HomeTürkçe HaberlerGündemSon dönemde , Ege’nin en sevilen ilçesi oldu! Plajları İtalya’yı aratmıyor

Son dönemde , Ege’nin en sevilen ilçesi oldu! Plajları İtalya’yı aratmıyor

Published on

spot_img



Ege'nin kuzeyinde parlayan tatil cenneti İzmir Dikili, mavi bayraklı plajları, binlerce yıllık tarihi mirası ve kendine has atmosferiyle birçok ilçeyi geride bıraktı. Dikili son dönemin yıldızları Ayvalık, Çeşme ve Urla'yı bile geride bırakmayı başardı.

Kaynak: Artı Gerçek

Latest articles

Ekrem İmamoğlu bugün üç ayrı davada hakim karşısına çıkacak

23 Mart 2025'te tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderilen ve İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu bugün yargılandığı üç ayrı davada hakim karşısına çıkacak.

Vurun kahpeye

Aliye, aldığı eğitimi kendine saklamaktansa insanlarla paylaşmaya and içmiş idealist bir öğretmen. Anadolu’nun bağrında bir kasabaya gidip çalışmaya başlar. Çocuklara büyüklere okuma yazma öğretir. Onların ufuklarını açmaya, zihinlerine örülen duvarları yıkmaya girişir. Kasabanın zengini Hüseyin Kenan Efendi ve yobazı Hacı Fettah, Aliye öğretmeni bazen şehvet, bazen dehşetle izlemeye başlarlar. 

O dönemde memleket işgal altında. Her yerde yabancı işgalciler olduğu gibi, yine her yerde örgütlenen direnişçiler var. Yunan ordusu kapıdadır ve çok geçmeden Yunan askerleri kasabaya girerler. Hüseyin Kenan Efendi ve Hacı Fettah Yunan komutanı coşkuyla karşılar. İşgalciler kasabada terör estirirken bu ikisinin keyfi yerindedir. Nihayet, memleket dediğin okazyon arazilerden oluşan bir toprak parçası değil midir? 

Aliye kasabada tutuklanan halkı kurtarmak ve dağlara çekilen direnişçilere bilgi sızdırmak için Yunan komutanın davetlerine katılır. Direnişçiler işgalcileri kasabadan kovmaya başladıkları anda, Hacı Fettah ve yandaşları onları ihbar edecek tek kişi olan Aliye Öğretmen’e karşı halkı galeyana getirir. Aliye’yi hem casusluk hem de namussuzlukla itham edip linç eder ve öldürürler. Hacı Fettah ve yandaşlarının linç sırasındaki haykırışları romana da adını verir. 

Çok geçmeden direnişçiler kasabaya girerler ve Aliye’yi öldüren bu işbirlikçi tüccar ve yobaz ittifakını hak ettikleri gibi cezalandırırlar. 

***

Tarih bize ders vermez ama tarih öğretmenleri ödev verebilir. Ortaokul öğrencisi yeğenim Nehir’e de öğretmeni bu eski romanı okuyup özetleme ödevi vermiş. Sınıf arkadaşlarının bazılarının yaptığı gibi yapay zekadan özet çıkarmayı kendine yediremeyen Nehir romanı okumaya başladı, ben de onla aynı anda onun yaşlarında okuduğum bu romanı tekrar okudum. 

Halide Edip Adıvar bugünün dünyasına bir şey söyleyebilir mi? Tuşlu telefon kullanan yaşlılara boomer diyoruz, bir düşünün, Adıvar’ın tuşlu bir telefonu bile olmamış. Instagram bilmez, Twitter’a girmez, asfalt görmemiş, son model bir elektrikli otomobil alıp o asfaltları bir güzel ezmemiş. Tüm bunlardan hareketle rahatlıkla söyleyebiliriz ki yüz yıl öncesinin insanı Halide Edip Adıvar’ın tahlillerinin de, romanlarının da biz modern insanlar için hiçbir kıymeti yoktur. 

***

Günümüzün tüccarları, müteahhitleri son derece şık Mercedes’lere, Audi’lere sahiptirler. Bu insanlar banyolarına, bakımlarına özen gösterir, evlerinde, ofislerinde ve araçlarında her daim iklimlendirilmiş ortamlarda yaşadıkları için zinhar terlemezler ve bu nedenle her zaman mis gibi kokarlar. Düz mantıkla bu güzel insanların, romandaki Hüseyin Kenan Efendi ile hiçbir benzerlikleri yoktur. 

Keza Hacı Fettah, düşmanla işbirliği yapmışsa ne olmuş? Hem o düşmanın Hacı Fettah ile bir derdi yok ki, onu seviyorlar ve destekliyorlar. Hacı Fettah, Aliye Öğretmen gibi topluma, toplumun kaldıramayacağı özgürlük, bağımsızlık gibi fikirler aşılamıyor. Aksine onların binlerce yıl olduğu gibi, doğduklarında edindirildikleri değerlerini muhafaza etmelerine uğraşıyor. 

Hacı Fettah son derece pragmatik bir insan. İşgalciler yerleşse, tedarik zinciri bir an önce kurulsa, ticaret gelişse çok hoş olmaz mı? Fettah kendi konforundan başka bir şey düşünmeyen bir toplum hayalini seçmiş, doğal olarak böyle bir toplumun da tedarik zincirinin başına geçmesi için onu seçeceği de açık değil mi? Demek bir zamanlar işler böyle yürüyormuş. Hacı Fettah’ın at arabasıyla gezdiğini, hayatı boyunca hiç televizyon izlemediğini ve evinde jakuzisi bile olmadığını hesaba katarsak onu da günümüz dünyası için anlamlı bir örnek olarak değerlendiremeyiz elbette. 

***

Bu romanda en rahatsız edici tipleme bence Aliye. Kuzum düzenli maaşın var, kupon emlaklarla dolu bir kasabaya gitmişsin. Kasaba meydanında çiçek gibi taş binalar duruyor, bunları kapatıp bir cafe aç mesela. Kasabanın en zengini sana göz koymuş, başına toto vurmuş, ne diye elin anarşistleriyle bir olup anarşistlik yapıyorsun? Sen kimsin ki bu halkı uyandırmaya, kışkırtmaya kalkıyorsun? Aliye o pastoral kasabaya gitmiş de bir kez olsun yöresel lezzetleri mi tanıtmış? O kasabada ne yenir ne içilir, nerede kalınır? Lafa bakarsan öğretmen ama roman boyunca bize bu konularda hiçbir şey öğretmiyor. Niye? Çünkü o da başka bir çağın insanı, bu dünyada karşılığı yok. 

Hacı Fettah zehir gibi zekaya sahip. Demiyor ki, “Bu Aliye benim ipliğimi pazara çıkardı, ne mal olduğumu anlattı, söz edilmesinden bile hoşlanmadığım, aslında herkesin bildiği ama korkudan konuşamadığı benle ilgili geçmişleri deşti.” Böyle demiyor, ne diyor? “Bu Aliye dini değerleri küçümsedi, bu Aliye casusluk yaptı...” Casus olan da, dini değerleri kendi çıkarı için kullanan da, düşmanla işbirliği yapan da kendisi olduğu halde, Aliye’yi bunlarla suçluyor. Vay çakal vay, şimdi yok böyle insanlar, tarihte neler olmuş. 

Ölü Aliye, Anadolu’da bir yerde yatıyor. Onun sesini duyamıyoruz ama o kafada tipler hâlâ var diye duyuyoruz. Bunlar aslında epey kalabalık ama Aliye’nin sesi bir türlü yankılanamıyor. NATO ile işbirliği içinde, Tom Barrack adlı bir komutanın himayesinde gül gibi yaşıyoruz. Dolar’da ufak kıpırdanmalar olabilir, mevduat sahiplerine altının yanı sıra gümüş piyasasını da takip etmelerini öneririm. Sıcak havalar turizm yatırımcılarına yeni arazi fırsatları sunabilir. Yeraltı zenginliklerimiz küresel yatırımcılardan komisyon ve yöre halkına yeni iş imkanları gibi olanaklar yaratıyor. Çocuklar, ödev yapmanıza gerek yok, o iş yapay zekada. Anne babalar, A+++ sınıfı klimalarla hem cüzdanınızı hem de poponuzu serinletebilirsiniz. 

Türkiye nereye gidiyor?

Henüz bazı dengeleri ölçse ve tepkileri hesaplasa da, iktidar sanki topyekûn saldırıya geçmek için sinsi bir hazırlık yapıyor. NATO toplantısından sonra baskıların artacağı, muhalefeti etkisizleştirmeye yönelik sert iktidar operasyonlarının yapılacağı bir döneme girileceğine ilişkin işaretler çoğalıyor. Mücadele sertleşecek.

2026 FİFA Dünya Kupası finali ne zaman? Dünya Kupası ne zaman bitecek?

Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika'nın ev sahipliğinde düzenlenen, futbol tarihinin 48 takımlı ilk dev organizasyonu olma özelliğini taşıyan 2026 FIFA Dünya Kupası’nda grup aşamaları ve son 32 turunun maçları geride kaldı. Futbolseverler son 16 turundaki maçları büyük bir heyecanla takip ediyor. Final maçının ise ne zaman oynanacağı gündemdeki yerini aldı. Peki 2026 FİFA Dünya Kupası finali ne zaman? Dünya Kupası ne zaman bitecek? Detaylar haberimizde...

More like this

Ekrem İmamoğlu bugün üç ayrı davada hakim karşısına çıkacak

23 Mart 2025'te tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderilen ve İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu bugün yargılandığı üç ayrı davada hakim karşısına çıkacak.

Vurun kahpeye

Aliye, aldığı eğitimi kendine saklamaktansa insanlarla paylaşmaya and içmiş idealist bir öğretmen. Anadolu’nun bağrında bir kasabaya gidip çalışmaya başlar. Çocuklara büyüklere okuma yazma öğretir. Onların ufuklarını açmaya, zihinlerine örülen duvarları yıkmaya girişir. Kasabanın zengini Hüseyin Kenan Efendi ve yobazı Hacı Fettah, Aliye öğretmeni bazen şehvet, bazen dehşetle izlemeye başlarlar. 

O dönemde memleket işgal altında. Her yerde yabancı işgalciler olduğu gibi, yine her yerde örgütlenen direnişçiler var. Yunan ordusu kapıdadır ve çok geçmeden Yunan askerleri kasabaya girerler. Hüseyin Kenan Efendi ve Hacı Fettah Yunan komutanı coşkuyla karşılar. İşgalciler kasabada terör estirirken bu ikisinin keyfi yerindedir. Nihayet, memleket dediğin okazyon arazilerden oluşan bir toprak parçası değil midir? 

Aliye kasabada tutuklanan halkı kurtarmak ve dağlara çekilen direnişçilere bilgi sızdırmak için Yunan komutanın davetlerine katılır. Direnişçiler işgalcileri kasabadan kovmaya başladıkları anda, Hacı Fettah ve yandaşları onları ihbar edecek tek kişi olan Aliye Öğretmen’e karşı halkı galeyana getirir. Aliye’yi hem casusluk hem de namussuzlukla itham edip linç eder ve öldürürler. Hacı Fettah ve yandaşlarının linç sırasındaki haykırışları romana da adını verir. 

Çok geçmeden direnişçiler kasabaya girerler ve Aliye’yi öldüren bu işbirlikçi tüccar ve yobaz ittifakını hak ettikleri gibi cezalandırırlar. 

***

Tarih bize ders vermez ama tarih öğretmenleri ödev verebilir. Ortaokul öğrencisi yeğenim Nehir’e de öğretmeni bu eski romanı okuyup özetleme ödevi vermiş. Sınıf arkadaşlarının bazılarının yaptığı gibi yapay zekadan özet çıkarmayı kendine yediremeyen Nehir romanı okumaya başladı, ben de onla aynı anda onun yaşlarında okuduğum bu romanı tekrar okudum. 

Halide Edip Adıvar bugünün dünyasına bir şey söyleyebilir mi? Tuşlu telefon kullanan yaşlılara boomer diyoruz, bir düşünün, Adıvar’ın tuşlu bir telefonu bile olmamış. Instagram bilmez, Twitter’a girmez, asfalt görmemiş, son model bir elektrikli otomobil alıp o asfaltları bir güzel ezmemiş. Tüm bunlardan hareketle rahatlıkla söyleyebiliriz ki yüz yıl öncesinin insanı Halide Edip Adıvar’ın tahlillerinin de, romanlarının da biz modern insanlar için hiçbir kıymeti yoktur. 

***

Günümüzün tüccarları, müteahhitleri son derece şık Mercedes’lere, Audi’lere sahiptirler. Bu insanlar banyolarına, bakımlarına özen gösterir, evlerinde, ofislerinde ve araçlarında her daim iklimlendirilmiş ortamlarda yaşadıkları için zinhar terlemezler ve bu nedenle her zaman mis gibi kokarlar. Düz mantıkla bu güzel insanların, romandaki Hüseyin Kenan Efendi ile hiçbir benzerlikleri yoktur. 

Keza Hacı Fettah, düşmanla işbirliği yapmışsa ne olmuş? Hem o düşmanın Hacı Fettah ile bir derdi yok ki, onu seviyorlar ve destekliyorlar. Hacı Fettah, Aliye Öğretmen gibi topluma, toplumun kaldıramayacağı özgürlük, bağımsızlık gibi fikirler aşılamıyor. Aksine onların binlerce yıl olduğu gibi, doğduklarında edindirildikleri değerlerini muhafaza etmelerine uğraşıyor. 

Hacı Fettah son derece pragmatik bir insan. İşgalciler yerleşse, tedarik zinciri bir an önce kurulsa, ticaret gelişse çok hoş olmaz mı? Fettah kendi konforundan başka bir şey düşünmeyen bir toplum hayalini seçmiş, doğal olarak böyle bir toplumun da tedarik zincirinin başına geçmesi için onu seçeceği de açık değil mi? Demek bir zamanlar işler böyle yürüyormuş. Hacı Fettah’ın at arabasıyla gezdiğini, hayatı boyunca hiç televizyon izlemediğini ve evinde jakuzisi bile olmadığını hesaba katarsak onu da günümüz dünyası için anlamlı bir örnek olarak değerlendiremeyiz elbette. 

***

Bu romanda en rahatsız edici tipleme bence Aliye. Kuzum düzenli maaşın var, kupon emlaklarla dolu bir kasabaya gitmişsin. Kasaba meydanında çiçek gibi taş binalar duruyor, bunları kapatıp bir cafe aç mesela. Kasabanın en zengini sana göz koymuş, başına toto vurmuş, ne diye elin anarşistleriyle bir olup anarşistlik yapıyorsun? Sen kimsin ki bu halkı uyandırmaya, kışkırtmaya kalkıyorsun? Aliye o pastoral kasabaya gitmiş de bir kez olsun yöresel lezzetleri mi tanıtmış? O kasabada ne yenir ne içilir, nerede kalınır? Lafa bakarsan öğretmen ama roman boyunca bize bu konularda hiçbir şey öğretmiyor. Niye? Çünkü o da başka bir çağın insanı, bu dünyada karşılığı yok. 

Hacı Fettah zehir gibi zekaya sahip. Demiyor ki, “Bu Aliye benim ipliğimi pazara çıkardı, ne mal olduğumu anlattı, söz edilmesinden bile hoşlanmadığım, aslında herkesin bildiği ama korkudan konuşamadığı benle ilgili geçmişleri deşti.” Böyle demiyor, ne diyor? “Bu Aliye dini değerleri küçümsedi, bu Aliye casusluk yaptı...” Casus olan da, dini değerleri kendi çıkarı için kullanan da, düşmanla işbirliği yapan da kendisi olduğu halde, Aliye’yi bunlarla suçluyor. Vay çakal vay, şimdi yok böyle insanlar, tarihte neler olmuş. 

Ölü Aliye, Anadolu’da bir yerde yatıyor. Onun sesini duyamıyoruz ama o kafada tipler hâlâ var diye duyuyoruz. Bunlar aslında epey kalabalık ama Aliye’nin sesi bir türlü yankılanamıyor. NATO ile işbirliği içinde, Tom Barrack adlı bir komutanın himayesinde gül gibi yaşıyoruz. Dolar’da ufak kıpırdanmalar olabilir, mevduat sahiplerine altının yanı sıra gümüş piyasasını da takip etmelerini öneririm. Sıcak havalar turizm yatırımcılarına yeni arazi fırsatları sunabilir. Yeraltı zenginliklerimiz küresel yatırımcılardan komisyon ve yöre halkına yeni iş imkanları gibi olanaklar yaratıyor. Çocuklar, ödev yapmanıza gerek yok, o iş yapay zekada. Anne babalar, A+++ sınıfı klimalarla hem cüzdanınızı hem de poponuzu serinletebilirsiniz. 

Türkiye nereye gidiyor?

Henüz bazı dengeleri ölçse ve tepkileri hesaplasa da, iktidar sanki topyekûn saldırıya geçmek için sinsi bir hazırlık yapıyor. NATO toplantısından sonra baskıların artacağı, muhalefeti etkisizleştirmeye yönelik sert iktidar operasyonlarının yapılacağı bir döneme girileceğine ilişkin işaretler çoğalıyor. Mücadele sertleşecek.