Kırmızı Işıkta Beklemek
Şaşırtıcı değil belki ama kırmızı ışıkta beklerken aklımda koca bir düşünce bulutu var. Bana dair, yaşamıma ve yaşadıklarıma dair. Sağımda ise benimle birlikte karşıya geçmeyi bekleyen esmer, orta yaşlı bir kadın var ve onun da zihninde ona, onun hayatına dair bir düşünce bulutu var. Belki bir telefon bekliyor, belki hayatını yoluna koymayı bekliyor, belki de beklemiyor; harekete geçmiş, koşar adım hedefine ilerliyor. Ya da sadece akşam ne yiyeceğini düşünüyor, bilemiyorum.Sonra karşıda duran adama takılıyor gözüm. Tuhaf bir şapka takmış, başı öne eğik. Boyu uzun aslında ama postüründen dolayı oldukça kısa duruyor. Gömleği lekelenmiş, yemek lekesine benziyor. Bir restoranda çalışıyor, olabilir. Yorgun duruyor. Onun da düşünceleri var, muhtemelen hayatındaki spesifik bir şey hakkında. İki kez vize reddi yemiş mesela, üçüncüyü bekliyor; Avustralya’ya aşçı olarak gitmek istiyor. Ya da arkadaşına uyup tüm parasını borsaya yatırmış ve kaybetmiş, üstüne üstlük iki katı da borçlanmış; ne yapacağını düşünüyor. Veya eşi hamileymiş, üçüncü çocuklarına. Şaşkınlık ve eklenecek sorumluluklarla nasıl başa çıkabileceğini bir o yana bir bu yana zihninde atıp tutuyor. Yahut sadece üç ay sonra ne yapacağını düşünüyor, tıpkı benim gibi.Sonra arabanın içerisindeki adama takılıyor gözüm, göz göze geliyoruz. Ne ona ne de bana yeşil ışık yanıyor; hem araba hem yaya kırmızı ışıkta bekliyoruz. Terlemiş. Nereden nereye sürmüş, daha ne kadar yolu kalmış bilmiyorum ama araba sürmekten bunalmış görünüyor. Belki de “Metroya binmeliydim.” diyor. Ya da “Şurada ah bir drift atsam ne hoş olur.” diyor. Hatta “Kırmızıda basıp geçsem, hiçbir kurala uymasam, herkesin hayatını hiçe saysam ve üstelik niyet okuması yaparak bu satırları yazan şu kapşüonluyu ezsem nasıl olur?” diye düşünüyor. Yok yok, bunu düşünmüyor. Yani düşünmüyordur umarım.Neyse, sonunda yayaya yeşil yanıyor, karşıya geçiyoruz. Sonra ne karşımdaki gömleği lekeli adamı görüyorum ne de yanımda duran orta yaşlı güzel kadını. Arabadaki adam ise arabalara yeşil ışık yanar yanmaz hızla uzaklaşmış, onu görene aşk olsun zaten.Ha, ben mi? Ben yine sadece beni düşünerek eve doğru yürümeye devam ediyorum. Koskoca on beş dakika; müziksiz, kendi düşüncelerim, belirsiz hayatım ve birtakım dileklerimle yürüyorum. Belirsiz hayatımın, dilediğim yönde belirli olmasını diliyorum. Yaya geçidinde gördüğüm insanların dileklerinin de gerçek olmasını diliyorum. Tabii eğer insanlığa zararlı bir dilekleri yoksa diye de eklemeyi unutmuyorum :)Bir dahaki yaya geçidinde başka düşünceler ve başka insanlarla tanışmayı umuyor, telepatik de olsa onların hayatlarına konuk olmayı seviyorum.İyi geceler değerli kent dinleyenleri “Kaybedenler kulübü” burası…PinterestPS: Şaka şaka, melankoli bir yerde keyifli bir şey ama ne Nejat İşler, ne Teoman, ne Issız Adam ne de Müzeyyen olmak pek güzel bir hayat sunmaz kimseye. Ki onlar birer figür; gerçekte hepsi bir şeyler başarmış, hedefleri neyse onları gerçekleştirmiş, en azından birçoğunu gerçekleştirmiş ve Kaybedenler Kulübü’ne üye olmayan insanlar. Ondan yani, çok da şey yapmayın, yapmayalım yani.Instagram: @ansizinyazilarKırmızı Işıkta Beklemek was originally published in Türkiye Yayını on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.
To read the full story from the source: Medium Türkiye Yayını






