Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

NATO Deklarasyonu’nun düşündürdükleri…

Gündem

7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da yoksul “Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda” yani güncel adıyla Külliye’de düzenlenen, 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’nde çekilen o meşhur NATO aile fotoğrafı, sadece bir diplomatik rutin değil, küresel güç mimarisinin fay hatlarındaki kırılmanın da resmiydi…  

Ankara Zirvesi geride kaldı ancak, yankıları dünyayı sallamaya devam ediyor…  

Çünkü “Güç Dengeleri Yeniden Yazılırken” masadaki Büyük Kumarı da yakından izleme fırsatını bulduk… 

Yapay zekanın askeri doktrinlere ilk kez “Savaş Bulutu” (Warfighting Cloud) konseptiyle resmen işlendiği, savunma sanayiine 50 milyar dolarlık devasa bütçelerin ayrıldığı bu zirve, “Avrupa kendi göbeğini kendi kessin” diyen, yeni dünya düzeninin de ilanı oldu… 

***

Her ne kadar Ankara, 96 bin polisin işgalinde, sıkıyönetim yasalarının baskısında, adeta sokağa çıkarmayan faşist Kenan Evren uygulamalarıyla, yüzlerce genç, yaşlı, gezgin ve doğa aktivisti demeden özgürlükleri yok edilse de şimdilik iktidar istediğini aldı gibi görünüyor…  

Toplantı içeriğine uymasa da gösteriş için Yeniçeri Bölüğü, Mehter Takımı ve verilen tabanca hediyeleriyle ve de sarayın mutfağından çıkan Anadolu lezzetleriyle, geleceğe dair ülkemizden bahsedilecek çok konu oluşturdu…  

Olumlu bakarsak; “Yıllardır müttefiklerinin örtülü ve açık ambargolarıyla boğuşan ülkemiz, sonuç bildirisine “savunma sanayiindeki kısıtlamaların kaldırılması” maddesini ekleterek, masadan diplomatik ve stratejik bir başarıyla kalktı…”  

***

Şimdi gelelim büyük itirafa!  

ABD Başkanı Trump’ın Zirveye damga vuran; “Ben olmasam Türkiye, İran tarafında savaşa girerdi, Erdoğan’ı ben vazgeçirdim” sözleriydi…  

Bu iddiayı düz mantıkla “Türkiye, İran’ın mollalarını çok sevdiği için cepheye koşacaktı” diye okumak tam anlamıyla bir cehalettir!  

Olayın perde arkası çok daha derindir: 

İşin aslıyla ilgili iddialar o ki; “CIA ve MOSSAD’ın, İran rejimini çökertmek için PKK/YPG dahil bölgedeki Kürt gruplarını sahaya sürme planına karşı Türkiye, Trump yönetimini en sert tonda uyardı!” 

Ankara, “Eğer sınırımızda böyle bir terör koridoru üzerinden bölgesel bir savaşı tetiklerseniz, biz de kendi bekamız için sahaya ineriz” restini çekti… 

Trump, kendine has o narsist ve abartılı üslubuyla, Türkiye’nin bu haklı güvenlik duruşu ve oyun kuruculuğunu, “Erdoğan’ı savaştan döndüren benim” şeklinde pazarlayarak hem iç piyasaya şov yaptı hem de Türkiye’nin bölgedeki caydırıcı gücünü itiraf etmek zorunda kaldı… 

***

Ankara Bildirisi ile Ukrayna’ya 70 milyar avroluk taahhütte bulunan Avrupa Birliği ve kıta liderleri, artık Washington’ın gölgesinden çıkmak zorunda olduklarının farkındalar…  

Trump’ın ABD’si, Avrupa’yı kendi finansal yüküyle baş başa bırakırken; AB, savunma harcamalarını rekor düzeyde artırarak panik halinde bir “Avrupa Ordusu ve Güvenlik Altyapısı” kurma telaşına girmiş durumda… 

Peki bu durumda Türkiye ne yapmalı?  

Türkiye, bu denklemde ne tam anlamıyla Batı’nın emir eri, ne de Doğu’nun uydusu olmamalıdır…  

Hürmüz Boğazı ve İran başlıklarında NATO metnine imza atarak ittifak kararlılığını gösteren Ankara, aynı zamanda bölgedeki pragmatik ve dengeli gücünü korumalıdır…  

***

Ankara Zirvesi’nin hemen sonrası Trump’ın, İran’la yaptığı anlaşmaya uymayarak savaşı yeniden başlatması, NATO’nun caydırıcılık gücünü kaybetmiş, aksine Trump’ın NATO’yu istediği gibi kullanabileceği gerçeğini bir kez daha ortaya çıkmıştır… 

***

Türkiye; “küresel emperyal hevesleri koruyan ve bunu da her dönemde farklı konseptlerle, yarattığı yapay düşmanları gerekçe göstererek saldırganlığına meşruiyet kazandırmaya çalışan NATO’dan, farklı düşündüğünü ve ona ihtiyacı olmadığını açıkça deklare etmelidir…” 

NATO, ABD’nin çıkarı için yayılmacılığı isteyen bir anlayışla yönetilen, sömürgecilik hedefini öne çıkaran, yarattığı yapay konseptlerle üyelerini koruyan değil, saldıran bir konuma bürünmüştür… 

Bu durum, sadece dünyanın sömürüye açık mazlum ülkeleri için tehlike değil, kendi üyeleri için de tehlikedir! 

Kısaca; NATO ülkelerini NATO’dan korumak için yeni bir yol yaratılmalıdır… 

To read the full story from the source: BirGün

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement