Haber Merkezi
Kadınların yaşam güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi’nden cumhurbaşkanı kararıyla resmi olarak çıkılmasının üzerinden dün itibarıyla beş yıl geçti. Kadın örgütleri, her geçen gün artan kadına yönelik şidd, cinayet ve şüpheli ölümlere dikkat çekerek Türkiye’nin yeniden İstanbul Sözleşmesi’ne taraf olması çağrısı yaptı.
Sol Feminist Hareket’ten yapılan açıklamada “İstanbul Sözleşmesi’nin en temel özelliği kadına yönelik şiddetin önlenmesi, şiddete karşı kadınların korunması, faillerin cezalandırılmasına yönelik üye olan ülkelere görevler çıkarması; kadınları şiddetten koruma sorumluluğunun bizzat devlette olduğu, bireysel bir hak ihlali değil, devletin önlemesi gereken bir insan hakkı ihlali olduğuna vurgu yapmasıdır. İktidarın kadın düşmanı politikaları ve toplumu bir ağ gibi saran gerici tarikat-cemaat örgütlenmeleri eliyle, kadına yönelik şiddetin meşrulaştırıldığı, yaygınlaştığı, kadınların yaşam hakkının ellerinden alınmaya çalışıldığı bir ülkeye dönüştük zaten. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması bu gerici kesimleri daha da cesaretlendirdi, şiddeti daha da artırdı. Sözleşme aynı zamanda, şiddet mağduru kadınlar ve çocukları korumak ve şiddeti önlemek için yürürlükte olan 6284 Sayılı Yasa ile de bir birini tamamlayan bir konumdaydı. Türkiye’nin sözleşmeden tek taraflı çekilmesiyle birlikte 6284 Sayılı Yasa’nın da fiilen rafa kaldırıldığı, uygulanmadığı bir dönemi yaşıyoruz. Sözleşmeden sonra binlerce kadın cinayeti işlendi. Bu cinayetlerin bir kısmı kayıtlara şüpheli ölüm, bir kısmı intihar olarak geçti. İstanbul Sözleşmesi şiddeti önleyici ve koruyucu bir mekanizma olması bakımından çok önemli bir sözleşme. Sadece bu nedenle bile Türkiye’nin yeniden sözleşmeye imza atması için kadınların mücadele etmesi bir zorunluluk” denildi.
GÖREVİNİZİ YAPIN
Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 1 Temmuz 2021’in tarihte kara bir leke olduğunu söyledi. EŞİK’ten yapılan açıklamada “Temel bir insan hakları belgesinden, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuka aykırı çekilme kararının Avrupa Konseyi’ne bildirildiği tarihin yıldönümü. Bir kez daha hatırlatıyoruz: İstanbul Sözleşmesi yürürlüktedir. Anayasa’nın 90. Maddesi, 6251 Sayılı Onay Kanunu, 6284 Sayılı Kanun ve AİHM içtihatları gereği, İstanbul Sözleşmesi iç hukukun parçasıdır ve yürürlüktedir. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı sonrasında kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri katlanarak artmaya devam etti. Koruma kararları etkili uygulanmadı, 6284 Sayılı Kanun hedef gösterildi, eşitlik ilkesini aşındıran politikalar yaygınlaştı, kadınların ve çocukların kazanılmış hakları tartışmaya açıldı. İktidar, kadına karşı şiddetle mücadele etmek yerine şiddeti önleyen kurallarla mücadele ediyor. Kadınların kazanımları, en temel güvenceleri, iktidarın torba yasalarının tehdidi altında. Ve bu saldırı, her geçen gün şiddetini artırıyor. Bizim sözümüz ise değişmedi. İktidara ve tüm muhalefete sesleniyoruz: Sözleşme yürürlükte. Uygulamak ve uygulatmak göreviniz. Görevin olanı yap, değilse, görevi olandan talep et” denildi.
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu tarafından yapılan açıklamada ise “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının üzerinden geçen beş yılda kadınların yaşam hakkı daha da ağır tehdit altına girdi. Sadece son beş yılda 1.824 kadın yaşamdan koparıldı. 2025 yılında öldürülen kadınların büyük bölümü en yakınlarındaki erkekler tarafından evlerinde öldürüldü. Çocuklara yönelik cinsel istismar vakaları artmaya devam ediyor. Erken ve zorla evliliklerle mücadelede geri adımlar atılıyor. Şiddeti önlemeye yönelik bütüncül kamu politikaları hâlâ oluşturulmuyor. Oysa İstanbul Sözleşmesi tam da bunu söylüyordu: Şiddet yaşandıktan sonra değil, yaşanmadan önce önleyin. Bugün elimizdeki veriler gösteriyor ki kadınların yaşam hakkını koruyan politikalardan uzaklaşıldıkça kadın cinayetleri azalmıyor. Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi yalnızca uluslararası bir metin değil, kadınların yaşam hakkının güvencesidir. Biz inanıyoruz ki İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe girecek” ifadeleri kullanıldı.
∗∗∗
VERİLER ORTADA
TKDF verilerine göre Sözleşmeden çıkılan tarihten bu yana kadın cinayetleri arttı. Yıllara göre veriler şöyle:
• 2021: 280
• 2022: 334
• 2023: 425
• 2024: 394
• 2025: 391
Kaynak: BirGün




