Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Teşekkürler Kemal Bey…

Gündem

“Hayırdır Zafer Arapkirli?” dediğinizi duyar gibi oluyorum.

(Sevgili dostum Bilgin Gökberk’ten ödünç aldığım bir tanımlamayla),  “Kendisini bir anda Türkiye’nin en nefret edilen İkinci Adamı – (Birinci Adam konumu tartışılamaz)” konumuna yükseltme başarısını gösteren bir siyasetçinin yanında mı saf tutmaya karar verdin?” dediğinizi de…

Tabii ki öyle yapmadım.

Niye yapayım? Zaten, ne CHP’li ne de “Kemalci” oldum hayatımda. Kemal Bey’in genel merkeze astırdığı pankartta yaptığına benzer, ‘olmadım’ diye vahim ve affedilemez bir Türkçe hatası da yapmam, çok şükür.

Zaten gazeteciyim ben. Kemalci olmak da Özgürcü, Ekremci, Tayyipçi vs. olmak da yakışmaz bize.

Üstelik Kemal Bey, 2023’te yüzde 50’ye yakın bir ekseriyetin oylarını aldığı, en başta yakın kurmayları, yoldaşları (bugün en sıkı muarızı olan Özgür Bey de dahil), partisinin kadroları ve yandaşları tarafından omuzlarda taşındığı yıllarda dahi yazılarımda ve ekranlarda (herkes pohpohlarken) eleştirmiş, bir canlı TV mülakatında o güne kadar kimsenin açık açık soramadığı “zor soruları” sorup (arşiv orada) asabını bozmuş olmanın haklı gururunu da taşıyorum.

Sayın Kılıçdaroğlu’na başlıkta sunduğum teşekkürün nedeni başka.

38’nci CHP Kurultayı’ndan sonra uzunca bir süre kamuoyunu ve partisini kandırıp “sanki parti ile ilgili bir hevesi ve niyeti yokmuş gibi” yapıp, sonra 21 Mayıs 2026 günü aniden ortaya çıkıp “Butlan ipine” sıkı sıkı sarılıp, partisini bölüp parçalamak isteyenlerin senaryosunun sahneye koyulma görevine “büyük bir iştahla” talip olduğu, ülkeyi derin bir siyasi kaosun içinde daha da diplere sürükleme ayıbına imza attığı için de değil…

Peki neden teşekkür ediyorum?

Bu vesile ile hem kendi (eski) yol arkadaşlarına, hem bir asırdan daha yaşlı partisinin, hem de o partiye oy ve gönül veren kitlelere “radikal biçimde yeniden düşünme” şansı ve fırsatı verdiği için.

Sadece bunun için de değil…

Türkiye’nin bugün geldiği noktada, AKP – Recep Bey Rejimi’nin ve ceberut saray/parti devletinin zulmüne maruz kalan, inim inim inletilen on milyonlarca insanın, artık “çare nerede?” sorusunu sormalarının “fünyesini ateşlediği” için…

“Rejim Aparatçiki”nin, içine düştükleri derin çaresizlik içinde artık iyice saldırgan biçimde sağa sola saldırmasını, neredeyse uçan kuşu, esen yeli bile gözaltına alıp tutuklayacak kadar gözü dönmüş bir hale gelerek, “kimliğini – tabiatını” iyice faş etmesine vesile olduğu için…

Emekçisinden emeklisine, kadınından çocuğuna, öğrencisinden komedyenine, akademisyeninden köylüsüne, kendisine taraftar olmayan herkesin kafasına sopa indirme çizgisine sürüklendiği, bir daha demokratik yoldan seçilemeyeceği gerçeğini adeta bas bas bağırarak ifşa ettiği bir tablonun ortaya çıkmasına katkıda bulunduğu için…

Ve tabii ki, kendisinin de uzun yıllar “solcu – sosyal demokrat – hattâ demokrat” taklidi yaptıktan sonra, kendi boyasını/yaldızını kendi elleriyle silip kazıdığı için…

Ancak.

Bütün bunlardan daha önemlisi…

CHP’nin “halkçı – demokrat” tabanı dahil olmak üzere, Türkiye’nin “solda, emeğin yanında, demokrasiden yana, faşizme – emperyalizme ve her türlü sömürüye ve zulme karşı” tüm güçlerinin bugüne kadar rastlanmadık şekilde, güçlü bir “Yan Yana” durma iradesinin altında bugüne kadar ağır ağır yanan kısık ateşe benzin döktüğü için.

Bu ateş, yurdun dört bir yanında artık giderek harlanmakta ve tek tek insanların da her çeşit örgütlenmenin de eline meşalesini alıp ”Yan Yana” yola çıkmasını beraberinde getirdiği için de, Kemal Bey’in bu “tarihi katkısına” müteşekkirim.

Muktedir, bugün sarayında ellerini ovuşturarak “Yaşasın! Bunları birbirine düşürdüm. Bir yandan da muhalif güçler safında varsaydığım çevrelere yönelik, uyuşturucu, yolsuzluk, kumar, bahis, para aklama, rüşvet vb. iddialarla peşpeşe operasyonlarla yoğun bir algı operasyonu ile çökertiyorum” diye heveslense de, durumun tam tersi olduğunu bir gün elbet kavrayacaktır.

Rejim karşıtı demokrasi güçleri tek tek küçücük de olsa su birikintilerini dereciklere, çaylara ve ırmaklara dönüştürerek, devasa çağlayanlar halinde baskı ve zulmün üzerine gidecek potansiyelinin farkına varmıştır. Zulmün ve sömürünün, halkın çektiği eziyetin boyutları artık tahammül edilebilir ve “bir köşeden seyredilebilir” olmanın çok ötesine varmıştır.

Atanamayan öğretmenin, hakkını hırsız patrondan alamayan işçinin yediği copun, hastane kuyruğunda yaşamı kısalan yoksulun, kasten cahil bırakılan öğrencinin, pazar yerinde bir limonu 25 TL’den almak zorunda kalan, eti – sütü – yumurtayı unutan emeklinin, ağzını açtığı veya kalemini oynattığı anda zindanı boylayan gazetecinin, ağacı toprağı arazisi katil açgözlü madenciye peşkeş çekilen köylünün, zindanlarda hukuksuz yere yatan binlerce hukuk mağdurunun âhı arşa yükselmekte ve Recep Bey Rejimi’ni tir tir titretmektedir.

Rejimin yandaşları, artık yıllarca ateş ettikleri Kemal Bey’in ve bir avuç yandaşının propagandasını ekranlarına ve sayfalarına boca ederek, bu ayıplı tabloya ortak olmakta, kendi çöküşlerini hızlandırmaktadırlar.

İşte, sadece bütün bunları yeniden tetiklediği için bile Kemal Bey’e ironik bir teşekkürü borç bilirim. Ne iyi ettiniz de “Butlan Vagonu”na, yıllardır sabırla beklediğiniz “çalışma ofisinizden” çıkıp balıklama atladınız. Bunu ne güzel de planlamışsınız onca yıldır.

Ne iyi ettiniz de attınız bu adımı.  

To read the full story from the source: BirGün

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement