Üniversitelerde MESEM modeli
İngiltere’de 1795 yılında, yoksulluğun ciddi oranlara ulaştığı bir dönemde Speenhamland Yasası uygulanmaya başlıyor. Hristiyan hayırseverliğinin yoksullara lütfu olarak sunuluyor. Yasa ile yoksullara ekmek fiyatları ile aile büyüklüğü ölçü alınarak açlıktan ölmemelerini sağlayacak para yardımı yapılmasına karar veriliyor. Yasanın hemen devamında ise örgütlenme yasakları yasası çıkarılıyor. Açlıktan ölmeden yaşayacak koşullarda çalışacaksın ve hiçbir hak talep etmeyeceksin.
Speenhamland Yasası’nı siyasi iktidar 230 yıl sonra üniversite ve lise çağındaki öğrenciler üzerinden hayata geçiriyor. Üniversiteler de artık adım adım MESEM’leştiriliyor. Yeni istihdam rejimi eğitim politikaları üzerinden hayata geçiriliyor. Asgari ücretin altında, esnek, güvencesiz, geçici, kamusal emeklilik hakkından yoksun kölelik rejimi.
∗∗∗
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları bu yıl da laik, kamusal eğitimde yaratılan tahribatın fotoğrafı oldu. Ancak artık bu tahribatta yeni bir eşiğe geçiliyor. İnsan, toplum ve doğa yararına üniversiteler artık tamamen gençlerin kampüslerde, sınıflarda değil işletmelerin içinde olduğu ucuz hatta bedava işgücü olarak çalıştırıldığı kurumlara dönüştürülüyor.
Üniversitelerin kısaltılması, esnekleştirilmesi “uygulamalı eğitim” isimli modellerle, İŞKUR gençlik programı gibi uygulamalarla artık bildiğimiz anlamda bir üniversite yok.
Haziran 2021’de eğitim, fen, mühendislik, sağlık, sanat, spor ve sosyal bilimler yükseköğretim programları için düzenlenen yönetmeliğin çerçevesi Şubat 2026’da genişletildi. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, Yürütme Kurulu Üyeleri “sektör odaklı yeni model”ini duyurdu. 7 pilot ildeki (Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara) 85 üniversitenin rektörü, rektör yardımcıları ve meslek yüksekokullarının (MYO) müdürleri ile bir araya gelindi. 120 bin öğrenci artık bu kapsama alındı.
Özvar, pilot uygulamanın, yükseköğretim sisteminde mesleki eğitimin yeniden yapılandırılmasına yönelik büyük ölçekli ve stratejik dönüşümün ilk ve en kritik aşaması olduğunu söyledi. Pilot uygulama ülke genelindeki 8 bin 667 ön lisans programını kapsayacak daha geniş ölçekli dönüşümü hedefliyor.
3+1, 2+2, 7+1, 6+2 şeklinde açıklanan rakamlar ön lisans ve lisans programları için yarı dönemlere karşılık geliyor. Üniversitelerde eğitim sürelerinin giderek azaltıldığı, gençlerin o işletmelerdeki diğer emekçilerin koşullarında çalıştırıldığı bir sistem inşa ediliyor.
Düzenlemeye göre öğrencilere asgari ücretin en az yüzde 30’u verilecek. Protokoller, işbirlikleri, yönetmelikler doğrultusunda devlet teşvikleri şirketlere aktarılabilecek.
∗∗∗
Benzer durum İŞKUR Gençlik Programı, Genç İstihdam Modeli gibi programlarda da karşımıza çıkıyor. Üniversite eğitim süresi içerisinde harçlık adı altında ücretlerle, asgari ücretin altında, esnek, geçici, güvencesiz, kamusal emeklilik hakkından yoksun çalıştırma koşulları yoksulluğun her geçen yıl arttığı, eğitim harcamaları nedeniyle binlerce gencin üniversiteyi bırakmak zorunda kaldığı koşullarda gençlere çaresizliğin zorunluluğu olarak dayatılıyor.
2025 yılı genelinde İŞKUR Gençlik Programı kapsamında 211 bin 563 genç çalıştırıldı. 2025 yılı bahar dönemi uygulamalarında ise 81 ildeki 127 devlet üniversitesinde 84 bin 278 üniversite öğrencisi yine bu kapsamda çalıştırıldı. Bir milyona yakın gencin (926 bin 427) programa başvurduğu açıklandı.
MESEM ile benzer çalıştırılma koşulları üniversitelerde hayata geçiriliyor. Harçlık ismiyle verilen ücretler kamu kaynaklarından karşılanacak. Yarı zamanlı okul/üniversite olağanlaştırılacak. Gençler o işletmelerde çalıştırılan emekçilerle aynı koşullarda ancak asgari ücretin yüzde 30’una veya adeta “cep harçlığı”na günlük 1375 TL’ye çalıştırılacak. Çalıştırıldıkları günler emeklilik hakkı, sosyal güvenlik hakları kapsamında sayılmayacak.
Ücret yerine “harçlık” denilmesinin nedeni ise Speenhamland Yasası’nda olduğu gibi sendikalara üye olmamaları, esnek, güvencesiz, geçici, asgari ücretin altında çalıştırılabilmeleri ve en temel haklara sahip olmamaları için bulunan bir kılıf.
∗∗∗
YKS’de ortaya çıkan da eğitimdeki yıkımın tablosu. Temel Yeterlilik Testi (TYT) öğrencilerin en temel yeterliliklerini ölçen bir değerlendirme aracı olmasına rağmen lise son sınıf öğrencilerinin doğru cevap sayısı Türkçede 40 soruda 20,5, matematikte 40 soruda 6,8, sosyal bilimlerde 20 soruda 10,2 ve fen bilimlerinde 20 soruda 4,3.
Alan Yeterlilik Testi (AYT) sonuçlarında daha da ağırlaşmış bir tablo var. Doğru cevap sayıları matematikte 40 soruda 7, edebiyatta 24 soruda 6,1, fizikte 14 soruda 2,7, kimyada 13 soruda 2,2, biyolojide 13 soruda 3, tarih-2’de 11 soruda 1,7, coğrafya-2’de 11 soruda 2,1, felsefede 12 soruda 1,6…
Temel ve ortaöğretimde yaşatılan yıkıma yükseköğretimdeki yıkım da eşlik ediyor.
YÖK Başkanı Özvar, bu yıldaki program dönüşümleri ve kontenjan azaltmalarının da piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda yapıldığını söylüyor.
Her şey yine sermaye için.
To read the full story from the source: BirGün






