TFF’den amatör lige yaş barajı: Bu kuralla oyuncu yetişir mi?
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Türk futbolunun en sorunlu basamaklarından biri olan Bölgesel Amatör Lig’in adını ve oyuncu yapısını değiştirecek kapsamlı bir düzenlemeye gitti.
Federasyon, 2026-2027 sezonundan itibaren Bölgesel Amatör Lig’in “Profesyonelliğe Geçiş Ligi” adıyla oynanacağını açıkladı. Ancak değişiklik yalnızca ligin ismiyle sınırlı kalmadı.
Yeni düzenlemeyle birlikte kulüplerin ekonomik, idari ve sportif yapısını doğrudan etkileyecek katılım koşulları ile sert bir yaş kontenjanı getirildi.
TFF’nin açıklamasına göre 1 Ocak 2002 ile 31 Aralık 2011 tarihleri arasında doğan futbolcular herhangi bir kontenjana tabi olmadan maç kadrosuna yazılabilecek.
2001 ve daha önce doğan futbolculardan ise yalnızca beşi müsabaka isim listesinde yer alabilecek ve oynayabilecek. Böylece 2026 yılı itibarıyla 25 yaşına giren ya da daha büyük olan futbolcuların büyük bölümü fiilen kontenjan oyuncusu haline getirilecek.
Kulüpler geniş kadrolarında 2001 ve öncesinde doğmuş daha fazla futbolcu tescil ettirebilecek ancak bir karşılaşmanın kadrosunda bu oyunculardan en fazla beşine yer verebilecek. 2012 ve sonrasında doğan futbolcuların oynatılması yasaklanırken, ligde yabancı uyruklu futbolculara da izin verilmeyecek.
BEŞ KİŞİLİK KONTENJAN NE ANLAMA GELİYOR?
Yeni kural ilk bakışta genç futbolculara daha fazla forma şansı tanınması amacı taşıyor. Ancak yaş aralığı dikkate alındığında düzenlemenin yalnızca “genç oyuncu oynatma zorunluluğu” getirmediği, aynı zamanda 25 yaş ve üzerindeki binlerce futbolcunun çalışma alanını ciddi biçimde daralttığı görülüyor.
Bir takım maç kadrosuna 20 futbolcu yazdığı takdirde bunların en az 15’inin 2002 ve sonrasında doğmuş olması gerekecek. Teknik direktörün beş kontenjanın tamamını kullanması halinde dahi kadronun yüzde 75’i 24 yaş ve altındaki oyunculardan oluşacak.
Üstelik kural yalnızca ilk 11’i değil, tüm karşılaşma listesini kapsıyor. Bu nedenle 25 yaş üzerindeki yedek kaleciler, sakatlıktan dönen oyuncular, takım kaptanları ve amatör liglerde uzun yıllardır futbol oynayan deneyimli isimler de aynı beş kişilik havuza girecek.
Yeni düzenleme, PGL’de geçimini futboldan sağlayan ya da futbol gelirini temel kazançlarından biri olarak gören deneyimli oyuncular açısından ciddi bir istihdam kaybı yaratma riski taşıyor.
Kulüplerin geniş kadroya daha fazla yaşı büyük futbolcu yazabilmesi bu sorunu ortadan kaldırmıyor. Çünkü kulüplerin maç kadrosuna giremeyen oyunculara düzenli ödeme yapması ekonomik açıdan gerçekçi görünmüyor.
AVRUPA’DA BENZERİ VAR MI?
Avrupa futbolunda genç oyuncuların önünü açmak amacıyla kadro sınırlamaları, altyapıdan yetişmiş oyuncu kotaları ve yaş teşvikleri uygulanıyor. Fakat büyük futbol ülkelerinde TFF’nin PGL için getirdiği gibi, 25 yaş ve üzerindeki futbolcuların tamamını beş kişilik maç kadrosu kontenjanına bağlayan genel bir uygulama bulunmuyor.
Avrupa’daki sistemler ağırlıklı olarak üç yönteme dayanıyor: Genç oyuncular için kadroda belirli sayıda yer ayrılması, kulüp ya da ülke altyapısında yetişen oyunculara kayıt zorunluluğu getirilmesi ve genç futbolcu oynatan kulüplere mali teşvik verilmesi.
İSPANYA: KOTA VAR AMA DENEYİMLİ OYUNCUYA KAPI KAPANMIYOR
TFF’nin düzenlemesine en çok benzeyen örneklerden biri İspanya’nın alt lig sisteminde görülüyor.
İspanya Futbol Federasyonunun yönettiği Tercera Federación’da kulüpler en fazla 25 futbolcu lisansı çıkarabiliyor. Kadroda 23 yaşından büyük en fazla 16 futbolcu bulunabiliyor kalan yerlerin 23 yaş altındaki oyunculara ayrılması gerekiyor.
Bu model genç futbolcular için kadro alanı oluşturuyor ancak TFF’nin uygulamasından önemli ölçüde ayrılıyor.
İspanya’da 23 yaş üzerindeki 16 futbolcu aynı takım kadrosunda bulunabiliyor. Başka bir ifadeyle deneyimli oyuncular takımın büyük bölümünü oluşturmaya devam edebiliyor.
TFF’nin PGL kuralında ise 25 yaş ve üzerindeki futbolculardan yalnızca beşi maç kadrosuna alınabilecek. İspanya kadro planlamasında gençler için alan açarken Türkiye’nin yeni modeli deneyimli oyuncuların sayısını doğrudan ve çok daha sert biçimde sınırlandırıyor.
İspanya’daki kuralın bir diğer farkı, sınırlamanın sezonluk lisans kadrosu üzerinden kurulması. Böylece kulüpler sezon başında genç ve deneyimli oyuncular arasında bir denge oluşturuyor.
PGL’de ise kulüplerin yaşı büyük futbolcuları tescil etmesine izin verilse de bu oyuncuların çoğu hafta sonu maç kadrosunun dışında kalabilecek.
ALMANYA: DÖRT U23 OYUNCU KADRODA BULUNMAK ZORUNDA
Almanya’da genç futbolcuları destekleyen uygulama, profesyonel futbolun üçüncü basamağı olan 3. Liga’da kullanılıyor.
Almanya Futbol Federasyonunun düzenlemesine göre birinci takımların maç kadrosunda en az dört U23 futbolcu bulundurması gerekiyor. 2025-2026 sezonundan itibaren kural, Avrupa Birliği ülkeleri ile çalışma koşullarında eşitlik anlaşması bulunan ülkelerin vatandaşlarını da kapsayacak biçimde değiştirildi.
Önceki düzenlemede söz konusu dört oyuncunun Alman vatandaşı olması şartı bulunuyordu. Bir tahkim kararı bu şartın Avrupa Birliği’nin işçilerin serbest dolaşımı ilkesine aykırı olduğuna hükmetti.
Almanya örneğinde genç futbolculara dört kişilik alan açılıyor ancak yaşlı oyuncuların sayısı sınırlandırılmıyor. Bir kulüp maç kadrosuna dört U23 oyuncu yazdığı sürece geri kalan futbolcularını yaşlarına bakılmaksızın seçebiliyor.
Bu yaklaşım, TFF’nin getirdiği sistemin tersinden işliyor. Almanya “en az dört genç oyuncu” derken Türkiye “en fazla beş deneyimli oyuncu” diyor. İlk model gençlere alan açarken takım içindeki rekabeti ve deneyim aktarımını koruyor. İkinci model ise gençlerin yerini garanti altına alırken 25 yaş üzerindeki futbolcuların çalışma alanını daraltıyor.
Almanya Futbol Federasyonu da düzenlemenin amacını, genç oyuncuları kulüp kadrolarında tutmak ve onları müsabaka ortamına dahil etmek olarak açıklıyor. Ancak dört futbolcunun yalnızca maç listesinde bulunması, bu oyuncuların sahaya çıkacağını garanti etmiyor.
İNGİLTERE: YAŞ SINIRI YERİNE ALTYAPI MODELİ
İngiltere’nin profesyonel ve yarı profesyonel liglerinde 25 yaş üzerindeki futbolcular için PGL’deki gibi genel bir maç kadrosu sınırı uygulanmıyor.
Premier Lig’de kulüpler 25 kişilik ana kadroya en fazla 17 “yerel yetişmiş oyuncu” statüsünde olmayan futbolcu yazabiliyor.
Kalan yerlerin İngiltere veya Galler’de belirli bir süre eğitim almış futbolculara ayrılması gerekiyor. U21 oyuncular ise 25 kişilik listenin dışında tutuluyor ve ayrıca tescil edilebiliyor.
Buradaki “yerel yetişmiş oyuncu” tanımı doğrudan vatandaşlığa değil, oyuncunun genç yaşlarda hangi futbol sisteminde eğitim aldığına dayanıyor. Bu nedenle yabancı uyruklu bir futbolcu da gerekli eğitim süresini İngiltere’de geçirmişse yerli yetişmiş oyuncu kabul edilebiliyor.
İngiltere’nin alt lig piramidini düzenleyen Ulusal Lig Sistemi kurallarında da yetişkin futbolcular için genel bir üst yaş sınırı yer almıyor. Sistem sportif başarı, tesis yeterliliği, kulüp lisansı ve ligler arasındaki yükselme-düşme bağlantısı üzerine kuruluyor.
İngiltere ayrıca oyuncu yetiştirme politikasını yalnızca A takım kadro kuralına bağlamıyor. 2012’de uygulamaya alınan Elite Player Performance Plan kapsamında akademilerin antrenörlük, eğitim, müsabaka programı, tesis, performans takibi ve oyuncu refahı gibi alanlarda belirli standartları karşılaması gerekiyor.
FRANSA: ULUSAL ALT LİGLERDE GENEL ÜST YAŞ BARAJI YOK
Fransa’da üçüncü, dördüncü ve beşinci basamakları oluşturan National, National 2 ve National 3 liglerinin ulusal statülerinde PGL’deki gibi 25 yaş ve üzerindeki futbolcuları sınırlayan genel bir düzenleme bulunmuyor.
Fransa Futbol Federasyonunun 2025-2026 National 3 statüsünde kulüplerin maç listesine 16 futbolcu yazabileceği belirtiliyor ancak yetişkin oyuncular için üst yaş kontenjanı tanımlanmıyor. Ulusal ve Ulusal 2 düzenlemelerinde de benzer biçimde maç kadrosu ve yabancı statüsüyle ilgili hükümler bulunmasına karşın genel bir deneyimli oyuncu kotası uygulanmıyor.
Fransa’nın modeli, oyuncu yetiştirme yükünü yalnızca alt ligde forma dağıtarak çözmek yerine kulüp akademileri, bölgesel eğitim merkezleri ve gençlik şampiyonaları üzerinden yürütüyor.
UEFA’NIN KURALI YAŞA DEĞİL EĞİTİME BAKIYOR
UEFA organizasyonlarında da kulüplerin 25 kişilik A listesinde sekiz yerel yetişmiş futbolcu bulundurması gerekiyor. Bunların en az dördünün kulübün kendi altyapısında yetişmiş olması şartı bulunuyor.
UEFA’nın tanımında bir futbolcunun milliyeti veya mevcut yaşı belirleyici değil. Oyuncunun 15 ile 21 yaşları arasında en az üç sezon kulübün ya da aynı ülke federasyonuna bağlı başka bir kulübün bünyesinde eğitim görmesi esas alınıyor.
Dolayısıyla UEFA’nın sistemi 30 yaşındaki bir altyapı oyuncusunu da “yerel yetişmiş” kabul edebiliyor. Amaç yalnızca gençleri sahaya sürmek değil, kulüpleri uzun vadeli altyapı yatırımı yapmaya yönlendirmek.
PGL düzenlemesinde ise oyuncunun hangi kulüpte yetiştiği, ne kadar eğitim aldığı veya altyapı geçmişi dikkate alınmıyor. Tek belirleyici doğum tarihi. Bir kulübün kendi altyapısından yetişen 26 yaşındaki kaptanı kontenjana girerken, başka bir şehirden transfer edilen 23 yaşındaki oyuncu kontenjan dışında kalıyor.
Bu yönüyle kural, “altyapı oyuncusunu koruma”dan çok “yaşı genç futbolcu oynatma” düzenlemesi niteliği taşıyor.
YAŞ SINIRIYLA OYUNCU YETİŞİR Mİ?
Genç futbolcuların yetişkin futbolunda süre alması gelişim açısından önemli. Altyapı müsabakaları ile A takım futbolu arasındaki fiziksel, taktik ve psikolojik fark nedeniyle gençlerin rekabetçi yetişkin maçları oynaması gerekiyor.
Ancak araştırmalar ve Avrupa’daki uygulamalar, yalnızca kadroya genç oyuncu yazmanın nitelikli futbolcu yetiştirmek için yeterli olmadığını gösteriyor.
UEFA’nın yerel yetişmiş oyuncu kuralını İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, İtalya ve İspanya’da inceleyen akademik bir çalışma, düzenlemenin etkisinin ülkeden ülkeye değiştiğini ortaya koydu.
Çalışma, kadro kotasının tek başına genç futbolcuların düzenli süre almasını garanti etmediğine dikkat çekti.
Avrupa Komisyonu adına hazırlanan UEFA yerel yetişmiş oyuncu kuralı değerlendirmesi de gençlerin kendi sosyal ve eğitim ortamlarında daha uzun süre kalmasının olumlu olabileceğini belirtirken, altyapı merkezlerinin nitelik standardının ve oyuncuların eğitimsel, ahlaki ve mesleki gelişiminin korunması gerektiğini vurguladı.
Başka bir ifadeyle genç oyuncuya forma vermek gelişimin yalnızca son halkası. Oyuncunun o noktaya gelmeden önce kaliteli antrenörlerle çalışması, düzenli ve yaşına uygun antrenman yapması, sağlık ve beslenme desteği alması, eğitimini sürdürebilmesi ve yeterli tesislere erişebilmesi gerekiyor.
Bu koşullar sağlanmadan getirilen zorunlu kontenjan, genç oyuncuların sayısını artırabilir ancak kalitesini aynı ölçüde yükseltmeyebilir.
KULÜPLER KONTENJANI DOLDURACAK OYUNCU ARAYABİLİR
Zorunlu yaş kotalarının bir başka riski, genç futbolcunun gelişim projesinin parçası olmaktan çıkarak idari bir zorunluluğa dönüşmesi.
Kulüpler yeterli altyapı organizasyonuna sahip değilse ihtiyaç duydukları gençleri kendi bünyelerinde yetiştirmek yerine kısa süreli transferlerle kadrolarını tamamlayabilir. Bu durumda genç oyuncu sayısı yükselirken kulüp ile futbolcu arasındaki gelişim ilişkisi kurulamayabilir.
Genç oyuncuların yerlerinin kuralla garanti edilmesi de rekabet açısından tartışma yaratabilir. Bir futbolcunun antrenman performansından bağımsız olarak yalnızca doğum tarihi nedeniyle kadroya girmesi, gelişim için gerekli olan sportif rekabeti zayıflatabilir.
Buna karşılık teknik ekiplerin sonuç baskısı altında gençleri yalnızca listeye yazıp oynatmaması da mümkün. Almanya’daki uygulamada olduğu gibi maç kadrosunda genç oyuncu bulundurma zorunluluğu, futbolcunun sahaya çıkacağı anlamına gelmiyor.
TFF’nin düzenlemesi beş deneyimli futbolcu sınırı nedeniyle gençlerin sahaya çıkmasını büyük ölçüde zorunlu hale getiriyor. Ancak bu kez de başka bir sorun ortaya çıkıyor: Genç oyuncuların yanında oynayacağı ve saha içinde öğrenebileceği deneyimli futbolcu sayısı azalıyor.
DENEYİM AKTARIMI DA GELİŞİMİN PARÇASI
Alt ligler yalnızca genç futbolcular için bir vitrin değil, aynı zamanda farklı yaş ve kariyer aşamalarındaki oyuncuların birlikte yarıştığı alanlar.
Genç bir kalecinin deneyimli bir stoperle, genç bir orta saha oyuncusunun oyunu yönlendiren tecrübeli bir futbolcuyla, genç bir santrforun ise yıllardır yetişkin futbolu oynayan savunmacılarla karşılaşması gelişimin önemli parçalarından biri.
Kadroların büyük ölçüde aynı yaş grubundaki oyunculardan oluşması, ligin fiziksel ve taktik çeşitliliğini azaltabilir. PGL’nin bir U23 gelişim ligine dönüşmesi halinde, oyuncular profesyonel liglere yükseldiklerinde çok daha deneyimli rakiplerle karşılaşacak ve alışık olmadıkları bir rekabet düzeyiyle yüz yüze kalabilecek.
Avrupa’daki örneklerin çoğunda genç oyuncu kotalarının deneyimli futbolcuları tamamen dışlamaması bu dengeyle ilişkili. İspanya’da 23 yaş üzerindeki 16 futbolcuya izin verilmesi, Almanya’da ise yalnızca dört U23 futbolcunun maç listesinde bulunmasının istenmesi gençlerle deneyimlilerin aynı takımda yer almasını sağlıyor.
25 YAŞINDA FUTBOL BİTER Mİ?
PGL düzenlemesinin en tartışmalı yönlerinden biri, 25 yaşındaki bir futbolcuyu “yaşı büyük” kontenjanına dahil etmesi.
Özellikle alt liglerde futbolcuların gelişim süreçleri aynı hızda ilerlemiyor. Profesyonel akademilere erken yaşta giremeyen, küçük şehirlerde yetişen, eğitim veya ekonomik nedenlerle futbola ara veren oyuncuların üst seviyeye çıkışı daha geç gerçekleşebiliyor.
Avrupa futbolunda alt ligler, geç gelişen oyuncular için önemli bir basamak işlevi görüyor. Bu nedenle İngiltere, Almanya, Fransa ve İspanya gibi ülkelerde alt liglerin tamamını dar bir yaş kategorisine dönüştürmek yerine genç oyunculara belirli kadro alanları açılıyor.
TFF’nin sistemi ise 25 yaşına ulaşan bir futbolcunun önündeki kulüp sayısını bir gecede azaltabilir. Her takımın yalnızca beş kontenjanı bulunacağı için kulüpler bu haklarını çoğunlukla kaleci, stoper, merkez orta saha veya santrfor gibi deneyimin daha fazla önemsendiği pozisyonlarda kullanabilir. Diğer mevkilerde oynayan yüzlerce futbolcu takım bulmakta zorlanabilir.
AVRUPA’DAN ÇIKAN SONUÇ: KOTA ARAÇ, SİSTEM DEĞİL
Avrupa’daki örnekler genç futbolcuların korunması için kurala ihtiyaç duyulabileceğini gösteriyor. Ancak başarılı modellerin hiçbiri oyuncu gelişimini yalnızca doğum tarihine bağlamıyor.
İspanya kadroda gençlere yer ayırıyor ancak deneyimli futbolcuları koruyor. Almanya maç listesinde dört U23 oyuncu istiyor ancak geri kalan kadroya yaş sınırı koymuyor.
İngiltere ve UEFA, oyuncunun yaşından çok nerede ve ne kadar süre eğitim aldığına odaklanıyor. Fransa ise alt ligleri genel bir U23 yarışmasına dönüştürmeden akademi ve eğitim merkezleri üzerinden oyuncu yetiştiriyor.
TFF’nin yeni düzenlemesi genç futbolcuların PGL’de daha fazla süre almasını neredeyse kesin olarak sağlayacak. Fakat daha fazla genç futbolcunun oynaması, otomatik olarak daha fazla nitelikli profesyonel futbolcu yetişeceği anlamına gelmiyor.
DENETİM VE KURUMSAL YAPI GEREK
Bunun için PGL kulüplerinin altyapı takımı kurması, lisanslı ve tam zamanlı antrenör çalıştırması, oyunculara düzenli ücret ve sigorta sağlaması, antrenman tesislerinin niteliğinin denetlenmesi, performans ve sağlık takip sistemlerinin kurulması gerekiyor.
Ayrıca PGL ile TFF 3. Lig kulüpleri arasında genç oyuncuların izlenmesini ve transferini kolaylaştıracak şeffaf bir mekanizma oluşturulmalı.
Oyuncu yetiştiren kulüplere eğitim tazminatı ve dayanışma payı benzeri mali destekler verilmeli. Genç futbolcu oynatma zorunluluğu, sahada geçirilen dakika üzerinden teşvik sistemiyle desteklenmeli.
Aksi halde yeni sistem bir oyuncu gelişim projesine değil, her sezon yüzlerce genç futbolcunun kısa süreli sözleşmelerle kulüpler arasında dolaştığı; 25 yaşına gelenlerin ise yerini bir sonraki yaş grubuna bıraktığı büyük bir eleme mekanizmasına dönüşebilir.
TFF’nin attığı adım genç futbolcular için kapıyı açıyor. Ancak aynı düzenleme, henüz kariyerinin başında sayılabilecek 25 yaşındaki futbolcuların yüzüne başka bir kapıyı kapatıyor.
Asıl soru bu nedenle yalnızca “Gençler oynayacak mı?” değil.
Gençlerin hangi şartlarda, kimler tarafından, nasıl eğitileceği ve 25 yaşına geldiklerinde onları nasıl bir futbol düzeninin bekleyeceği de yanıtlanmak zorunda.
To read the full story from the source: BirGün






