Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Kocaeli’de okurken çalışan gazetecilik öğrencisi: Depoda çalışacağıma…

Gündem

Haber merkezlerinde zaten düşük ücret alan iş arkadaşları ile aynı işi yapmasına rağmen, maaşı onlardan daha düşük olan ve hatta sigortasız çalışan gazetecilik öğrencileri… 

100’den fazla basın kuruluşunun olduğu Kocaeli’deki haber merkezlerinden birinde çalışan gazetecilik öğrencisi, “Depolarda, kafelerde çalışacağıma burada biraz para kazanmak daha iyidir diyerek kendimi avutuyorum” diyor. 

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin verilerine göre Kocaeli, 13 yerel gazete, 85 haber sitesi, iki televizyon kanalı ve 10 farklı ulusal basın kurumunun temsilciliği ile yerel basının hâlâ önemini koruduğu kentlerden biri.

Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) Nisan ayında 97 yerel gazeteci ile yaptığı anketin sonuçlarına göre; kentteki gazetecilerin yüzde 26’sı asgari ücret veya bunun da altında bir gelirle çalışıyor. Büyük bir bölümü ise 28-35 bin TL aralığında ücret alıyor. Gazetecilerin yüzde 80’i maaşlarının temel ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz olduğunu ifade ederken yüzde 65’i ise haftalık 48 saatlik yasal sınırın üzerinde çalıştığını söylüyor.

100’den fazla basın yayın kuruluşuna ev sahipliği yapan Kocaeli’de görev yapan gazetecilerle çalışma koşullarını konuştuk.

“Görev tanımı yok” 

Bir yerel haber sitesinde çalışan Emre Yalçın; rutin haber takibinden, sahadan gönderilen haberlerin ve haber merkezindeki diğer işlerin editörlüğüne; sahada muhabirlik de dahil birçok işi yaptıklarını söylüyor. Yalçın, net bir görev tanımlarının olmamasından şikayetçi. Günde ortalama 20 ile 25 haberi yayına hazırladığını söyleyen Yalçın, tek başına çalıştığı günlerde ise bu sayının ikiye katlanabildiğini belirtiyor. Emek-ücret ilişkisindeki tablonun çoğu meslekte olduğu gibi gazeteciler için de çok parlak olmadığını belirten Yalçın, şunları söylüyor:

“Ek iş yapan gezeteci var”

“Eğer uzun yıllardır mesleğin içinde değilseniz maaşınız maksimum 45 bin TL. Birçok meslektaşımla konuştuğumda hepsi zorlu çalışma şartlarına rağmen geçinememekten mustarip. Ek iş yapan da var. Yiyeceği simidin hesabını yapan da.”

Çalışma koşullarındaki sorunların kaynağında ise birçok problemin yattığını ifade eden Yalçın, gerçekten çok kazanıp çalışanları ile bölüşmeyen işverenlerin yanı sıra az kazanıp elinden geldiğince çalışanına sahip çıkmaya çalışan patronların da olduğunu söylüyor. Yalçın, yerel basın patronlarının ya isteyerek çalışanlarını sömürdüğünü ya da daha fazla gazeteci istihdam edecek bütçesi olmadığı için sistemin çalışanı otomatik olarak emek sömürüsüne maruz bıraktığını da belirtiyor.

Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik bölümü 2. Sınıf öğrencisi olan Yalçın, iş arkadaşları ile aynı işi yapmasına rağmen onlara kıyasla daha düşük ücret almasını ise şöyle değerlendiriyor:

“Gazetecilikten mezun birisi güzel bir işe girmek istiyorsa, öğrenciyken yaptığı staj/iş deneyimine bakılıyor, staj yapmamış insanı da pek kabul etmiyorlar zaten. Öğrencilik yıllarında daha toy olan birine paradan daha çok deneyim kazanmak ön planda olduğu için genç kişi de sesini çıkartamıyor. Nitekim, ileride işsiz kalacağıma şimdi zor zekât geçinmek daha mantıklı geliyor. Okurken çalışma durumunun arttığı herkesin malumu. Depolarda, kafelerde çalışacağıma burada biraz para kazanmak daha iyidir diyerek kendimi avutuyorum.”

“Gençlerin yerel medyada rolü büyük”

Kocaeli Barış Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sebahattin Aydın ise bu durumun nedenlerini şu sözlerle açıklıyor:

“Kocaeli yerel basınında iletişim fakültelerinde eğitim gören öğrenciler yasal çerçeveler dahilinde değil, gönüllük esasına veya cüzi miktarda ücret karşılığı çalışıyor ya da staj görüyor. Böyle olmasında işveren ve SGK arasındaki prosedürün payı var. İşveren bu detaylarla uğraşmak istemiyor.”

Bu çalışma biçiminin, öğrencilerin saha tecrübesine katkı sağlarken işyerleri açısından ise öğrenci emeğinden fazlasıyla yararlanılması anlamına geldiğini belirten Aydın, fotoğraf çekimi, video çekimi, internet gazetelerinde haber girişi gibi konularda öğrencilerin kurumlara ciddi katkılar sunduğunu, ancak sundukları katkı oranında geri dönüş alamadığını da vurguladı.

“Çalışma koşulları sektör değişikliğine zorluyor” 

2024-2026 arasında yerel gazetelerde çalışan, şu anda ise bir siyasetçinin basın danışmanlığını yapan Canberk Gürel ise yerel basında çalıştığı süreçteki çalışma saatlerinin yasal sınırlar içerisinde gözüktüğünü ancak sıkça yaşanan “mesaiye kalma” durumu ile bu durumun pratikte değiştiğini belirtiyor. Çalışma esnasındaki beslenme gibi temel ihtiyaçların ise resmi olmayan yöntemler ile karşılandığını belirten Gürel, çoğu zaman yemek ücretinin ödenmediğini söylüyor. Kocaeli gibi bir emek kentinde bu, ona göre kabul edilemez. Gürel, sektörde farklı bir alana yönelmesini; mesai ücretlerinin ödenmemesi, maaşların gününde yatmaması ve uzun saatlere çalışmak gibi nedenlere bağlıyor.

Gazetecilikle karşılaştırdığında şu anki mesleğinde yoğunluğunun ciddi şekilde azaldığını belirten Gürel, bu durumu ise şu sözlerle anlatıyor:

“Uzun saatler boyunca çalışıp, fiziki ve mental yorgunluğa rağmen asgari ücret almak çok yıpratıcıydı. Artık yerel basında çalışmaya devam eden muhabir arkadaşlarım güncel işimin nasıl gittiğini sorduğunda ‘emekliliğin tadını çıkarıyorum’ diyerek cevap veriyorum. Hâlâ geçim sıkıntısı yaşıyorum ama en azından daha fazla boş vaktim var.”

Gazetecilik mezunu olan Gürel, sektöre girince kendini gazeteciden ziyade reklam ajansı çalışanı gibi hissetmeye başladığını ve çalışma yaşamında karşılaştığı ve duyduğu mobbing vakalarının sıklığına da şaşırdığını belirtiyor. Gazetecilerin yaşadığı zorluklarda ve sıkıntılarda muhatap olabilecek kimseyi bulamadıklarını, kendilerini güvende hissetmedikleri için ise “işsiz kalırım” korkusuyla sessiz kaldıklarını söyleyen Gürel, sendikaların ve meslek örgütlerinin daha aktif hâle gelmesi ile bu sorunun çözülebileceğini savunuyor.

“Yerel medyanın gücü niteliğindedir”

Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Turancan Şirvanlı da kentteki yerel gazetecilerin çalışma koşullarını değerlendirdi.

Kocaeli’nin gerçekten de gazete, haber sitesi ve televizyon kanalı sayısı bakımından çok canlı bir yerel medya alanına sahip olduğunu belirten Şirvanlı, TGS tarafından gerçekleştirilen anketin ise bu nicel canlılığın çalışanların ekonomik ve sosyal koşullarına aynı ölçüde yansımadığını gösterdiğini belirtti.

Medya kuruluşlarının sayısı ile gazeteciliğin kamusal gücü arasında temel bir ayrım yapmak gerektiğini düşünen Şirvanlı, güçlü bir yerel medyanın, yerel sorunları görünür kılan, kamuoyu oluşturabilen, karar vericileri denetleyebilen ve gerektiğinde yerel siyasetin gündemini etkileyebilen medya olduğunu ifade etti.

“Problem gazeteciden çok sektörün yapısal koşullarında”

Şirvanlı, bu gücü belirleyen temel unsurlardan birinin de istihdam koşulları olduğunu vurguladı:

“Gün içerisinde 25-30, kimi zaman 50-60 içeriği yayına hazırlaması beklenen bir gazetecinin kaynak geliştirmesi, belge incelemesi, sahaya çıkması ve bir konuyu derinlemesine araştırması çok güç. Bu, herhangi bir stajyer için de güçtür, dünyanın en iyi gazetecisi için de. Yani burada problem, gazetecinin niteliğinden çok, yerel medya sektörünün yapısal koşullarında yatıyor.”

Kocaeli özelinde, bazı istisnalar bulunmakla, basın kuruluşlarının yalnızca siyasi açıklamaları, belediye faaliyetlerini ve gündelik olayları aktarmak istediğini belirten Şirvanlı, gazeteciden beklenenin de mümkün olduğunca kısa sürede olabildiğince fazla içerik üretmek olduğunu ve böyle bir düzende kurumların, çalışan emeğini değersizleştiren ve kurumsal sürdürülebilirliği zayıflatan bir anlayışla hareket edebileceğini belirtti.

İnsan onuruna uygun ücret ve güvenceli çalışmanın bütün gazetecilerin temel hakkı olduğunun savunan Şirvanlı, bunun yanında kurumların özgün, araştırmaya dayalı ve etkili haber istediği koşullarda, nitelikli iş gücüne, yeterli personele ve habere ayrılacak zamana yatırım yapmak zorunda olduğunu söyledi:

“Kaliteli gazeteciliğin yalnızca bireysel yetenekle yapılabileceği yanılgısına düşüyoruz. Oysa kaliteli gazetecilik, bu yeteneğin gelişebileceği ve nitelikli bir ürüne dönüşebileceği maddi ve kurumsal koşullarla ortaya çıkar. Mevcut üretim düzeni ve yerel medyanın gazetecilerden beklentileri, çalışanların hem kendi emeklerine hem de gazeteciliğin kamusal anlamına yabancılaşmasına yol açıyor.”

Gençlerin ve özellikle gazetecilik öğrencilerinin rolünün de yapısal koşullardan ayrı düşünülemeyeceğini söyleyen Şirvanlı, staj ve mesleki öğrenmenin, genç gazetecilerin gelişimi için gerçekten çok önemli olduğunu, ancak genç çalışanların sigortasız ve düşük ücretle çalıştırılıp belirsiz görev tanımlarıyla kurumun asli iş yükünü taşımaya başlamasının ise doğru olmadığını savundu:

“Biz de bölümümüzdeki öğrencileri mümkün olduğunca yerel medyada staj yapmaya yönlendiriyoruz. Ancak, genç çalışanlar sigortasız ve düşük ücretle çalışıp belirsiz görev tanımlarıyla kurumun asli iş yükünü taşımaya başladığında, deneyim kazanma söylemi emek maliyetlerini azaltan bir mekanizmaya dönüşüyor. Böyle bir başlangıcın gençleri mesleğe bağlamak yerine gazetecilikten uzaklaştırdığını görüyorum.”

The post Kocaeli’de okurken çalışan gazetecilik öğrencisi: Depoda çalışacağıma… appeared first on Journo.

To read the full story from the source: Journo

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement