‘Korkum gençlerin umutsuzluğu düşmesi’
NATO Zirvesi öncesinde yürütülen operasyonlar kapsamında “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla gözaltına alınıp tutuklanan Doç. Dr. Emel Memiş, yaklaşık bir ayın ardından özgürlüğüne kavuştu. Ancak zirve öncesi tutuklanan çok sayıda kişi hala cezaevinde bulunuyor.
Feminist iktisat alanındaki çalışmalarıyla tanınan, yaşlı kadın yoksulluğu, toplumsal cinsiyet eşitliği, cinsiyete dayalı ücret farkı ve kadın istihdamı üzerine araştırmalar yürüten Memiş, 29 günlük tutukluluğun ardından tahliye edildi. Aynı zamanda Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD) Yönetim Kurulu üyesi olan Memiş, serbest bırakılmasının ardından akademik hayatını, gözaltı ve tutukluluk sürecinde yaşadıklarını anlattı.
Kendini ‘bilim insanı, eğitimci, sivil toplumcu, feminist aktivist’ olarak tanımlayan Memiş, 2008 yılından bu yana Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapıyor.
Memiş, 23 Haziran sabahı evine yapılan baskınla gözaltına alındı süreç boyunca kendisine yöneltilen suçlamaların hiçbir aşamada somut delillerle desteklenmediğini belirtti. İfade işlemlerinin ardından 24 saat daha nezarethanede tutulduğunu aktaran Memiş, savcılığın yeniden ifadesini almadan tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hâkimliği’ne sevk ettiğini, hâkimin de yalnızca beyanını aldıktan sonra tutuklama kararı verdiğini belirtti:
“Tutuklamaya giden tüm bu süreç boyunca ne jandarma sorgusunda ne savcılık sevk yazısında ne de tutuklama kararı veren mahkemenin karar yazısında hakkımda isnat edilen suçla ilgili, somut delil, bilgi, belge, beyan sunulmadı. 3 Temmuz tarihinde verdiğimiz tutukluluğa itiraz dilekçemiz, 16 Temmuz tarihinde reddedildi. Ret kararının gerekçesinde de tutuklanmama sebebime dair bir somut delil yer almadı.”
EŞİTLİK VE BARIŞ İÇİN ÇALIŞTIM
Doç. Dr. Memiş, yaşamı boyunca toplumsal adalet ve barış için çalıştığını vurgulayarak “Meslek hayatım boyunca daima eşit bir yaşam ve daha yaşanabilir dünya hayali ile toplumsal adalet ve barış için çalıştım. Hayatımın hiçbir döneminde şiddet yanlısı, şiddet üreten ve şiddeti bir yöntem olarak kullanan bir organizasyonun parçası olmadım. Aksine, tüm akademik çalışmalarım şiddetin önemli bir sebebi olan toplumsal adaletsizliklerin giderilmesine adanmıştır” dedi.
Akademik bilgisini kamu kurumları ve sivil toplum örgütleriyle paylaştığını belirten Memiş, Cumhurbaşkanlığı, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde yürütülen çeşitli çalışmalarda görev aldığını da hatırlattı.
Hakikatin ortaya çıkacağına olan inancını dile getiren Memiş, hakkında yürütülen soruşturmada hangi somut delillerin esas alındığını bilmek istediğini söyledi. Memiş, şu değerlendirmede bulundu:
“Hukukun üstünlüğüne inanan ve adaletin toplumsal barışın garantisi olduğunu bilen bir yurttaş olarak, bu kısıtlamanın gerekçesinin hala tarafıma somut bir gerekçeyle sunulmamış olmasına anlam veremiyorum. Hukukun özünün hakikat arayışı olduğunu, hakikatin er ya da geç ortaya çıkacağını ve adaletin tecelli edeceğini biliyorum. Bir bilim insanı ve yurttaş olarak daima toplum yararı gözeten hakikatin ve toplumsal barışın arayışı içinde oldum. Hukukun olmadığı yerde hakikat arayışının ve toplumsal barışın olamayacağı bilincindeyim. Savcılık ve mahkemelerce özgürlüğümden mahrum edilmeme gerekçe olarak gösterilen silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasına dair gerekli somut delil, bilgi ve belgeler nelerdir bilmek, hakikatin bir an evvel ortaya çıkmasını istiyorum. En büyük kaygım bu göz altıların, operasyonlarla devam eden bu süreçlerin normalleştirilmesi. Ve gençlerin bu durumu daha yaygın yaşaması, onların umutsuzluğa düşmesi en büyük korkum. Herkesin bu tür uygulamalara maruz kalabileceği bir ortamın olağanlaşmasından kaygı duyuyorum.”
To read the full story from the source: BirGün






