim ve hukuk tarihinin merkezi, üniversitemizin kalbi olan Tarihi Beyazıt Kampüsü, bugün kapalı kapılar ardında yürütülen rant ve sürgün planlarıyla karşı karşıyadır. Süreç ilk gündeme geldiğinde ‘kulaktan dolma iddialar’ olarak basitleştirilmeye çalışılan taşınma planlarının, arkasında somut bir ihale süreci barındırdığı öğrencilerin çabasıyla gün yüzüne çıkmıştır. Üniversitemizin geleceği, binlerce öğrencinin eğitim hakkı ve asırlık bir akademik gelenek, bizlerden gizlenen masa başı pazarlıkların konusu haline getirilmiştir."
YÖNETİMDEN OYALAMA TAKTİĞİ
Açıklamada, iddiaların ardından dekanlıkla yapılan görüşmelerde kurumsal ve hukuki hiçbir güvence verilmediği aktarıldı. Yönetimin gayriresmi kanallarla ve ciddiyetten uzak beyanlarla tepkiyi sönümlendirmeye çalıştığını belirten öğrenciler, "Dekanlığın 'Netleşen bir şey yok', 'Süreci takip ediyoruz' gibi altı boş, muğlak açıklamaları, yapılan gizli pazarlıkları örtbas etme çabasından başka bir şey değildir" dedi.
ÖĞRENCİLERDEN REKTÖRLÜĞE SORULAR
Öğrenciler, üniversite yönetiminin yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu:
"Kamuoyundan gizlediğiniz ihale nedir? Restorasyona ilişkin istisna kapsamında yapılan ihalenin şartları ve kapsamı neden bir devlet sırrı gibi saklanmaktadır? Neden taşınmayacağına dair güvence verilmiyor? Madem taşınma yok, neden "önümüzdeki aylarda bakarız" diyerek kurumsal ciddiyete yakışmayan bir oyalama politikası izliyorsunuz? "Bilinmeyen Yer" neresidir, arkasında ne var? Kampüsümüzün taşınmak istendiği, adını dahi telaffuz etmekten çekindiğiniz yer neresidir? Eğitim alanlarını şehrin merkezinden ve toplumsal hafızadan kopararak neyi amaçlıyorsunuz?"
"KARAR ÜNİVERSİTE BİLEŞENLERİNİN OLSUN!"
Yönetimin dayatmalarına karşı geri adım atmayacaklarını vurgulayan İstanbul Üniversitesi öğrencileri, taleplerini üç maddede sıraladı:
"1. Kampüsün geleceğine ve binaların kullanım haklarına dair yürütülen tüm ihale süreçleri ve imzalanan sözleşmeler derhal resmi olarak kamuoyuna açıklanmalıdır.
2. Öğrenciyi oyalayan, gayriresmi ve sorumluluktan kaçan beyanlara son verilmeli, kurumsal bir muhataplık tesis edilmelidir.
3. Üniversitenin asıl bileşenleri olan öğrencilerin, akademisyenlerin, mezunların ve emekçilerin onayı alınmaksızın atılan tüm gizli adımlar ve ihaleler derhal iptal edilmelidir."
Karne hediyesi Tivibu'dan: Çocuklar için "tatil başlasın" animasyon şöleni başladı
Okulların kapanması ve karne heyecanının yaşanmasıyla birlikte yaz tatili coşkusu dijital platformlara da yansıdı. Türk Telekom’un televizyon platformu Tivibu, çocuklara özel hazırladığı "Tatil Başlasın" klasörü ile en sevilen animasyon ve aile filmlerini tek çatı altında topladı. Kral Şakir'den Kirpi Sonic'e, Heidi'den Canavarcıklar'a kadar birçok popüler yapım yaz boyu çocuklara keyifli anlar yaşatacak.
Polise bilgi verildi: Yılın düğünü için sokaklar üç gün kapatılacak
‘Her Gebeye Bir Ebe’

Son dakika | Başkan Erdoğan'dan İl Başkanları Toplantısı'nda önemli mesajlar: Eser ve hizmet siyasetimizle yeni gönüller kazanacağız

Son dakika haberi: Başkan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi'nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Erdoğan, "Biz eser ve hizmet siyasetimizle...Devamı için tıklayınız
Muhalefete tepki! Başkan Erdoğan: Biz yeni gönüller fethetmenin derdindeyiz
Bankada işlem yaparken üstüne kedi düştü, "Kalpten gidiyorduk, sonra kahkaha attık"
Son Dakika | NATO gözaltılarına tutuklama talep edildi
