Yaren ÇOLAK
Rusya’da 2026’nın ilk çeyreğinde en çok konuşulan sinema haberi, çekimlerine başlanan Stalin dizisi oldu. Sovyet sinemasının efsane isimlerinden, Rusya Halk Sanatçısı unvanına sahip 79 yaşındaki yönetmen Vladimir Bortko, bu proje için 10 yıllık bir aradan sonra setlere döndü. Deneyimli yönetmen, 4 bölümlük bu tarihsel-politik dramanın çekimlerine Leningrad Bölgesi’nde başladı. Çekimlerin 2026 yaz ortasına kadar sürmesi bekleniyor. Dizi, İkinci Dünya Savaşı’nın (Büyük Anayurt Savaşı) bitimi olan 1945 yılından Stalin’in öldüğü 1953 yılına kadar olan Sovyet deneyimini merkeze alıyor.
Bortko, Köşe Başındaki Sarışın, Köpek Kalbi ve Usta ile Margarita gibi Rus edebiyatının başyapıtlarını sinema ve televizyona uyarlayarak kült statüsüne erişmiş, sinematografik dehası tartışmasız bir isim. Ancak Bortko’yu yalnızca bu kimliğiyle ele almak çok yüzeysel kalacaktır. Bortko, sanatsal dehasını ideolojisiyle harmanlayan, sınıfsal ve toplumsal refleksleri güçlü sol bir figür. Gençlik yıllarında, 1983-1991 arasında Sovyetler Birliği Komünist Partisi üyesi olan Bortko, SSCB dağıldıktan sonra da siyasi çizgisini değiştirmedi. 2007’de Rusya Federasyonu Komünist Partisi’ne katıldı ve ardından Merkez Komite’ye seçildi. Siyasi faaliyetlerini parlamentoya da taşıyarak 2011-2021 yılları arasında Petersburg milletvekili olarak Rusya Devlet Duması’nda görev yaptı ve Kültür Komisyonu Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi.
Özetle yönetmen koltuğundaki Bortko, mevcut dönemin iyi bir sinemacısı olmaktan çok öte… Dizinin oyuncu kadrosu da bu çizgiye paralel başarılı oyunculardan oluşuyor. Stalin’i Rus sinemasının karizmatik ve sert yüzü Igor Mirkurbanov canlandırıyor. Kadroda ayrıca Viktor Suhorukov, Aleksandr Yatsko ve Kristina Babushkina gibi Rus sinemasının ağır topları yer alıyor.
MİRASINI HALA YİYORUZ
Dizinin çekileceği ilk duyurulduğunda, Rusya kamuoyunda ve sinema çevrelerinde hemen tek bir soru etrafında yoğun tartışmalar başladı: “Stalin nasıl anlatılacak?” Bortko verdiği demeçte bu soruya şöyle yanıt verdi: “Alışılmadık bir film yapıyoruz. Son 30 yıldır Stalin hakkında o kadar çok şey söylendi ki, akıl almaz. Tatlı ya da nazik biri olduğunu söyleyemem ama ülkemizi kuran ve mirasını hala ‘tamamlamaya’ çalıştığımız bir adamdı. O, mirasını bugün bile hâlâ ‘yiyip bitiremediğimiz’ bir insan. İyi ya da kötü değil, gerçeği göstermek istiyoruz”
TASS’a verdiği röportajda Bortko’ya yöneltilen sorulardan biri de şuydu: “Stalin’i 20. yüzyılın en çok iftiraya uğramış figürü olarak tanımlamıştınız. Filminiz bu yalanları çürütüyor mu?” Bortko’nun cevabı: “Şu an bu film üzerinde çalışıyor olmamın sebebi tam olarak bu. Söylediğim sözlerin sinemayla desteklenmesini çok istiyorum, çünkü sinema gerçeğin kendisidir. Filmin önümüze koyduğu temel sanatsal ve hatta siyasi görev; Sovyetler Birliği Komünist Partisi 20. Kongresi’nden bu yana geçen uzun sürede yoldaş Stalin etrafında inşa edilen o mitleri yerle bir etmektir.”
KAPI ARALANDI
Dizinin odaklandığı tarihsel kesit göz önüne alındığında, senaryonun Yahudi meselesine temas etmesi kaçınılmazdı. Moskova Koro Sinagogu’nun, İsrail Büyükelçisi Golda Meir’in 1948’deki kitlesel karşılanma sahnesi için cemaate “Yahudi veya Yahudi görünümlü” figüran çağrısı yapması, tartışmaların alevini harladı. Bortko, tartışmalara, “Korkacak bir şey yok, tam tersi, tüm Yahudileri sete bekliyorum, gelin ve yüksek sesle ‘Golda, Golda!’ diye bağırın” diyerek cevap verdi.
Aslında bu senaryo Bortko’nun rafından 15 yıl sonra inerken, Rusya’da kitlelerin uzun zamandır uzak kaldığı o gerçek ideolojik tartışma zeminini yeniden gün yüzüne çıkardı. Öyle ki Sovyet mirasının adının geçmesi bile, halkın iştahla politik tartışma yapmasının önünü açtı.
DİJİTAL PLATFORMUN TEKELLERİ
Bu ideolojik canlanma ve kamusal alandaki tartışma iştahı, madalyonun sadece toplumsal yüzü. İşin bir de kapital boyutu ve bu prodüksiyonların arkasındaki devasa bütçe mekanizmaları var. 2022 yılına kadar Rusya dijital yayıncılık pazarı küresel bir rekabet alanıydı. Netflix, HBO Max, Amazon Prime ve Disney+ gibi dünya devleri, Rus izleyicisinin tüketim alışkanlıklarında ciddi bir ağırlığa sahipti. Ancak Ukrayna savaşı sonrası Batılı platformların pazarı tamamen terk etmesiyle birlikte, içeride milyarlarca rublelik devasa bir boşluk oluştu.
Bugün küresel tekellerin yokluğunda Rusya piyasasını tamamen yerli aktörler domine ediyor. Rusya’da dijital yayıncılık bu ambargoyla çökmedi; aksine, devlet destekli oligarkların ve teknoloji devlerinin sahip olduğu yerli platformlar arasında bir pazar savaşı başladı. Yandex’in gözbebeği olan ve şu an pazarın lideri konumundaki Kinopoisk, bankacılık ve teknoloji yatırımlarıyla büyüyen Ivi ve Okko, sanatsal kalitesi daha yüksek özgün yapımlara odaklanan bağımsız yapılı Start ve Stalin dizisinin arkasındaki KION, bu yeni dönemin hükümdarları.
Pazardaki rekabet fon bolluğuyla da birleşince son yıllarda Rus sinema sektöründe niceliksel bir patlama yaşanmasına neden oldu. Tabii bu da beraberinde nitelik tartışmalarını getirdi. Tam da niteliğe değil niceliğe bakılan ve sermayenin güvenli limanlara akıtıldığı finansal bolluk ikliminde, Stalin gibi dev bütçeli bir projenin sahneye çıkması ise sanılandan çok daha büyük bir sarsıntı yarattı.
Stalin dizisinin yapımcılığını üstlenen Triiks Medya, Rusya’da özellikle devlet destekli büyük tarihsel dramalar, askeri-politik aksiyonlar ve vatanseverlik temalı işlerle bilinen, prodüksiyon gücü yüksek köklü bir yapım şirketi. Ancak projenin asıl finansal ve dağıtım motoru, ülkenin telekomünikasyon devi MTS’e ait olan çevrimiçi yayın platformu KION. KION ve benzeri yerli yapıların, “riskli” tarihsel dönemlere bu denli büyük bütçeler ayırabilmesinin sebebi ise pazarda yaşanan yapısal değişim.
YERLİ VE MİLLİ SOS
Eleştirmenler, mevcut Rus sinemasının güncel toplumsal sorunlara, ekonomik çıkmazlara ya da modern insanın gerçek varoluşsal sancılarına değinmekten korktuğunu belirtiyor. Eleştirmenlere göre hükümetten bütçe ve dağıtım izni alabilmek için yapımcılar benzer konular etrafında sıkışmış durumda. Ancak izleyici artık tek tipleşen propaganda anlatılarından ve derinliksiz vatanseverlik şablonlarından yorulmuş durumda. Sinema eleştirmeni Nikita Kalashnik’e göre; Rus sineması Batı’dan koparıldıktan sonra Hollywood klişelerini yerli ve milli soslarla taklit eden, içi boş bir görsel şölene dönüştürüldü. Karakterler derinliksiz, senaryolar ise devletin kültür politikalarına uyumlu olacak şekilde sterilize edilmiş durumda. Ancak kitleler, devlet fonlarının büyüklüğüyle övünen yapımların sanatsal sığlığı yerine; Bortko’nun projesinde olduğu gibi, resmi tarihin sınırlarını zorlayan, toplumu gerçekten heyecanlandıran ve kamusal alanda gerçek bir ideolojik kırılma yaratabilecek canlı tartışmaları perdede görmeyi talep ediyor. O nedenle Kalashnik, Stalin dizisini izleyicinin bu hakiki politikleşme arayışına verilmiş en somut sektörel yanıt olduğunu söylüyor.
NEDEN ŞİMDİ? NEDEN STALİN?
Rusya’da sosyolojik araştırmalar yapan Levada Center’ın son yıllardaki verileri, Stalin’e yönelik “olumlu” algının yüzde 60-70’lerin üzerine çıktığını gösteriyor. Ancak Rus sosyologlar bu verileri tarihsel bir komünizm özlemi olarak değerlendirmenin hatalı olacağını vurguluyor. Uzmanlara göre; yaşanan tamamen “kuşatılmış kale” psikolojisi ve “merkezi güçlü lider” arayışı. Rusya, Batı yaptırımları, teknolojik izolasyon ve sıcak bir savaşın içindeyken, kolektif hafıza otomatik olarak şu refleksif soruyu soruyor: Biz en son ne zaman tüm dünyaya karşı tek başımıza direndik ve kazandık? Cevap net: İkinci Dünya Savaşı’nda, Stalin liderliğinde. Sinema eleştirmenleri ve siyaset bilimciler, Bortko’nun dizisinin tam olarak bu psikolojik ihtiyaca hizmet ettiğini savunuyor. Halk, ekranda sadece bir tarihi figürü değil; bugünün yalnızlaştırılmış Rusya’sına teselli verecek, tarihin en büyük küresel kuşatmasını yarmış o Sovyet iradesinin ihtişamlı övgüsünü izlemeyi bekliyor.
Kaynak: BirGün



