Siyasi iktidarın medyadaki iktidarsızlığı
İktidar partisi, 2013’ten beri sosyal medyada daha etkin olma ve muhalif kesimlerin etkinliğini kırma çabası içinde. Süleyman Soylu, AKP’de Medya ve Tanıtım Başkanı iken, “sosyal medya atağı” başlatmış, raporlar hazırlamış, ekipler kurmuş ama etkili olamamıştı.
Aynı göreve gelen Mahir Ünal da 2020 yılında “Milli hesaplar takipleşiyor” kampanyasıyla “Yeşil Top” simgeli onaylanmış hesaplar kampanyası başlatmıştı. Parti içinden de ciddi eleştiriler alan o kampanya da kısa sürede sessiz sedasız sonlandırılmıştı. Mahir Ünal, bu kampanyanın ardından “Dijital Medya Takip Merkezi” kurmuş, trol hesaplar oluşturulmuştu.
O ekipler de yetmeyince 2022 yılında “Dezenformasyon yasası” denilerek, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” diye özellikle gazetecileri hedef alan suç icat edildi. Hatta onunla da kalınmadı, aynı yıl bir de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesinde “Dezenformasyonla Mücadele Merkezi” kuruldu. Bu merkez sosyal medyada halen de aktif.
Bunlar da yetmemiş olacak ki, geçen yıl bir de X, Facebook ve Instagram gibi sosyal medya hesaplarına alternatif bir sosyal medya platformu kuruldu. Cumhurbaşkanı, bakanlar, parti yöneticileri, bir süre “Nsosyal” adı verilen bu platformdan paylaşımlarda bulundular ama o da muhalif kesimlerin sosyal medyadaki etkinliğini kırmakta başarılı olamadı.
Siyasi iktidar, bir türlü sosyal medyada iktidar olamadı. Sosyal medyayı muhaliflerin düşünce açıkladığı, gazetecilerin eleştirel bilgiyi yaydığı bir platform olmaktan çıkarmak için engelleme “silahı"nı kullanmaktan başka çare bulamadılar.
Eskiden teker teker erişim engellemesi kararı çıkartanlar, şimdi onar onar, yüzer yüzer erişim engeli kararları çıkartıyorlar. Duracağa da benzemiyorlar.
Sosyal medyadaki engellemelere, yayın yasakları, muhalif medyaya yönelik soruşturmalar, el koymalar izliyor. Oysa AKP, medyada sosyal medyadan daha kolay yol almıştı. “Manşetlerle çarpışa çarpışa” iktidara gelen AKP’nin ilk hedeflerinden biriydi medya.
Demokratlık oyunu çok uzun sürmedi; TMSF’yi medyayı devşirmekte etkili bir araç olarak kullandı AKP, ilk olarak 2004 yılında Uzanlar’ın Star gazetesi ve televizyonuna el konuldu; TMSF’ye devredildi. Onu Sabah gazetesi ve ATV, sonra Show TV ile başkaları izledi.
Ne de olsa patronlar, gazeteciliğin en zayıf halkasıydı. 1980’lerin sonlarında başlayan medyanın tekelleşmesi, sahiplik yapısının değişmesi gazetecilikte patronun çıkarlarının kamu yararının önüne geçmesini sağlamıştı. Bu da medyanın siyaset ile iç içe geçtiği, gazeteciliğin siyasileri yönlendirme çabasının habercilikte baskın hale geldiği bir döneme yol açmıştı. Holding medyası patronları, özelleştirmelerden pay kapma yarışı içinde gazeteciliği çürütmüştü.
AKP, işte medyanın bu halinden yararlandı; sahiplerini teslim aldığı medya kuruluşlarını “havuz medyası"na dönüştürdü. Dönüştüremediklerine vergi cezalarıyla, RTÜK yaptırımlarıyla, hapislerle, gözdağıyla baskıyı sürdürdü. En son 2018’de Aydın Doğan›ın pes ederek medyasını Demirören›e bırakıp çekilmesi son devşirme operasyonuydu.
Yaygın medyayı propaganda aygıtı haline getiren AKP iktidarı, yine de bağımsız ve eleştirel gazeteciliği yok edemedi. 15 Temmuz sonrasında onlarca alternatif ve muhalif medya kuruluşunu kararnameyle kapatması, gözaltılar, tutuklamalar bile işe yaramadı. Her zaman şaşmayan formül bir kez daha gerçekleşti; baskı tepkiye hayat verdi ve muhalif medya güçlendi. AKP’nin yargıyı, devletin tüm gücünü hatta ilan-reklam yasaklarını bile yetmedi; gazeteciliği ve gazetecileri teslim alamadı. Hatta eleştirel gazetecilerin tek tek hedef alınması, işsiz bırakmalar ve engellemeler de sosyal ağlarda yeni tip bireysel ya da kolektif gazetecilik faaliyetini yoğunlaştırdı.
Belli ki, AKP, yeni bir genel seçim yaklaşırken muhalif medyayı tümüyle yok etmeye ya da en azından etkisizleştirmeye çabalıyor. Son bir yıldır, Tele 1’e kayyum atanmasıyla başlayan yeni yoketme operasyonu, bugünlerde T24, Kısa Dalga ve Mezopotamya Ajansı’nın engellenmesi ve Halk TV’ye kayyum atanmasıyla zirveye çıktı. O da yetmedi, binlerce erişim engelini birbiri ardına gözaltılar ve tutuklamalar izledi.
Ne yaparsa yapsın, muhalif medyayı yok edemeyecek. Eleştirel ve bağımsız gazetecilik zorlu koşullarda da olsa, sayıca azalsa da tükenmeyecek. AKP devlette iktidar ama iş gazeteciliğe gelince iktidarsız. Muktedirliği yetmedikçe de çılgına dönüp daha da sertleşiyor.
Bilmiyorlar ki, bu ülkede bağımsız gazetecilik hiç gün yüzü görmedi; cumhuriyetin ilk yıllarından beri baskılarla, hapislerle engellemelerle ve hatta cinayetlerle geldi bugüne. Çeliğe su verilmesi gibi, her karanlık dönemden daha da güçlenerek çıktı. Yine öyle olacak…
To read the full story from the source: BirGün






