4 Mayıs 2026’da Kuzey Kıbrıs Cumhuriyet Meclisi’nden geçen düzenleme, sanık hakları açısından birtakım iyileştirmeler barındırsa da pakete yerleştirilen “Masumiyet Karinesinin İhlali” maddesi kapsamında, bir zanlının, tanığın veya şikâyetçinin açık ismini veya fotoğrafını kamuya açık şekilde teşhir edenler için iki kademeli bir ceza sistemi uygulanacak.
Basın ve sosyal medya aracılığıyla bir “ihlal” gerçekleşmesi durumunda, gazeteciler veya sosyal medya üzerinden paylaşım yapan yurttaşlar, 1 yıla kadar hapis cezası, asgari ücretin 4 katına kadar para cezası veya her iki cezaya birden çarptırılabilecek.
BASIN BİRLİĞİ: YASAYI TANIMIYORUZ
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği, Ceza Yasası kapsamında yapılan düzenlemenin ifade ve basın özgürlüğüne doğrudan müdahale niteliği taşıdığını belirterek yasayı tanımadıklarını açıkladı. Birlik, söz konusu maddenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarıyla çeliştiğini, gazetecilik faaliyetini suç kapsamına soktuğunu ve kamuoyunun haber alma hakkını sınırlandırmayı amaçladığını savundu. Açıklamada özellikle kamuoyunu ilgilendiren davalarda tanınmış kişilerin isim ve fotoğraflarının kullanılmasının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanırken, gazetecilere kamu yararı bulunan haberlerde isim ve fotoğraf kullanmaktan çekinmemeleri çağrısı yapıldı.
BASIN-SEN: GAZETECİLER HEDEF ALINIYOR
Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), Ceza Yasası’nda “masumiyet karinesi” gerekçesiyle yapılan değişikliğin Kıbrıs Türk Barolar Birliği tarafından hazırlandığını ve hükümet eliyle basının üzerine bir baskı aracı olarak getirildiğini savundu. Sendika, bu düzenlemenin kamu adına gerçekleri yazan gazetecileri hedef aldığını ve suçlu konumuna düşürmeye çalıştığını belirtti. Açıklamada, yolsuzluk, usulsüzlük veya rüşvet gibi iddialarla anılan siyasetçi, bürokrat ve kamu görevlilerinin yargı süreçlerine ilişkin haberlerde isim ve fotoğraf kullanımının hapis veya para cezası gerektiren bir suç haline getirildiğine dikkat çekilerek, basın emekçilerinin bu uygulamalara karşı geri adım atmayacağı vurgulandı.
BARO: YARGISIZ İNFAZIN ÖNÜNE GEÇİYORUZ
Eleştirilerin odağında bulunan Kıbrıs Türk Barolar Birliği ve Başkanı Hasan Esendağlı, mahkeme süreçlerinde bazı kişilerin peşinen suçlu ilan edilerek ifşa edilmesinin hak ihlallerine yol açtığını ve bu düzenlemenin adil yargılanma hakkını korumayı amaçladığını ifade etti. Yargılanma süreci tamamlanmadan kişilerin suçlu gibi gösterilmesinin doğru olmadığını vurgulayan Esendağlı, mahkûmiyet kararı sonrası isim ve fotoğraf kullanımında herhangi bir kısıtlama bulunmadığını belirtti. Gelen eleştirileri doğal karşıladığını söyleyen Esendağlı, düzenlemenin uygulanmasıyla birlikte gerçekte engellenmeye çalışılan bir durum olmadığının görüleceğini savundu.
KAMUSAL DENETİM FELÇ Mİ EDİLİYOR?
Basın-Sen avukatı Cansu N. Nazlı ise, üst düzey bürokratlar, eski bakanlar ve hükümetteki parti yöneticilerinin yargılandığı bir dönemde, tanınmış kişiler ile sıradan vatandaşlar arasında ayrım yapılmadan cezai yargılamalarda açık isim ve fotoğraf kullanımını hapis cezası tehdidiyle suç haline getiren düzenlemenin yasalaştırıldığını belirterek, bu durumun haber yapan gazetecileri suçlu konumuna düşürdüğünü söyledi. Nazlı, söz konusu düzenlemeyi mensubu olduğu birlik adına Meclis’e sundukları için büyük bir üzüntü duyduğunu ifade etti. Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı eleştirileri “linç” olarak nitelerken, basın örgütleri asıl meselenin sıradan yurttaş ile kamuya mal olmuş kişi ayrımının yapılmaması olduğunu vurguluyor.
Konuya ilişkin bir itiraz da Ceza Hukukçusu Av. Doç. Dr. Ramadan Sanıvar’dan geldi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Sanıvar, Ceza Yasası’nda, “masumiyet karinesi” maskesiyle yapılan düzenlemenin basın özgürlüğünü fiilen felç etme riski taşıdığına dikkat çekerek, bir kamu görevlisinin özellikle yolsuzluk, rüşvet veya görevi kötüye kullanma gibi iddialarla anıldığı durumlarda kimliğinin bilinmesinin, yalnızca bir “merak” konusu değil, “kamusal denetimin zorunlu bir unsuru” olduğunu vurguladı.
MUHALEFET DE ELEŞTİRİLERİN ODAĞINDA
Kuzey Kıbrıs’ta, Ulusal Birlik Partisi-Demokrat Parti-Yeniden Doğuş Partisi (UBP-DP-YDP) koalisyon hükümetine mensup bazı siyasiler yolsuzluk, rüşvet ve sahte diploma gibi ciddi suçlamalarla karşı karşıyayken, kimi bürokratların da aynı suçlamalarla yargılanmasına devam ediliyor. Yeni yasa ile bu kişilere koruma sağlanacağı vurgulanıyor. Yasaya komitede “evet” diyen ama genel kuruldaki oylamada “hayır” oyu veren muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ise eleştirilerin odağındaki bir diğer aktör. CTP, yasa taslağına komite aşamasında “evet” diyerek bu antidemokratik sürecin önünü açmak ve toplumsal tepki büyüyünce, Genel Kurul’da “kamuya mal olmuş kişiler bu kapsama girmesin” önerisiyle durumu kurtarmaya çalışmakla eleştiriliyor.
Öte yandan dün, basın örgütlerini kabul ederek görüşlerini dinleyen Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, süreci yakından takip ettiğini belirterek anayasal yetki mesajı verdi. Erhürman, demokratik bir değerlendirme sürecinin ardından, gerekmesi halinde yasayı iade etme de dahil olmak üzere yetkilerini kullanmaktan imtina etmeyeceğini vurguladı.
Kaynak:
Kaynak: BirGün






