Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Seni Pamuklara Sarmalar Sararım

Seni Pamuklara Sarmalar Sararım

Seni pamuklara sarar da severim… Büyük sözlerden biri zannımca. Yapmışlığımda var zamanında. Şimdi kendimi pamuklara sarıp da seviyorum. Başkalarını sevmeye o yüzden pamuk mu kalmıyor, bilmiyorum. Tam vazgeçmişken tüm sevda masallarından yeniden bir prens geliyor. Ooo, Prens hoş geldin diyorum ve bakıyorum girdiği savaşlardan yorgun bitap düşmüş, hemen kendi pamuklarımdan birini ona veriyorum. Vücudumda darbe almaya açık yer kalıyor ve ne hikmetse tam da oradan darbe alıyorum. Uzattığı pamuklar nasıl olur da insana diken olup döner, bu hâlâ benim için bir bilinmez.

Öğren öğren, hayat okulu bir türlü bitmiyor. Bu nokta da öğrenmem gereken de biraz fulü hâlâ. Kendi pamuklarımdan kimseye vermemem lazım bunu anladım. Karşıma çıkan insanlarla iletişime geçerken; kendini sarabilmiş mi, yeteri kadar pamuğu var mı, ona mı bakmalıyım? Yoksa tası tarağı toplayıp iyice kendi kabuğuma mı çekilmeliyim? Ya da herkese pamuk dağıtma fikrindeysem, bir pamuk fabrikasına mı dönmeliyim?

İçimden geçen ne mi, Sevgili Okur? Kendimle ilgilenmek sadece. Çünkü yalnızca kendimin hislerinden emin olabiliyorum. Tuğçem, Tuğçem ‘i hiç yarı yolda bırakmıyor, kafasını karıştırmıyor, hayal kırıklığına uğratmıyor. Eee, o zaman bütün pamuklar benim. Bu satırları okurken, hayır Tuğçem doğru çözüm bu değil dediğinizi duyar gibiyim. Bağlanma problemleri ile ilgili daha önce uzun bir yazı yazmıştım. Okumadıysan o satırlarda da buluşmak isterim ama bu yazıma dönecek olursam, eskiden kaygılı bağlanan biriydim ben. Bunu anlamam ve kendimi korumam zaman aldı. Kaygılı bağlanan insanlarda, kaybetme korkusu o kadar büyük oluyor ki, hep kendinden veriyor, kendini bitirecek hale getirene kadar. Kaygılı bağlanan bizler iyileşmeye çalışırken sanırım bir yerde dengeyi kaçırıp kaçıngan bağlanan tarafa geçebiliyoruz. Kaçıngan bağlanan adı üstünde, ilişkinin ona vereceği zararları düşünüp, o ilişkiye başlayamayan ya da başlasa bile sürdüremeyen oluyor. Yani kendimi koruma isteğim o kadar fazla ki, yara almamak uğruna kimse ile iletişimde kalmak istemiyorum çoğu zaman. Bu bir itiraf olsun, ilişkilerde sağlıklı bağlanma konusunda daha dengeye gelemediğimi biliyorum. Ama benim gibi hissedenlere ve bana da umut olsun. Bu bir süreç. Eskiden kaygılı bağlananların doğruyu bulma, dengeye gelme aşamalarında bu tür korkular yaşamları ve kendilerine aşırı korumacı davranmaları normal. Yeter ki kendimize karşı dürüst olalım. Bu kadar kaçmak da doğru değil. Doğruluğundan öte, çözüm değil.

Keşke insan ilişkileri daha kolay olsaydı ama maalesef ki o kadar düz bir zemine oturmuyor. Bir sürü viraj ve dönemeçlere sahip. Geçen gün o kadar güzel bir video ya denk geldim ki. Video da diyor ki; “Siz karşınızdaki kişinin hisselerini hiçbir zaman tam bilemezsiniz. Size ne hissettirdiğine bakın. Ne söylediği de önemli değil, sen ne hissediyorsun bu önemli. “ O kadar doğru ki, bugün benim de hayatımda yapmaya çalıştığım şey tam olarak bu. Diyelim ki bana seni özledim diyor, peki ben onun beni özlediğini sözlerinde ya da davranışlarında hissediyor muyum? Hisselerim de de özlemini görebiliyorsam oh ne âlâ. Ama tam tersi göremiyorsam ona da pek âlâ…

Bulacağız bu dengeyi ben inanıyorum…

Benim gibi eskiden kaygılı, bugün ise kaçıngan bağlanan herkese benden Sezen Aksu ‘nun şu şarkısı gelsin;

Ben de yoluma giderim
Ezdirmem kendimi
Ama gezdirmem de gönlümü
Gider acımı çekerim ☺️


Seni Pamuklara Sarmalar Sararım was originally published in Türkiye Yayını on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.

To read the full story from the source: Medium Türkiye Yayını

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement