Okul saldırıları toplumsal çöküşün yansıması
Haber Merkezi
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta peş peşe yaşanan okul saldırıları kamuoyunda büyük yankı uyandırırken Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü’de yaşananları değerlendirdi. Güllü, olayların yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle ele alınamayacağını belirterek, şiddetin toplumsal bir iklimin ürünü olduğuna işaret etti.
Güllü’ye göre okullara yönelik saldırılar, bireysel öfke patlamalarının ötesinde; cezasızlık, adaletsizlik, eşitsizlik ve şiddetin normalleşmesiyle şekillenen yapısal bir krizin sonucu. “Bir kişinin eline silah alıp bir okulu basma cesaretini nereden bulduğunu sormadan çözüm üretilemez” diyen Güllü, şiddetin giderek bir “iletişim dili” haline geldiğini ifade etti.
ERKEKLİK ŞİDDET ÜZERİNDEN TANIMLANIYOR
Açıklamada, televizyon dizileri ve dijital platformlarda yeniden üretilen mafya ve güç ilişkilerinin, özellikle gençler üzerinde etkili olduğu vurgulandı. Erkekliğin şiddet üzerinden tanımlandığı anlatıların, zorbalığı ve silah kullanımını meşrulaştırdığına dikkat çekildi. Bu içeriklerin yalnızca kurgu olmadığı, toplumsal bilinçaltını şekillendirdiği belirtildi.
Cezasızlık politikalarının da şiddeti beslediğini kaydeden Güllü, kadın cinayetleri, çocuk istismarı ve ev içi şiddet gibi suçlarda faillerin yeterli yaptırımlarla karşılaşmamasının “bedel ödenmez” algısını güçlendirdiğini ifade etti. Bu durumun yalnızca suçluları değil, suç işlemeyi düşünenleri de cesaretlendirdiği vurgulandı.
GENÇLER ARASINDA UMUTSUZLUK ARTIYOR
Ekonomik eşitsizlikler ve derinleşen yoksulluğun da şiddet ortamını beslediğine dikkat çekilen açıklamada, özellikle gençler arasında artan umutsuzluk ve dışlanmışlık hissinin öfkeyi büyüttüğü belirtildi. Eğitim sisteminin bu noktada yalnızca akademik bilgi veren bir yapı olmaktan çıkarılması gerektiği, duygusal dayanıklılık ve şiddetsiz iletişim becerilerinin güçlendirilmesinin önemine işaret edildi.
Güllü, kadın cinayetleri ile okul baskınları arasında doğrudan bir bağ kurulması gerektiğini belirterek, her iki olgunun da aynı ataerkil şiddet kültürünün ürünü olduğunu ifade etti. “Kadına yönelik şiddeti önleyemeyen bir sistem, çocukları ve gençleri de koruyamaz” değerlendirmesinde bulundu.
CEZASIZLIK SONA ERMELİ
Çözüm için çok boyutlu bir yaklaşım gerektiğini vurgulayan Güllü, güvenlik önlemlerinin artırılmasının yanı sıra medya içeriklerinin denetlenmesi, cezasızlık kültürünün sona erdirilmesi ve hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesi çağrısı yaptı. Eğitim müfredatının toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları temelinde yeniden düzenlenmesi gerektiği belirtildi.
Açıklamasının sonunda Güllü, “Şiddet bir sonuçtur. Onu ortadan kaldırmak istiyorsak, onu üreten nedenlerle yüzleşmek zorundayız” diyerek, güvenliğin yalnızca fiziki önlemlerle değil, toplumsal vicdanın güçlendirilmesiyle sağlanabileceğini ifade etti.
To read the full story from the source: BirGün






