HomeTürkçe HaberlerGündemModern hayatın görünürlüğü derinleşmenin yerine koyan ritim yanlışı

Modern hayatın görünürlüğü derinleşmenin yerine koyan ritim yanlışı

Published on

spot_img

Bu, bir ilişki bozulması olduğu kadar bir insan değişmesi ve yazık ediliş midir? Bazı bozulmalar yüksek sesle olmaz. Bir şey kırılmaz, devrilmez, dağılmaz. Sadece “ritim” değişir. Ritim değiştiğinde insan fark etmeden “başka bir insana” dönüşür. Bu dönüşümün en zor fark edilen yanı şudur: Kimse değiştiğini söylemez. Herkes aynı şeyleri yapmaya devam eder ama artık hiçbir […]

Kaynak: 10Haber

Latest articles

17 hamle ile suda ulusal eylem vakti

ASLIHAN ALTAY KARATAŞ / ANKARA - İklim değişikliğinin etkisiyle artan kuraklık riski ve bazı büyükşehirlerde yaşanan su kısıtlamaları hükümeti harekete geçirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yer aldığı Su Komisyonu oluşturuldu. 14 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanan Ulusal Su Planı doğrultusunda şekillendirildi. Plan, kısa vadede hızlı sonuç üretecek öncelikli müdahale alanlarına odaklanan 17 eylemden oluşuyor.

Milliyet’in ulaştığı bilgilere göre plandaki en kritik basamaklardan biri Su Kanunu’nun çıkarılması. Eylemler kısa, orta ve uzun vadeli stratejiler şeklinde kurgulanırken, vatandaşların suya kesintisiz ve güvenli erişimini garanti altına almak nihai hedef olarak belirlendi. Bazı bölgelerde dönemsel olarak yaşanabilen su kısıtlamaları ve kuraklık, baraj seviyelerindeki düşüş gibi durumlar ise önleyici bir yaklaşımla ele alındı.

İlginizi Çekebilir

Üç vadeli hedef

Kısa vadede öncelik, mevcut sistemin verimliliğinin artırılmasına, yani kayıp ve kaçakların azaltılmasına, mevcut altyapının iyileştirilmesine ve suyun daha etkin yönetilmesi ile hızlı ve somut kazanımlar elde edilmesine verildi. Orta vadede, su verimliliğini artıracak yapısal dönüşümler ön plana çıkarken, bu sürecin temel unsurlarını tarımsal sulama modernizasyonu, alternatif su kaynaklarının devreye alınması, atık su geri kazanımının yaygınlaştırılması ve suyun sektörler arası dengeli kullanımını sağlayan mekanizmalar oluşturacak. Uzun vadede ise iklim değişikliğine dayanıklı, havza bazlı ve veri temelli entegre bir su yönetim sistemi hedeflenirken, bu vizyonun temel unsurları dijital izleme altyapıları, erken uyarı sistemleri ve su-enerji-gıda-ekosistem ilişkisini birlikte ele alan bütüncül yaklaşımlar olacak. Mevcut su kaynaklarını doğru yönetmenin önemine dikkat çekilen planda, kentsel alanlarda kayıp ve kaçakların azaltılması, suyun sistem içinde etkin takibi ve altyapıların modernizasyonunun en kritik başlıklardan olduğu ifade edildi. Sürecin, içme suyu sistemlerinin sayısallaştırılması, izleme altyapısının güçlendirilmesi ve performansa dayalı finansman modelleri ile sistematik şekilde yönetileceği kaydedildi.

Alternatif kaynaklar

Planda, alternatif su kaynaklarının devreye alınması da öncelikli eylemler arasında yer alıyor. Özellikle arıtılmış atık suyun yeniden kullanımı, yağmur suyu hasadı ve suyun döngüsel kullanımını artıran uygulamalar, deniz suyu arıtımı üzerine pilot proje çalışmaları ile mevcut kaynaklar üzerindeki baskı azaltılacak. Kuraklık risk yönetimi ve iklim değişikliğine uyum çerçevesindeki çalışmalarla taşkın risk yönetiminin yapısı ve erken uyarı kapasitesi güçlendirilecek.

Tarımsal sulamada kademeli ödeme

‘Tarımda su verimliliği’ önceliği kapsamında, havza bazında asgari sulama randımanı hedefleri belirlenerek, sulamada hacim esaslı ödeme sistemine geçilecek. Kapalı sistem sulama alanlarında ön ödemeli sayaç uygulamalarına geçilerek, temel ihtiyaç için düşük, aşırı kullanım için yüksek tarifeye dayalı kademeli bir yapı benimsenecek. Havza bazlı ürün-su eşleştirmesi yapılarak, destekleme politikaları, su verimliliği ve uygun ürün deseni şartına bağlanacak. Ayrıca sulama birlikleri, kooperatifler ve halk sulamaları tek çatı altında toplanarak izleme, denetim ve yaptırım kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Diğer öncelikli alan ‘yeraltı su kaynaklarının korunması ve kontrol altına alınması’ konusunda ise ölçüm, izleme ve denetim mekanizmaları güçlendirilerek sürdürülebilir kullanım sağlanacak, tahsis süreçleri daha disiplinli bir yapıya kavuşturulacak.

Havadan para yağdı

​Türkiye’nin geçen yıl hava seyrüsefer hizmetleri kapsamında hava sahasının kullanımından sağladığı tutar yaklaşık 33 milyar lirayla rekor seviyeyi gördü. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü’nün 2025 Yılı Faaliyet Raporu’ndan AA’nın yaptığı derlemeye göre, Türkiye, üyesi olduğu Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL) kuralları gereği, hava sahası kullanıcılarından tesis ve hizmetlerin kullanımı dolayısıyla harcama tahsilatı yapıyor. Türkiye tarafından sunulan seyrüsefer hizmetleri kapsamında, geçen yıl hava sahasının kullanımına ilişkin yaklaşık 33 milyar 55 milyon lirayla rekor gelir elde edildi. Böylece, 2024 yılında 21 milyar 586 milyon 803 lira olan söz konusu tutar, yüzde 53 artış kaydetti.

Çok talep var

Böylece Türkiye, “milli maliyet tabanının büyüklüğü endeksi”ne göre EUROCONTROL üyesi 42 ülke içinde 6’ncı sırada yer alırken “hava sahasına talep” sıralamasında ikinci oldu. Türkiye, artan iç hat talebi, altyapısı ve insan kaynağı sayesinde rekor elde etti. Ülke, jeopolitik konumu ve doğu-batı aksındaki hava trafiği açısından koridor niteliğinde olması nedeniyle yüksek değerde hizmet birim sayısı kazandı.

İstanbul Boğazı trafiği azaldı

İstanbul Boğazı’ndan bu yılın ilk 3 ayında 9 bin 195 geminin geçtiği belirlendi. İstanbul Boğazı’nı kullanan gemi sayısının geçen yılın aynı dönemine göre azaldığı tespit edildi. Geçen yılın ocak-mart döneminde 9 bin 351 gemi İstanbul Boğazı’nı kullanmıştı. Bu yılın ilk üç ayında, 3 bin 277 genel kargo ile 1833 dökme yük gemisi Boğaz’ı kullandı. Ocak-mart döneminde geçen 9 bin 195 geminin 5 bin 792’sinin kılavuz kaptan hizmeti aldığı hesaplandı. Boğaz’da, geçen yılın aksine 300 metreden büyük gemiler bu yılın ilk üç ayında geçiş yapmadı. İstanbul Boğazı’ndan ocak-mart döneminde kimyasal yük taşıyan 451 tanker de geçti.

Keban Barajı bu yıl o kadar doldu ki, kapakları açılacak

Türkiye’nin ihtiyacı için devasa bir yatırım olarak 1966 yılında temeli atılan ve 1974 yılında faaliyete geçen Keban Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES), 52 yılı geride bıraktı. 52 yıldır ekonomiye önemli katkıda bulunan baraj, ülkenin enerji üretiminin büyük bir bölümüne katkı sağlıyor.  Doğu Anadolu Bölgesi ve Elazığ’ın bu sene rekor düzeyde kar yağışı almasıyla Keban Baraj […]

İsrail Irak’ta gizlice ‘üs’lenmiş

ABD merkezli Wall Street Journal gazetesi, İsrail’in, İran’a karşı hava harekatını desteklemek amacıyla Irak çölünde “Bağdat’ın bile haberi olmadan” gizli bir askeri üs kurduğunu ve savaşın başlarında bu üssü keşfetmek üzere olan Irak birliklerine hava saldırıları düzenlediğini yazdı. Son dönemde bölgede yayılmaya çalışan İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’yle savunma anlaşması yaparken, Ada’da bir üs kurmaya giriştiği haberleri çıkmıştı.

İlginizi Çekebilir

Habere göre, Irak makamlarının bilgisi dışında faaliyet gösteren üste, olası uçak kayıplarında İsrailli pilotları kurtarmakla görevli özel kuvvetler konuşlandırıldı. Habere göre, düşman topraklarında komando operasyonları yürütmek üzere eğitilmiş İsrail Hava Kuvvetleri özel birlikleri de tesiste görev yaptı. İran’a yönelik saldırılar öncesinde, Irak’ın batısındaki ıssız çöl bölgesinde inşa edilen gizli tesis, hava kuvvetleri için lojistik merkez işlevi görmek üzere ABD’nin bilgisi dahilinde kuruldu.

Çoban fark etmiş!

Haberde, söz konusu üssün Irak hükümeti ve ordusundan gizlendiği, ancak Mart ayı başında neredeyse açığa çıkmak üzere olduğu kaydedilirken, Irak devlet medyası, bölgede yaşayan bir çobanın, bölgedeki helikopter hareketliliği ve olağan dışı askeri faaliyetleri yetkililere bildirdiğini yazdı. Bunun üzerine keşif amacıyla bölgeye giden Irak askerlerine ateş açıldı, çıkan olayda bir asker hayatını kaybetti, iki asker yaralandı.

Konuya yakın kaynaklardan biri, Irak birliklerini bölgeden uzaklaştırmak amacıyla İsrail’in hava saldırıları düzenlediğini öne sürdü. Irak makamlarıysa, saldırının ardından bölgeye, Terörle Mücadele Servisi’ne bağlı iki birim daha gönderdi. Yapılan aramalarda, bölgede askeri unsurların bulunduğuna işaret eden bulgulara ulaşıldığı kaydedildi.

Irak Ortak Operasyonlar

Komutanlığı Komutan Yardımcısı Korgeneral Kays el-Muhammedavi, Mart ayı başında, saldırının “koordinasyon ya da onay olmaksızın gerçekleştirilen pervasız bir operasyon” olduğunu söyledi. Irak, Birleşmiş Milletler’e yaptığı başvuruda, saldırının yabancı güçler ve hava unsurları içerdiğini belirtip olaydan ABD’yi sorumlu tuttu. WSJ, Irak’taki gizli tesisin İsrail’in yaklaşık 1000 mil uzaklıktaki İran’a karşı yürüttüğü hava harekâtının lojistik boyutunu gözler önüne serdiğini yazdı. Üssün, İsrail’in savaş alanına daha yakın konumlanmasını sağladığı ve acil kurtarma görevlerinde müdahale süresini kısaltmak amacıyla kullanıldığı ifade edildi.

More like this

17 hamle ile suda ulusal eylem vakti

ASLIHAN ALTAY KARATAŞ / ANKARA - İklim değişikliğinin etkisiyle artan kuraklık riski ve bazı büyükşehirlerde yaşanan su kısıtlamaları hükümeti harekete geçirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yer aldığı Su Komisyonu oluşturuldu. 14 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanan Ulusal Su Planı doğrultusunda şekillendirildi. Plan, kısa vadede hızlı sonuç üretecek öncelikli müdahale alanlarına odaklanan 17 eylemden oluşuyor.

Milliyet’in ulaştığı bilgilere göre plandaki en kritik basamaklardan biri Su Kanunu’nun çıkarılması. Eylemler kısa, orta ve uzun vadeli stratejiler şeklinde kurgulanırken, vatandaşların suya kesintisiz ve güvenli erişimini garanti altına almak nihai hedef olarak belirlendi. Bazı bölgelerde dönemsel olarak yaşanabilen su kısıtlamaları ve kuraklık, baraj seviyelerindeki düşüş gibi durumlar ise önleyici bir yaklaşımla ele alındı.

İlginizi Çekebilir

Üç vadeli hedef

Kısa vadede öncelik, mevcut sistemin verimliliğinin artırılmasına, yani kayıp ve kaçakların azaltılmasına, mevcut altyapının iyileştirilmesine ve suyun daha etkin yönetilmesi ile hızlı ve somut kazanımlar elde edilmesine verildi. Orta vadede, su verimliliğini artıracak yapısal dönüşümler ön plana çıkarken, bu sürecin temel unsurlarını tarımsal sulama modernizasyonu, alternatif su kaynaklarının devreye alınması, atık su geri kazanımının yaygınlaştırılması ve suyun sektörler arası dengeli kullanımını sağlayan mekanizmalar oluşturacak. Uzun vadede ise iklim değişikliğine dayanıklı, havza bazlı ve veri temelli entegre bir su yönetim sistemi hedeflenirken, bu vizyonun temel unsurları dijital izleme altyapıları, erken uyarı sistemleri ve su-enerji-gıda-ekosistem ilişkisini birlikte ele alan bütüncül yaklaşımlar olacak. Mevcut su kaynaklarını doğru yönetmenin önemine dikkat çekilen planda, kentsel alanlarda kayıp ve kaçakların azaltılması, suyun sistem içinde etkin takibi ve altyapıların modernizasyonunun en kritik başlıklardan olduğu ifade edildi. Sürecin, içme suyu sistemlerinin sayısallaştırılması, izleme altyapısının güçlendirilmesi ve performansa dayalı finansman modelleri ile sistematik şekilde yönetileceği kaydedildi.

Alternatif kaynaklar

Planda, alternatif su kaynaklarının devreye alınması da öncelikli eylemler arasında yer alıyor. Özellikle arıtılmış atık suyun yeniden kullanımı, yağmur suyu hasadı ve suyun döngüsel kullanımını artıran uygulamalar, deniz suyu arıtımı üzerine pilot proje çalışmaları ile mevcut kaynaklar üzerindeki baskı azaltılacak. Kuraklık risk yönetimi ve iklim değişikliğine uyum çerçevesindeki çalışmalarla taşkın risk yönetiminin yapısı ve erken uyarı kapasitesi güçlendirilecek.

Tarımsal sulamada kademeli ödeme

‘Tarımda su verimliliği’ önceliği kapsamında, havza bazında asgari sulama randımanı hedefleri belirlenerek, sulamada hacim esaslı ödeme sistemine geçilecek. Kapalı sistem sulama alanlarında ön ödemeli sayaç uygulamalarına geçilerek, temel ihtiyaç için düşük, aşırı kullanım için yüksek tarifeye dayalı kademeli bir yapı benimsenecek. Havza bazlı ürün-su eşleştirmesi yapılarak, destekleme politikaları, su verimliliği ve uygun ürün deseni şartına bağlanacak. Ayrıca sulama birlikleri, kooperatifler ve halk sulamaları tek çatı altında toplanarak izleme, denetim ve yaptırım kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Diğer öncelikli alan ‘yeraltı su kaynaklarının korunması ve kontrol altına alınması’ konusunda ise ölçüm, izleme ve denetim mekanizmaları güçlendirilerek sürdürülebilir kullanım sağlanacak, tahsis süreçleri daha disiplinli bir yapıya kavuşturulacak.

Havadan para yağdı

​Türkiye’nin geçen yıl hava seyrüsefer hizmetleri kapsamında hava sahasının kullanımından sağladığı tutar yaklaşık 33 milyar lirayla rekor seviyeyi gördü. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü’nün 2025 Yılı Faaliyet Raporu’ndan AA’nın yaptığı derlemeye göre, Türkiye, üyesi olduğu Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL) kuralları gereği, hava sahası kullanıcılarından tesis ve hizmetlerin kullanımı dolayısıyla harcama tahsilatı yapıyor. Türkiye tarafından sunulan seyrüsefer hizmetleri kapsamında, geçen yıl hava sahasının kullanımına ilişkin yaklaşık 33 milyar 55 milyon lirayla rekor gelir elde edildi. Böylece, 2024 yılında 21 milyar 586 milyon 803 lira olan söz konusu tutar, yüzde 53 artış kaydetti.

Çok talep var

Böylece Türkiye, “milli maliyet tabanının büyüklüğü endeksi”ne göre EUROCONTROL üyesi 42 ülke içinde 6’ncı sırada yer alırken “hava sahasına talep” sıralamasında ikinci oldu. Türkiye, artan iç hat talebi, altyapısı ve insan kaynağı sayesinde rekor elde etti. Ülke, jeopolitik konumu ve doğu-batı aksındaki hava trafiği açısından koridor niteliğinde olması nedeniyle yüksek değerde hizmet birim sayısı kazandı.

İstanbul Boğazı trafiği azaldı

İstanbul Boğazı’ndan bu yılın ilk 3 ayında 9 bin 195 geminin geçtiği belirlendi. İstanbul Boğazı’nı kullanan gemi sayısının geçen yılın aynı dönemine göre azaldığı tespit edildi. Geçen yılın ocak-mart döneminde 9 bin 351 gemi İstanbul Boğazı’nı kullanmıştı. Bu yılın ilk üç ayında, 3 bin 277 genel kargo ile 1833 dökme yük gemisi Boğaz’ı kullandı. Ocak-mart döneminde geçen 9 bin 195 geminin 5 bin 792’sinin kılavuz kaptan hizmeti aldığı hesaplandı. Boğaz’da, geçen yılın aksine 300 metreden büyük gemiler bu yılın ilk üç ayında geçiş yapmadı. İstanbul Boğazı’ndan ocak-mart döneminde kimyasal yük taşıyan 451 tanker de geçti.

Keban Barajı bu yıl o kadar doldu ki, kapakları açılacak

Türkiye’nin ihtiyacı için devasa bir yatırım olarak 1966 yılında temeli atılan ve 1974 yılında faaliyete geçen Keban Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES), 52 yılı geride bıraktı. 52 yıldır ekonomiye önemli katkıda bulunan baraj, ülkenin enerji üretiminin büyük bir bölümüne katkı sağlıyor.  Doğu Anadolu Bölgesi ve Elazığ’ın bu sene rekor düzeyde kar yağışı almasıyla Keban Baraj […]