HomeTürkçe HaberlerGündemKirkor Ceyhan 100 yaşında

Kirkor Ceyhan 100 yaşında

Published on

spot_img

Mütegallibeler, katil, işsiz güçsüz, sarhoş derbederler, erkekleşmiş kadınlar, fakir çocuklar… Eserlerinde tüm kaygısı sadece evrensel olanı kucaklamak olan Kirkor Ceyhan 100 yaşında.

Bu vesileyle yazar Kirkor Ceyhan’ın beş kitabı oğlu Arsen Ceyhan ve GiTa Yayınları tarafından yayıma hazırlandı. İlk kitap ‘İt Yatağında Ekmek Ufağı’ raflardaki yerini aldı. Diğerleri ise bu yıl içinde peyderpey okuyucularıyla buluşacak. Arsen Ceyhan ile kitapların serüvenini konuştuk.

– Öncelikle Arsen Ceyhan’ı tanıyalım? 

Gedikpaşa’da dünyaya gelmişim. Galatasaray Lisesi’nden sonra Fransa’da biyoloji okudum. Edebiyat benim için her zaman çok önemli özgürlük alanı oldu. Dinler, ideolojiler, kimlikler, aidiyetler, ötekileştirmeler ve ayrımcılık konularıyla ilgilendim. Kitaplarım yayınlandı. Babam Kirkor Ceyhan sağken eserleriyle sadece bir okur olarak ilişkim olduğunu ölümünden sonra fark ettim. Zor şartlarda yayımlanmış eserlerine yeni bir nefes aldırmak ihtiyacı duydum. Bunu hak ediyor. 

– Kirkor Ceyhan’ın önemli bir kitaplığı varmış. Bahseder misiniz? 

Ceyhan bir Cumhuriyet çocuğu olarak Zara’da doğmuş. Maalesef Türkiye’nin büyük şehirlerindeki eğitim imkânlarından istifade edememiş. Eserlerinde bu farkındalık görünüyor. Buna rağmen bu hususta hiçbir hıncı yok. Onun, romancı Gorki’nin deyimiyle kendi üniversiteleri var. 1938’de Donanma davasından Zara’ya sürgün edilen Nuri Tahir ve Hüseyin Durugün’le arkadaşlık kurmuş, bilgilerinden yararlanmış, verdikleri gazete ve kitapları okumuş. Hapiste bulunan Kemal Tahir’le 1942’den itibaren mektuplaşarak (16 yaşında) başlattığı tanışıklığını 1950’de (24 yaşında) özgürlüğüne kavuşmasıyla İstanbul’da 1973’e kadar kesintisiz bir dostluğa dönüştürmüş. Kemal Tahir’in Büyük Mal romanındaki Kirkor Emmi, Ceyhan’a bir atıftır. Bu dostluk sayesinde birçok ilerici yazar çizerle tanışmış. Geriye baktığımda, Ceyhan’ın iş hayatına paralel olarak bir yazarlık rüyasıyla yaşadığını görüyorum. Yazmaya 1980’lerde başlıyor. Aralıklarla tam 19 yıl sürüyor.

Kitaplığı Güney ve Kuzey Amerika, Avrupa, Rusya kökenli dünya klasikleri ve Türk edebiyatından oluşuyor. O dönem çevrilmiş tüm klasikler vardı. Yabancı dil bilmiyordu. Bunu defalarca önemli bir sorun olarak dile getirdi. Ben de buna bir yankı olarak beş kitabın ilki olan ‘İt Yatağında Ekmek Ufağı’nı Fransızcaya çeviriyorum.

– Kirkor Ceyhan 100 yaşında projesini anlatır mısınız? 

Kitaplar piyasada olmadığı gibi yayınevinde de kalmamıştı. Bir daha yayımlamayacaklarını öğrenince iş başa düştü. Uzun araştırmalar sonrasında kitaplar ile ilgili çalışmaların GiTa Yayınları bünyesinde yapılmasını kararlaştırdık. 100. Yaş Projesi de yayınevine ait. Böyle bir formül aklımdan geçmemişti. Bu konuda bir buçuk yıldır çalışıyoruz.

– Bu proje için yaptığınız çalışmalar neler?  

Elimdeki el yazmalarından başladım. Arkeolojik diyebileceğim bir çalışmaya koyuldum. GiTa Genel Koordinatörü Mine Sarıkaya’nın titiz ve sabırlı çalışmasının önemini bu safhada anladım. Eseri el yazmalarından başlayarak yeniden dizdik. İlk yayınlardaki, keyfi paragraflar, öne çıkarılmayan diyaloglar, dizin hataları, metin eksiklikleri, gereksiz sadeleştirmeler üzerinde çalıştım. Önemli olan orijinal metnin hiçbir tahrife uğramadan, estetik olarak daha hoş, daha okunur kılınmasıydı. Yayınlanmamış beş hikâye eklendi. Eserler bu yıl içinde, iki hikâye kitabı ve üç roman olarak okuyucularla buluşacak. Kapak tasarımlarında GİTA Yayınları sahibi Tacettin Köseoğlu önerisi üzerine benim resim çalışmalarım kullanıldı. Kapaklardaki tablo seçimleri kendisine ait. 

– Hikâye ve romanlar nelere vurgu yapıyor? 

Kirkor Ceyhan, Zara denen bir coğrafyayla bağ kuruyor. Bu bağ, Faulkner’in Yoknapatawpha County, Rulfo’nun Comala, Marquez’in Macondo adını verdiği kurgulanmış hibrid mekânlarında olduğu gibi Zara’nın, tozu, toprağının verimsizliği, yağmuru, karı ve çamurunda vücut buluyor. Zara gösterilmez ima edilir, gerçek eğreti bir olasılıktır. Sanki Ceyhan’ın Zara’sı var olmamış, olsa da inkârı mümkün bir coğrafyadır. Mütegallibeler, katil, işsiz güçsüz, sarhoş derbederler, erkekleşmiş kadınlar, fakir çocuklar… Kurgular, herhangi bir azınlık kimliğinden, kültüründen, öz yaşamından kaynaklandığı izlenimine yer vermez. Ceyhan’ın kaygısı sadece evrensel olanı kucaklamaktır. Eserleriyle, özellikle kullandığı zengin dille Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olduğunu düşünüyorum.

Kaynak: BirGün

Latest articles

İsmet Taşdemir, Sivasspor’dan ayrılma nedenini duyurdu

İsmet Taşdemir, Sivasspor ile yollarının ayrılma nedenlerini açıkladı.

Serenay Sarıkaya'nın Uyuşturucu Testi Sonucu Belli Oldu

Uyuşturucu kullanımına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan oyuncu Serenay Sarıkaya'nın test sonuçları açıklandı. Adli Tıp Kurumu raporuna göre Sarıkaya'nın sonucu negatif çıktı.

DAHA 17 SADECE KANAL D’DE

Kanal D’nin ilk bölümüyle izleyenlerden tam not alan dizisi Daha 17, yeni bölümleriyle kendi gün ve saatinde sadece Kanal D ekranında izleyiciyle buluşacak.

Bayram tatilinde 827 milyon litreden fazla akaryakıt satıldı

Kurban Bayramı'nı da kapsayan 22-31 Mayıs döneminde Türkiye genelinde benzin ve motorin satışları dikkat çekici seviyelere ulaştı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre, 10 günlük süreçte toplam 827 milyon 272 bin 614 litre akaryakıt satışı gerçekleştirildi.

More like this

İsmet Taşdemir, Sivasspor’dan ayrılma nedenini duyurdu

İsmet Taşdemir, Sivasspor ile yollarının ayrılma nedenlerini açıkladı.

Serenay Sarıkaya'nın Uyuşturucu Testi Sonucu Belli Oldu

Uyuşturucu kullanımına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan oyuncu Serenay Sarıkaya'nın test sonuçları açıklandı. Adli Tıp Kurumu raporuna göre Sarıkaya'nın sonucu negatif çıktı.

DAHA 17 SADECE KANAL D’DE

Kanal D’nin ilk bölümüyle izleyenlerden tam not alan dizisi Daha 17, yeni bölümleriyle kendi gün ve saatinde sadece Kanal D ekranında izleyiciyle buluşacak.