Savaş sonrası Hamas'ta değişen liderlik dengeleri: Meşal mi, Hayya mı?
İslami Direniş Hareketi Hamas, kuruluşundan bu yana belki de en kritik liderlik süreçlerinden birini yaşıyor. 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından İsrail’in düzenlediği operasyonlarda hareketin hem Gazze’deki hem de yurt dışındaki siyasi ve askeri kadrolarında çok sayıda üst düzey isim hayatını kaybetti. Bu durum yalnızca Hamas’ın komuta yapısını değil, hareketin gelecek stratejisini de yeniden şekillendiren bir süreci zorunlu kıldı.
Hamas’ın uzun yıllar sonra liderlik zincirindeki büyük kırılma, Ocak 2024’te Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı ve Batı Şeria sorumlusu Salih el-Aruri’nin, Beyrut’un Dahiye bölgesinde İsrail tarafından düzenlenen saldırıda hayatını kaybetmesiyle yaşandı. Aruri, özellikle Batı Şeria yapılanmasının koordinasyonunda ve Hamas’ın bölgesel ilişkilerinde önemli bir rol üstleniyordu. Salih el-Aruri, kendisine yönelik suikast ihtimali bulunduğunu bilmesine rağmen bir dizi görüşme yapmak üzere Lübnan’ın başkenti Beyrut’a gitti. Hizbullah’ın kontrolündeki Dahiye’de İsrail tarafından düzenlenen saldırı sonucu hayatını kaybetti.
Onun ardından Temmuz 2024’te Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin, İran’ın başkenti Tahran’da uğradığı suikast, hareket açısından çok daha büyük bir liderlik boşluğu oluşturdu.
Heniyye’nin ardından Hamas’ın siyasi liderliğine, hareketin Gazze lideri ve 7 Ekim operasyonunun planlayıcısı Yahya Sinvar seçildi. Gazze’deki siyasi ve askeri karar alma mekanizmalarının merkezindeki isimlerden biri olan Sinvar, savaşın en kritik dönemlerinde hareketin yönlendirilmesinde belirleyici rol oynadı. Sinvar hakkında İsrail medyasında “Gazze’den kaçtı”, “tünellerde saklanıyor” yönündeki iddialar sık sık dolaşıma sokulurken, Sinvar Gazze’nin Refah kentinde İsraillilerle girdiği sıcak çatışmada şehit oldu. Ancak onun da hayatını kaybetmesiyle Hamas, yeni ve uzun süreli bir liderlik krizine girdi.
İsrail’in yürüttüğü operasyonlar bununla da sınırlı kalmadı. Gazze’de fiili liderliği üstlenen Yahya Sinvar’ın kardeşi Muhammed Sinvar da İsrail’in uzun süreli takibi sonucunda düzenlenen bir suikast sonucu hayatını kaybetti. Ardından Kassam Tugayları’nın sahadaki en etkili komutanlarından biri olarak gösterilen İzzeddin el-Haddad da İsrail tarafından hedef alındı. Haddad döneminde Hamas’ın askeri kanadı olan Kassam Tugayları, taktiksel bir değişikliğe giderek doğrudan saldırılar yerine pusu, yıpratma ve uzun süreli direniş stratejilerini ön plana çıkardı. Haddad’ın da hayatını kaybetmesiyle Gazze’deki askeri komuta yapısı önemli ölçüde yeniden şekillendi.
Bu süreç boyunca Hamas’ın siyasi yönetimi ise geçici olarak Şura Konseyi Başkanı Muhammed Derviş tarafından yürütüldü. Derviş, uzun yıllar boyunca hareketin Şura Heyeti Başkanlığını yürüttü ve hareketin fikri rotasını belirleyen isimler arasında yer aldı.
Ancak hareket açısından kalıcı çözüm, yeni siyasi büro başkanının belirlenmesi olarak görülüyor. Çünkü Hamas’ın örgütsel yapısı yalnızca Gazze’den ibaret değil; Hamas, Gazze teşkilatı, Batı Şeria yapılanması ve yurt dışındaki siyasi bürodan oluşan çok katmanlı bir organizasyona sahip. Bu nedenle seçilecek lider, yalnızca hareketin iç yönetimini değil, ateşkes görüşmelerinden bölgesel diplomasiye kadar birçok başlıkta Hamas’ın geleceğini belirleyecek.
Meşal ve Hayya: İki aday, iki farklı yaklaşım
Hamas hareketinin yeni liderlik yarışında öne çıkan 2 isim bulunuyor: Halid Meşal ve Halil el-Hayya.
Her iki isim de Hamas içerisinde güçlü bir siyasi ağırlığa sahip olsa da temsil ettikleri liderlik anlayışları ve öncelikleri farklılık gösteriyor.
Halid Meşal, yaklaşık 20 yıl boyunca Hamas’ın Siyasi Büro Başkanlığı görevini yürüttü ve hareketin uluslararası alandaki en tanınan yüzlerinden biri hâline geldi. Uzun yıllar boyunca Katar başta olmak üzere Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi ülkelerle yürüttüğü temaslar sayesinde Hamas’ın dış ilişkiler ağının kurulmasında önemli rol oynadı. Bugün de hareket içerisinde diplomatik tecrübesi en yüksek isimlerden biri olarak görülüyor.
Hamas, Halid Meşal’in liderliğinde 2017 yılında “Yeni Siyaset Belgesi” adı altında bir siyasi program ilan etti. Bu programdaki birtakım detaylar ve sonrasında yaşanan süreç, Meşal’in liderliğiyle ilgili Hamas içerisinde ciddi tartışmalara neden oldu. Özellikle askeri kanat, açıklanan Yeni Siyaset Belgesi’nden rahatsızdı. Bu rahatsızlık sonraki seçimlere yansımış ve Meşal, yapılan seçimlerde liderliği kaybetmişti.
Meşal’i destekleyen çevrelere göre savaş sonrası dönemin en önemli ihtiyacı, Hamas’ın uluslararası alandaki siyasi hareket kabiliyetini artırabilecek deneyimli bir diplomatik liderlik. Gazze’nin yeniden inşası, ateşkes görüşmeleri, esir takası müzakereleri ve bölgesel ile küresel aktörlerle ilişkilerin yeniden şekilleneceği bir dönemde Meşal’in uluslararası bağlantıları ve liderlik tecrübesi önemli bir avantaj olarak değerlendiriliyor.
Buna karşılık Halil el-Hayya ise daha çok Gazze merkezli liderlik anlayışını temsil ediyor. Uzun yıllardır Hamas’ın Gazze’deki siyasi yönetiminde görev alan Hayya, savaş boyunca hareketin en görünür isimlerinden biri hâline geldi. Filistin direnişinin önemli isimlerinden biri olan Halil el-Hayya, 4 oğlunu da bu uğurda şehit verdi. Özellikle Mısır’ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes ve esir takası görüşmelerinde Hamas heyetine başkanlık etmesi, onun diplomatik tecrübesine önemli katkı sağladı.
7 Ekim’de başlayan Hamas-İsrail savaşıyla birlikte Hamas hareketi içerisinde Gazze’nin etkisinin daha da artması, Gazze’nin siyasi ve askeri yapısını doğrudan tanıyan bir isim olarak Hayya’nın liderlik yarışındaki en büyük avantajlarından biri hâline geldi.
Hamas içerisinde savaş boyunca ağır bedeller ödeyen Gazze teşkilatının, hareketin liderliğinde yeniden temsil edilmesi gerektiğini savunan güçlü bir eğilim bulunuyor. Bu yaklaşımı benimseyenler, sahadaki askeri yapıyla güçlü koordinasyon kurabilecek bir liderin hareket açısından daha etkili olacağını düşünüyor.
Ancak avantajlarının yanında Hayya’nın bazı dezavantajları da bulunuyor. Meşal kadar uzun yıllara dayanan uluslararası liderlik deneyimine sahip olmaması ve küresel diplomasi çevrelerinde aynı düzeyde tanınmaması bunların başında geliyor. Ayrıca son yıllarda daha çok İran ve Lübnan eksenindeki temaslarda ön plana çıkması, Türkiye, Mısır, Ürdün ve Körfez ülkeleriyle yürütülen diplomatik ilişkilerde Meşal kadar belirleyici olmaması da değerlendirmelerde dikkat çeken unsurlar arasında yer alıyor.
Hareket içindeki ilk tur oylamada Halil el-Hayya’nın %34, Halid Meşal’in ise %32 oy aldığı belirtiliyor. 2. tur öncesinde de Hayya’nın çok küçük bir farkla önde olduğu ve seçim yarışının yaklaşık %51’e %49 gibi oldukça yakın bir dengede ilerlediği ifade ediliyor. Bu tablo, Hamas içerisinde 2 farklı stratejik yaklaşımın neredeyse eşit düzeyde destek gördüğünü ortaya koyuyor. Oranların birbirine yakın olması, yaşanacak gelişmelere bağlı olarak Meşal’in öne geçmesiyle de sonuçlanabilir.
Yeni lider Hamas’ın geleceğini nasıl şekillendirecek?
Hamas’taki liderlik seçimi, yalnızca bir görev değişimi olarak değerlendirilmiyor. Seçilecek isim, hareketin önümüzdeki yıllarda nasıl bir siyasi ve askeri yol haritası izleyeceğini belirleyecek temel aktör olacak. Özellikle İran ve Hamas’ın sık sık dile getirdiği Direniş Ekseni ile olan ilişkinin de önemli ölçüde belirleneceği yeni dönemde seçilecek lider büyük bir rol üstlenecek. İsrail’in Gazze’deki ateşkes ihlallerine karşı Kassam Tugayları’nın alacağı pozisyon ve atacağı adımlar da yeni lider tarafından belirlenerek karara bağlanacak.
Savaş sonrası Gazze’nin yeniden inşası, ateşkes sürecinin yönetimi, esir takası müzakereleri, uluslararası diplomatik girişimler ve hareket içindeki birlikteliğin korunması, yeni liderin karşılaşacağı en önemli konular arasında bulunuyor. Bunun yanında Hamas’ın bölge ülkeleriyle ilişkilerini yeniden nasıl şekillendireceği de büyük önem arz ediyor. Katar, Türkiye ve Mısır gibi ülkelerle yürütülecek temaslar kadar İran ve diğer bölgesel aktörlerle kurulacak dengenin de yeni dönemde hareketin siyasi yönelimini belirlemesi bekleniyor.
Bu nedenle Meşal ile Hayya arasındaki yarış, aslında 2 farklı önceliğin mücadelesi olarak ortaya çıkıyor. Meşal’in seçilmesi hâlinde Hamas’ın diplomatik temaslarını güçlendirmeye, uluslararası siyasi zeminde daha görünür olmaya ve bölgesel ilişkileri genişletmeye öncelik vereceği değerlendiriliyor. Hayya’nın seçilmesi durumunda ise Gazze merkezli yönetim anlayışının, saha gerçeklerinin ve askeri kanatla koordinasyonun daha belirleyici olacağı öngörülüyor.
Her iki senaryoda da Hamas’ın karşı karşıya olduğu temel sorunlar değişmeyecek. Gazze’deki askeri ve insani durum, ateşkes görüşmelerinin geleceği, yeniden yapılanma süreci ve hareketin siyasi meşruiyet arayışı, yeni liderin çözüm üretmesi gereken temel başlıklar olmaya devam edecek.
Sonuç olarak Hamas’ın yeni siyasi büro başkanını belirleyecek seçim, yalnızca hareket içindeki bir lider değişimini ifade etmiyor. Bu seçim aynı zamanda Hamas’ın yeni dönemde nasıl bir strateji izleyeceğine, diplomasi ile saha arasındaki dengeyi nasıl kuracağına ve bölgesel gelişmelere karşı nasıl bir pozisyon alacağına ilişkin önemli ipuçları verecek.
Bu yönüyle yapılacak seçimin sonucu, yalnızca Hamas’ın iç dengeleri açısından değil, Gazze’nin geleceği ve bölgesel gelişmeler açısından da dikkatle takip edilen stratejik bir gelişme niteliği taşıyor.
İsrail’e karşı başlatılan mücadelede yeni dönemin başlangıcı olarak görülen seçimlerin sonuçları, tüm bölgeyi yakından ilgilendiriyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
<p>Hamas’ta liderlik yarışı, diplomatik tecrübeyi temsil eden Halid Meşal ile Gazze merkezli yönetim anlayışını temsil eden Halil el-Hayya arasında şekilleniyor / Fotoğraf: Reuters</p>
To read the full story from the source: Independent






