HomeTürkçe HaberlerGündemÖzgürlük ve dayanışma

Özgürlük ve dayanışma

Published on

spot_img

Duygu Ergün

Çocuk edebiyatı çoğu zaman yalnızca küçük okurlara ait bir alanmış gibi düşünülür; oysa iyi kurulmuş bir hikâye, yaşı ne olursa olsun okurun içinde karşılık bulur. Masalın, oyunun ve hayal gücünün açtığı o geniş alan, kimi zaman en sahici duyguların da kendine yer bulduğu bir zemine dönüşür.

M. Banu Aksoy’un kaleme aldığı, Ezgi Keleş’in resimleriyle hayat bulan ve Can Çocuk Yayınları tarafından yayımlanan Büyük Firar, ilk bakışta çocuklara anlatılan bir kaçış hikâyesi gibi görünse de, derininde özgürlük arzusunu, sıkışmışlık duygusunu ve birlikte direnmenin imkânını taşıyan katmanlı bir anlatı kuruyor.

Sirkin parıltılı yüzünün ardında biriken sessiz gerilimleri görünür kılan bu hikâye, çocukluk ile yetişkinlik arasında salınan bir duyarlıkla örülüyor. M. Banu Aksoy’la bu dünyanın nasıl kurulduğunu, kaçış fikrinin nerede filizlendiğini ve Hümpes, Lekstrong ile Parlak Ejder’in peşine düşen o inatçı umudu konuştuk.

“Büyük Firar” ilk bakışta çocuklara seslenen bir hikâye gibi dursa da, satır aralarında yetişkin dünyasına dair güçlü duygular da dolaşıyor. Öncelikle şunu sormak istiyorum bu hikâye nasıl şekillendi, biraz daha açarsak sizi bu kaçış fikrine götüren şey nerede başladı?

Büyük oğlum üç-dört yaşlarındayken bize geceleri sürekli bir şeyler anlattırdığı bir dönemi olmuştu. Bir an önce uyusun artık diye gözünün içine bakardık. Gözümüzden oluk oluk uyku akardı ama o inadına, cin gibi olurdu. İnsanın anlatabileceklerinin de sınırı var elbet. Bir noktada tıkanıyorsunuz. Öyle anlarda oğlumuz bize yeni konular, temalar, karakterler vererek uyku öncesini canlı tutmasını başarıyordu. Büyük Firar’ın başkahramanları da böyle akşamlardan birinde doğdu. Aramızdaki konuşmayı tam olarak hatırlayamıyorum ama ona aklıma anlatacak bir şey gelmediğini söylediğimi hatırlıyorum. Oğlum da “Sirkte geçsin, içinde bir ejderha olsun, bir de palyaço olsun” diye gereken malzemeyi vermişti. Ben palyaçonun yanına bir de akrobat eklemiştim. “İsimleri ne olsun?” diye sorunca da Hümpes ve Lekstrong yanıtını almıştım. Kaçış fikri aslında bir annenin çaresizliğinden doğdu.

Sirkin ışıltılı, eğlenceli yüzünün ardında, karakterlerin taşıdığı yükleri ve sıkışmışlıklarını görüyoruz. Dışarıdan neşeli görünen dünyalarla içeride yaşananlar arasındaki bu mesafe sizin için ne ifade ediyor?

Oğlumla o oyunu oynamamış olsaydık, aklıma bir sirk öyküsü yazmak gelir miydi, bilmiyorum. Açıkçası sirklerden pek hoşlanmam. Fakat çocukken böyle hissetmiyordum. Hiç sirke gitmemiştim. O yüzden televizyonda gördüğüm sirk gösterileri beni heyecanlandırırdı. Işıltılı ve eğlenceliydi sirkler. Çok severek okuduğum Afacan Beşler ve Gizli Yediler serilerinin bir iki bölümünün konusu da sirkte geçiyordu. Anlatılan o ortam, rengârenk sirk yaşantısı çok büyülü geliyordu. Büyüdükçe ve sirklerin arka planında yaşanan, hayvanlara yapılan kötü muameleleri duydukça kafamdaki sirk imajı bambaşka bir şeye dönüştü. Günümüzde sirklerde artık esaret altında hayvanlar yok sanırım ama bu, benim sirklere yeniden sempati duymamı sağlamıyor. Dışarıdan görünenin ardında hâlâ hoş olmayan şeyler varmış gibi hissediyorum. Büyük Firar’da işin bu yanını yansıtmaya çalıştım.

Hümpes, Lekstrong ve Parlak Ejder’in kaçma girişimleri ilk başta başarısız olsa da, özgürlükleri ve mutlulukları için mücadele etmeye devam ettiklerini ve sonunda başarıya ulaştıklarını görüyoruz. Bu ısrar hâli hikâyenizde nasıl bir yer tutuyor; çocuk okurla böyle bir deneyimi paylaşmak sizin için ne anlam taşıyor?

İstediğimi gerçekleştirmek için elimden geleni yapmayı severim. Yapamayacağım işler için risk almam ama söz konusu olan yapabileceğimi düşündüğüm bir şeyse denemekten çekinmem. Kafayı taktığım konu her ne ise elime yüzüme bulaştırsam bile tekrar tekrar denerim, pes etmem. Bazen öyle bir an geliyor ki insan vazgeçmek istiyor. İşte o zaman yaşadığım aydınlanma anını çok seviyorum. Beynimde bir anda bir düğüm çözülüyor ve ben neyi neden yapamadığımı kavrayıveriyorum. Büyük Firar’da da öykünün kahramanları amaçlarına ulaşmak için ellerindeki olanakları sonuna kadar kullanıyor. Odaklanmış haldeler, algıları açık, son derece yaratıcılar ve en önemlisi en kötü koşulda bile pes etmiyorlar. Bu özellikleriyle okura ilham verebilirlerse ne mutlu.

Kaçış sürecinde karakterlerin birbirine omuz vermesi, küçük ama belirleyici anlar yaratıyor. Günümüzde dayanışmanın zayıfladığı düşünülürse, çocuk edebiyatında bu duyguyu diri tutmak sizce nasıl bir karşılık buluyor?

Hümpes ve Lekstrong bebekliklerinden beri, kardeş gibi büyümüş iki arkadaş. Doğdukları andan itibaren Parlak Ejder Sirki’nde yaşamış ve çalışmışlar. Ortak geçmişi paylaşmanın yanı sıra ortak hayalleri de paylaşıyorlar. Onların bu sağlam dostluğunu seviyorum. Günümüzde bildiğimiz anlamda dayanışma zayıflamış olabilir ama kaybolmadı. Farklı biçimlerde, yeni yöntemlerle yepyeni dayanışma örnekleriyle de karşılaşıyoruz. Bireyselleşiyoruz ama eksik bir şeyler olduğunu da hissediyoruz. Başka insanlarla ortaklaşa bir şeyler yapmaya ve dayanışmaya ihtiyaç duydukça, kaybolduğunu sandığımız değerlerin hâlâ orada olduğunu göreceğiz. Bu kitapta sirkte geçen bir dayanışma örneği verdim. Başka birileri başka şeyler yazıp, başka örnekler verecek. Böyle böyle gerektiğinde kullanabileceğimiz közü canlı tutacağız diye umuyorum.

Hikâyede yalnızca kaçanların değil, geride kalanların da dönüşüm geçirdiğini görüyoruz. Özgürleşmenin başkalarının hayatına değen, onları da dönüştüren bir tarafı olduğunu düşünür müsünüz?

Kesinlikle. Her hareketimiz, her davranışımız suya atılan taşların etkisi gibi dalga dalga yayılıyor. İyi şeyler yapabiliriz, kötü şeyler yapabiliriz; isteyerek, hiç istemeden veya farkında bile olmadan bir şeyler yapabiliriz. Tüm eylemlerimizin birine, bir şeye mutlaka bir etkisi var. Büyük Firar’da da Palyaço Hümpes ve Akrobat Lekstrong’un esaretten kaçıp kurtulma isteği bu dalga etkisini başlatıyor. Onların hayallerini gerçekleştirmek için bu kadar ısrarcı olmasının ne kadar değerli olduğunu geride kalanların da anlamasını istedim.

Bu üçlünün hikâyesi bir “kurtuluş”la kapanıyor gibi görünse de, okurda devam hissi de bırakıyor. Zihninizde onların yolu burada tamamlandı mı, yoksa yeni hikâyelere açık bir kapı hâlâ aralık mı?

Yazıp bitirdiğimde öykü benim için tamamlanmıştı. Yayımlanmadan önceki metnin üzerinde tekrar çalıştığımızda ve baskıya gönderildiğinde de öyle… Ne zaman ki kitabın basılı hali elime ulaştı, işte o zaman kafamda bir kıvılcım çaktı. Daha doğrusu Ezgi Keleş’in kitabın son sayfaları için çizdiği fotoğraf sahnelerini görünce… O zaman Hümpes ve Lekstrong’un gittikleri yerlerde başlarına neler gelmiş olabileceğini merak ettim. Aklımda özel bir şey yok ama oturup düşünmeye kalkarsam çeşit çeşit macera türetilebilir. Kapının aralık kalmasında bir sakınca yok.

BÜYÜK FİRAR

M. Banu Aksoy

Resimleyen: Ezgi Keleş

Can Çocuk Yayınları, 2026 

Kaynak: BirGün

Latest articles

FIFA Dünya Kupası’na 1.500 Araç Tahsis Ediyor

Hyundai, 27 yıllık FIFA ortaklığına dayanarak 994 binek araç ve 506 otobüsten oluşan, turnuva tarihindeki en büyük filosunu FIFA Dünya Kupası 2026™'na gönderdi.

TRABZON LEZZET NOKTASI REKORU KIRDI

Karadeniz mutfağının en özgün temsilcilerinden biri olan Trabzon, Türkiye Kültür Yolu Festivali Lezzet Noktası seçkisine dahil edilen 51 restoranıyla festivalin bu zamana kadarki rekorunu kırdı. Festivalde şimdiye kadarki en yüksek sayılı Lezzet Noktası’nı ziyaretçilerine sunan Trabzon, kentin zengin gastronomi yelpazesini ortaya koydu.

Meksika'da Dünya Kupası nedeniyle okullar tatil edildi

Meksika, Dünya Kupası açılış maçı öncesi yoğunluğu azaltmak için geniş kapsamlı tedbirler aldı. Başkent Meksiko City başta olmak üzere ülkede tüm kademelerdeki okullarda yarın derslere ara verilecek. Karar, üniversiteler dahil tüm eğitim kurumlarını kapsıyor.

Halil Ayve Daltonlar Detayı! İddianamede 'İntikam' Vurgusu

İstanbul Üsküdar'da Fenerbahçe tribün lideri İbrahim Gümüştekin geçtiğimiz yıl 30 Aralık gecesi silahlı saldırıya uğradı. Kan donduran pusuyla ilgili iddianame hazırlandı. Saldırda yer alan isimler tek tek tespit edilirken Halil Ay ve Daltonlar Suç Örgütü detayı ortaya çıktı. İşte haberin ayrıntıları…

More like this

FIFA Dünya Kupası’na 1.500 Araç Tahsis Ediyor

Hyundai, 27 yıllık FIFA ortaklığına dayanarak 994 binek araç ve 506 otobüsten oluşan, turnuva tarihindeki en büyük filosunu FIFA Dünya Kupası 2026™'na gönderdi.

TRABZON LEZZET NOKTASI REKORU KIRDI

Karadeniz mutfağının en özgün temsilcilerinden biri olan Trabzon, Türkiye Kültür Yolu Festivali Lezzet Noktası seçkisine dahil edilen 51 restoranıyla festivalin bu zamana kadarki rekorunu kırdı. Festivalde şimdiye kadarki en yüksek sayılı Lezzet Noktası’nı ziyaretçilerine sunan Trabzon, kentin zengin gastronomi yelpazesini ortaya koydu.

Meksika'da Dünya Kupası nedeniyle okullar tatil edildi

Meksika, Dünya Kupası açılış maçı öncesi yoğunluğu azaltmak için geniş kapsamlı tedbirler aldı. Başkent Meksiko City başta olmak üzere ülkede tüm kademelerdeki okullarda yarın derslere ara verilecek. Karar, üniversiteler dahil tüm eğitim kurumlarını kapsıyor.