HomeTürkçe HaberlerGündemKiros’un Silindiri, Kürtlerin hakkı

Kiros’un Silindiri, Kürtlerin hakkı

Published on

spot_img

Kiros Silindiri, antik Mezopotamya’nın killi toprağından günümüzün modern diplomasi masalarına kadar uzanan, 2600 yıllık ‘büyüleyici’ bir hikâye denilebilir. Şekli fıçıyı andıran, pişmiş kilden yapılmış, yaklaşık 22,5 santimetre uzunluğunda ve 10 santimetre çapında olan bu tarihî eser, üzerinde Akadca’nın Babil lehçesiyle yazılmış çivi yazısı bir metin barındırır. Günümüzde British Museum’da muhafaza edilen silindir, parçalanmış olarak bulunmuş; ana gövdesi Londra’da sergilenirken, sonradan keşfedilen küçük bir parçası Yale Üniversitesi’nden getirilerek 1970’lerde asıl gövdeyle birleştirilmiştir. Hikâyemizin modern kısmı, 1879 baharında başlar. Asur asıllı Britanyalı arkeolog ve diplomat Hormuzd Rassam, bugünkü Irak dediğimiz alanda yaptığı kazılar sırasında bu paha biçilmez eseri parçalı şekilde gün yüzüne çıkarmıştır. Peki nedir bu silindir ve nasıl ortaya çıktı?

Kiros Silindiri, M.Ö. 539-530 yılları arasında, Pers Kralı Büyük Kiros’un (II. Kiros) Babil’i fethederek Yeni Babil İmparatorluğu’na son vermesinin hemen ardından yazılmıştır. O dönemde Babil’in son kralı Nabonidus, halkı ve özellikle de nüfuzlu rahipler tarafından hiç sevilmeyen bir yöneticiymiş. Nabonidus, Babil’in baş tanrısı Marduk’a olan inancı ve geleneksel görevleri ihmal etmiş, halkın sırtına ağır vergiler yüklemiş, onları zorunlu angarya işlerde acımasızca çalıştırmış ve diğer şehirlerin tanrı heykellerini zorla başkent Babil’e toplamış. Kiros Silindiri’nin metni, Nabonidus’un bu karanlık yönetimini eleştirerek başlar. Dramatik bir kurtuluş hikâyesi çizen metne göre; tanrı Marduk, halkın feryatlarına kulak vermiş ve Nabonidus’un saygısızlıklarına öfkelenerek şehri yönetecek “adil ve dürüst bir kral” aramaya başlamıştır. Marduk, bütün ülkeleri gözden geçirmiş ve sonunda Kiros’u seçerek onun adını “tüm dünyanın kralı” olarak haykırmıştır.

Marduk’un rehberliğinde Babil’e yürüyen Kiros, devasa ordusuyla şehre savaşmadan, barışçıl bir şekilde girmiştir. Halk onu büyük bir sevinçle karşılamış, kurtarıcı olarak selamlamıştır. Metnin ortalarında birinci tekil şahsa geçen Kiros; Babil’e barış getirdiğini, Nabonidus’un koyduğu kölelik benzeri angarya boyunduruğunu kaldırdığını, harap olmuş tapınakları onardığını gururla ilan eder. En önemlisi, Babil’e zorla getirilmiş tanrı heykellerini kendi şehirlerine geri gönderdiğini ve sürgün edilmiş esir halkları toplayıp kendi anavatanlarına iade ettiğini yazar. Kiros’un bu metin ile asıl amacı; fethettiği yeni topraklarda otoritesini sağlamlaştırmak, yerel isyanları önlemek ve devasa imparatorluğunu güvence altına almaktı. Bunu kılıç zoruyla değil, fethedilen halkların inançlarına ve geleneklerine saygı duyarak yapmayı seçer. (Bu şekilde de tarihe geçti.) Önceki Asur ve Babil krallarının “yakıp yıkma, sürgün etme ve tanrı heykellerini esir alma” şeklindeki gaddar politikalarının aksine Kiros, yerel halka kendi inançlarını yaşama fırsatı verdi. Elbette tüm bu yapılan eylemler, imparatorluğun sorunsuz ve düşük maliyetle yönetilmesini sağlayan pragmatik bir devlet aklıydı. Bu reel bir ihtiyaçtı. Bir not olarak ifade etmek gerekirse, Kiros Silindiri, 20. yüzyılın ortalarında orijinal tarihsel bağlamının çok ötesinde yepyeni bir sembolik anlam kazandı. İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi, 1968’den itibaren ve özellikle 1971’deki Pers Monarşisi’nin 2500.yıl kutlamalarında, bu kil silindiri “dünyanın ilk insan hakları bildirgesi” olarak tüm dünyaya sundu. Şah’ın kendi otoriter yönetimine antik bir meşruiyet katmak ve uluslararası imajını düzeltmek için başlattığı bu kampanya öylesine etkili oldu ki, silindirin bir kopyası Birleşmiş Milletler binasına yerleştirildi. Yaklaşık 2600 yıl öncesini bırakıp bugüne gelelim. Bu silindir bize ne diyor? Tam da benzer bir süreçten geçilirken…

Bugünden bakınca ilginç olan şey şu bence: Bu silindir, bir iktidarın kalıcı olması için tanıma, onarma, geri döndürme ve yerel inançlara saygı gerektiğini söylüyor. Yani “devlet aklı” tanıma siyasetiyle de kurulur. Zor-şiddet tekeli bir yere kadardır. Bu anlamda Kiros Silindiri, günümüzdeki barış ve çözüm süreçleri bağlamında okunduğunda, yalnızca 2600 yıllık arkaik bir kil tablet olmaktan çıkar; devasa ve çok kültürlü bir yapının kaba kuvvetle değil, siyasi akıl, rıza ve pragmatizm ile nasıl bir arada tutulabileceğini gösteren tarihsel bir siyaset kılavuzuna dönüşür. Silindir, çatışmaların sonlandırılması ve kalıcı bir barışın tesisi için bugünün siyaset kurumu ve devlet aklına kritik mesajlar da veriyor. Modern barış süreçlerinde sıklıkla düşülen en büyük yanılgı, çözümün bir “taviz” veya salt “insani bir lütuf” olarak görülmesidir. Kiros Silindiri bize, barışın ve hoşgörünün aslında en rasyonel, en az maliyetli ve en sürdürülebilir güvenlik stratejisi olduğunu anlatır. Barış, “ötekini” kendine benzeterek değil, onun varlığını, dilini ve inancını devletin meşru bir parçası olarak kabul ederek sağlanabileceğinin kanıtıdır. Bir barış sürecinin psikolojik olarak inşa edilebilmesi için, geçmişte yapılan hataların ve zulümlerin kabul edilip onlarla araya mesafe konması şarttır.

Kiros, barışı inşa ederken önce bu “çürümüş statükoyu” yıkmış, halkın boynundaki “lanetli boyunduruğu” kaldırarak onları zorunlu hizmetten ve baskıdan azat etmiştir. Yani bir nevi yeni bir toplumsal sözleşme yapmıştır. Bu silindirin en dikkate değer bir diğer yanı da “silahın değil, muhataplığın gücünü” göstermesidir. En kritik kısmına gelirsek; Kiros Silindiri’nin bir “kuruluş belgesi” olarak tapınakların veya şehir surlarının temeline gömülmek üzere hazırlanması çok semboliktir. Bu eylem, verilen barış ve özgürlük sözlerinin havada kalmadığını, devletin ve şehrin en sağlam temellerine, yazılı ve bağlayıcı bir ahit olarak yerleştirildiğini gösterir. Bu da modern siyasete; barış ve çözüm söylemlerinin günlük politik çıkarlara veya sözlü vaatlere değil, devletin temeline kazınacak “bağlayıcı yasalara ve sağlam bir hukuki zemine” oturtulması gerektiğini net olarak gösterir.

Sonuç olarak Kiros, kılıcın yetmediği yerde siyasetin, hoşgörünün ve psikolojik yönetimin ne kadar büyük bir güç olduğunu bu kil fıçıya kazımış ve sadece kendi çağının değil, binlerce yıl sonrasının insanlarını bile etkilemeyi başarmış denilebilir. Kiros’un Silindiri’nde “her halkın kendi inançları/değerleriyle, kendi yurdunda yaşaması” ilkesi vardır. Bu ilke, bugün en çok Türkiye’de ihtiyaç duyulan şeylerden biridir. Devlet aklının unuttuğu bu dersi, bugün artık almak gerekiyor. Bu silindirden birilerini ezmesi değil, birilerine yol açması beklenir.

 

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi

Latest articles

THY uçağı Nepal'e iniş sonrası yangın nedeniyle acil boşaltıldı

Türk Hava Yolları'nın İstanbul - Katmandu seferini yapan tarifeli uçağı, Tribhuvan Uluslararası Havalimanı'na iniş sonrası yangın tehlikesi nedeniyle acil olarak tahliye edildi.

Fatih Altaylı yazdı: Galatasaray’ın hedefi lig şampiyonluğu değil Avrupa’da kupa

Yollar, köprüler ve anneler Bugün mayıs ayının ikinci pazarı yani Anneler Günü. İlkokuldayken hikayesini dinlemiştik. Amerikalı Anna Jarvis adlı bir genç kadının ölen annesinin anısını yaşatmak için 1900’lerin ilk yıllarında başlattığı bir hareket. Birkaç yıl sonra resmen Anneler Günü olmuş ama dünyanın farklı ülkelerinde farklı tarihlerde kutlanıyor. Bizde Mayıs’ın 2. pazarı. Gün o kadar ticari […]

Modern hayatın görünürlüğü derinleşmenin yerine koyan ritim yanlışı

Bu, bir ilişki bozulması olduğu kadar bir insan değişmesi ve yazık ediliş midir? Bazı bozulmalar yüksek sesle olmaz. Bir şey kırılmaz, devrilmez, dağılmaz. Sadece “ritim” değişir. Ritim değiştiğinde insan fark etmeden “başka bir insana” dönüşür. Bu dönüşümün en zor fark edilen yanı şudur: Kimse değiştiğini söylemez. Herkes aynı şeyleri yapmaya devam eder ama artık hiçbir […]

ABD Başkanı Trump, Çin'i 13-15 Mayıs'ta ziyaret edecek

ABD Başkanı Donald Trump'ın 13-15 Mayıs tarihlerinde Çin'i ziyaret edeceği bildirildi.

İlginizi Çekebilir

Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Trump'ın, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in davetiyle 13-15 Mayıs'ta Pekin'e resmi ziyarette bulunacağı belirtildi. ABD tarafının daha önce duyurduğu ziyaret, Çin'in açıklamasıyla doğrulanmış oldu.

Trump, 8,5 yıl aradan sonra Çin'i ziyaret ediyor. ABD'nin önceki Başkanı Joe Biden, Çin'i ziyaret etmemişti. ABD'den Çin'e lider düzeyindeki son ziyaret, Trump'ın ilk iktidar döneminde, 2017'de yapılmıştı.

ABD Başkanı Trump, Orta Doğu’da ABD ve İsrail'in İran’a saldırıyla başlayan ve İran’ın misillemeleriyle tırmanan savaşın henüz çözüme kavuşmadığı bir dönemde stratejik rakibi Çin’e kritik ziyaret gerçekleştirecek.

Daha önce 31 Mart-2 Nisan tarihlerinde yapılacağı bildirilen fakat ABD Başkanı’nın İran’daki savaşla ilgilenmesi gerektiği gerekçesiyle ertelenen ziyarette, Orta Doğu’daki savaşın önemli bir gündem maddesi olacağı öngörülüyor.

ABD ile Çin arasındaki ilişkiler, Trump'ın ikinci iktidar döneminde bir tarafta Washington yönetiminin tarife artışları ve teknoloji alanındaki kısıtlamaları ile diğer tarafta Çin'in küresel tedarikin büyük bölümünü karşıladığı nadir toprak elementlerinin kontrolüne yönelik attığı adımlarla genişleyen bir dizi anlaşmazlıkta düğümlenmişti.

Ziyarette tarafların, ekonomi ve ticaret konularının yanı sıra ABD’nin son dönemde büyük çaplı silah satışlarına onay verdiği, Çin ile egemenlik ihtilafı içindeki Tayvan’a ilişkin sorunları da ele alması bekleniyor.

İran yanıtını arabuluculara iletmişti... Trump'tan sert tepki: Hiç hoşuma gitmedi, kabul edilemez
Ermenistan Başbakanı Paşinyan'dan tarihi 'Karabağ' itirafı: Bizim için ölümcül bir hataydı

More like this

THY uçağı Nepal'e iniş sonrası yangın nedeniyle acil boşaltıldı

Türk Hava Yolları'nın İstanbul - Katmandu seferini yapan tarifeli uçağı, Tribhuvan Uluslararası Havalimanı'na iniş sonrası yangın tehlikesi nedeniyle acil olarak tahliye edildi.

Fatih Altaylı yazdı: Galatasaray’ın hedefi lig şampiyonluğu değil Avrupa’da kupa

Yollar, köprüler ve anneler Bugün mayıs ayının ikinci pazarı yani Anneler Günü. İlkokuldayken hikayesini dinlemiştik. Amerikalı Anna Jarvis adlı bir genç kadının ölen annesinin anısını yaşatmak için 1900’lerin ilk yıllarında başlattığı bir hareket. Birkaç yıl sonra resmen Anneler Günü olmuş ama dünyanın farklı ülkelerinde farklı tarihlerde kutlanıyor. Bizde Mayıs’ın 2. pazarı. Gün o kadar ticari […]

Modern hayatın görünürlüğü derinleşmenin yerine koyan ritim yanlışı

Bu, bir ilişki bozulması olduğu kadar bir insan değişmesi ve yazık ediliş midir? Bazı bozulmalar yüksek sesle olmaz. Bir şey kırılmaz, devrilmez, dağılmaz. Sadece “ritim” değişir. Ritim değiştiğinde insan fark etmeden “başka bir insana” dönüşür. Bu dönüşümün en zor fark edilen yanı şudur: Kimse değiştiğini söylemez. Herkes aynı şeyleri yapmaya devam eder ama artık hiçbir […]