Kuzey Kore diplomasi sahasında: Trump’ın Kim’le görüşme arayışı, KDHC’nin açılımının son yansıması
Dış Haberler
ABD Başkanı Donald Trump, Kim Jong-un'la “çok iyi ilişkileri” olduğunu söyleyerek Güney Kore'yle ortak askeri tatbikatların kapsamının önemli ölçüde azaltılması talimatını verdi. Trump'ın çıkışı, son birkaç yılda Rusya'yla askeri ve ekonomik ortaklığını derinleştiren, Çin'le ilişkilerini yeniden canlandıran Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin diplomasi alanındaki açılımının bir yansıması.
ABD Başkanı Donald Trump, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) lideri Kim Jong-un'la ilişkilerini gerekçe göstererek ABD ile Güney Kore'nin yıllık ortak askeri tatbikatlarının küçültülmesi talimatını verdi.Trump, Kim'le “çok iyi ilişkileri” olduğunu belirterek ABD'nin Güney Kore'yle gerçekleştirdiği askeri tatbikatlardan memnun olmadığını söyledi. Tatbikatları hem maliyetli hem de KDHC'ye yönelik “gereksiz ve düşmanca bir mesaj” olarak nitelendiren Trump, iptal edilmeleri için artık çok geç olduğunu, bu nedenle Savaş Bakanı Pete Hegseth'e kapsamlarının “önemli ölçüde azaltılması” talimatını verdiğini açıkladı.Trump ayrıca Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung'a, İran'ın nükleer silahlardan arındırılması konusunda ABD'ye katılmak isteyip istemediğini sorduğunu ve “Hayır, teşekkürler” yanıtını aldığını söyledi.Karar, 17-27 Ağustos arasında düzenlenen Ulchi Özgürlük Kalkanı tatbikatlarının başlamasıyla aynı döneme denk geldi. Yaklaşık 18 bin Güney Kore askerinin katılması planlanan tatbikatlar, simülasyonların yanı sıra İHA, siber savaş ve GPS sistemlerinin bozulması gibi son yıllardaki savaşlarda öne çıkan tehditlere karşı hazırlığı da kapsıyor.Trump daha önce de ilk başkanlık döneminde benzer bir adım atmıştı. 2018'de Singapur'da Kim Jong-un'la yaptığı zirvenin ardından ABD-Güney Kore tatbikatlarından bazılarını askıya almış, tatbikatları “çok pahalı” ve “provokatif” olarak nitelendirmişti. 2019 Hanoi zirvesinin sonuçsuz kalmasının ardından Washington-Pyongyang görüşmeleri kesilmiş, askeri faaliyetlerse zamanla yeniden başlamıştı.Trump yeniden Kim'le masaya mı oturacak?Trump'ın son açıklaması, Washington-Pyongyang hattında yeni bir görüşme arayışının işareti olarak değerlendiriliyor.Güney Kore yönetimi de Trump'ın kararının ardından ABD ile KDHC arasında yeniden görüşmeler başlamasını umduğunu açıkladı. Ancak koşullar 2018'dekinden önemli ölçüde farklı. Pyongyang geçen yedi yılda nükleer ve füze kapasitesini geliştirdi; buna paralel olarak Moskova'yla yakınlaşarak hem ekonomik hem de askeri açıdan Washington karşısındaki hareket alanını genişletti.2026'daki diplomatik hareketlilik de, 2018'den farklı. Kim Jong-un bugün Rusya ve Çin'in desteğinin yanı sıra ülkesinin nükleer kapasitesi sayesinde önceki Trump-Kim görüşmeleri döneminden daha güçlü bir konumda bulunuyor. 2018'de arabulucu rolü ağırlıklı olarak Seul'deyken, bugün Çin; Washington, Moskova, Seul ve Pyongyang arasında çok daha merkezi bir konum kazandı.Rusya'yla ilişkiler askeri ittifaka dönüştüKDHC'nin son yıllardaki diplomatik açılımının en belirgin ayağını Rusya oluşturuyor.Kim Jong-un, Eylül 2023'te Rusya'nın Uzak Doğu bölgesine giderek Vladimir Putin'le görüşmüştü. Putin'in Haziran 2024'te Pyongyang'a yaptığı ziyaret sırasında iki ülke “Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması” imzaladı. Anlaşma taraflardan birinin silahlı saldırıya uğraması durumunda karşılıklı yardım öngören hükümler içeriyor ve Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana Moskova-Pyongyang ilişkilerindeki en önemli dönüşümlerden biri sayılıyor.İlişki Ukrayna savaşıyla askeri bir boyut da kazandı. KDHC, Rusya'ya mühimmat ve silah sağladı; daha sonra binlerce KDHC askeri Rus güçlerinin yanında savaşmak üzere gönderildi. Yalnızca Rusya'nın Kursk bölgesindeki çatışmalar kapsamında gönderilen KDHC askerlerinin sayısı 14 bine ulaştı.Bunun karşılığında Pyongyang'ın Moskova'dan ekonomik destek, enerji ve çeşitli askeri teknolojiler elde ettiği değerlendiriliyor.İlişkiler yalnızca savaş alanıyla da sınırlı değil. Rus ve KDHC'li bakanlar, parlamenterler ve parti heyetleri arasındaki karşılıklı ziyaretler son iki yılda yoğunlaştı. KDHC Dışişleri Bakanı Choe Son Hui ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov temmuz ayında Moskova'da üçüncü stratejik diyalog toplantısını gerçekleştirirken Choe, Putin tarafından da kabul edildi.Putin, yalnızca birkaç gün önce Kim'e gönderdiği mesajda Rusya ile KDHC'nin “tüm alanlarda” işbirliğini genişlettiğini ve bölgesel güvenlik konusunda koordinasyon içinde hareket ettiğini bildirdi. Kim de Kore'nin Japon sömürgeciliğinden kurtuluş yıldönümünde Moskova-Pyongyang ilişkilerinin daha da derinleştirileceğini vurguladı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 19 Haziran 2024'te Pyongyang'da Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti lideri Kim Jong-un ile bir araya gelmişti.
Çin'le ilişkiler yeniden ısınıyorPyongyang'ın Rusya'yla olağanüstü hızlı yakınlaşması bir dönem Çin-KDHC ilişkilerinin ikinci plana düştüğü yorumlarına yol açmıştı. Ancak 2025'in sonlarından itibaren Pekin-Pyongyang hattında da belirgin bir canlanma yaşanıyor.Çin Devlet Başkanı Şi Cinping haziran ayında yedi yıl aradan sonra ilk kez KDHC'yi ziyaret etti. Şi ile Kim arasındaki görüşmelerde siyaset, ekonomi, ticaret, kültür, tarım, teknoloji ve inşaat alanlarında işbirliğinin artırılması konusunda mutabakata varıldı. Çin yönetimi ziyaretin iki ülke ilişkilerinde “yeni bir tarihsel aşama” açtığını açıkladı.İki ülke arasında pandemi döneminde büyük ölçüde duran yolcu trenleri ve doğrudan uçuşlar da yeniden başladı. Temmuz ayında KDHC Başbakanı Pak Thae Song'un Pekin ziyareti sırasında Şi, iki ülkeye uluslararası ortam karşısında “stratejik kararlılıklarını” koruma çağrısı yaptı.Ekonomik ilişkiler de aynı doğrultuda büyüyor. Güney Kore Merkez Bankası'nın tahminlerine göre KDHC ekonomisi 2025'te yüzde 3,5 büyürken artan Çin ve Rusya ticareti büyümenin temel unsurlarından biri oldu.Ancak Pyongyang'ın Moskova'yla geliştirdiği ilişkiler, Çin'e geçmiş dönemlere kıyasla daha az bağımlı hareket edebilmesini de sağlıyor. Bu nedenle son diplomatik hareketlilik yalnızca KDHC'nin yeniden Çin'in “yörüngesine girmesi” şeklinde değerlendirilmiyor. Tersine Pyongyang'ın Moskova ve Pekin arasındaki ilişkilerinden yararlanarak her iki başkent karşısında da müzakere kapasitesini artırdığı yorumları yapılıyor.Pekin'de Putin ve Şi'yle aynı kareBu dönüşümün sembolik anlarından biri Eylül 2025'te yaşandı. Kim Jong-un, Pekin'deki İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinin 80. yıldönümü törenlerine katıldı.Kim'in ziyareti 2019'dan bu yana Çin'e yaptığı ilk seyahat olmasının yanı sıra KDHC liderinin çok taraflı nitelikteki büyük bir uluslararası etkinliğe katılması bakımından da dikkat çekiciydi. Törenlerde Kim, Şi Cinping ve Vladimir Putin'le birlikte görüntülendi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve KDHC lideri Kim Jong-un, diğer ülke liderleriyle birlikte 3 Eylül 2025'te Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinin 80. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen askeri geçit töreninde.
Pyongyang'a Belarus açılımıKDHC'nin diplomatik temasları Çin ve Rusya'yla da sınırlı kalmadı.Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko mart ayında Pyongyang'a resmi ziyaret gerçekleştirdi. Kim Jong-un ile Lukaşenko'nun görüşmesinin ardından iki ülke arasında dostluk ve işbirliği anlaşması imzalandı; eğitim, sağlık ve tarım gibi alanlarda da işbirliği mutabakatları yapıldı.Lukaşenko'nun ziyareti, Pyongyang'ın son dönemde kendisini yalnızca Kore Yarımadası'ndaki askeri gerilim üzerinden tanımlamak yerine “çok kutuplu dünya” söylemi etrafında farklı ülkelerle ilişkilerini artırma arayışının örneklerinden biri olarak değerlendirildi.Gerçekten 'dışa kapalı' bir ülke miydi?Son yıllardaki bu yoğun diplomasi, KDHC için sıklıkla kullanılan “dünyanın en izole ülkesi”, “münzevi krallık” ya da “kapalı kutu” gibi tanımlamaların tarihsel olarak ne kadar açıklayıcı olduğu sorusunu da yeniden gündeme getiriyor.KDHC'nin dış ilişkileri Soğuk Savaş boyunca bugünkü popüler imajından oldukça farklıydı.1970'lerde Pyongyang özellikle Bağlantısızlar Hareketi ve yeni bağımsızlığını kazanan Asya ve Afrika ülkeleriyle kapsamlı bir diplomatik ağ kurmaya yöneldi. KDHC daha 1976'ya gelindiğinde 90'ın üzerinde ülke tarafından tanınıyordu; 1975'te Bağlantısızlar Hareketi'ne de katıldı. 1980'lerde yeni diplomatik ilişki kurulma hızı azalsa da ağ varlığını sürdürdü.Pyongyang'ın Üçüncü Dünya ülkeleriyle ilişkileri yalnızca büyükelçilik açmaktan ibaret değildi. KDHC Afrika'da askeri eğitim, teknik yardım, tarımsal projeler ve altyapı desteği sağladı; ülkenin Mansudae sanat ve inşaat kuruluşları kıtada çok sayıda anıt ve kamu yapısının inşasında görev aldı. Mansudae'nin farklı dönemlerde 18 Afrika ülkesinde heykel, anıt ve mimari projelerde yer aldığı biliniyor.Değişen yalnızca Pyongyang değilTrump'ın son hamlesini dikkat çekici kılan da bu değişen güç dengesi.2018'de ABD-KDHC görüşmeleri büyük ölçüde Washington'ın “nükleer silahlardan arındırma karşılığında yaptırım hafifletme” formülü üzerinden ilerliyordu. 2026'da ise Kim Jong-un masaya çok farklı koşullarda oturma olanağına sahip.Rusya'yla karşılıklı savunmayı da kapsayan bir stratejik ortaklık kurulmuş durumda; Çin, Pyongyang'la ekonomik ve siyasi ilişkilerini yeniden büyütüyor; KDHC'nin nükleer ve füze kapasitesi gelişmiş durumda. Washington ise müttefiki Güney Kore'yle gerçekleştirdiği askeri tatbikatı Kim'le ilişkileri gerekçesiyle küçültüyor.Bir başka ifadeyle Kim, bugün Çin, Rusya, ABD ve Güney Kore'den aynı anda taviz koparabilecek nadir bir diplomatik konjonktürle karşı karşıya.Trump'ın yeni bir Kim Jong-un zirvesi için bu konjonktürü kullanıp kullanmayacağı henüz belirsiz. Ancak Ulchi Özgülük Kalkanı tatbikatının küçültülmesi, birkaç yıl öncesine kadar Batı kamuoyunda esas olarak “izole edilmesi gereken ülke” olarak sunulan KDHC'nin artık Kuzeydoğu Asya'daki diplomatik hesapların dışında tutulamadığını bir kez daha gösteriyor.Senegal'deki dev Afrika Rönesans Anıtı gibi yapılar, bu ilişkinin bugün hâlâ görünür olan örnekleri arasında.Pyongyang aynı zamanda 1960'lardan itibaren sömürgecilik karşıtı ve bağlantısız hareketlerin önde gelen isimlerinin uğrak noktalarından biriydi. Che Guevara Aralık 1960'ta Küba heyetinin başında KDHC'yi ziyaret ederek Kim İl Sung'la görüştü. Küba-KDHC ilişkileri sonraki yıllarda siyasi, ekonomik ve kültürel işbirliğiyle devam etti.Afrika ve Asya'daki bağımsızlık hareketleri ve yeni devletlerle kurulan bu ilişkiler, Pyongyang'ın Washington ve müttefikleriyle ilişkilerinin bulunmamasının ülkenin dünya siyasetinin tamamından kopuk olduğu anlamına gelmediğini gösteriyordu.“Kapalı kutu” görüntüsünün önemli bir bölümü daha sonraki bir dönemde oluştu. Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku'nun dağılması Pyongyang'ın hem ekonomik hem diplomatik ilişkilerinde ağır bir gerilemeye yol açtı. Çin ve Sovyetler Birliği'nin sırasıyla 1992 ve 1990'da Güney Kore'yle diplomatik ilişki kurması da KDHC açısından önemli kayıplardı. Ekonomik krizin ağırlaştığı 1990'larda ülke bütçe sorunları nedeniyle çok sayıda büyükelçiliğini kapattı.Dolayısıyla bugünkü hareketlilik sıfırdan başlayan bir “dış dünyaya açılma”dan çok, Pyongyang'ın tarihsel diplomasi geleneğinin farklı uluslararası koşullarda yeniden genişlemesi olarak da okunabilir.soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
To read the full story from the source: soL Haber






