Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Özgür Özel’den Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde yaşananlara ilişkin açıklama

Gündem

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nu ziyaret eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde yaşananlara ilişkin konuştu.

Özel, “Siz milletin sandıkta vermediği Bursa’yı hâkim tokmağıyla alın bakalım. O tokmak Bursalıların eline geçtiğinde kimin ensesine vuracaklar, kime demokrasi dersi verecekler, görün bakalım diyoruz. Aynı son İstanbul seçimlerinde olduğu gibi” dedi.

Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Değerli arkadaşlar, çok teşekkür ederiz gösterdiğiniz ilgiye. Sayın Müsavat Dervişoğlu ve çok kıymetli heyeti bizi karşıladılar. Ayrıca birlikte siyaset yaptığımız çok değerli dostlarımız, büyüklerimiz bizi genel merkezde karşıladılar. Hepsine çok teşekkür ediyorum.

İYİ Parti ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin arasındaki ilişki; iyi insanların, birbirini seven insanların, ülkesini, vatanını, bayrağını seven insanların birlikte yürüdükleri demokrasi yolculuğunda biriktirdikleri iyi anılarla, dayanışmalarla birlikte doğru tarafta siyasi tarihimize geçti. Bundan sonra da bu şekilde sürdürmeye kararlıyız.

Biliyorsunuz, çok uzatmadan kısa kısa ifade etmem gerekirse; birincisi, savaşın kazananı olmaz. Kaybedeni çocuklar, kadınlar ve kırılgan gruplardır. İran’da savaşa doğrudan taraf değiliz ama öyle bir savaş ki petrol fiyatlarını etkilediği için başta akaryakıt, tüm enerji giderlerini etkiliyor. Türkiye bu konuda böylesi bir krize o kadar hazırlıksız ki petrol fiyatlarında yaşanan her yükseliş pazarda sivri biberin, domatesin veya sofraya koyacağımız ekmeğin fiyatını etkiliyor; iğneden ipliğe her şeyin fiyatını etkiliyor.

Bu kriz çıktığında ekonomi eşgüdüm konseyimiz, MYK’mızda ve Cumhurbaşkanı adayı ofisimizde görevli 11 ekonomistin oluşturduğu ekonomi eşgüdüm konseyimiz bir çalışma yapmıştı. Biraz önce Sayın Genel Başkanımıza bu 12 sayfalık raporu da arz ettik. Raporun acil önlemler paketine zaten kamuoyu sizler sayesinde hâkim. İlk, birinci önerimiz olan eşel mobil sistemi ile hiç olmazsa belli bir süre ÖTV’nin karşılayacağı kadar kısmın pompa fiyatlarına yansımaması uygulaması dörtte üç oranında uygulanarak hükümet tarafından kabul edilmişti.

Onun dışında bir dizi önerimiz var. Bu konuda atıldıklarında dünyada da çok ciddi örnekler var. Dünyada ekonomisi doğru yönetilen güçlü ülkeler İran savaşına baktılar, hızlı bir çözümleme yaptılar ve iki önemli adım atıyorlar: Birincisi, yoksulları bu savaştan kurtarmak, korumak; ikincisi, üretimlerini ayakta tutmak için enerji maliyetleri konusunda destek sağlamak. Bizim raporumuzun da en temel acil önlemlerindeki taşıyıcı iki kolonu zaten bu. Ayrıca devamında da yeni ticaret yolları, lojistik hub’lar, petrolün taşınması noktasında Türkiye’nin önünde olabilecek fırsatlar duruyor. Bunların hepsi raporumuzda var.

Bu konuyu Sayın Genel Başkan’a ve kıymetli heyetine hem raporumuzu hem düşüncelerimizi paylaştık. Buradan şunu söylemek gerekiyor: Bugün hükümetin yapması gereken iş; Trump’la arayı tutmak, Trump’tan meşruiyet almak ya da iç siyasette Filistin’e yeteri kadar sahip çıkmadığının, Gazze’deki katliama karşı ses yükseltmediğinin görünür olmaması için gündeme sis bombaları atmak değildir. Samimi bir şekilde bu ülkede vatandaşın ekmeğini korumak, emekliyi korumak, emekçiyi korumaktır. Ancak bu konularda büyük bir zafiyet içinde olduğunu görüyoruz.

Biz ana muhalefet partisi olarak ve muhalefet partileri olarak ortak kaygımız; vatandaşın bu kriz karşısında daha da fazla ezilmemesidir. Bir kez daha, emekli maaşlarına ve asgari ücrete bir ara zam yapılmasını son derece önemli bulduğumuzu ifade etmek isterim.

Bir diğer husus, siyasi etik yasası. Tüm partilerde dile getiriyoruz. İYİ Parti de geçmiş yıllarda Meclis pratiğiyle bu konuda hem kendi düşüncelerini ifade ederken özgüveni yüksek bir siyasi partiden beklenen tutum içinde her zaman olmuştur. Bugün de Sayın Genel Başkanımızla; siyasetçilerin, genel başkanların, Cumhurbaşkanı’nın, başbakanların ve yerel yönetim yöneticilerinin içinde olduğu şekilde hem kendilerinin mal varlığı ile ilgili hem siyasetin finansmanı ile ilgili olarak şeffaflığa dayalı, direkt o kriterleri kapsayan ve aşan şekilde düzenlemelerin yapılması gerektiği konusunda hemfikiriz.

Biz bugüne kadar “çiğ yemedik, karnımız ağrımadı.” 8 senedir bunu söylüyoruz. 8 sene önce, 5 sene önce, 4 sene önce gündeme gelmesini istediğimizde olsaydı şimdi ne bu mal varlığı tartışmaları ne de Akın Gürlek’in kendi üzerinde olduğu 18 tane tapu ID numaralarını söylemesi gibi durumlar yaşanırdı. Her gün çağrıda bulunuyorum: Sistem Murat Kurum’un elinin altında; bakıp da “Özgür Özel’in ilan ettiği ID numaralarındaki gayrimenkuller hiçbir zaman bakanımızda olmamıştır” dese tartışma bitecek. 3 haftadır tartışma sürüyor. Değmez. Çünkü Ağrı Dağı kadar gerçek olduğunu herkes biliyor. Ama bu tartışmaların hiçbirisi olmayabilirdi, siyasi etik yasası, siyasi ahlak yasası çıkmış olsaydı.

Bu konuda biz işin hep öneren, hep destekleyen, hep şeffaflığı savunan tarafında olduk. Bugün Sayın Ahmet Davutoğlu’nu ziyaret edeceğiz. Sayın Ahmet Davutoğlu, “siyasi etik yasasını çıkaralım” dediğinde o zaman vizesiz Avrupa mümkün olacaktı. Gençler belki hatırlamazlar; vizesiz Avrupa için son 4 şart kalmıştı: biri kişisel verilerin korunması, biri terör tanımı, biri siyasi etik yasasıydı, biri de Interpol ile ilgiliydi. Çok kolay, en sona bırakılan, hallolabilecek bir yasaydı.

Erdoğan dedi ki: “Türkiye’de siyasi etik yasası çıkarsa AK Parti’de il başkanı bulamayız, ilçe başkanı bulamayız; siyasetin finansmanı meselesi ortaya çıkacak olursa bu işleri sürdüremeyiz.” dedi ve Ahmet Davutoğlu’nun bu yasayı çıkarma talebini reddetti. Sayın Davutoğlu ile Erdoğan arasındaki temel ayrılık alanlarından biri de bu olmuştur.

Şimdi gençler vize sorunlarından dolayı yanarken sorunun esas sebebinin Erdoğan’ın o günkü tutumu olduğunu, siyasilerin mal varlıklarının şeffaf olması, siyasi partilerin nereden kaynak bulduğunun açıklanması meselesine cesaret edemediğini; hatta “bizim olayımız bu kardeşim, ne karıştırıyorsun” diyerek karşı çıktığını hatırlatmak isterim.

Diğer taraftan, son husus olarak da ifade edeyim: Partimiz çoklu saldırılar altındadır, bugün dahi birçok saldırıyı yaşıyor durumdayız. Buna karşılık Cumhuriyet Halk Partisi olarak Erdoğan’a şunu söylüyoruz: Siz bir anayasa getirdiniz ve biz o gün bu anayasa değişikliğine karşı çıktık. Siz diyordunuz ki “ileri demokrasi olacak”, biz diyorduk ki Meclis’in kolu kanadı kırılacak, demokrasi geriye gidecek.

Biz dedik ki sistem şudur: Sen bir kişiyi seç, kenara geç; 5 yıl boyunca karışma. Her şeye bir kişi karar verecek. Siz “güçlü Meclis, yasama tekeli” diyordunuz. Gün geldi, şimdi o bir kişi seçiliyor, o bir kişinin atadığı bakanlar at koşturuyor; otellerde 78 kişi yanıyor, hesap soramıyorsun; yeni doğan bebekler ölüyor, hesap soramıyorsun; bakan 18 tapu alıyor satıyor, hesap soramıyorsun.

Bir de üstüne üstlük milletin %50 artmış oylarla seçtiği belediye başkanlarını da yalancı şahitlerle, gizli tanıklarla, iftiralarla içeri atıyorsun. O yüzden biz dedik ki gelin bir an önce erken seçime gidelim. Erken seçim istiyoruz. “Geçim yoksa seçim var” dedik. Kararı millet versin dedik. İki buçuk yılda erken seçim doğrudur; 5 yıl daha yetki alabiliyorsan al, yoksa millet ne diyorsa o olsun dedik. Bundan kaçıyorlar.

Biz bu erken seçim talebini dillendirmeye devam ediyoruz. Bunun yanında yerelde saldırdığı alanların her birinde “hodri meydan” dedik. Aydın’da koyalım sandığı, Aydın karar versin dedik. Adana’da, Antalya’da, İstanbul’da ya da İstanbul’da elimizden aldıkları; örneğin Bayrampaşa’da, Gaziosmanpaşa’da soralım millete, bakalım ne diyor millet dedik.

Son örneği de Bursa’dadır. Bugün Bursa’da belediye meclis çoğunluklarına güvenerek 7,5-8 yıl öncesine dair, 12 yıllık bir vakıf işlemiyle ilgili gözaltı yaptılar, tutukladılar. Belediye meclis çoğunluğuyla onu almaya çalışıyorlar. Biz bugün aday dahi çıkarmıyoruz arkadaşlar. Onları bu rezillikleriyle, bu haramilikleriyle baş başa bırakıyoruz.

Alın, bu millet bize vermiş; siz milletin sandıkta vermediği Bursa’yı hâkim tokmağıyla alın bakalım. O tokmak Bursalıların eline geçtiğinde kimin ensesine vuracaklar, kime demokrasi dersi verecekler, görün bakalım diyoruz. Aynı son İstanbul seçimlerinde olduğu gibi.

Ve bu kapsamda bizim bir sandığa ihtiyacımız var. Türkiye’nin, milletin sözünü duymazdan gelene milletin sesini duyurmaya ihtiyaç var. Bunun adı benim üstüme düşüyorsa, bütün belediye meclis üyelerini birlikte istifa ettirelim; yerelde AK Parti ile bir kez daha milletin karşısına çıkalım diyorlarsa, erken genel seçime zaten dünden razıyız.

Erken yerel seçimle genel seçimi birlikte yapmaya da razıyız, hodri meydan. Yok, argümanlardan bir tanesi de ara seçimdir. Ara seçim meselesini 31 Mart günü Bursa darbesi yapıldığında söylemiştim. Bu milletin önüne bir sandık gelmesi lazım, öyle veya böyle.

Ara seçimden bahsettim. Arkadaşlar sordu; dedim ki parlamentoda Numan Bey’e sorumluluklar düşüyor. Önce o sorumluluk yerine gelsin, sonra bizim de yapacaklarımız olabilir.

İktidar medyası her akşam aynı programlarda ara seçim maddesini tartışıyor. Anayasa diyor ki ilk 30 ay boyunca ara seçim yapılamaz; ancak parlamentonun %5’i, yani 30 milletvekili boşalırsa bu mümkün olur. 30 ay geçti arkadaşlar.

Anayasa 78. madde açık: 30 ay geçtikten sonra boş olan milletvekilleri için ara seçim yapılır. “Yapılabilir” demiyor. Biz bu açıklamayı yaptıktan sonra Türkiye’nin bütün anayasacıları, Meclisimizin önceki genel sekreterleri de bunun bir zorunluluk olduğunu söylüyor.

Şimdi geldiğimiz noktada Erdoğan diyor ki: “Gündemimde ara seçim yok.” Ama 2002 yılında ara seçim olmasaydı Erdoğan milletvekili olamıyordu. Mevcudiyetini bir ara seçime borçlu olan Erdoğan bugün ara seçimi reddediyor.

Elimdeki belgeyi ilk kez paylaşıyorum: 21 Haziran’da AK Parti Kocaeli milletvekili Resul Gönül, seçimden 30 ay geçtiğini, 11 bölgede milletvekilliği boşaldığını ve ara seçimin zorunlu olduğunu söylüyor. Aynı gerekçelerle bugün biz de söylüyoruz.

O yüzden ara seçim yapmak, erken seçim talebini ortadan kaldırmaz. Ama bir iktidar erken seçimden kaçıyorken, anayasaya göre yapılması zorunlu olan ara seçim bir turnusol kâğıdıdır.

Türkiye’de iki zaruret vardır arkadaşlar: Biri emekliye ve ücretlilere ara zam; diğeri demokrasi için ara seçimdir. Bu iki meşru talebimizi milletimize emanet ediyorum.

Sayın Genel Başkanım, kıymetli ev sahipliğiniz için, her zamanki kardeşlik hukuku içindeki sıcak karşılamanız için teşekkür ediyorum.

Kaynak: Haber Merkezi

Kaynak: Elips Haber

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement