Serbest gazetecilikte etik yalnızlığı
Serbest gazeteciler, ekonomik güvencesizliğin yanı sıra etik kararları da tek başına yükleniyor. Farklı deneyimlere sahip gazeteciler, haber merkezlerinin kolektif denetimi olmadan etik ilkeleri nasıl koruduklarını, karşılaştıkları zorlukları ve çözüm yollarını anlattı.
Medyada daralan iş olanakları nedeniyle yaygınlaşan serbest çalışma modeli, gazeteciler açısından çoğunlukla ekonomik güvencesizlik üzerinden tartışılıyor. Ancak bu çalışma biçiminin ekonomik yükünün yanı sıra gazetecilerin psikolojisi, etik kararları ve haber üretim süreçleri üzerinde de önemli etkileri var.
Peki serbest gazeteciler meslek etiğini nasıl uyguluyor? Haber merkezinde çalışan gazetecilerden farklı olarak etik kararları nasıl alıyorlar, kendilerini geliştirme süreçlerindeki farklar neler? Muhabirlikten editörlüğe kadar tüm sorumluluğu üstlenen serbest gazeteciler bu yükü nasıl taşıyor?
Bu soruları, farklı çalışma deneyimine sahip beş gazeteciyle konuştuk.
DEMİR: ETİK SADECE BİR MESLEK İLKESİ DEĞİL
Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden 2022 yılında mezun olduktan sonra serbest gazeteci olarak mesleğe başlayan Delal Demir, bir haber merkezinin parçası olmasa da meslektaşlarıyla sürekli iletişim halinde kalarak meslek etiğini gözetmeye çalışıyor.
Özellikle kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik şiddet, çocuklar ve diğer kırılgan gruplara ilişkin haberlerde hak temelli haberciliği esas aldığını belirten Demir, etik açıdan ise doğrulama süreçlerinde tek kaynağa bağlı kalmamaya özen gösterdiğini anlattı:
“Sansasyon yaratacak ayrıntılardan kaçınmak, mağduru tanımlayan değil yaşanan hak ihlalini merkeze alan bir dil kurmak benim için önemli. Bunun yanında doğrulama süreçlerine de büyük önem veriyorum. Tek kaynağa dayalı haber yapmamaya; mümkün olduğunca resmi belgeleri, uzman görüşlerini ve sahadaki tanıklıkları birlikte değerlendirmeye çalışıyorum. Haberlerim için gerektiğinde görüş alıyor, yayımlamadan önce güvendiğim gazetecilere okutuyor ve farklı bakış açılarıyla yeniden değerlendirmeye çalışıyorum. Bu da benim için önemli bir editoryal denetim mekanizması oluşturuyor.”
Ancak Demir’e göre serbest gazetecilikte etik sorumluluk daha ağır hissediliyor:
“Çünkü serbest gazetecilikte sadece haberi yapmak değil; araştırma, doğrulama, etik değerlendirme, kaynak güvenliği, hatta çoğu zaman haberin yayımlanacağı mecrayı bulmak da sizin sorumluluğunuzda oluyor. Dolayısıyla etik yük de doğal olarak daha fazla hissediliyor.”
Bu yükü yönetebilmenin yolunun ise sürekli öğrenmekten ve kendini geliştirmekten geçtiğini söyleyen Demir, etik ilkeler, doğrulama yöntemleri, dijital güvenlik ve hak temelli habercilik gibi alanlarda eğitimlere katılarak kendini sürekli geliştirmeye çalışıyor.
Delal Demir’e göre etik sorumluluk, serbest gazeteciler için sadece bir meslek ilkesi değil, aynı zamanda en önemli güvence:
“Çünkü çoğu zaman arkamızda bir kurum değil, yalnızca yaptığımız işin doğruluğu ve güvenilirliği var. Bu nedenle her haberde kendime aynı soruyu soruyorum; ‘Bu haber kamu yararına hizmet ederken birine zarar veriyor mu?’ Bu sorgulama, serbest gazeteciliğin en önemli sorumluluklarından biri. Elbette zaman zaman zorlayıcı oluyor ancak bağımsız gazeteciliğin en önemli gücü de tam olarak burada yatıyor, vicdani ve etik sorumluluğu her haberin merkezinde tutabilmek.”

KAVRUK: BİR HABER YENİ HAK İHLALLERİ ÜRETMEMELİ
Gazeteciliğe 2016 yılında bir haber merkezinde başlayarak haber üretiminin mutfağını görme fırsatı yakalayan Ahmet Kavruk, son bir yıldır da tam zamanlı serbest gazeteci. Bu yılın başında bağımsız haber girişimi Gündem Hapishane’yi kuran Kavruk, haber merkezinde çalışırken editörlerle sürekli fikir alışverişi yapabilmenin önemli bir avantaj olduğunu, ancak artık bu sorumluluğu doğrudan kendisinin üstlendiğini söyledi.
Kavruk, haber üretiminde ‘kamunun bilgi edinme hakkı’ ile ‘zarar vermeme’ ilkesini odağa aldığını belirterek, haber dili, görseller ve ayrıntıların yeni hak ihlalleri üretmemesi gerektiğine dikkat çekti. Kararsız kaldığı durumlarda gazeteciler, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileriyle görüş alışverişi yapan Kavruk, kişisel etik sınırların da önemli bir denetim mekanizması olduğunu ifade etti:
“Günlük hayatımda eleştireceğim, ayrımcı ya da damgalayıcı bulacağım bir dili haberlerimde de kullanmamaya özen gösteriyorum. Benzer şekilde, hangi kurumlarla çalışacağıma da etik ilkeler doğrultusunda karar veriyorum. Haber üretirken bağımsızlığıma müdahale edebilecek ya da habercilik ilkeleriyle bağdaşmayacak iş birliklerinden uzak durmaya çalışıyorum. Böylece birçok etik sorunun daha ortaya çıkmadan önüne geçilebildiğini düşünüyorum.”
ŞENGİL: ETİK SORUMLULUK AYNI ZAMANDA MESLEKİ OTOKONTROL
Gazeteciliğe yaklaşık yedi yıl önce BirGün Gazetesi’nde muhabir olarak başlayan, sonrasında Halk TV, dokuz8haber gibi mecralarda internet editörlüğü yapan Berfin Şengil’e haber merkezi tecrübesi etik süzgecin nasıl işlemesi gerektiğini öğretmiş.
Meslek örgütlerinin eğitimlerini takip ettiğini, uluslararası gazetecilik pratiklerini izlediğini özellikle çocuk odaklı habercilik ile çözüm gazeteciliği eğitimlerinin kendisine yol gösterdiğini belirten Şengil, serbest gazeteciliğin editörsüz çalışmak anlamına gelmediği görüşünde: “Haberlerimi yayıncı mecranın editörleriyle ve güvendiğim meslektaşlarımla dayanışma içinde süzgeçten geçirerek yayımlatıyorum.”

Serbest gazeteciler üzerindeki etik sorumluluğu bir yalnızlık değil, bireysel sorumluluk ve mesleki otokontrol olarak gördüğünü belirten Şengil, haber merkezlerindeki kolektif denetimin yerini serbest çalışırken öz disiplin ve mesleki ilkelerinin aldığını söyledi.
Şüpheye düştüğü veya hassas bir kriz anında, edindiği mesleki ağlardan ve rehberlerden destek alan Şengil, etik standartları bir alışkanlık ve refleks hâline getirmenin temel prensibi olduğunu ifade etti.

HATİPOĞLU: GÖZDEN KAÇAN DETAYLARIN STRESİ CAN SIKICI
Yaklaşık bir buçuk senedir serbest gazetecilik yapan Yekta Armanc Hatipoğlu, daha önce bir kuruma bağlı çalışmasına rağmen haber yazma süreçlerinde etik kararları almakta zorlandığını vurguladı.
“Serbest çalışırken danışabileceğim kişi hemen yanımda oturmuyor, o kişiyle mesai geçirmiyor, yemeğe gitmiyor, mesleki sohbetler etmiyoruz. Haber yazım sürecinin çoğuna tek başıma ben hâkim olduğum için gözümden kaçan kısımlar olabiliyor” diyen Hatipoğlu’nun, etik sorumluluğa ilişkin görüşü şöyle:
“Etik yükü kaldırabiliyorum çünkü gazetecilik yapmayı çok seviyorum. Kaldıramıyorum çünkü insanım ve yoruluyorum. Haberin hukuki boyutunun tamamen benim omuzlarımda olması… Manevi baskı boyutu var, haberinden eminsen bile, kimseyle doğrudan konuşamadığın için bir şüphe içinde olma durumu… Ayrıca kurum içi bir editör denetimi doğrudan olmayınca gözden kaçan detayların stresi daha can sıkıcı oluyor ama buna rağmen gazetecilik yapmayı çok seviyorum.”
KARAKAŞ: TÜRKİYE’DE EDİTÖRLÜĞÜN ÖNEMİ ANLAŞILMIYOR
Uzun yıllar boyunca elde ettiği kurumsal tecrübenin ardından serbest çalışan gazeteci olarak mesleğe devam eden gazeteci Burcu Karakaş’a göre, gazeteci tecrübesinden bağımsız olarak her zaman yeni şeyler öğrenmeye açık olmalı: “Haber merkezinde piştikten sonra serbest gazetecilik hayatına adım atmış birisi olarak öğrendiklerimi serbest gazetecilikte de uygulamaya gayret ettim. Elbette öğrenmenin sonu yok, hele de bizim meslekte.”
Haber merkezlerinin çok kıymetli ve öğretici olduğunu belirten Karakaş, etik bir meselede kişinin kendi başına karar vermesinin hiç kolay olmadığını, bu yüzden fikir teatisinde bulunmanın her zaman en sağlıklısı olduğunu söyledi.
Bir gazeteciden ciddi bir etik meselede tek başına karar vermesini beklemenin de doğru olmadığını vurgulayan Karakaş, editörlerin bu noktada devreye girdiğini ifade etti:
“Bir laf vardır, ‘editör seni vezir de eder, rezil de’. Ancak ne yazık ki editörlük Türkiye’de pek de önemsenen bir pozisyon değil. Halbuki haberinizi tartışabileceğiniz meslektaşlarınızın olması çok önemli. Sizin görmediğiniz ya da eksik bıraktığınız bir konuyu başkasının fark ederek devreye girmesi çok önemli. Bu meselenin bizde pek anlaşılmadığını düşünüyorum ne yazık ki.”

Sahada ve haber mutfağında deneyim sahibi olan gazetecilerin serbest çalışırken pek sorun yaşamadığını gözlemlediğimizi söylediğimiz Karakaş, şöyle cevap verdi:
“Hiç sorun demeyelim ama, evet, elbette tecrübeli bir gazeteci taze gazeteciden daha az sorun yaşıyor olabilir. Haber merkezi/odası tecrübesi edinmek kesinlikle lüks değil, olmamalı da ancak gazeteciliğin hem ekonomik hem de yapısal olarak değişen çehresi bizi bireysel çalışma alanlarına hapsetti.
Yani haber merkezlerinde muhabir veya editör ihtiyacı azaldıkça serbest çalışan gazetecilerin sayısı da arttı. Bir yandan da yapay zekâ devreye girdi. Yapay zekanın da editörlük görevi üstlenebildiği gerçeğini de görmezden gelmemek lazım. Fakat mesleğin etik kurallarına bizden daha fazla vakıf olabilir mi? En azından şimdilik hayır.”
Hâlâ beyin fırtınasının kıymetine inandığını söyleyen Karakaş, şu değerlendirmede bulundu:
“Yani bir haberde bir fotoğrafın kullanıp kullanılmaması gerektiği, örneğin, gazetecilik açısından etik bir meseledir. Bu konuda farklı fikirler olabilir ancak o fikirleri çarpıştırmadan sonuca varamazsınız. Yani hayatın her alanında olduğu gibi gazetecilikte de karşılaşmalar çok önemli ve bu karşılaşmaların yolu da haber odalarından, haber atölyelerinden ve gazetecilik seminerlerinden geçiyor.”
The post Serbest gazetecilikte etik yalnızlığı appeared first on Journo.
To read the full story from the source: Journo






