HomeTürkçe HaberlerGündemŞimdi Ahmet Telli zamanı

Şimdi Ahmet Telli zamanı

Published on

spot_img

Ahmet Telli, sadece şiirde değil; değerlerde, vicdanda ve insan kalmada da ısrardır.

Hayata soldan bakmaya başladığımdan beri bildiğim, şiirini tanıdığım bir insandır o. Açık söylemek gerekirse ben de şair ve şiir enflasyonundan rahatsız olanlardanım. Şiir olmayan şiirler, şair olmayan şairler nedeniyle zaman zaman şiire de şaire de haksızlık ettiğim olmuştur. Ama Ahmet Telli benim için bu tartışmanın tamamen dışındadır.

Çünkü bazı insanlar yalnızca eserleriyle değil, temsil ettikleri değerlerle de yaşarlar.

Bazı şairler yalnızca şiir yazar, bazılarıysa bir kuşağın ruh hâlini ve değerlerini taşır.

Ahmet Telli ikinci türdendir.

Onun şiiri kitap sayfalarından çok insanların hayatında yaşar. Bir meydanda sloganın içinden geçer, bir meyhane masasına oturur, yağmurlu bir Ankara akşamında yürür, sonra bir gençlik fotoğrafının kenarında belirir. Bir tutsağın voltasına katılır, düşsel firarına yardım ve yataklık eder.

Çünkü Ahmet Telli şiiri okunmakla kalmaz; yaşanır, hatırlanır, paylaşılır ve taşınır.

Ölçülerin kaybolduğu çağda

Bugün Ahmet Telli’den söz etmek yalnızca şiiri konuşmak değildir. Çünkü yaşadığımız çağ biraz da ölçülerin kaybolduğu bir çağdır. Söz çoğalıyor ama anlam azalıyor. Görünürlük artıyor ama derinlik eksiliyor. Herkes konuşuyor ama çok az insan gerçekten bir şey söylüyor. Şiir de bundan payını alıyor.

Kitaplar çoğalıyor, etkinlikler çoğalıyor, dizeler sosyal medyada dolaşıyor ama bazen insan bütün bu kalabalığın içinde şiirin kendisini arıyor. Çünkü şiir yalnızca dizeleri yan yana getirmek değildir.

Bir bakış biçimidir.

Bir vicdan biçimidir.

Bir insanlık hâlidir.

Bir dünya görüşüdür.

Tam da bu yüzden şimdi Ahmet Telli zamanı.

Şiir hayatın abartılı hâli değil, kendisidir

Belki de onun şiirini anlatmak için önce şiirin ne olduğuna dönmek gerekir.

Şiir gerçekten nedir?

Bir süs müdür?

Bir süsleme mi?

Dilin estetik oyunu mu?

Abartılı duyguların şatafatlı anlatımı mı?

Kelime oyunu mu?

Hayır.

Şiir bazen insanın içindeki en sahici yere dokunabilen tek dildir. Tarkovski’nin dediği gibi

“Çocukluğun bittiği an şiir başlar.”

Çünkü şiir biraz da insanın dünyayı ilk kez kaybettiği yerde başlar. Ahmet Telli şiiri tam bu eşikte durur.

Hem kırgınlığın içinde,

Hem umudun kıyısında.

Şiir çoğaldı, şairlik azaldı 

Ahmet Telli’nin şiirini güçlü yapan şeylerden biri hayatla şiir arasına mesafe koymamasıdır. Onun dizeleri şiir gibi görünmek için kurulmaz. Yaşanmışlık taşır.

Bu yüzden onun şiirini okuyanlar çoğu zaman estetik bir gösteriyle değil, insan sesiyle ve rol yapmayan bir yürekle karşılaşır.

Şiir onun için bir kaçış alanı değildir. Hayatın tam içine açılan bir kapıdır. Bu nedenle aşk da onda gerçek bir şeydir.

Acı da.

Dayanışma da.

Kavga da.

Yalnızlık da.

Ve hepsi aynı şiirin içinde birbirine değebilir.

Bir Ahmet Telli dizesinde hem bir sevgiliye seslenilir hem bir şehre hem de bir memlekete. Hem bir dosta hem kaybedilmiş yıllara. Çünkü onun şiirinde insan parçalanmaz. Bugün şiirin giderek daha bireyci, daha gösterişli, daha “kişisel marka” merkezli bir yere savrulduğu söylenebilir. Oysa Ahmet Telli şiiri tam tersine ortak bir duygu alanı kurar. Şairin kendisini değil, insanı büyütmeye çalışır. Belki de bu yüzden hâlâ bu kadar çok insan onun dizelerinde kendini bulabiliyor.

İnsanın içindeki devrim

“Şiir doğası gereği devrimcidir” der Octavio Paz.

Ahmet Telli’nin şiiri bu sözü doğrular ama bunu slogan üzerinden yapmaz. Onun şiirindeki devrimcilik önce insanın içinde başlar.

İnsanın içindeki iyiyi, şefkati, vicdanı, dayanışma duygusunu, umut etme kapasitesini koruyabilmek…

İşte Ahmet Telli şiirinin asıl direnci burada yatar.

Mahmud Derviş’in söylediği gibi

“Şiir bir savaş uçağını düşüremez ama pilotunun düşüncelerini değiştirebilir.”

Ahmet Telli şiiri de tam olarak bunu yapar.

İnsanın içindeki sertliği çözer.

Yalnızlığı azaltır.

İnsanı yeniden başkasının acısına yaklaştırır. Bu nedenle onun şiirinde “yoldaş” sözcüğü yalnızca politik bir kavram değildir.

Bir insanlık biçimidir.

Birlikte yürümek, birlikte üzülmek, birlikte direnmek…

Onun şiirinde devrimcilik biraz da budur.

Ankara, yağmur ve hafıza

Her büyük şairin bir ruh coğrafyası vardır.

Ahmet Telli’ninki biraz Ankara’dır,

biraz bozkır,

biraz yağmur,

biraz gece yürüyüşü.

Onun şiirinde şehirler yalnızca mekân değildir; hafızadır. Kızılay, sokaklar, meyhaneler, eski dostlar, kaybedilmiş insanlar… Hepsi şiirin içinde yaşamaya devam eder. Çünkü Ahmet Telli biraz da unutmamak için yazar. Şiiri bu yüzden bir hafıza taşıyıcısıdır. Ama bu hafıza öfkeyle değil, insan sıcaklığıyla korunur. Onun şiiri bağırmaz. İçten içe yankılanır. Belki de bu yüzden dizeleri yıllar sonra bile birinin omzuna dokunuyormuş hissi bırakır.

Ahmet Telli neden hâlâ okunuyor?

Çünkü onun şiiri bir dönemin modasına ait değildir. İyi şiirin temel özelliklerinden biri budur. Yazıldığı zamanı aşabilmek. Bugün yirmili yaşlarındaki bir genç de onun dizelerinde kendine ait bir şey bulabilir. Çünkü Ahmet Telli yalnızca kendi kuşağını anlatmaz. 

Aşkı anlatır.

Yalnızlığı anlatır.

Yenilgiyi anlatır.

Dostluğu anlatır.

İnsanın kırılganlığını anlatır.

Ve bütün bunları yaparken okuruna yukarıdan bakmaz.

Belki de bu yüzden onun dizeleri ezberlenmekten çok hatırlanır.

Şiir insanı ayağa kaldırabilir mi?

Bugünün insanı giderek yalnızlaşıyor. Kalabalıkların içinde bile korunaksız.

Tam da böyle bir çağda şiir hâlâ gerekli mi?

Ahmet Telli’ye bakınca bu sorunun cevabı evet oluyor. Çünkü şiir bazen gerçekten insanı ayağa kaldırır.

Bir dize,

bir akşam vakti,

bir kitap sayfası,

bir ses tonu…

Ve insan yeniden kendine dönebilir.

Bu yüzden şiir yalnızca estetik değildir.

Ruhsaldır.

Etiktir.

İnsanidir.

Leopold Senghor’un dediği gibi

“Şiir dünyanın umududur.”

Ahmet Telli şiiri de tam burada, karanlığı inkâr etmeden umudu koruyan yerde durur.

Ahmet Telli bir ölçüdür

Bazı insanlar başarılarıyla hatırlanır.

Bazıları eserleriyle.

Bazıları ise temsil ettikleri değerlerle.

Ahmet Telli biraz da bu son gruba dahildir.

Çünkü onun önemi yalnızca yazdığı kitaplarda değildir.

Bir hayat boyunca korumaya çalıştığı değerlerdedir.

İnsana inanmak.

İnceliği savunmak.

Vicdanı küçümsememek.

Dayanışmayı romantik bir kelime olmaktan çıkarıp yaşanabilir bir değer olarak görmek.

Belki de bugün Ahmet Telli’ye dönüp bakmamızın nedeni budur.

Şiirin ne olduğunu yeniden öğrenmek için değil yalnızca.

İnsanın ne olabileceğini yeniden hatırlamak için.

Şairin adını aşan şiir

Bir süre sonra büyük şairler yalnız kendilerine ait olmaktan çıkar. Dizeleri insanların hayatına karışır. Kimin nerede okuduğu unutulur ama bir mısra yaşamaya devam eder. Ahmet Telli de bu şairlerdendir. Onun şiiri artık yalnızca onun değildir. Gençliğini bir kitaba iliştirmiş insanların, yağmurlu şehirlerde yürüyenlerin, dostlarını özleyenlerin, aşkı hâlâ incelik kabul edenlerin şiiridir.

Belki de gerçek şiir budur; Şairin adını aşabilen şiir. Ve Ahmet Telli, Türkiye’de bunu başarabilmiş ender şairlerden biridir.

Ve belki bu yüzden…

Dünya sert ve kötü olabilir. Kötülük daha görünür olabilir. Gürültü hakikatin önüne geçebilir. Ama insan yine de inceliğini koruyabilir. Yine de dostluğa inanabilir. Yine de bir başkasının acısına yaklaşabilir. Ahmet Telli’nin şiiri yıllardır bize bunu söylüyor. Belki de bu yüzden şimdi Ahmet Telli zamanı. Çünkü bazı şairler yalnızca şiir yazmaz. Bir çağın unutmaması gereken şeyleri de hatırlatırlar.

(MY/NÖ)

Kaynak: Bianet

Latest articles

Bakım çalışmaları tamamlandı, Yerebatan Sarnıcı yeniden açıldı

İstanbul’un en önemli kültürel miras alanlarından biri olan Yerebatan Sarnıcı, tahliye sürecinin ardından yapılan teknik incelemelerde tespit edilen bakım ve onarım çalışmalarının hızla tamamlanmasıyla, bugün saat 09.00 itibariyle yeniden ziyaretçilere açıldı. Vakıflar Genel Müdürlüğü kültürel mirasın korunmasının ve ziyaretçilerin yapıyı kesintisiz gezebilmesinin temel öncelikleri olduğunu açıkladı.

DUYGU KARABAŞ KİMDİR, KAÇ YAŞINDA, NERELİ? Hasan Can Kaya'nın Eşi Duygu Karabaş Ne İş Yapıyor? Duygu Karabaş Mesleği

Ünlü komedyen Hasan Can Kaya, uzun süredir gizli tuttuğu ilişkisi Duygu Karabaş ile Amerika’da sessiz bir törenle evlendi. Çift, dünyaevine adım attıkları anlardan ilk kareleri sosyal medyada paylaşarak mutluluklarını takipçileriyle paylaştı. Bu gelişme sonrasında Hasan Can Kaya'nın eşi Duygu Karabaş ile ilgili aramalar hız kazandı. Peki, Duygu Karabaş kimdir, kaç yaşında, nereli? İşte mesleği ve hayatına dair bilgiler…

Yapay zeka’ya danışırken dikkat edin

Sohbet robotları düşünme, öğrenme ve çevremizdeki dünyayı algılama şeklimizi değiştiriyor. Bu tür bir dönüşüm hayatın birçok alanında kendini gösteriyor ancak belki de en hassas ve sıklıkla endişe verici olanlardan biri, sağlık hizmetleri için üretken yapay zekâ (GenAI) araçlarının giderek artan kullanımı.

Siber suçluların en başarılı sızma yöntemlerinden biri oldu

Saldırganlar artık güvenlik altyapılarına takılan gürültülü zararlı yazılımlardan uzaklaştılar. Tehdit aktörleri, tespit edilmemek için meşru erişim haklarını kullanmaya başlayarak stratejik bir eksen kayması gerçekleştiriyorlar.

More like this

Bakım çalışmaları tamamlandı, Yerebatan Sarnıcı yeniden açıldı

İstanbul’un en önemli kültürel miras alanlarından biri olan Yerebatan Sarnıcı, tahliye sürecinin ardından yapılan teknik incelemelerde tespit edilen bakım ve onarım çalışmalarının hızla tamamlanmasıyla, bugün saat 09.00 itibariyle yeniden ziyaretçilere açıldı. Vakıflar Genel Müdürlüğü kültürel mirasın korunmasının ve ziyaretçilerin yapıyı kesintisiz gezebilmesinin temel öncelikleri olduğunu açıkladı.

DUYGU KARABAŞ KİMDİR, KAÇ YAŞINDA, NERELİ? Hasan Can Kaya'nın Eşi Duygu Karabaş Ne İş Yapıyor? Duygu Karabaş Mesleği

Ünlü komedyen Hasan Can Kaya, uzun süredir gizli tuttuğu ilişkisi Duygu Karabaş ile Amerika’da sessiz bir törenle evlendi. Çift, dünyaevine adım attıkları anlardan ilk kareleri sosyal medyada paylaşarak mutluluklarını takipçileriyle paylaştı. Bu gelişme sonrasında Hasan Can Kaya'nın eşi Duygu Karabaş ile ilgili aramalar hız kazandı. Peki, Duygu Karabaş kimdir, kaç yaşında, nereli? İşte mesleği ve hayatına dair bilgiler…

Yapay zeka’ya danışırken dikkat edin

Sohbet robotları düşünme, öğrenme ve çevremizdeki dünyayı algılama şeklimizi değiştiriyor. Bu tür bir dönüşüm hayatın birçok alanında kendini gösteriyor ancak belki de en hassas ve sıklıkla endişe verici olanlardan biri, sağlık hizmetleri için üretken yapay zekâ (GenAI) araçlarının giderek artan kullanımı.