Seçilmiş CHP yönetimi tarafından Kırklareli’nde Lüleburgaz Halk Buluşması düzenlenDİ.
Seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel, buluşma öncesi geldiği İstanbul Havalimanı çıkışında gençler tarafından karşılandı. Özel, gençlerle birlikte “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganı attı.
Özel ardından Kasım 2025’te Gürcistan’da düşen askeri uçakta hayatını kaybeden Hava Uçak Bakım Astsubay Üstçavuş Berkay Karaca’nın Kırklareli Lüleburgaz’da yaşayan ailesini ziyaret etti. Özel’e Kırklareli İl Başkanı Bora Terzi ile CHP Kırklareli Milletvekili Fahri Özkan eşlik etti.
Ziyaretin ardından Özel, buluşma alanına geçti. Buluşma öncesi alandaki kalabalık dikkat çekti.
Saat 17.20 sıralarında konuşmaya başlayan Özel’in açıklamalarda öne çıkanlar şunlar:
“Milletin partisine, CHP’ye çökmeye çalışanlar bilsin. Siz çökmeye kalkarsınız ama bu millete diz çöktüremezsiniz. Elinizdeki tüm güçler ile saldırsanız da ne kadar kötü ne kadar acımasız olsanız da siz bizi yenemezsiniz.
Bugün burada akrabalarımızla birlikteyiz. Ama bir akrabamız şu an bizden ayrı. Silivri’nin seçilmiş Belediye Başkanı Bora Balcıoğu iftiralarla, haksızca, partisine ve ülkesine sahip çıktığı için, dik durduğu için şu an gözaltında.
Bugün madenciler yer altında açlık grevcine başladı. Vicdansız patron telefonları, haberleşmeyi kesti. Elektriği kesti. Buradan ilgili bakanları uyarıyorum. Bir tek madencinin burnu kanarsa bunun hesabını size soracağım. Sonuna kadar arkanızdayız, emekle beraberiz, emekçiyle beraberiz.
Milletin değiştirmesine saldırıyorlar. Sömürülenlerin sömürüye boyun eğmesini istiyorlar.”
Bir diğer yandan tabii Kırklareli olunca, Trakya olunca, mevsim buğday mevsimi olunca ve maalesef buğdayın fiyatı 16,5 lira olunca aslında bizim ana gündemimizin, esas gündemimizin ne olduğunu hatırlamak; aynı madencinin emeğini savunduğumuz gibi alnının terini toprağa damlatan, o topraktan bereket fışkırtan, o bereketle çoluğunun çocuğunun geçimini sağlamaya çalışan çiftçilerin durumunu görmek lazım, onlara sahip çıkmak lazım!
“BU DÜZENİ YIKACAĞIZ”
Bugün ben, bir bahçıvan torunu olarak 12 yaşından beri traktör üzerinde çalışan bir kardeşiniz, bir evladınız olarak; bugün buğdaya %22 zam vermişler. Mazot %50 artmış. Gübre %115 artmış. Kırklareli’nde ekmek 17,5 lira, 1 kilo buğday 16 lira.
Alnının terini toprağa damlatanlara sesleniyorum: Bu haksızlığa son vereceğiz. 21 lira maliyeti olan buğdaya 16,5 lira ödeyen bu kara düzenin karşısında hep birlikte duracağız. Biz çiftçiye, AK Parti’nin kanundaki desteklemenin 5’te 1’ini verdiğini, yani %1 vereceğine binde 2 verdiğini biliyoruz. Biz zirai kredilerde yapılan büyük haksızlıkları biliyoruz. Biz Türkiye’de Trakya kadar bir alanın, çiftçilerin mallarının bankalarda ipotekli olduğunu, bankaların eline geçtiğini biliyoruz
Ve buradan açıkça söylüyoruz: Bu düzen değişecek! Bir devir kapanıp yeni bir devir başlayacak. O dönemin ilk başında çiftçilerin bütün kredilerinin faizleri bir seferlik silinecek! Ana para 3 ila 5 yıla bölünecek. Bundan sonraki süreçte yeni bir sayfa açılacak ve zenginlere geçiş garantisi, uçuş garantisi, gelir garantisi verilmesi bir tarafta artık onlar duracak ama çiftçiye geçim garantisi, üretim garantisi, alım garantisi verilecek!
Şunu söyleyelim: En büyük değişimi siz hissedeceksiniz. Sonuncusu gibi çiftçiye ‘Ananı da al git’ diyen bir Cumhurbaşkanı gidecek, birincisi gibi çiftçiyi ‘Milletin efendisi’ gören bir Cumhurbaşkanı gelecek! Bu AK Parti’nin bu kara düzenini bitirmeye var mısınız?
İşte AK Parti’nin kara düzeni bitecek, bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak!
Hiç şüphe yok, hiç şüphe yok bu kara düzenin tek mağduru sadece çiftçiler değil… Tam da dedikleri gibi, Lüleburgaz’da farklı bir kalabalık, değişik bir kalabalık, muhteşem bir kalabalık ve enteresan bir heyecan var bugün!
“ARKAMIZDA DURUŞUNUZ BİZE KAZANDIRACAK”
Bugün Lüleburgaz’da bu enerjiniz, öfkenizi enerjiye dönüştürdüğünüz bu azminiz, bu kararlılığınız, bu sahip çıkışınız, bu yola koyuluşunuz, arkamızda duruşunuz bize kazandıracak, size kazandıracak, Türkiye’ye kazandıracak! Asla korkmayacağız, asla durmayacağız, asla teslim olmayacağız!
Bu kara düzenin mağduru sadece çiftçiler değil; her zaman meydanları dolduran, 20.000 lira maaşa mahkum edilen emekliler; 28.000 lirayla geçinmek zorunda bırakılan asgari ücretliler; sayısı 10 milyonu aşan işsizler; siftah yapamayan esnaflar hep birlikteler. Gelecekten ümidi kesmiş gençler ve aileleri yeni bir umut için, yeni bir başlangıç için, yarına umutla bakabilmek için buradalar.
Bizim başlangıcımız, bizim başlangıcımız, bizim yürüyüşümüz bir kişisel ihtiras, bir parti ya da bir partinin kendi içindeki mücadelesi değil; bizim yürüyüşümüz varsa yoksa 103. yılında yeniden halkın iktidar olması, yeniden Gazi’nin evlatlarının iktidar olması mücadelesidir!
Tam da mesele burada. Herkes bu kara düzenin bize saldırdığını sanıyor. Hayır, aslında topyekün millete saldırıyorlar.
Milletin değiştirme umuduna, değiştirme ihtimaline saldırıyorlar. Esas saldırdıkları Cumhuriyetin en büyük kazanımı sandık, seçme ve seçilme hakkı. Ekrem İmamoğlu’na saldırırken seçme hakkınıza, partimize saldırırken demokratik rejime, siyasi partiler sistemine saldırıyorlar. Eğer bizi sustururlarsa, bizi sindirirlerse kim yürüyecek bu madencilerle beraber? Bizi sustururlarsa, bizi sindirirlerse emeklinin halini biz konuşmazsak kim konuşacak? Emekçinin koluna girip iktidara biz yürümezsek kim yürüyecek? Sömürülen çiftçiyi, perişan olmuş hayvancılıkla uğraşanları, arıcıları, balıkçıları biz, halkın partisi savunmazsa kim savunacak?
“BUGÜN BİZİ ADAYSIZ LİDERSİZ BIRAKMAK İSTİYORLAR”
O yüzden bugün bizi adaysız bırakmak, kurumsuz bırakmak, lidersiz bırakmak çabalarının hepsi milleti umutsuz bırakmak ve artık ezilenlerin ezilmeyi kabul etmesini, sömürülenlerin sömürüye
mücadeleyi bırakmasını, sinmesini, geri adım atmasını sağlamak için yapıyorlar. İşte tarihin kırılma anındayız tarihin. Bunu yaptılar. Atatürk’ün partisini darbecilerin kapattığı gibi seçilmişten alıp atanmışa vermeye kalktılar.”
Kitlenin “Hain Kemal” sloganları atması üzerine Özel, şöyle devam etti:
“Elbette öfkelisiniz, elbette kırgın ve kızgınızsınız. Ama mesele Özgür Özel’in meselesi ya da CHP’nin meselesi değildir. Bizim iç meselemiz değildir. ‘Bir kavga var, CHP’de kavga var’ diye haber yapmak isteyenlere buradan söylüyoruz: Mesele CHP’nin, Özgür Özel’in, ekibinin, yol arkadaşlarının kaybetmeye itirazı, değiştirmeye olan inancı ve bu milletin emeklisinin, emekçisinin, işçisinin, çiftçisinin iktidarı değiştirme kararlılığıdır. Mesele Erdoğan’la millet arasındadır. Onun için bugün Cumhuriyet Halk Partisi… Cumhuriyet Halk Partisi… Arkadaşlar, itirazım var. Slogan atıyor, diyor ki: ‘Kayyumlar gidecek biz kalacağız’. Bir kere zaten, zaten biz buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz, Cumhuriyet Halk Partisi burada! Gelin, gelin bakalım, gelin bakalım.
“KARA DÜZENE TESLİM OLANLARA NEFES TÜKETMEYECEĞİM”
Bu ülkede bir kavga varsa milletle AK Parti’nin kara düzeni arasındadır. O yüzden bu kara düzenle uzlaşanlara, bu kara düzene teslim olanlara, bu kara düzene aparat olanlara nefes tüketmeyecegim, tüm nefesimi milleti iktidar yapmak için büyük yürüyüşte tüketeceğim. Biz partide ya da devlette hakimiyet alanları arayanlar değiliz, biz meydanlardan meşruiyet alanlarız, meydanlardan güç alan, meydanlara umut verenleriz.
Çünkü kara düzende hesap karşısındaki rakibi kendi belirlemektir. Kara düzende gerçek bir sandık, gerçek bir rakip, gerçek bir seçim ve değiştirme ihtimali yoktur. Kara düzen, AK Parti’nin kara düzeni Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet düzenini hedef almaktadır. AK Parti’nin kara düzeni Trump’ın hesaplarıyla vicdanlı monarşiler, tek adam rejimleri deyip Türkiye’ye aynı Ortadoğu’daki gibi ülkenin başında kimin olduğuna Amerika’nın karar verdiği bir düzen dayatmaktadır.
“EVLATLAR NEREDE İSE BABA EVİ ORASIDIR”
İşte, işte biz seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi, biz sizin evlatlarınız, Özgür Özel, emekli öğretmen çocuğu Özgür Özel, Amerikan emperyalizmine itiraz ettiği için hedeftedir. Korkuyor muyum? Korkmuyorum. Neden korkmuyorum? Bu meydanı görüyorum, cesaret doluyorum, cesaret alıyorum. Biz partimize kayyum atanıp polis gelip bizi söke söke o partiden atmaya çalıştığı gün bir binayı gerimizde bırakıp arkamızda eski nesil bir anlayışı geride bırakıp eskimiş, köhneleşmiş, yozlaşmış bir kara düzeni arkamızda bırakıp yağmurun ve dolunun altında çıktığımız yolda hedefimizin, parolamızın yürüyüş, pusulamızın millet, hedefimizin iktidar olduğu bir yürüyüşü başlattık. Bunun için çok sevdiğimiz babaevimizden ayrıyız fiziken.
Ancak babaevi Atatürk’ün evidir ve evlatları neredeyse ev orasıdır. Babaevi Lüleburgaz meydanıdır! Erdoğan bir paniğin içinde ve Erdoğan bu değişimi, bu heyecanı, bu tepkiyi ve milletin sahip çıkışını görüyor. Erdoğan sokaktaki heyecanı ve milletin idrakini görüyor. Bu yüzden büyük bir telaş içinde ‘Biz bu işin içinde değiliz, hiçbir yerinde yokuz, bu iş CHP’liler arasındadır’ demektedir.
Ben Erdoğan’a buradan sesleniyorum: Diyorsun ya ‘Ben bu işin neresindeyim?’ sen bu işin tam göbeğindesin, tam göbeğindesin. Ama ona da şu müjdeyi vereyim, siz de ona bu müjdeyi bugün veriyorsunuz: Erdoğan ve onun gibi düşünenler, onlar yolun sonunda, biz daha yolun başındayız. Attıkları çamurlar hiçbirisi Allah’a bin şükür bize bulaşmaz, yapışmaz, yapışamaz.
ERDOĞAN VE KILIÇDAROĞLU’NA SERT TEPKİ
Bize, bu partinin evlatlarına hırsız dediler, yolsuz dediler, terörist dediler, casus dediler, FETÖ’cü dediler. Bunların hiçbirisi bize yapışmaz. Ellerindeki kiri bize bulaştırmaya çalışıyorlar, o kir bu bedene tutmaz. Hadi oradan! Kendi kirinizle, kendi pisliğinizle kalın. Hadi oradan!”
Özel, Kılıçdaroğlu ve Erdoğan’ın ayrıca vurguladığı “ayaklanma” söylemine çok sert tepki göstererek şöyle devam etti:
“Şimdi bu söyledikleri tutmayınca hep bir ağızdan çıkmışlar, efendim ‘CHP sokakları karıştırmak istiyor, CHP halk ayaklanması çıkarmak istiyor’ diye farklı farklı mecralardan farklı farklı kişiler aynı sözleri söylüyor. Bu nedir biliyor musunuz? Bu korkaklıktır, bu büyük bir alçaklıktır.
63 tane miting yaptık biz bugün. 263’üncüsü burada ben Genel Başkan olduğumdan beri. Özelliği nedir biliyor musunuz bu mitinglerin? Bir kişinin güneşten bayılanı olur, soğuktan titreyeni olur ama bir kişinin bir kişiye kem gözle baktığı yoktur. Bir kişinin burnu kanamamıştır, bir kişinin cüzdanı çalınmamıştır, bir kişi yanındakini rahatsız etmemiştir. Türkiye’nin umudu bu meydanlardaki güzel insanların güzel iradesidir. O yüzden kimsenin kırıp dökmediği, kimsenin kimsenin gönlünü kırmadığı, yanındakine kötü bakmadığı, kimsenin ayrılırken mutsuz ayrılmadığı bu meydanlar Türkiye’nin yarınlarının umutlarının temelinin atıldığı meydanlardır.
Bu meydanlarda, yeni bir kurucu irade vardır. AK Parti’nin tahrip ettiğine ne varsa ya da bizi hayal kırıklığına uğratanların kaybettirdiğine ne varsa bu meydanlar onu aramakta, onu bulmakta, onu kurmaktadır. Yeniden, yeniden güçlü bir Cumhuriyet’i; yeniden güçlü bir sosyal devleti; yeniden demokrasiyi; yeniden yasaksız Türkiye’yi ve nihayet vizesiz dolaşacak Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu kazandıracak bu meydanın iradesidir. Siz eskiyi terk eden, yeniyi kuran, kuruluşa yüreğini, bedenini koyan ve bu Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kez daha ayağa kaldırmaya and içmiş on milyonlarsınız. Hepinizle gurur duyuyorum, hepinizle!
“KURTULUŞ SAVAŞI” VURGUSU
Size şunu söyleyeyim. Sahaya gidip gelen, memleketine gidip gelen, ilçeye, köye gidip gelen her milletvekili, her siyaset arkadaşım ve konuştuğum her biriniz diyorsunuz ki ‘Bu yaşananlar sadece CHP’lileri değil, tüm siyasi görüşlerden insanları, AK Partili, MHP’li insanları da bir araya getirdi. Herkes bu yapılanlara karşı bizim arkamızda, senin arkanda’ diyorlar. Doğru mu? İşte bu kapsayıcılık, bu milletin feraseti, haksızlığa karşı doğru yerde durması bu ülkenin en büyük ikinci umududur. Birinci umut; meydanlara beden koyan, irade koyan, emek koyan sizlerin varlığı. İkinci umut; bu milletin sessiz çoğunluğunun feraseti ve sandık sabrıdır. Kimi buna ‘dip dalga’ diyor, kimi sosyolojik okumalar yapıyor. Ama bildiğim bir şey var ki bu aziz millet sandığı bekliyor. Sandığı bekliyor, sandığı bekliyor, sandığı bekliyor. Bu aziz millet bizi bekliyor, kendisinin iktidarını bekliyor. Kendi sözünü söylemeyi, kendi sesini duyurmayı bekliyor. Doğru mu? O zaman artık kurucular yeni iktidarın kurucuları, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin ikinci yüzyıldaki iktidarının kurucuları, aynı Kurtuluş Savaşı gibi herkesle kol kola girmeye, kimseyi ayırmamaya, herkesi cepheye çağırmaya, herkesi ikna etmeye, bir büyük mücadeleye, bir büyük kurtuluşa, yepyeni bir başlangıca var mısınız?
“MEYDANA KİM HAKİMSE ENİNDE SONUNDA O KAZANIR”
İşte benim güvendiğim tek şey sizlersiniz. Onların ellerinde devletleri, TOMA’ları, gazları, copları, savcıları, hakimleri vardır. Ama hiç unutmasınlar ki meydana kim hakimse eninde sonunda o kazanacaktır. Biz bu ülkenin bir avuç yargı çetesine, AK Toroslar çetesine, AKP yargı kollarına indirmiyoruz koskoca Türkiye yargısını, Türk yargısını. Şunu biliyoruz ki yüzde 98’lik bir çoğunluk yapılanlardan utanarak, tasvip etmeyerek ve bu yapılanların felaket ürettiğini bilerek ibretle, korkarak ve sabırla takip ediyor. Ben buradan açıkça söylüyorum. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir avuç zümrenin zapt edebileceği bir devlet değildir. Bu ülkenin kurucu partisinin seçilmiş Genel Başkanı olarak söylüyorum; millet bizimledir, devlet bizim devletimizdir. Siz sonuçta ne askersiniz, ne kul bana, ne tebaa, ne üye. Siz benim bu vakitten sonra Lüleburgaz’da tüm Türkiye’ye söylüyorum, bu sahip çıkışta bulunan herkes, siz benim ailemsiniz. Aile her şeydir. Ne zaman başımız sıkışsa ona sığınırız. Yüzümüzü ona döneriz. Aile merkezdir. Şunu söyleyeyim ki bu vakitten sonra hem şikayeti olan, hem de yapılanı doğru bulmayan Türkiye’nin tüm demokratları da bizim ailemizdir. Tüm demokratları kucaklıyorum. Aslan sosyal demokratların içindeyim, oradan çıktık yürüyoruz. Muhafazakar demokratların, milliyetçi demokratların, Kürt demokratların, liberal demokratların, sosyalist demokratların… Ama yeter ki bu iktidarı hep beraber değiştirip, halkın iktidarını kuralım. Tüm demokratları ailemiz görüyoruz. Ailemizi biliyoruz.
“BU YÜRÜYÜŞÜ DE YARIM BIRAKMAYACAĞIZ”
Binalardan çıktık, milletle yürüyoruz. İnsan dostunu en iyi yolda tanır. Yolculukta tanır. Millet de bu yolda bizi de, sizi de çok daha yakından tanıyacak. Tanış olacağız, dost olacağız, kardeş olacağız. Bu hikaye ne Özgür Özel‘in, ne sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin. Bu hikaye birbirini çok seven Türkiye Cumhuriyeti’ndeki herkesin hikayesidir. Milletin hikayesidir. Bana inanın ki hiçbir işi yarım bırakmadık. Bu yürüyüşü yarım bırakmayacağız. Bu partiyi eninde sonunda iktidara taşıyacağız.
Değerli Lüleburgazlılar, 263’ncü kez otobüsteyiz. Ama o kötü karardan sonra millete sığınıp, millete yaslanıp hep birlikte sarılıp bu meydanda ilk buluşmamız. Bugünü gün geldiğinde ben de unutmayacağım. Tarih de unutmayacak. Bugün buraya her biriniz ayrı ayrı hoş geldiniz. Sefa getirdiniz. Ayağınıza, emeğinize, yüreğinize sağlık. İyi ki varsınız. Parolamız yürüyüş, pusulamız millet, rotamız iktidardır. Birlikte bir yola çıktık iktidara varacağız. Hazır mısınız? Benimle yürümeye hazır mısınız? Ekrem Başkan’la yürümeye hazır mısınız? Mansur Başkan’la yürümeye hazır mısınız? İktidara yürümeye hazır mısınız? Haydi o zaman yürüyelim arkadaşlar.”
Kaynak: BirGün
