HomeTürkçe HaberlerGündemYunus Akgün: 'İlk maçta üzüldük ama çok etkilenmedik'

Yunus Akgün: 'İlk maçta üzüldük ama çok etkilenmedik'

Published on

spot_img

2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu 2. maçında Paraguay’la karşılaşacak A Milli Futbol Takımı’nda Yunus Akgün, takımın kadro kalitesinin çok iyi olduğunu ve kazanacak güçte olduklarını vurguladı.

Kaynak: Cumhuriyet

Latest articles

'Casus kaplumbağa göndermekten vazgeçin!' Pekin rakiplerine rest çekti

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr –Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı (MSS), geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada yabancı hükümetlerin sularını gözetlemek için sensörlerle donatılmış balık ve kaplumbağaları kullanmamaları konusunda uyarıda bulundu ve yabancı istihbarat servislerinin sürekli olarak hassas denizcilik verilerini topladığını ve çaldığını iddia etti. Deniz canlılarına takılan sensörler sayesinde Çin çevresindeki denizlerin su sıcaklığı, tuzluluk oranı ve okyanus akıntılarının anlık olarak takip edildiği belirtilen paylaşımda bu bilgilerin anlık olarak ilgili istihbarat örgütünün merkezlerine aktarıldığı bilgisine yer verildi. Bakanlık, bu duruma ek olarak yüksek hassasiyetli dinleme yeteneği olan şamandıralar ve bazı kargo gemilerine yerleştirilmiş sistemlerle Çin limanlarındaki faaliyetleri anlık olarak izleyebilmeimkanısağlayan "deniz gözetleme ağı" oluşturabilecek özel ekipmanlar bulunduğunu tespit etti.

Alıntı Metni

EN BÜYÜK GERİLİMLERDEN BİRİ FİLİPİNLER’LE YAŞANIYOR

Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı, Pekin’e karşı yapılan deniz casusluk faaliyetlerinin hangi bölgelerde tespit edildiğine ilişkin bir bilgi paylaşmadı. Ancak Pekin’in çok sayıda komşusuyla deniz sınırları kaynaklı sorun yaşadığı biliniyor. Bu gerilimlerden en dikkat çekeniyse Çin ile Filipinler arasında yaşanıyor. Hem Pekin hem de Manila tartışmalı sularda hak iddia ediyor ve bu durumun daha önce birçok defa gerilime yol açtığı, yaşanan olaylarda hayatını kaybeden görevliler olduğu biliniyor.


Pekin, Filipinler’i kendi deniz sınırlarını ihlal ederek "barışı bozmak" ve "sorun çıkarmakla" suçlarken Filipinler ise Çin’i kendi sularında yasadışıaraştırma faaliyetleri yapmak ve deniz canlılarını öldürmek için siyanürle zehirlemekle suçluyor. Haziran ayı başlarında Çin’in tartışmalı olan bir alana "araştırma gemisi" göndermesinin ardındanPekin -Manila hattı yeniden gerilmişti. Çin aynı gün Filipinler Savunma BakanıGilbertoTeodoro’ya"Çin karşıtı açıklamaları" sebebiyle yaptırım uygulamaya başlamış ve aile üyeleri de dahilTeodoro’nunÇin’e girişini yasaklamıştı.

Alıntı Metni

HAYVANLAR İLK KEZ KULLANILMIYOR

Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan açıklama birçok kişi için şaşırtıcı olsa da hayvanlar bu tarz operasyonlarda ilk kez kullanılmıyor. Dünya üzerinde çok sayıda ülkenin çeşitli hayvanları askeri operasyonlar ve istihbarat faaliyetlerinde kullandığı biliniyor. Özellikle deniz canlıları, Rusya'dan ABD'ye kadar farklı ordu tarafından çeşitli amaçlarla kullanılıyor. ABD istihbaratıCIA'ininternet sitesinde, yıllar boyunca casus olarak kullanılan çeşitli hayvanlar hakkında özel bir sayfa bile bulunuyor.


ABD ordusunun halihazırda deniz mayınlarına karşı yunus balıklarını kullandığı biliniyor. "Kamikaze yunusbirliği"ninson olarak İran ve ABD / İsrail arasında gerçekleşen savaşın ardından Hürmüz Boğazı’na dökülen İran mayınlarının tespit edilmesinde kullanılacağı gündeme gelmişti. Yunus balıklarının benzer bir amaçla Rusya tarafından da kullanıldığı, eğitimli balıkların Karadeniz’de kıyı savunma faaliyetleri için yetiştirildiği iddia ediliyor. Buna ek olarak daha önce Rusya’nın Baltık Denizi’nde de bir beyaz balinayı aynı amaçla kullandığı iddiaları da gündeme gelmişti. Norveçliler tarafından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in adından esinlenerekHvaldimiradı verilen 4,2 metrelik balina ilk kez 2019 yılında Norveç kıyılarında üzerinde bazı ekipmanlar taşırken görülmüştü. Yıllarca Norveç kıyılarında yaşayan balina insanlara yakınlığıyla popüler oldu.Hvaldimir2024 yılının eylül ayında ölü olarak bulundu ve ölüm nedeni belirlenemedi.

Sağlıklı yapay zekâ için reçete Türkiye

Serkan Arman / PARİS - Singapur’da ortalama ömür 85 yıl. Bazı Afrika ülkelerinde ise 50 sene civarında. Doğduğumuz yere göre ömrümüz neredeyse iki katına çıkabiliyor. Bu farkı gözler önüne sermek için “Bizde vardır ya ‘Memleket nere?’ diye sorarlar...” diyor Sanofi Avrasya Bölge Başkanı Cem Öztürk, ardından da şu eksende bir mesaj formüle ediyor: Yapay zekâ ve veri bu uçurumu kapatabilir. Türkiye de bu yarışta söz sahibi olabilir.

Paris’te dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerini, girişim sermayesi fonlarını, yatırımcıları ve yenilikçi girişimleri bir araya getiren dev teknoloji ve girişimcilik etkinliği VivaTech’teyiz. Yapay zekâ, robotik ve sağlık teknolojileri gibi alanlarda en son inovasyonlar burada vitrine çıkıyor. Bir salonda Amazon’un kurucusu Jeff Bezos gelecek vizyonunu paylaşıyor, bir diğer salonda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır Türkiye’nin girişim ekosistemini anlatıyor.

Sofistike merkez

Etkinlik kapsamında Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile ilaç şirketi Sanofi’nin ortaklaşa düzenlediği özel oturumda, Türkiye’nin sağlık teknolojileri alanındaki yatırım ve inovasyon potansiyelini konuşuyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Türkiye’nin artık sadece bir pazar olmaktan çıktığını belirterek şunları söylüyor: “Bizim gördüğümüz hikâye, artık Türkiye bölgesel teknoloji, inovasyon ve Ar-Ge merkezi haline gelmiş durumda. Türkiye yalnızca 86 milyon nüfusuyla bir pazar değil, teknolojiyi geliştirebilen, inovasyonun üretildiği, Ar-Ge’nin yapıldığı ve bu ürünlerin test edilebildiği sofistike bir merkez olduğunu ispatlamış durumda.”

Sanofi Avrasya Bölge Başkanı Cem Öztürk ise bugüne kadar Türkiye’ye 1 milyar euroyu aşan yatırım yaptıklarını ancak sağlıkta yatırım kavramının sadece üretim tesisinden ibaret olmadığını hatırlatarak, değer zincirinin en kritik halkasını klinik araştırmaların oluşturduğunu belirtiyor. Şirketlerin küresel araştırma geliştirme giderlerinin yüzde 60’ının klinik araştırmalardan oluştuğunu belirten Öztürk, “Türkiye bu bağlamda yaklaşık 17 ülkenin klinik araştırma merkezi olarak hem dünyaya hem sektöre hizmet sunuyor” diyor.

Girişimler görücüye çıktı

PharmUp, Sanofi’nin 2019’dan bu yana yürüttüğü sağlık odaklı girişimcilik ve hızlandırma programı. Endeavor iş birliğiyle gerçekleştirilen program, dijital sağlık, tanı çözümleri, akıllı sağlık cihazları, teletıp ve kurumsal dijital dönüşüm gibi alanlarda çalışan girişimlere mentorluk, atölye ve iş birliği imkânı sunuyor. Bugüne kadar 336 başvuru alan programa 29 girişim dahil oldu ve mezunların yüzde 86’sı ürününü ticarileştirdi ya da pazara sundu. Bu yıl VivaTech’e katılan girişimler arasında moleküler tanı kitleri geliştiren Octobio, tiroid nodülleri için yapay zekâ destekli karar destek yazılımı sunan Traick, dental eğitim simülasyonları geliştiren Ancorax, erken evre kanser tespitine odaklanan MediSense AI, dil ve konuşma terapisi platformu Diltigo ve cilt sağlığı uygulaması DermaAI yer aldı.

Jeff Bezos’tan pespembe tablo

VivaTech teknoloji konferansında konuşan Amazon kurucusu Jeff Bezos, yapay zekânın kitlesel işsizliğe yol açacağı yönündeki yaygın endişelere adeta meydan okudu. Bezos, yapay zekânın insanları işinden etmek bir yana, üretkenliği muazzam düzeyde artırarak küresel ekonomide bir ‘iş gücü açığı’ yaratacağını iddia etti. Ancak bu pembe tablo, mevcut veriler ve bizzat Bezos’un şirketinin uygulamalarıyla tezat oluşturuyor. Bezos, insan arzularının ve yapılacak işlerin ‘sonsuz’ olduğunu,yapay zekânın yeni iş kolları doğuracağını öne sürdü. Hatta iki maaşla geçinen hanelerin, yapay zekâ destekli yüksek refah sayesinde tek maaşla geçinebilecek seviyeye gelebileceğini ve bu durumun iş gücü piyasasından çekilmelere yol açarak işçi krizini tetikleyeceğini iddia etti. Bezos’un anlattıklarına karşın küresel ölçekte şirketler, yapay zekâ yatırımlarını artırdıklarını duyururken aynı zamanda binlerce çalışanın işine son vermeye devam ediyor.

Türkiye’nin potansiyeli yatırımcıya güven veriyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Fransa’nın başkenti Paris’teki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nde düzenlenen ilk HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı Resepsiyonuna katıldı. Bakan Kacır, buradaki konuşmasında “Fransa’daki 1 milyar doları aşan Türk yatırımları ve burada yaşayan 800 binden fazla vatandaşımız ve Türk kökenli kişi, ülkelerimiz arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel bağları daha da zenginleştirmektedir. Yatırım, üretim ve halklar arası bağlardaki bu karşılıklı derinlik, Türkiye-Fransa ilişkilerine yüksek teknoloji iş birliğinde yeni bir sayfa açmak için sağlam bir temel oluşturmaktadır” dedi. Kacır, 1700 Fransız sermayeli şirketin, sanayi, ulaştırma, finans ve sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere çok çeşitli sektörlerde Türkiye’de faaliyet gösterdiğine işaret ederek, “Bu şirketlerin varlığı, ekonomimize değerli bir katkı sağlıyor ve Fransız yatırımcıların Türkiye’nin potansiyeline duydukları güveni ortaya koyuyor. Fransız menşeli doğrudan yabancı yatırımların 8,8 milyar dolara ulaşması, ortaklığımızın derinliğini ve ülkelerimiz arasındaki karşılıklı güveni açıkça yansıtan bir başka örnektir” ifadelerini kullandı.

Avrupa’nın ‘Ukrayna sendromu’ hortladı; Tanka dönüş…

Ercan Sarıkaya - Dünyanın en büyük savunma sanayi fuarlarından biri olan Eurosatory 2026 Avrupa ülkelerinin yaşadığı Ukrayna sendromunun boyutunu da ortaya çıkardı. Artık bütün hazırlık ve yatırımlar Ukrayna savaşı ile değişti. Katılan 2 bin 600 firmanın yüzde 80’ini Avrupa ülkelerinin oluşturduğu fuarda sergilenen yeni zırhlı araçlar, topçu sistemleri şunu gösteriyor ordular yaşlanan filoları modernize ederek ve son çatışmalardan alınan derslere uyum sağlayarak bir savunma stratejisi oluşturuyor.

Yeni sistemler, ülkelerin daha fazla hareketlilik, ateş gücü, hayatta kalma ve otomasyon aradıklarını ortaya koydu. Kara kuvvetlerinin modernizasyonu da Eurosatory 2026’da ana temalardan biri oldu ve yeni nesil topçu ve zırhlı araçlardan robotik muharebe sistemlerine kadar uzanan programlar, orduların gelişen operasyonel gereksinimlere nasıl uyum sağladığını gösterdi.

Son çatışmalar, özellikle Ukrayna’da, uzun menzilli ateşlerin, savaş alanı hareketliliğinin, hayatta kalma yeteneğinin ve giderek daha çekişmeli ortamlarda faaliyet gösterebilme çabasının önemini pekiştirdi.

Böylece hem geleneksel platformlara hem de gelişmekte olan teknolojilere yeniden yatırım yapılıyor; birçok ülke Soğuk Savaş dönemi sistemlerinin yerini almaya çalışırken aynı zamanda gelecekteki savaş alanı konseptlerine hazırlanıyor. Bunun en iyi örneklerinden biri de İspanya’nın kara kuvvetlerinin temel unsurlarını yenileme çabası olduğu uzmanlar tarafından dile getiriliyor.

İspanyol Ordusu için yeni nesil paletli ve tekerlekli zırhlı savaş araçları (AFV) ve topçu sistemleri geliştirme programı oluşturuldu. Program, şu anda hizmette olan birçok eski platformu değiştirmeyi amaçlıyor ve Güney Kore’nin Hanwha Aerospace teknolojisine dayanan paletli 155 mm kendi kendine hareket eden topçu sistemi ile tekerlekli 155 mm kendi kendine hareket eden topu içeriyor.

Paletli platformun, İspanya’nın M109A5 kendi kendine hareket eden topçu filosunun yerini alması bekleniyor; tekerlekli sistem ise eski çekilen topçu araçlarının yerini almak üzere tasarlanıyor.

Çok namlulu roketler

Ukrayna savaşından ders alan ülkeler, uzun menzilli ateş yeteneklerini yeniden inşa etmeye başladılar ve MLRS (çok namlulu roketatar sistemi) harcamaları da bu girişimi ortaya koydu. Ukrayna’nın işgal edildiği 2022 yılından bu yana 11 ülke tarafından 400’den fazla çoklu fırlatma sistemi siparişi verildi.

Bu siparişler genellikle Güney Kore’nin ürettiği ve 290 km’ye atılabilen Hanwha Savunma K239 Chunmoo ve ABD’nin ürettiği yeni nesil PrSM füzeleri ile 500 km’ye ulaşan M270 HIMARS platformlarından oluştu.

Başta Fransa olmak üzere şu anda kendi MLRS’si olan Uzun Menzilli Kara Saldırı Sistemi (FLP-T) geliştirerek bu dinamiği değiştirmeyi hedefliyor. Yeni nesil çok namlulu roket sistemleri fuarda çok konuşulan ürünler arasına girdi.

Fuara damga vuran silah sistemlerinden biri de yine Ukrayna savaşı ile önem kazanan ana muharebe tankları.

Tanka büyük yatırım

Avrupa’da büyük ölçekli kara savaşlarının yeniden canlanması, ana muharebe tanklarına (MBT) olan ilgiyi yeniden artırıyor ve kıta genelindeki ülkeler yeni platformlara, modernizasyonlara ve endüstriyel kapasiteye büyük yatırımlar yapıyor. Bu durum milyarlarca dolarlık tedarik. endüstriyel yatırım ve çok uluslu kalkınma programlarını tetikliyor. Bu durum Eurosatory 2026’da çarpıcı şekilde ortaya çıktı.

Uzmanlara göre; zırhlı araç modernizasyonu, insansız hava araçları, elektronik savaş ve diğer gelişmekte olan teknolojilerin artan önemine rağmen birçok silahlı kuvvet için öncelik olmaya devam ediyor. Avrupa MBT programlarının önümüzdeki on yıl içinde yaklaşık 82 milyar doları değerinde olması öngörülüyor.

Bu talebin büyük bir kısmı, zırhlı araçların topçu ve insansız sistemlerle birlikte merkezi bir rol oynamaya devam ettiği Ukrayna’dan alınan derslerden kaynaklanıyor. NATO’nun doğu kanadındaki ülkeler, eskiyen Sovyet dönemi ekipmanlarını yerine koymaya ve caydırıcılık yeteneklerini güçlendirmeye çalışıyor. Leopard 2A8, K2 Black Panther ve M1A2 Abrams gibi platformlar, yeni yetenekleri hızla sahaya çıkarmak isteyen hükümetlerin ilgisini çekiyor.

Öte yandan Türkiye’nin yerli imkânlarla ürettiği Altay Ana Muharebe Tankı, ağır sınıf tank pazarın da Avrupa ülkelerinin radarında olduğu belirtiliyor.

Türk zırhlıları da fuarda

Zırhlı kara aracı sınıfında Türk şirketleri de ürünlerini uluslararası arenada görücüye çıkardı. BMC, zırhlı araç teknolojileri TURAN 4x4,KİRPİ ll 4X4,AMAZON 4X4 ve ALTUĞ 8X8’i sergiledi. Otokar da Türkiye’nin ilk ağır sınıf paletli insansız zırhlı aracı ALPAR ile COBRA II, ARMA 6×6, ARMA 8×8, TULPAR ve AKREP II’yi dünya sahnesine çıkardı.

Yılan paniği

Eren Koca HABER MERKEZİ - Yurt genelinde son haftalarda özellikle kırsal bölgelerde yılan görülmesi tedirginlik yarattı. Uzmanlar ekosisteme sağladığı faydalar nedeniyle zaruri olmadığı sürece yılanların öldürülmemesi gerektiğini belirtti. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Ormancılık Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Ergün Bacak, “Yılanların insanlar için oluşturduğu tehlike, insanların yılanlar için oluşturduğu tehlikenin yanında okyanusta damla gibi. Her yıl ülkemizde on binlerce yılan korku ve yanlış inançlar nedeniyle insanlar tarafından öldürülürken, yılanların ısırması sonucu hayatını kaybeden insanların sayısı iki elin parmaklarını geçmemektedir. Bu şartlarda kim daha tehlikeli diye tekrar düşünmemiz gerekmektedir. Bazı yılan türlerinin zehirleri insan sağlığı açısından tıbbi önem arz etmektedir. Ölümcül zehre sahip çok fazla yılan türü olmasa da tıbbi müdahale gerektiren yılan türlerimiz mevcuttur. Ülkemizde 55 tür yılan bulunmaktadır ve çoğu zehirsiz türlerdir. Özellikle engerek türleri zehri insan açısından tıbbi risk oluşturan yılan türleridir ve ülkemizde 15 engerek türü bulunmaktadır. Ayrıca Şanlıurfa ve çevresinde yayılışı olan çöl kobrası ülkemizde bulunan tek kobra türüdür ve zehri insan sağlığı açısından risk oluşturmaktadır” dedi. Öte yandan Türkiye’de yılan sokması sonucu hayatını kaybeden kişi sayısı yılda ortalama 1 ile 5 arasında, mağdurlara zantivenom (panzehir) tedavisi uygulanıyor.

Zehirli yılanlar hangi bölgelerde?

Dr. Ergün Bacak, “Zehirli yılan türlerini tüm Türkiye’de görmek mümkün olsa da özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Toroslar ve Doğu Karadeniz engerek yılanları açısından zengin çeşitliliğe sahiptir. İstanbul’da insan sağlığı açısından tıbbi önem arz eden bir tür yılan (Burunlu engerek/Boynuzlu engerek) ile karşılaşmak mümkün olsa da karşılaşmalar nadirdir. İstanbul’da ormanlık alanlardaki yerleşimlerde karşılaşma ihtimali vardır. Şile ve Çatalca’nın kırsal yerleşimleriyle Beykoz, Sarıyer, Çekmeköy ilçelerinin ormana yakın alanlarında görmek mümkündür” dedi.

Karşılaşınca ne yapmalı?

“Evde veya araçta bir yılanla karşılaşmak panik yaratsa da, sakin kalıp doğru adımları atmak hem sizin hem de yılanın zarar görmesini engeller” diyen Dr. Ergün Bacak şu bilgileri verdi: “Yılanlar insanların ona müdahalesi olmadan, durduk yere saldırmaz; sadece köşeye sıkıştıklarında kendilerini korumaya çalışırken ısırabilirler. Eviniz kırsal alandaysa ve yılanın kaçabileceği bir alan varsa bir süre sonra çıkacaktır. Sakinliği korumalı, ani hareketler yapılmamalı; böylece saklanabilecekleri alanlara girmesine neden olmazsınız. Mümkünse çıkış yollarını açın. Kendiniz müdahale etmeyin, ilgili kurumlardan yardım isteyin. Araçta ise panik yapmadan aracı park ederek, yılanın uzaklaşmasını bekleyin veya yetkililere haber verin. Yılanlar özellikle mayıs ayından sonbahar sonuna kadar daha fazla görülüyor.”

Milyon dolarlık zehir

Yılan zehri, dünyadaki en değerli sıvılardan biri olup türüne göre litresi 40 bin dolardan 10 milyon dolara kadar alıcı bulmaktadır. Sadece Kral Kobra zehrinin litresinin fiyatı 40 bin dolar civarında. Yılan zehri, başta panzehir (serum) üretimi olmak üzere kanser, kemoterapi ilaçları, kozmetik, doping testleri ve kimyasal silah ayrıştırma işlemlerinde kullanılmaktadır.

More like this

'Casus kaplumbağa göndermekten vazgeçin!' Pekin rakiplerine rest çekti

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr –Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı (MSS), geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada yabancı hükümetlerin sularını gözetlemek için sensörlerle donatılmış balık ve kaplumbağaları kullanmamaları konusunda uyarıda bulundu ve yabancı istihbarat servislerinin sürekli olarak hassas denizcilik verilerini topladığını ve çaldığını iddia etti. Deniz canlılarına takılan sensörler sayesinde Çin çevresindeki denizlerin su sıcaklığı, tuzluluk oranı ve okyanus akıntılarının anlık olarak takip edildiği belirtilen paylaşımda bu bilgilerin anlık olarak ilgili istihbarat örgütünün merkezlerine aktarıldığı bilgisine yer verildi. Bakanlık, bu duruma ek olarak yüksek hassasiyetli dinleme yeteneği olan şamandıralar ve bazı kargo gemilerine yerleştirilmiş sistemlerle Çin limanlarındaki faaliyetleri anlık olarak izleyebilmeimkanısağlayan "deniz gözetleme ağı" oluşturabilecek özel ekipmanlar bulunduğunu tespit etti.

Alıntı Metni

EN BÜYÜK GERİLİMLERDEN BİRİ FİLİPİNLER’LE YAŞANIYOR

Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı, Pekin’e karşı yapılan deniz casusluk faaliyetlerinin hangi bölgelerde tespit edildiğine ilişkin bir bilgi paylaşmadı. Ancak Pekin’in çok sayıda komşusuyla deniz sınırları kaynaklı sorun yaşadığı biliniyor. Bu gerilimlerden en dikkat çekeniyse Çin ile Filipinler arasında yaşanıyor. Hem Pekin hem de Manila tartışmalı sularda hak iddia ediyor ve bu durumun daha önce birçok defa gerilime yol açtığı, yaşanan olaylarda hayatını kaybeden görevliler olduğu biliniyor.


Pekin, Filipinler’i kendi deniz sınırlarını ihlal ederek "barışı bozmak" ve "sorun çıkarmakla" suçlarken Filipinler ise Çin’i kendi sularında yasadışıaraştırma faaliyetleri yapmak ve deniz canlılarını öldürmek için siyanürle zehirlemekle suçluyor. Haziran ayı başlarında Çin’in tartışmalı olan bir alana "araştırma gemisi" göndermesinin ardındanPekin -Manila hattı yeniden gerilmişti. Çin aynı gün Filipinler Savunma BakanıGilbertoTeodoro’ya"Çin karşıtı açıklamaları" sebebiyle yaptırım uygulamaya başlamış ve aile üyeleri de dahilTeodoro’nunÇin’e girişini yasaklamıştı.

Alıntı Metni

HAYVANLAR İLK KEZ KULLANILMIYOR

Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan açıklama birçok kişi için şaşırtıcı olsa da hayvanlar bu tarz operasyonlarda ilk kez kullanılmıyor. Dünya üzerinde çok sayıda ülkenin çeşitli hayvanları askeri operasyonlar ve istihbarat faaliyetlerinde kullandığı biliniyor. Özellikle deniz canlıları, Rusya'dan ABD'ye kadar farklı ordu tarafından çeşitli amaçlarla kullanılıyor. ABD istihbaratıCIA'ininternet sitesinde, yıllar boyunca casus olarak kullanılan çeşitli hayvanlar hakkında özel bir sayfa bile bulunuyor.


ABD ordusunun halihazırda deniz mayınlarına karşı yunus balıklarını kullandığı biliniyor. "Kamikaze yunusbirliği"ninson olarak İran ve ABD / İsrail arasında gerçekleşen savaşın ardından Hürmüz Boğazı’na dökülen İran mayınlarının tespit edilmesinde kullanılacağı gündeme gelmişti. Yunus balıklarının benzer bir amaçla Rusya tarafından da kullanıldığı, eğitimli balıkların Karadeniz’de kıyı savunma faaliyetleri için yetiştirildiği iddia ediliyor. Buna ek olarak daha önce Rusya’nın Baltık Denizi’nde de bir beyaz balinayı aynı amaçla kullandığı iddiaları da gündeme gelmişti. Norveçliler tarafından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in adından esinlenerekHvaldimiradı verilen 4,2 metrelik balina ilk kez 2019 yılında Norveç kıyılarında üzerinde bazı ekipmanlar taşırken görülmüştü. Yıllarca Norveç kıyılarında yaşayan balina insanlara yakınlığıyla popüler oldu.Hvaldimir2024 yılının eylül ayında ölü olarak bulundu ve ölüm nedeni belirlenemedi.

Sağlıklı yapay zekâ için reçete Türkiye

Serkan Arman / PARİS - Singapur’da ortalama ömür 85 yıl. Bazı Afrika ülkelerinde ise 50 sene civarında. Doğduğumuz yere göre ömrümüz neredeyse iki katına çıkabiliyor. Bu farkı gözler önüne sermek için “Bizde vardır ya ‘Memleket nere?’ diye sorarlar...” diyor Sanofi Avrasya Bölge Başkanı Cem Öztürk, ardından da şu eksende bir mesaj formüle ediyor: Yapay zekâ ve veri bu uçurumu kapatabilir. Türkiye de bu yarışta söz sahibi olabilir.

Paris’te dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerini, girişim sermayesi fonlarını, yatırımcıları ve yenilikçi girişimleri bir araya getiren dev teknoloji ve girişimcilik etkinliği VivaTech’teyiz. Yapay zekâ, robotik ve sağlık teknolojileri gibi alanlarda en son inovasyonlar burada vitrine çıkıyor. Bir salonda Amazon’un kurucusu Jeff Bezos gelecek vizyonunu paylaşıyor, bir diğer salonda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır Türkiye’nin girişim ekosistemini anlatıyor.

Sofistike merkez

Etkinlik kapsamında Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile ilaç şirketi Sanofi’nin ortaklaşa düzenlediği özel oturumda, Türkiye’nin sağlık teknolojileri alanındaki yatırım ve inovasyon potansiyelini konuşuyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Türkiye’nin artık sadece bir pazar olmaktan çıktığını belirterek şunları söylüyor: “Bizim gördüğümüz hikâye, artık Türkiye bölgesel teknoloji, inovasyon ve Ar-Ge merkezi haline gelmiş durumda. Türkiye yalnızca 86 milyon nüfusuyla bir pazar değil, teknolojiyi geliştirebilen, inovasyonun üretildiği, Ar-Ge’nin yapıldığı ve bu ürünlerin test edilebildiği sofistike bir merkez olduğunu ispatlamış durumda.”

Sanofi Avrasya Bölge Başkanı Cem Öztürk ise bugüne kadar Türkiye’ye 1 milyar euroyu aşan yatırım yaptıklarını ancak sağlıkta yatırım kavramının sadece üretim tesisinden ibaret olmadığını hatırlatarak, değer zincirinin en kritik halkasını klinik araştırmaların oluşturduğunu belirtiyor. Şirketlerin küresel araştırma geliştirme giderlerinin yüzde 60’ının klinik araştırmalardan oluştuğunu belirten Öztürk, “Türkiye bu bağlamda yaklaşık 17 ülkenin klinik araştırma merkezi olarak hem dünyaya hem sektöre hizmet sunuyor” diyor.

Girişimler görücüye çıktı

PharmUp, Sanofi’nin 2019’dan bu yana yürüttüğü sağlık odaklı girişimcilik ve hızlandırma programı. Endeavor iş birliğiyle gerçekleştirilen program, dijital sağlık, tanı çözümleri, akıllı sağlık cihazları, teletıp ve kurumsal dijital dönüşüm gibi alanlarda çalışan girişimlere mentorluk, atölye ve iş birliği imkânı sunuyor. Bugüne kadar 336 başvuru alan programa 29 girişim dahil oldu ve mezunların yüzde 86’sı ürününü ticarileştirdi ya da pazara sundu. Bu yıl VivaTech’e katılan girişimler arasında moleküler tanı kitleri geliştiren Octobio, tiroid nodülleri için yapay zekâ destekli karar destek yazılımı sunan Traick, dental eğitim simülasyonları geliştiren Ancorax, erken evre kanser tespitine odaklanan MediSense AI, dil ve konuşma terapisi platformu Diltigo ve cilt sağlığı uygulaması DermaAI yer aldı.

Jeff Bezos’tan pespembe tablo

VivaTech teknoloji konferansında konuşan Amazon kurucusu Jeff Bezos, yapay zekânın kitlesel işsizliğe yol açacağı yönündeki yaygın endişelere adeta meydan okudu. Bezos, yapay zekânın insanları işinden etmek bir yana, üretkenliği muazzam düzeyde artırarak küresel ekonomide bir ‘iş gücü açığı’ yaratacağını iddia etti. Ancak bu pembe tablo, mevcut veriler ve bizzat Bezos’un şirketinin uygulamalarıyla tezat oluşturuyor. Bezos, insan arzularının ve yapılacak işlerin ‘sonsuz’ olduğunu,yapay zekânın yeni iş kolları doğuracağını öne sürdü. Hatta iki maaşla geçinen hanelerin, yapay zekâ destekli yüksek refah sayesinde tek maaşla geçinebilecek seviyeye gelebileceğini ve bu durumun iş gücü piyasasından çekilmelere yol açarak işçi krizini tetikleyeceğini iddia etti. Bezos’un anlattıklarına karşın küresel ölçekte şirketler, yapay zekâ yatırımlarını artırdıklarını duyururken aynı zamanda binlerce çalışanın işine son vermeye devam ediyor.

Türkiye’nin potansiyeli yatırımcıya güven veriyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Fransa’nın başkenti Paris’teki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nde düzenlenen ilk HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı Resepsiyonuna katıldı. Bakan Kacır, buradaki konuşmasında “Fransa’daki 1 milyar doları aşan Türk yatırımları ve burada yaşayan 800 binden fazla vatandaşımız ve Türk kökenli kişi, ülkelerimiz arasındaki ekonomik, sosyal ve kültürel bağları daha da zenginleştirmektedir. Yatırım, üretim ve halklar arası bağlardaki bu karşılıklı derinlik, Türkiye-Fransa ilişkilerine yüksek teknoloji iş birliğinde yeni bir sayfa açmak için sağlam bir temel oluşturmaktadır” dedi. Kacır, 1700 Fransız sermayeli şirketin, sanayi, ulaştırma, finans ve sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere çok çeşitli sektörlerde Türkiye’de faaliyet gösterdiğine işaret ederek, “Bu şirketlerin varlığı, ekonomimize değerli bir katkı sağlıyor ve Fransız yatırımcıların Türkiye’nin potansiyeline duydukları güveni ortaya koyuyor. Fransız menşeli doğrudan yabancı yatırımların 8,8 milyar dolara ulaşması, ortaklığımızın derinliğini ve ülkelerimiz arasındaki karşılıklı güveni açıkça yansıtan bir başka örnektir” ifadelerini kullandı.

Avrupa’nın ‘Ukrayna sendromu’ hortladı; Tanka dönüş…

Ercan Sarıkaya - Dünyanın en büyük savunma sanayi fuarlarından biri olan Eurosatory 2026 Avrupa ülkelerinin yaşadığı Ukrayna sendromunun boyutunu da ortaya çıkardı. Artık bütün hazırlık ve yatırımlar Ukrayna savaşı ile değişti. Katılan 2 bin 600 firmanın yüzde 80’ini Avrupa ülkelerinin oluşturduğu fuarda sergilenen yeni zırhlı araçlar, topçu sistemleri şunu gösteriyor ordular yaşlanan filoları modernize ederek ve son çatışmalardan alınan derslere uyum sağlayarak bir savunma stratejisi oluşturuyor.

Yeni sistemler, ülkelerin daha fazla hareketlilik, ateş gücü, hayatta kalma ve otomasyon aradıklarını ortaya koydu. Kara kuvvetlerinin modernizasyonu da Eurosatory 2026’da ana temalardan biri oldu ve yeni nesil topçu ve zırhlı araçlardan robotik muharebe sistemlerine kadar uzanan programlar, orduların gelişen operasyonel gereksinimlere nasıl uyum sağladığını gösterdi.

Son çatışmalar, özellikle Ukrayna’da, uzun menzilli ateşlerin, savaş alanı hareketliliğinin, hayatta kalma yeteneğinin ve giderek daha çekişmeli ortamlarda faaliyet gösterebilme çabasının önemini pekiştirdi.

Böylece hem geleneksel platformlara hem de gelişmekte olan teknolojilere yeniden yatırım yapılıyor; birçok ülke Soğuk Savaş dönemi sistemlerinin yerini almaya çalışırken aynı zamanda gelecekteki savaş alanı konseptlerine hazırlanıyor. Bunun en iyi örneklerinden biri de İspanya’nın kara kuvvetlerinin temel unsurlarını yenileme çabası olduğu uzmanlar tarafından dile getiriliyor.

İspanyol Ordusu için yeni nesil paletli ve tekerlekli zırhlı savaş araçları (AFV) ve topçu sistemleri geliştirme programı oluşturuldu. Program, şu anda hizmette olan birçok eski platformu değiştirmeyi amaçlıyor ve Güney Kore’nin Hanwha Aerospace teknolojisine dayanan paletli 155 mm kendi kendine hareket eden topçu sistemi ile tekerlekli 155 mm kendi kendine hareket eden topu içeriyor.

Paletli platformun, İspanya’nın M109A5 kendi kendine hareket eden topçu filosunun yerini alması bekleniyor; tekerlekli sistem ise eski çekilen topçu araçlarının yerini almak üzere tasarlanıyor.

Çok namlulu roketler

Ukrayna savaşından ders alan ülkeler, uzun menzilli ateş yeteneklerini yeniden inşa etmeye başladılar ve MLRS (çok namlulu roketatar sistemi) harcamaları da bu girişimi ortaya koydu. Ukrayna’nın işgal edildiği 2022 yılından bu yana 11 ülke tarafından 400’den fazla çoklu fırlatma sistemi siparişi verildi.

Bu siparişler genellikle Güney Kore’nin ürettiği ve 290 km’ye atılabilen Hanwha Savunma K239 Chunmoo ve ABD’nin ürettiği yeni nesil PrSM füzeleri ile 500 km’ye ulaşan M270 HIMARS platformlarından oluştu.

Başta Fransa olmak üzere şu anda kendi MLRS’si olan Uzun Menzilli Kara Saldırı Sistemi (FLP-T) geliştirerek bu dinamiği değiştirmeyi hedefliyor. Yeni nesil çok namlulu roket sistemleri fuarda çok konuşulan ürünler arasına girdi.

Fuara damga vuran silah sistemlerinden biri de yine Ukrayna savaşı ile önem kazanan ana muharebe tankları.

Tanka büyük yatırım

Avrupa’da büyük ölçekli kara savaşlarının yeniden canlanması, ana muharebe tanklarına (MBT) olan ilgiyi yeniden artırıyor ve kıta genelindeki ülkeler yeni platformlara, modernizasyonlara ve endüstriyel kapasiteye büyük yatırımlar yapıyor. Bu durum milyarlarca dolarlık tedarik. endüstriyel yatırım ve çok uluslu kalkınma programlarını tetikliyor. Bu durum Eurosatory 2026’da çarpıcı şekilde ortaya çıktı.

Uzmanlara göre; zırhlı araç modernizasyonu, insansız hava araçları, elektronik savaş ve diğer gelişmekte olan teknolojilerin artan önemine rağmen birçok silahlı kuvvet için öncelik olmaya devam ediyor. Avrupa MBT programlarının önümüzdeki on yıl içinde yaklaşık 82 milyar doları değerinde olması öngörülüyor.

Bu talebin büyük bir kısmı, zırhlı araçların topçu ve insansız sistemlerle birlikte merkezi bir rol oynamaya devam ettiği Ukrayna’dan alınan derslerden kaynaklanıyor. NATO’nun doğu kanadındaki ülkeler, eskiyen Sovyet dönemi ekipmanlarını yerine koymaya ve caydırıcılık yeteneklerini güçlendirmeye çalışıyor. Leopard 2A8, K2 Black Panther ve M1A2 Abrams gibi platformlar, yeni yetenekleri hızla sahaya çıkarmak isteyen hükümetlerin ilgisini çekiyor.

Öte yandan Türkiye’nin yerli imkânlarla ürettiği Altay Ana Muharebe Tankı, ağır sınıf tank pazarın da Avrupa ülkelerinin radarında olduğu belirtiliyor.

Türk zırhlıları da fuarda

Zırhlı kara aracı sınıfında Türk şirketleri de ürünlerini uluslararası arenada görücüye çıkardı. BMC, zırhlı araç teknolojileri TURAN 4x4,KİRPİ ll 4X4,AMAZON 4X4 ve ALTUĞ 8X8’i sergiledi. Otokar da Türkiye’nin ilk ağır sınıf paletli insansız zırhlı aracı ALPAR ile COBRA II, ARMA 6×6, ARMA 8×8, TULPAR ve AKREP II’yi dünya sahnesine çıkardı.