Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

“Sorumluluğu çocuklara ve aileye yıkmak çözüm değildir”

“Sorumluluğu çocuklara ve aileye yıkmak çözüm değildir”

AKP’nin gündeme getirdiği suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren “Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin tüm maddeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu’nda, 22 Temmuz’da kabul edildi. Bu düzenleme, özellikle kasten öldürme ve ağır yaralama gibi ağırlaşmış yaralama suçlarını işleyen 15-18 yaş grubundaki çocukların otomatik olarak ceza indiriminden yararlanmasının önüne geçiyor. Yeni yasa, hakime olayın ağırlığına, çocuğun durumuna ve suçun işleniş şekline bakarak daha ‘ağır ceza’ verebilme/takdir yetkisi de tanıyor.

Kabul edilen teklifle Çocuk Koruma Kanunu’nda yer alan “suça sürüklenen” ifadesi de “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirilecek.

“İyileştirme değil, geri gidiş”

FİSA Çocuk Hakları Merkezi Çocuklar İçin Adalet Programı Yöneticisi Ezgi Koman, kabul edilen teklifin çocuk hakları savunucularını ciddi anlamda kaygılandırdığını söyledi. Koman teklifin daha önce de gündeme geldiğini hatırlatarak, bu defa ise çocuk hakları örgütlerinin itirazlarının ciddiye alınmadığını aktardı.

Yasa teklifinin, suça sürüklenen çocuklara yönelik cezaları artırdığını ve infaz rejimini yetişkinlerle eşitlendiğini vurgulayan Koman, bu durumun Türkiye’nin 1990’da imzalayıp 1995’te onayladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini söyledi. Türkiye’deki çocuk adalet sisteminde hali hazırda uzun tutukluluk süreleri gibi sorunlar yaşandığına dikkat çeken Koman, “Bu alanlarda iyileştirme yapılması gerekirken büyük bir geriye gidiş yaşanıyor. Aslında ceza infaz rejiminden ziyade çocukluk tanımını tartışıyoruz. Teklif doğrultusunda, hâkim takdiriyle çocuklara müebbet hapis cezası verilmesinin önü açılıyor” dedi.

Cezaların artırılması suç oranını düşürmüyor

Koman, sorunun toplumsal koşullardan bağımsız ele alınamayacağını dile getirdi:

“Çocuklara yönelik ayrımcılığı, eşitsizliği ve yoksulluğu konuşmadan sadece ortaya çıkan sonucu suç sayıp cezaları artırmak hiçbir işe yaramıyor. Çocukları uzun süre hapsetmek suç oranını düşürmediği gibi, onları toplumdan uzaklaştırıp suç unsurlarına daha da yakınlaştırıyor.”

Sorumluluk çocuklara ve ebeveynlere yıkılıyor

Düzenlemenin kamuoyuna adalet duygusunu tesis edecek bir adım olarak sunulduğunu belirten Koman, evlatlarını kaybeden ailelerin acılarının ardından idam cezasına varan taleplerin yükseldiğini ve toplumun kutuplaştığını ifade etti. Bu süreçte cezalandırmanın çözüm olmadığını savunan çocuk hakları uzmanlarının linç boyutunda saldırılara maruz kaldığını aktaran Koman, yasanın makul bir zeminde tartışılamadığını belirtti.

Devletin ve kamu idaresinin önleyici politikalar geliştirmekle yükümlü olduğunu hatırlatan Koman; Çocuk Koruma Kanunu kapsamındaki bakım ve danışmanlık tedbirlerinin uygulanmadığını vurguladı. Yasa teklifinin suça karışan çocukların ebeveynlerini de cezalandırmayı öngördüğüne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Şiddetin olağanlaştığı bir toplumda çocuklara hiçbir alternatif sunmayıp tüm sorumluluğu onlara ve ailelerine yıkmak bir çözüm değildir. Üstelik teklifle birlikte, çocukların hüküm giydikten sonra çocuk eğitim evlerine transferi bir kurulun onayına bırakılıyor. Yetişkinlerde de uygulanan bu belirsiz ve muğlak süreç, yeni hak ihlallerine zemin hazırlayacaktır.”

Çözüm: Bütüncül çocuk politikası

Türkiye’nin ceza artırımına değil, erken müdahale ve önleme odaklı bütüncül bir çocuk politikasına ihtiyacı olduğunu belirten Ezgi Koman, kamu idaresinin yapılması gerekenleri göz ardı edip en kolay yol olan cezalandırmaya başvurduğunu söyledi.

Koman, 160 çocuk hakları örgütünün Meclis önünde açıklamalar yaptığını, vekillerle görüştüğünü ve komisyona bilgi notları sunduğunu hatırlatarak, teklifin Genel Kurul aşamasında da mücadeleye devam edeceklerini aktardı.

 

To read the full story from the source: Agos

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement