İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, “Gazze, Batı Şeria, Ukrayna, Lübnan ve Orta Doğu’da savaş ve şiddeti destekleyenlere yazıklar olsun” ifadelerini kullandı. Brezilya Devlet başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, “İsrail’in Gazze Şeridi’nde gerçekleştirdiği işgal ve soykırım çok büyük bir yalana dayanır. Peki şimdi İsrail’in Lübnan’a yönelik bombardımanı hangi gerekçeyle yapılıyor? ABD’nin İran’a yönelik müdahalesi hangi gerekçeyle yapılıyor?” dedi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Adalet önemli bir kavram ve Türkiye 'Daha adil bir dünya mümkün.' diyerek aslında diplomasinin ne kadar önemli olduğunu, çatışmalarla dünyanın gitmek zorunda olmadığını anlatıyor." dedi.
İşten atılan 271 OYAK madencisi, göç dayatmasına karşı direnişlerini Divriği’den İstanbul’daki OYAK Finans Merkezi’ne taşıdı. “İşimizi istiyoruz, göç etmek istemiyoruz” diyen işçiler, kamulaştırma talep ediyor.
Gerçek kişilerin gelirlerinin beyan edildiği dönem mart ayında sona erdi, kurum kazançlarının beyan dönemi de nisan ayında başladı. Gelir vergisi mükellefleri beyanları ne olursa olsun, beyanname verdikleri için, gelir vergisi dışında 1.189,50 TL damga vergisi ödediler; kurumlar vergisi mükellefleri de, zarar beyan etseler dahi, beyanname verdiklerinde, kurumlar vergisi dışında 1.695,80 TL damga vergisi ödeyecekler. Beyannamelere mali tablolar eklendiğinde, ayrıca bilanço için 616,30 TL, gelir tablosu ve işletme hesabı özeti için de 294,20 TL damga vergisi ödenecektir.
Beyan edilen vergi tutarıyla ilgisi olmayan, hatta boş beyanname verilse veya zarar beyan edilse dahi, sadece beyanname verildiği için hesaplanan damga vergisi, gelir vergisi ya da kurumlar vergisi beyannameleriyle de sınırlı değildir; geçici vergi mükellefleri yılda dört defa 791,00 TL, KDV mükellefiyeti olanlar yılda on iki defa 791,00 TL, sadece muhtasar beyanname verenler duruma göre yılda dört veya on iki defa 791,00 TL, muhtasar ve prim hizmet beyannamesi (MuhSGK) verenler ise yılda 12 defa 939,70 TL damga vergisi ödemektedir.
İşin daha ilginç kısmı, yılda on iki defa KDV beyannamesi veren mükellefler her bir beyanname için 791,00 TL damga vergi öderken, 2 no.lu KDV beyannnamesi verdiklerinde ayrıca her bir beyanname için 791,00 TL damga vergisi ödemektedir.
“Vergi beyannnamesi vermenin vergisi” olarak adlandırılan damga vergisinin yasal dayanağı, 1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun ekindeki “vergiye tabi kağıtlar” bağlığını taşıyan (I) sayılı Tabloda vergi beyannnamelerinin ve resmî dairelere ve bankalara ibraz edilen bilançoların, gelir tablolarının ve işletme hesabı özetlerinin de sayılmış olmasıdır.
Ancak, dünyada yaygın uygulama alanı bulunmayan damga vergisi her yönüyle tartışmaya açık iken, vergi beyannamelerinden ve ekindeki mali tablolardan damga vergisi alınması bu tartışmayı daha da derinleştirmektedir.
Damga vergisi, en kısa tanımıyla “Kanun’da sayılan kağıdın/belgenin imzalanmasının (sonradan maddeye eklenen ifadeyle, elektronik olarak onaylanmasının) vergisidir.” Bu yönüyle, damga vergisinde vergi alınacak bir gelir, işlem veya harcama yoktur. Hatta damga vergisi alınan bir kâğıdın (örneğin sözleşmenin) içeriğinden ve hükümlerinden yararlanılmadığı durumda dahi bu vergi alınmaktadır.
Yasal düzenlemelere göre bazı kâğıtlardan oransal olarak (örneğin kira sözleşmelerinden), bazı kâğıtlardan da (örneğin vergi beyannamelerinden) sabit tutarda alınan damga vergisinin, vergi beyannamelerinden alınması, aşağıdaki gerekçelerle savunulmaktadır:
1) “Bir belgenin hukuki geçerliliğinin ve resmiyetinin kamu otoritesi tarafından tanınması karşılığında bu vergi tahsil edilmektedir.”
Belli kâğıtlar için belki geçerli olabilecek bu savunmanın, vergi beyannameleri yönünden geçeri olduğu söylenemez. Bir yurttaşlık görevi olarak tanımlanan “vergi ödevi”, çoğunlukla dijital ortamda e-beyanname verilerek yerine getirildiği için, vergi beyannamelerinin damga vergisi alınarak resmiyet ve hukuki geçerlilik kazandığı söylenemez.
Konunun en ilginç yanı, e-Fatura, e-Defter ve e-Beyanname konusunda dünyanın en gelişmiş ve en entegre sistemlerinden birine sahip olduğu ifade edilen Türk Vergi İdaresinin “vergi beyan etme” işleminden damga vergisi adı altında para alması, dijitalleşme olgusu karşısında sorun olarak görünmektedir. Çünkü, kâğıt ortamında imzalanarak vergi beyannamesi verme dönemi neredeyse sona ermiş; elektronik ortamda bir tuşa basılarak verilen beyannamelerde kâğıt ve ıslak imza kalmamıştır.
2) “Devlet, vergiye tabi kâğıtlardan damga vergisi almak suretiyle, bu kâğıtlara hukuki geçerlilik sağladığı için, muhtemel ihtilaflarda bir şekilde taraf olmaktadır.”
Devletin özellikle sözleşmelerden doğan hukuki uyuşmazlıklarda, “yargı gücü” olarak taraf olması söz konusu olsa da, vergi beyannamelerinde böyle bir durum mevcut değildir. Kaldı ki, Devletin yargı gücü olarak taraf olduğu hukuki ihtilaflarda, bazı küçük istisnalar hariç (örneğin nafaka davaları) “yargı harcı” alınmakta ve Harçlar Kanunu’nun 32’nci maddesine göre; yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmamaktadır.
3) “Devletin vergi beyannamelerini alması ve saklaması bir maliyet gerektirir, bu maliyet damga vergisiyle finanse edilmektedir.”
Vergi beyannameleri büyük ölçüde elektronik ortamda verildiği için, bu beyannamelerle ilgili olarak, devletin personel ve saklama maliyeti yüklendiğini söylemek olanaklı değildir. Eskiden kâğıt ortamında beyanname verilirken kâğıt, baskı ve arşiv maliyeti olduğu söylenebilirdi. Artık her şey e-beyanname üzerinden yürütülürken ve fiziki bir “kâğıt” kalmamışken hâlâ damga vergisi alınması, teknolojinin getirdiği maliyet avantajının mükelleflere yansıtılmadığını göstermektedir. Yani ortada fiziksel bir işlem hacmi kalmadığından, damga vergisi, sistem üzerinden bir butona basmanın bedeli olarak alınmaktadır.
Bu gerekçeler “vergi beyannamelerinden neden damga vergisi alınıyor?” sorusunu açıklamaktan çok uzaktır. Belirtilen sorunun cevabı “damga vergisinin kolay ve yüksek vergi tahsilatı sağlamasıdır.”
Kolaydır, çünkü vergi beyannamesi veren mükelleflerden hiçbir zahmete katlanmadan damga vergisi alınmaktadır. Yüksektir, çünkü 2025 yılında toplam vergi gelirlerinin (yaklaşık 12.5 trilyon TL) %1,06’sı (116 milyar TL) mülkiyet (servet) unsurlarından alınan vergilerden oluşmasına rağmen, % 2,2’si (217 milyar TL), yani servet vergilerinin iki katı damga vergisinden sağlanmıştır.
Belirtilen damga vergisi tahsilatının ne kadarlık kısmının vergi beyannamelerinden alındığı bilinememekle birlikte; 2026 yılı için, sadece KDV yönünden yapılacak basit bir belirleme konuyu açıklamak için yeterli olacaktır.
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 2026 yılı Ocak ayı verilerine göre, Türkiye’de yaklaşık 4,16 milyon KDV mükellefi bulunmaktadır. Bu mükellefler, sadece 1 no.lu KDV beyannamesi verdiklerinde (boş olsa bile), ödeyecekleri damga vergisi tutarı (4.160.000 x 12 x 791=) yıllık yaklaşık olarak 39,5 milyar TL’dir ve bu tutar çok kolay tahsil edilecek yüksek bir tutardır.
Özetle, vergi beyannamelerinden ve ekindeki mali tablolardan damga vergisi almak, “vergi vermek için vergi ödemek” dışında bir anlam taşımamaktadır. Üstelik herhangi bir faaliyeti ve işlemi bulunmayan vergi mükelleflerinin vermiş olduğu “boş beyannamelerden” veya zarar beyan eden mükelleflerden de damga vergi alınması, Anayasa’nın “mali güce vergilendirme ilkesine” aykırılık oluşturmaktadır.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Adalet önemli bir kavram ve Türkiye 'Daha adil bir dünya mümkün.' diyerek aslında diplomasinin ne kadar önemli olduğunu, çatışmalarla dünyanın gitmek zorunda olmadığını anlatıyor." dedi.
İşten atılan 271 OYAK madencisi, göç dayatmasına karşı direnişlerini Divriği’den İstanbul’daki OYAK Finans Merkezi’ne taşıdı. “İşimizi istiyoruz, göç etmek istemiyoruz” diyen işçiler, kamulaştırma talep ediyor.