Kadir İNCESU
Volkan Hacıoğlu’nun, “Romanya’nın Lord Byron’ı” olarak değerlendirilen Mihai Eminescu’nun son yıllarına ve gizemli ölümüne ışık tutan “Blandusya Çeşmesi” adlı yeni şiir kitabı, ‘Bir İhanet Tarihinden Poetik Fragmanlar’ alt başlığı ile Ocak 2026’da Artshop Yayınları tarafından Türkçe ve İngilizce olarak yayımlandı. Hacıoğlu ile yeni kitabı ve Mihai Eminescu üzerine konuştuk.
– Şair Eminescu’nun Rumen ve dünya edebiyatındaki yeri nedir?
Mihai Eminescu “Romanya’nın Lord Byron’u” olarak kabul ediliyor. Eminescu, Romanya edebiyatının en önemli romantik şairi, yazarı ve gazetecisi. Lord Byron gibi o da romantik idealler, melânkoli, doğa ve toplumsal eleştiri temalarını işledi. Mihai Eminescu, tıpkı Byron gibi trajik bir yaşam sürdü, 39 yaşında henüz çok gençken öldü ve sanatçı kişiliğiyle romantik akımın Balkanlar’daki en güçlü sesi oldu. Romanya’nın ulusal şairi olarak edebî ve poetik anlamda modern Rumen dilinin de kurucusudur. Eserleri, 19. yüzyıl Rumen edebiyatını derinden etkiledi. Günümüzde çağdaş şairler ve yazarlar üzerindeki yazınsal etkisi, ikonik Eminescu karakteri ile bütünleşerek dünya çapında sürüyor.
– Eminescuoloji terimi için ne düşünüyorsunuz?
“Eminescuoloji” teknik bir terim olarak icat edildi ve Eminescu’nun hayatını, eserlerini, felsefesini, gazeteciliğini ve eserlerinin yanı sıra düşüncelerinin sanatsal ve kültürel etkilerini inceleyen edebiyat eksenli bir bilim dalı. Eminescu Enstitüsü çatısı altında Eminescu’nun şiirleri, düzyazıları, siyasî makaleleri, feslsefî notları ve şairin romantik, kozmik ve melânkolik dünyası, bilimsel araştırmaların ve tezlerin konusu oluyor. Arşiv araştırmaları da bu çalışmalar içerisinde önemli yer tutuyor. Şairin modern Rumenceyi şiirlerinde işlemesi, geliştirmesi, kendine özgü üslûbu ve metaforları, Schopenhauer ve Kant başta olmak üzere Alman felsefesinin idealist ve transandantalist ekollerinden etkiler taşıması ve tüm bunların Rumen kültürü özelinde “ulusal şair” imajına yansıması ile ilgili araştırmaların hepsi Eminescuoloji kapsamı içerisinde değerlendirilebilir.

TOPLUMSAL ELEŞTİRİ
– Eminescu’nun özlemini çektiği toplum düşüncesi şiirlerine nasıl yansıyor?
Mihai Eminescu, Romanya’nın ulusal şairi olarak, eserlerinde derin bir tarihsel nostalji, toplumsal eleştiri ve idealize edilmiş bir toplum özlemi yansıtır. Onun toplum düşüncesi, modernleşme adı altında yozlaşan değerlere karşı, köklü geçmişe, doğaya ve ruhsal derinliğe dayalı bir yapı özlemi üzerine kuruludur. Eminescu, şiirlerinde (örneğin «Scrisoarea III» – III. Mektup) Romanya’nın geçmişteki ihtişamlı dönemlerine, özellikle de bilge ve cesur hükümdarların (Mircea cel Bătrân, III. Vlad gibi) dönemine özlem duyar. Bu, kendi döneminin yozlaşmış bürokrasisine ve zayıf liderliğine karşı bir eleştiridir.
– Sizi etkileyen neydi Eminescu’nun yaşamında, yapıtlarında?
Eminescu’nun yaşamıyla iç içe geçmiş ve düşüncesiyle bütünleşmiş yapıtlarında beni en çok etkileyen, toplumsal yozlaşma eleştirisi oldu. Şair, toplumsal yapının çürüdüğünü, toplumun “demagoglar” ve sahte aydınlar tarafından yönetildiğini düşünür. Şiirlerinde, toplumsal değerlerin para ve güç uğruna feda edilmesine karşı öfke ve derin bir hayal kırıklığı hâkimdir. Modern bireyin içinde bulunduğu kaotik psikolojinin temelinde insanın doğal yaşamdan kopması gerçeği yer alıyor. Freud’un bugün artık kullanılmayan “eski” nevrozları, günümüz toplumlarında anksiyete krizleri ve panik atak nöbetleri kılığına büründü. Eminescu, modern şehrin karmaşasından, kirliliğinden, gürültüsünden ve yapaylığından kaçıp, kırsalın ve doğanın saf, huzurlu atmosferine sığınır. Onun ideal toplumunda insanlar, tıpkı Henry David Thoreau’nun Walden’indeki gibi, doğa ile iç içe, ruhsal huzur içinde yaşarlar.
– Bu düşüncelerinizin “Blandusya Çeşmesi”ne yansıması nasıl oldu?
Blandusya Çeşmesi, Eminescu’nun son yıllarına odaklanıyor. Şairin günümüze kadar esrarını koruyan gizemli ölümü etrafında şekillenmiş bir şiir. Kitabın motto’su ve açılış dizesi de aynı temaya işaret ediyor: “Hakikati ifade eden kelimeyi nerede bulacaksınız?” Bu aynı zamanda ölümünden hemen önce Eminescu’nun çıkardığı “Blandusya Çeşmesi” adlı derginin de motto’su oldu. Toplam otuz üç kantodan ve kantolar arasında çeşitli sahne geçişlerinden oluşan dramatik metnin her sahnesinde farklı karakterlerin monolog ve solilog şeklindeki konuşmaları ile beraberinde gelişen olay örgüsü, arka plândaki lirik poetik kurgu ve dekor eşliğinde kendine özgü estetik bir şiir formu ile ifade ediliyor. “Doğu Avrupa’nın Paris’i” olarak tanımlanan Bükreş şehri şiirin odak noktasıdır. Bükreş’e gelişi ile başlayan trajik olaylar, Eminescu’nun son yıllarında yaşadığı talihsizliklerin kaynağıdır. “Eiffel Kulesi yoksa/ Orası Paris değildir” mısrası çeşitli varyasyonlarla şiirde tekrarlanırken, Bükreş’in Eminescu’nun hazin akıbetindeki trajik rolüne dikkat çekiyor. Eskizlerine 11-18 Mayıs 2025’de Romanya’nın kültür başkenti Yaş [Rumence: Iaşi] şehrinde düzenlenen ve davetli olarak katıldığım Uluslararası Yaş Şiir Festivali’ndeki etkinlikler kapsamında gerçekleşen Eminescu anıtı ziyareti sırasında başladığım şiirin kompozisyonu, Eylül-Ekim 2025’te Paris’in Ressamlar Tepesi Montmartre’da ve Lâtin Mahallesi’ndeki sanat ve edebiyat merkezi olan muhtelif kafelerde, müzelerde ve mekânlarda tamamlandı. Manüskri metnin rötuşları ise 2025 yılının kasım-aralık aylarında Prens Adaları’nda yapıldı. Kapak resmi, antikite devrini tasvir eden eserleri ile ünlü Hollandalı ressam Lawrence Alma-Tadema’nın “Homeros’tan Bir Okuma” adlı ve 1885 tarihli tablosundan alınan bir detay üzerine tasarlandı. Fonda alçak bir balkon duvarı [parapet] üzerinden görünen deniz ufku ile çerçevelenen bir kostüme ait ‘kıvrımlı kumaş parçası etüdü’ [‘drapery study’] ile duvara dayalı arp öğelerinin seçildiği resim detayı, Akdeniz ikliminin hâkim olduğu açık renk tonlarının estetik atmosferinde tuvalin tümüne yayılan gün ışığının aydınlığını taşıyor. Tablodaki tam ölçekli resim, antik Yunanistan’dan hayalî bir festival sahnesini tasvir ediyor; denize bakan mermer bir balkonda küçük bir dinleyici kitlesine şiir okuyan bir grup insan figürü tuvale yansıyor. Proje, başlangıçta Plâton’un denize bakan bir tapınak kompleksinin mermer avlusunda, etrafında toplanmış küçük bir grup takipçisine felsefe öğrettiğini ve Plâton’un tapınak sütunları arasında mermer bir sandalyede oturduğunu tasvir etmeyi amaçlayan daha büyük bir eser içindi. Alma-Tadema, Plâton’un resmi üzerinde uzun süre çalıştıktan sonra bile sonuçtan memnun kalmadı ve 1885’in başlarında eseri yeniden resmetti; nihayetinde, “Homeros’tan Bir Okuma” adlı esere benzer bir tablo ortaya çıktı. Resim sanatında İtalyanca kökenli ‘pentimento’ terimi ile ifade edilen restoratif fırça darbelerinin sonraki düzeltmeleri, kompozisyonun gelişmeye devam ettiğini gösteriyor: örneğin, Alma-Tadema’nın, dramatik bir söylev hareketiyle dışarı atılmış olan konuşmacı figürünün koluna ait konturları değiştirdiği anlaşılıyor.
– Uşak’taki Blandusya Çeşmesi ile Eminescu’nun nasıl bir bağı var?
4 Aralık 1888’de Rumen şair Mihai Eminescu yönetimindeki edebî, siyasî ve haftalık bir dergi olan Fântâna Blanduziei [Blandusya Çeşmesi] Bükreş’te yayın hayatına başladı. Eminescu, derginin adını belirlerken Uşak’taki Blandus antik kentinden esinlendi. Blandus antik kenti, günümüzde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan Uşak şehrinin olduğu bölgede milâttan önce 3.-4. yüzyıllarda kuruldu. Horatius, Blandusya Çeşmesi’ne bir şiir ithaf etti; bu şiir, edebiyat tarihinde antik kente dair bilinen en eski şiirsel göndermedir.
– Türkiye’de daha çok hangi yönleriyle tanınıyor Eminescu?
Eminescu, özlemini çektiği toplumun temelinin, Rumen halkının köklü gelenekleri ve dilinde yattığına inanır. Batı taklitçiliğine karşı, kültürel değerlerin korunmasını savunur. Eminescu’nun şiirleri, toplumsal yozlaşmaya karşı tarihsel ve ruhsal bir diriliş özlemini, romantik ve eleştirel bir dille yansıtır. Ülkemizde de daha çok bu yönleriyle tanındığı söylenebilir. Nâzım Hikmet de Türk halkı için benzer şeyler düşünmüştür.
– Eminescu’nun yaşadığı dönemde ve günümüzde oluşturduğu düşün dünyasını karşılaştırır mısınız?
Eminescu, özellikle 1850-1889 arasında yaşadığı dönemde Romanya’nın kültürel ve siyasî kimliğini şekillendiren, günümüzde ise bu kimliğin sarsılmaz bir simgesi hâline gelen, “Rumen ruhunun özü” olarak kabul edilen en büyük Rumen şair, gazeteci ve düşünür. Eminescu’nun yaşadığı dönemdeki “aktif ve politik” düşünce dünyası ile günümüzdeki “ikonik ve kültürel” imge dünyası arasında köklü bir dönüşüm var. Eminescu, Romanya’nın eski tabirle Eflâk ve Boğdan olarak bilinen Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyetinden çıkarak bağımsızlığını kazandığı (1877-1878) ve modernleşme sancıları çektiği bir dönemde yaşadı. Düşünce dünyası, bu nedenle Rumen folkloru, tarih, mitoloji ve kozmik temalar üzerine kurulu. Eflâk ve Boğdan, Osmanlı Devleti’nden, fiilen ve hukuken 1859-1861’de birleşerek ve ardından 1878 Berlin Antlaşması ile bağımsızlıklarınınkazanarak ayrıldılar. 1856 Paris Antlaşması ile ayrıcalıklı beylikler hâline gelip 1859’da birleşen bu iki voyvodalık, 1861’de resmen Romanya adı altında tek devlet olarak Osmanlı’ya bağlı hâle geldi ve nihayetinde 1878’de tam bağımsız oldu. O dönemde Eminescu’nun düşünce dünyasının şekillenmesinde, Batı kültürüyle yerel değerleri birleştirmeyi amaçlayan muhafazakâr çizgideki Junimea topluluğu etkili oldu. Junimea, Romanya’nın Yaş şehrinde Titu Maiorescu, Petre P. Carp, Vasile Pogor, Theodor Rosetti ve Iacob Negruzzi liderliğinde ve başka ülkelerde öğrenim görmüş diğer birkaç edebiyatçı tarafından 1863’te oluşturulan bir edebiyat hareketi topluluğu. Topluluk üyeleri başlattıkları edebiyat hareketi için (Tanzimat dönemindeki Jön Türkleri çağrıştıran bir şekilde) “Gençlik” anlamına gelen ve biraz arkaik bir Rumence kelime olan “Junimea” ismini seçtiler. Junimizm, 19. yüzyılda ortaya çıkan, Romanya’da ulusal kimliğin, kültürel mirasın ve toplumsal normların eleştirisinin önemini vurgulayan edebî ve kültürel bir hareket. Junimizm hareketi, kültürel mirasın korunması ve yorumlanmasını eleştirerek, Rumen ruhunun gerçek özünü yansıtması gerektiğini savunur. Yabancı bakış açılarının dayattığı yüzeysel yorumlara karşı çıkar. Eminescu, Timpul [Zaman] gazetesinin editörü olarak, Batı tarzı modernleşmeyi “yüzeysel” bulan, köylü kültürünü ve millî değerleri savunan sert muhalif yazılar yazdı. Romanya’daki (iki önceki soruya verdiğim cevapta bahsettiğim) Yaş Şiir Festivali’nde Mihai Eminescu’nun gazetecilik faaliyetinden ve 1877-1883 arasında Timpul gazetesinde [sonradan dergiye dönüştü] editörlük yaptığından, Şubat 1880’den Aralık 1881’e kadar da gazetenin başeditörlüğünde görev yaptığından haberimiz yoktu. 14 Mayıs 2025 Çarşamba günü, Eminescu’nun Copou Parkı’ndaki anıtının önünde, şair Maria Ivanov bizlere Romanya’daki Timpul dergisinin yeni bir sayısının Moldova Cumhuriyeti’ndeki baskısını takdim etti. Bu dergi, 1876’da kurulan ve onun devamı niteliğinde olan tarihî derginin adını taşıyor ve Mayıs 2021’de Kişinev’de yazarlar Mihai Vacariu, Dumitru Crudu ve Adriana Nazarciuc ile birlikte, o zamanlar sadece StarNet’ten baskı parası alarak, Alexandru Machedon, Aurelia Salicov ile birlikte yayın hayatına başladı.
Derginin genel yayın yönetmeni yazar Dumitru Crudu’nun rehberliğinde izlediği yolu Maria bizlere anlattı. Yayın kurulunu nasıl oluşturduklarını ve yayın kurulu üyelerinden her birinin dergiyi yakında okula gönderecekleri ortak çocukları olarak gördüklerini söyledi. Dergi ekibi oldukça renkli bir kadroya sahip: Genel yayın yönetmeni Dumitru Crudu, editör-stilist Fulga Poiată, muhasebeci Liliana Ivanov, editörlük genel sekreteri Augustina Visan, teknik editör Teo Pricop, sosyal medya yöneticisi Valeria Saculțanu. Yatay bir hiyerarşiye göre şekillenen Timpul dergisini Maria bizlere âdeta bir genel yayın yönetmeni edası ile sundu. Bu gerçeği, 2022’den bu yana derginin sayfalarında Ukrayna savaşını konu alan şiirleri ile yer alan ve derginin tüm etkinliklerine katılan şair Radmila Popovici de doğruladı. Günümüzde Eminescu, sadece bir şair değil, Rumen kültürünün, dilinin ve ulusal kimliğinin en üst düzey sembolü. Eserleri, Romanya edebiyat müfredatında zorunlu. Banknotların ve pulların üzerindeki resmiyle, doğum ve ölüm yıldönümlerinde düzenlenen uluslararası anma toplantılarıyla güncel Rumen kimliğinin merkezinde yer almaya devam ediyor. 19. yüzyılın yerel-politik figürü, bugün dünya edebiyatında, özellikle Luceafărul [“Gece Yıldızı”] gibi eserleriyle romantik şiirin büyük ustalarından biri olarak görülüyor. Şairin 46 ciltten oluşan elyazmaları, Rumen Dili Akademisi tarafından korunuyor ve hâlihazırda üzerinde çalışmalar yapılıyor. Eminescu, 19. yüzyılda Romanya’nın “ruhu”nu ararken, günümüzde o ruhun kendisi hâline geldi ve tarihe mâl olmuş bir figür olarak kabul edildi. Eminescu’nun hayatı, sanatı ve şiirleri hakkında Türkçede Ali Narçın’in çevirisiyle sadece bir iki kitap yayımlandı. Eminescu’nun eserlerinin -ki hacimli ciltler dolusu bir külliyattır- Türkçe çevirilerinin kitap bütünlüğünde yayımlanmasının daha fazla teşvik edilmesi gerekiyor.
– Eminescu’nun yaşadığı sağlık sorunlarının yaşantısını derinden etkilediği görülüyor. Bu durumun yapıtlarına yansıması nasıl oldu?
Eminescu’nun özellikle 1883’ten sonraki yaşamını derin şekilde etkileyen ruhsal çöküş, frengi ve Blandusya Çeşmesi’nde de bahsettiğim yanlış tedavi (cıva enjeksiyonu / zehirlenmesi) gibi sağlık sorunları, sanatının karanlık, melânkolik ve felsefî yönünü güçlendirdi. Şairin yaşadığı bu trajedi, şiirlerine “Kendini Topluma Feda Etmiş İnsan” portresi şeklinde yansıdı. Yine, Blandusya Çeşmesi’nde bahsettiğim gibi, son yıllarında yaşadığı zihinsel rahatsızlıklar ve hastanede geçirdiği günler, yazdığı şiirlerde trajik bir “feda edilme” duygusunu pekiştirdi. “Oda in Metru Antic” [“Antik Vezinli Od”] şiiri, acı çeken bir ruhun sakinleşme çabası ve ölüme yaklaşırken hissettiği derin acıyı yansıtır. Eminescu’nun sağlık sorunları onu yaşama dair karamsar, ancak sanatsal açıdan derin, metafiziksel ve modern Rumen şiirinin temelini atan bir “trajik dâhi” figürüne dönüştürdü.
– Eminescu’nun “Hakikati ifade eden kelimeyi / Nerede bulacaksınız?” sözüne istinaden sorayım. Eminescu’nun hakikati ifade eden kelimeyi bulabildiğini düşünüyor musunuz? O hakikati siz bulabildiniz mi?
Eminescu, şâyet hakikati ifade eden kelimeleri bulamamış olsaydı, düşüncelerinin ve eserlerinin dünya edebiyatındaki etkisi günümüze kadar sürmezdi. O hakikati benim bulup bulamadığım sorusunun cevabını ise Blandusya Çeşmesi’nin okurlarına bırakmak daha doğru olacak. Baudelaire’in Kötülük Çiçekleri’nin açılışında muhtemel ve meçhul okurlarına ithaf ettiği “Au Lecteur” adlı şiirinin meşhur final dizesinde söylediği gibi: «-Hypocrite lecteur,-mon semblable,-mon frére!»
Kaynak: BirGün
