Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Nafakada ezber bozan ayrıntılar: Sosyal medya delil sayılabilir!

Nafakada ezber bozan ayrıntılar: Sosyal medya delil sayılabilir!

Boşanma davalarının en fazla tartışılan konularından biri olan nafaka, evlilik süresi, tarafların gelir durumu, çalışma koşulları ve çocukların bakımı gibi birçok unsur dikkate alınarak karara bağlanıyor. Avukat Hazal Arıbaş, gerçekleştirdiğimiz özel röportajda nafaka uygulamasına ve boşanma sonrasında edinilmiş malların paylaşımına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Arıbaş, aile mahkemelerinde her dosyanın kendine özgü koşullarla değerlendirildiğini belirterek benzer görünen davalarda dahi farklı kararlar çıkabileceğini ifade etti. Kesin ve değişmez bir sonuçtan söz edilemeyeceğini vurgulayan Arıbaş, hâkimlerin kanunlar ve sunulan deliller doğrultusunda karar verdiğini söyledi.

EVLİLİK SÜRESİNCE EDİNİLEN MALLAR NASIL PAYLAŞILIYOR?

Uzun yıllar evli kalan ancak bu süre içerisinde ücretli bir işte çalışmayan eşin de evlilik döneminde edinilen mallar üzerinde hak sahibi olabileceğini belirten Arıbaş, 2002 yılında yürürlüğe giren düzenlemelerle eşler arasındaki mal rejiminin değiştiğini hatırlattı.

Bu hakkın evin, arabanın veya arsanın doğrudan yarısının eşe devredilmesi anlamına gelmediğini ifade eden Arıbaş, taşınır ve taşınmaz malların parasal değerlerinin hesaplandığını söyledi. Malların edinilme tarihi ve kişisel mal niteliğinde olup olmadığı da hesaplamada dikkate alınıyor.

“DÜZENLEME HER İKİ TARAFI DA KORUYOR”

Mal paylaşımına ilişkin hükümlerin yalnızca kadınların korunmasına yönelik olmadığını dile getiren Arıbaş, evlilik içerisinde edinilen malların kadın veya erkek adına kayıtlı olabileceğine dikkat çekti. Taraflardan birinin çalışmaması, evlilik birliğine katkı sağlamadığı anlamına gelmiyor.

Arıbaş, ev işleriyle ilgilenmenin ve çocukların bakımını üstlenmenin de evlilik içerisindeki ortak emeğin bir parçası olduğunu belirtti. Mevcut sistemin kadın ve erkek arasında ayrım yapmadığını kaydeden Arıbaş, düzenlemenin her iki eşin de haklarını koruduğunu savundu.

NAFAKADA EVLİLİK SÜRESİ TARTIŞILIYOR

Nafakanın ne kadar süre ödenmesi gerektiğine ilişkin tartışmaları değerlendiren Arıbaş, belirsiz süreli ödemelerin taraflar üzerinde ekonomik ve psikolojik baskı oluşturabildiğini söyledi. Nafaka süresinin evlilik süresiyle orantılı hâle getirilmesine yönelik çalışmaların daha öngörülebilir bir uygulama sağlayabileceğini ifade etti.

Arıbaş, “Kaç yıl evli kalındıysa o kadar yıl nafaka ödenmesi” yönündeki yaklaşımın kamuoyunda tartışıldığını belirtti. Mevcut uygulamada ise nafaka süresi ve miktarı, tarafların ekonomik durumları ile boşanma sonrasında yoksulluğa düşüp düşmeyecekleri dikkate alınarak mahkemeler tarafından belirleniyor.

BİR YILLIK EVLİLİĞİN ARDINDAN 15 YILI AŞAN NAFAKA

Takip ettiği bir davadan örnek veren Arıbaş, yaklaşık bir yıl evli kalan ve müşterek çocukları bulunmayan taraflardan birinin 15 yılı aşkın süre nafaka ödediğini anlattı. Nafaka ödeyen kişinin daha sonra yeniden evlendiğini ve iki çocuğunun olduğunu belirten Arıbaş, ödemenin kaldırılması talebiyle mahkemeye başvurduklarını söyledi.

İlk derece mahkemesinin taleplerini reddettiğini aktaran Arıbaş, dosyayı istinaf mahkemesine taşıdıklarını ve üst mahkemenin nafakanın kaldırılmasına karar verdiğini ifade etti. Arıbaş, bu kararın bütün benzer davalarda aynı sonucun çıkacağı anlamına gelmediğini vurguladı.

ERKEKLER DE NAFAKA TALEP EDEBİLİR

Nafakanın yalnızca erkekler tarafından kadınlara ödendiği yönündeki algının hukuken doğru olmadığını belirten Arıbaş, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafın kadın veya erkek fark etmeksizin nafaka talebinde bulunabileceğini söyledi.

Evlilik nedeniyle işinden ayrılan, daha düşük ücretli bir işe geçen veya çocukların bakımını üstlenen bir erkeğin de eski eşinden nafaka isteyebileceğini kaydeden Arıbaş, uygulamada kadınların nafaka talep ettiği davaların daha fazla görüldüğünü ifade etti.

“KADINLARIN VE ERKEKLERİN MAĞDURİYETİ OLABİLİR”

Nafaka tartışmalarında hem kadınların hem de erkeklerin dile getirdiği mağduriyetlerin gerçek olabileceğini belirten Arıbaş, her evliliğin kendi şartları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Uzun süre çalışmayan kişilerin boşanmanın ardından iş bulmakta zorlanabileceğine dikkat çekti.

Kadınların çalışma hayatından uzak kalmaları ve çocukların bakımını daha fazla üstlenmeleri nedeniyle ekonomik sorun yaşayabildiğini ifade eden Arıbaş, bazı durumlarda nafakanın eski eşe karşı bir baskı aracı olarak da kullanılabildiğini savundu. Arıbaş, genellemeler yerine somut olayların incelenmesi gerektiğini belirtti.

SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI DELİL SAYILABİLİR

Nafaka alan eski eşin lüks restoranlarda veya tatil bölgelerinde yaptığı paylaşımların davalarda kullanılabileceğini söyleyen Arıbaş, sosyal medya içeriklerinin diğer dijital yazışmalar gibi mahkemeye delil olarak sunulabildiğini ifade etti.

Arıbaş, bu paylaşımların tek başına nafakanın otomatik olarak kesilmesi sonucunu doğurmayacağını vurguladı. Mahkemenin paylaşımları tarafların gelirleri, çalışma durumları ve yaşam koşullarıyla birlikte değerlendireceğini belirten Arıbaş, nihai kararın hâkimin kanaati doğrultusunda verileceğini söyledi.

Muhabir: Almila Kerküklü

To read the full story from the source: TürkInform

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement