HomeTürkçe HaberlerGündemKayınpeder damadını öldürdü

Kayınpeder damadını öldürdü

Published on

spot_img

Kayınpeder damadını öldürdü

Kahramanmaraş’ta Y.E. isimli kişi, tartıştığı damadını bıçaklayarak öldürdü.

Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu ilçesinde 30 yaşındaki İ.O. ile kayınpederi Y.E. arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıktı.

 

Tartışmanın büyümesi üzerine Y.E., damadı İ.O.’yu defalarca bıçakladıktan sonra olay yerinden kaçtı.

 

Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Necip Fazıl Şehir Hastanesi’ne kaldırılan İ.O. kurtarılamadı.

 

Polis, şüpheli Y.E’nin yakalanması için çalışma başlattı.

Kaynak: NTV Türkiye

Latest articles

Tıpta uzmanlık eğitimi ve tercihler

Bu yıl 15 Mart’ta yapılan Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’nın  (TUS) yerleştirme sonuçları önceki hafta açıklandı. Türkiye’de sağlığın ve hekimlik mesleğinin geleceği açısından çok önemli olan bu sınavın, uzmanlık eğitimi yapılan yerlerin, eğitim kalitesinin ve tercihlerin dikkatle incelenmesi gerekiyor.

KONTENJANLAR VE KLİNİKLERİN DURUMU

Açılan kontenjanlardaki değişimlere bakınca bilimsel bir açıklama göremiyoruz. TUS yılda iki kez yapılıyor. Son sınavda toplam kontenjan 10 bin 134 oldu. Eylül 2021 TUS’unda 5 bin 655 olan asistan hekim kontenjanı Mart 2022’de bir anda 12 bin 233’e çıkmıştı. Bir süre 12 bin dolayında giden alımlar 2024’te bir azalma eğilimine girip Ağustos 2024’te 8 bin 114’e kadar düştü, sonrasındaki artışlarla 10 binin üzerine çıktı. Hangi branşta kaç hekime ihtiyaç var, ya da mevcut eğitim kliniklerinin nitelikli asistan eğitimi için kapasiteleri ne durumdadır? Bunların çalışılarak planlama yapıldığını söylememiz mümkün değil. Genç hekimlerin kariyer planlamalarının da bu artış ve azalışlardan doğrudan etkilendiğini belirtmek gerekir. Kalabalıklar nedeniyle eğitim aksıyor, hocaların ve asistanların birbirini tanımadığı klinikler var.

Türkiye’de tıpta uzmanlık eğitiminde 42 ana dal 46 yan dal olmak üzere toplam 88 uzmanlık alanı mevcut. TUS ana dal programlarına yerleştirme işlemlerini yapıyor. Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun sitesine göre çeşitli eğitim kurumlarında 5 bin 576 tıpta uzmanlık programı var. Bu programların bazılarının uzmanlık eğitimi verme yetkisi öğretim üyesi ya da fiziksel eksiklikler nedeniyle askıya alınmış veya kaldırılmış durumda. Özellikle yeni kurulan tıp fakültelerinde ve köklü geçmişi olmayan Sağlık Bakanlığı (SB) Eğitim ve Araştırma Hastanelerinde (EAH) uzmanlık eğitiminde ciddi sorunlar dikkat çekiyor. Öncelikle iç hastalıkları, genel cerrahi, kadın hastalıkları ve doğum ile çocuk sağlığı ve hastalıkları eğitim klinikleri kurulması gerekirken bunlar olmadan diğer branşlarda eğitim kliniği kurulduğu hatta ana dal olmadan yan dal eğitim klinikleri kurulduğu görülüyor. Örneğin Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi EAH, yoğun bakım yan dal uzmanlık eğitimi veriyor. Hastanede yoğun bakım ile ilgili ana dallardan göğüs hastalıkları dışında hiçbiri eğitim kliniği değil. Asistanların rotasyon yapması gereken anesteziyoloji ve reanimasyon, iç hastalıkları, kardiyoloji, nefroloji, enfeksiyon hastalıkları, genel cerrahi, nöroloji kliniklerinin eğitim vasfı yok. Bu koşullarda yoğun bakım yan dal uzmanlık eğitimi veriliyor oluşu sıkıntılı. Uzmanlık dallarının birbirleri ile ilişkisi de çok önemli. Örnek olsun, İstanbul Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde göğüs hastalıkları eğitim kliniği olmadan göğüs cerrahisinin eğitim kliniği olması gerek uzmanlık eğitimi gerekse hasta takibi açısından tartışmalı bir durum yaratıyor. Ya da bakıyorsunuz Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde olduğu pek çok ana cerrahi branşın eğitim kliniği olmadığı hastanede anestezi ve reanimasyon uzmanlık eğitimi veriliyor. Daha çok örnek var.

Üniversiteler ile SB hastanelerinin ortak kullanımı ile ilgili çözülememiş sorunlar var. Hep hatırlatıyorum, Türkiye’ye özgü, SB’nin kontrolünde, dördü yurt dışında 12 tıp fakültesi olan Sağlık Bilimleri Üniversitesi var. Uzmanlık programlarının ve kontenjanların çoğu oraya ait. SB’ye bağlı 108 EAH’nin 66 tanesi Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile ortak kullanımda. Bunun dışında 35 farklı tıp fakültesi ile ortak kullanımda 38 EAH daha var.

Çok karışık, değil mi? Merak etmeyin, zaten hekimler, hocalar, yöneticiler de tüm bunları anlamakta zorluk çekiyor.

TERCİH EDİLEN VE EDİLMEYEN BÖLÜMLER

Son yerleştirmelerde puanı en yüksek olan ilk beş branş sırasıyla cildiye, plastik cerrahi, göz hastalıkları, çocuk psikiyatrisi ve tıbbi genetik. Puanı en düşük olan beş branş ise çocuk sağlığı ve hastalıkları, çocuk cerrahisi, genel cerrahi, acil tıp ve kadın hastalıkları ve doğum. Puanı düşük olanların devamında beyin cerrahisi, kalp ve damar cerrahisi, göğüs cerrahisini görüyoruz. En yaşamsal branşların tercih edilmemesi Türkiye’de sağlığımızın, hekimlik mesleğinin nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğunun açık göstergesi.  Örnek olsun, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlık tercihlerine bakalım. Haseki EAH’de açılan 25 kontenjanın tamamı, Bakırköy Dr. Sadi Konuk EAH’de 25 kontenjanın 24’ü, İstanbul Kanuni Sultan Süleyman EAH’de 25 kontenjandan 23’ü, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ise 25 kontenjandan 17’si boş kalmış. Çocuk sağlığında en köklü kurumlardan olan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bile 20 kontenjandan üçünün boş kaldığı görülüyor. Bir alarm durumu ile karşı karşıyayız.

Başka branşlardan da birkaç örnek verelim. Haseki EAH’de genel cerrahide altı kontenjanın tamamı, Bakırköy Dr. Sadi Konuk EAH’de acil tıpta sekiz kontenjanın tamamı, Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi EAH’de göğüs cerrahisi branşında 10 kontenjanın tamamı, Haseki EAH’de 35 aile hekimliği kontenjanının 34’ü boş kalmış. Öte yandan, yine İstanbul’da Haydarpaşa Numune EAH’de aile hekimliğinde 25 kontenjanın tamamı dolmuş. Bu da meselenin sadece branş ile ilgili olmadığını, başka faktörlerin de söz konusu olduğunu gösteriyor.

Genç hekimlerin bu tercihlerinde öne çıkan sebepler gelecek kaygısı, iş yükü, nöbet sıklığı, ekonomik sorunlar, şiddet, malpraktis davalarından çekinceler olarak açıklanıyor. Hekimler hastayla olabildiğince az temas eden, estetik girişimleri önceleyen, riski az bölümleri istiyor. Sağlık sisteminin çarpıklığının en açık göstergelerinden biri de bu. Üstelik yıllardır çözüm üretecek adımlar atılmıyor, aynı durum tekrarlıyor.

Çözüm belli. Tıpta uzmanlık eğitiminin tüm bu yönlerden SB, meslek örgütleri ve üniversitelerin katıldığı bütünlüklü bir çalışmayla ele alınması gerekiyor. Aksi durumda niteliksiz uzmanlık eğitiminin yarattığı sorunlarla da uğraşacağız.

Temizlenecek suçumuz yok

Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 68'i tutuklu 414 ismin yargılandığı İBB davasında 45. celse görüldü. Duruşmada, tutuklu sanık iş insanı Hüseyin Köksal'ın avukatının savunması alındı. Ardından Ekrem İmamoğlu söz alarak tutukluluk incelemesinin her hafta yapılmamasına tepki gösterdi ve taleplerini sıraladı. Duruşma, İBB Muhtarlık İşleri Daire Başkanı Yavuz Saltık'ın savunmasıyla devam etti.

Ekrem İmamoğlu, mahkeme heyetine taleplerini şöyle iletti: "Sayın Başkan, elbette sizin burada prensiplerinizle ya da yargı kurallarına göre süreci yönetme tarzınız var. Elbette bize de buna saygı duymak düşer. Ancak bizim de fikirlerimiz var ve bizim de hukukçularımızdan aldığımız bilgiler ya da onların size aktardığı birtakım hususlar üzerinden taleplerimiz var. Ben hukukçu değilim. Buna da sizlerin saygı duymanız gerektiğini düşünüyorum. Zira burada 15 ayını doldurmuş ve ilk defa bugün, dün söz alan insanlar var. Tam 15 ay sonra ilk defa kendini ifade edebilen insanlar var. Ben, böyle bir yargılama sürecinin Türkiye tarihinde çok az olduğunu düşünüyorum. İçerik açısından handikaplarıyla belki de bu tarihte ilk olarak yaşandı ve yaşanıyor. Bu manada insanların, koymuş olduğunuz birtakım kurallara dair ciddi itirazları var; ben dahil.

Örneğin; 1 aylık tutukluluk inceleme kuralı koydunuz. Bu kuralı değiştirmek veya esnetmek de sizin uhdenizde. Yani "bu kuralı bu şekilde uygulayacağım" demek kadar değiştirmek ve esnetmek de sizin uhdenizde. Onun için 1 ayı 1 haftaya indirebilirsiniz."

TEK SORU SORULMADI

Aranın ardından 45. celseye devam edildi. İBB Muhtarlık İşleri Daire Başkanı Yavuz Saltık kürsüye çıkarak savunmasına başladı. Saltık, savunmasında şunlara yer verdi: "Tutukluluktan aylar sonra iddianameye konan ve birbirinin aynısı iki ihaleye fesat karıştırmakla ve örgüt üyeliğiyle suçlandığımı öğrendim. Yani ben tutuklandıktan 2-3 ay sonra iddianameye bir ihale koymuşlar. Bunu iddianame çıkınca öğrendim. Birbirinin aynısı dediğim, her yıl yapılan Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nden mobil iletişim ihalesi iddianamede eylem 94 ve 95 olarak geçiyor. Her yıl tekrarlayan bir ihale; benden önce de her yıl aynı şekilde yapılmış, benden sonra da yapılmaya devam etmiş. Gerek emniyette gerek savcılıkta bana bu ihale hakkında tek bir soru sorulmadı, ifadem alınmadı. Bu konu tutukluluğumdan 2-3 ay sonra iddianameyle ortaya çıktı. Ben iddianameyle öğrendim daha doğrusu. Türk hukuk tarihinde ve ağır ceza pratiğinde, idari yargının görev alanına giren usul ve esas işlemlerinin bu şekilde bir ceza yargılamasına konu edildiği görülmemiştir."

∗∗∗

BÖCEK'TEN YENİ İDDİALAR

Tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in dün yeni bir ifadede verdiği öğrenildi. İfadesinde, seçim döneminde toplamda 1 milyon 950 bin euro, 200 bin dolar ve 15 milyon TL ödeme yaptığını iddia eden Böcek, Özgür Özel'in talimatıyla Ferdi Zeyrek'e de baş başa kaldıkları esnada 950 bin Euro verdiğini öne sürerek, "Kısa bir süre Ferdi Zeyrek ile baş başa kaldım. Masasının yanına içinde yaklaşık 950.000 Euro para bulunan çantayı koydum" dedi.

Sol gidişatı değiştirecek

Berlin’i yönetmek için aday olan Die Linke’li Elif Eralp, "Kenti yaşanabilir bir yer yapmak için adayım. Temel mesele yüksek kira fiyatları ve barınma sorunu. Kira sarmalını bitireceğiz. Eyalete ait konut şirketlerinde yeniden kira tavanı uygulamak istiyoruz" diyor.

Nafakayı değil yoksulluğu bitirin

AYM'nin yoksulluk nafakasının 'süresiz olarak' bağlanabilmesini öngören hükmü iptal etmesine kadınlardan tepki yağdı. Karar eşit ve özgür yaşam hakkını hedef alan daha geniş bir siyasal hattın yeni halkası olarak değerlendirildi.

More like this

Tıpta uzmanlık eğitimi ve tercihler

Bu yıl 15 Mart’ta yapılan Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’nın  (TUS) yerleştirme sonuçları önceki hafta açıklandı. Türkiye’de sağlığın ve hekimlik mesleğinin geleceği açısından çok önemli olan bu sınavın, uzmanlık eğitimi yapılan yerlerin, eğitim kalitesinin ve tercihlerin dikkatle incelenmesi gerekiyor.

KONTENJANLAR VE KLİNİKLERİN DURUMU

Açılan kontenjanlardaki değişimlere bakınca bilimsel bir açıklama göremiyoruz. TUS yılda iki kez yapılıyor. Son sınavda toplam kontenjan 10 bin 134 oldu. Eylül 2021 TUS’unda 5 bin 655 olan asistan hekim kontenjanı Mart 2022’de bir anda 12 bin 233’e çıkmıştı. Bir süre 12 bin dolayında giden alımlar 2024’te bir azalma eğilimine girip Ağustos 2024’te 8 bin 114’e kadar düştü, sonrasındaki artışlarla 10 binin üzerine çıktı. Hangi branşta kaç hekime ihtiyaç var, ya da mevcut eğitim kliniklerinin nitelikli asistan eğitimi için kapasiteleri ne durumdadır? Bunların çalışılarak planlama yapıldığını söylememiz mümkün değil. Genç hekimlerin kariyer planlamalarının da bu artış ve azalışlardan doğrudan etkilendiğini belirtmek gerekir. Kalabalıklar nedeniyle eğitim aksıyor, hocaların ve asistanların birbirini tanımadığı klinikler var.

Türkiye’de tıpta uzmanlık eğitiminde 42 ana dal 46 yan dal olmak üzere toplam 88 uzmanlık alanı mevcut. TUS ana dal programlarına yerleştirme işlemlerini yapıyor. Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun sitesine göre çeşitli eğitim kurumlarında 5 bin 576 tıpta uzmanlık programı var. Bu programların bazılarının uzmanlık eğitimi verme yetkisi öğretim üyesi ya da fiziksel eksiklikler nedeniyle askıya alınmış veya kaldırılmış durumda. Özellikle yeni kurulan tıp fakültelerinde ve köklü geçmişi olmayan Sağlık Bakanlığı (SB) Eğitim ve Araştırma Hastanelerinde (EAH) uzmanlık eğitiminde ciddi sorunlar dikkat çekiyor. Öncelikle iç hastalıkları, genel cerrahi, kadın hastalıkları ve doğum ile çocuk sağlığı ve hastalıkları eğitim klinikleri kurulması gerekirken bunlar olmadan diğer branşlarda eğitim kliniği kurulduğu hatta ana dal olmadan yan dal eğitim klinikleri kurulduğu görülüyor. Örneğin Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi EAH, yoğun bakım yan dal uzmanlık eğitimi veriyor. Hastanede yoğun bakım ile ilgili ana dallardan göğüs hastalıkları dışında hiçbiri eğitim kliniği değil. Asistanların rotasyon yapması gereken anesteziyoloji ve reanimasyon, iç hastalıkları, kardiyoloji, nefroloji, enfeksiyon hastalıkları, genel cerrahi, nöroloji kliniklerinin eğitim vasfı yok. Bu koşullarda yoğun bakım yan dal uzmanlık eğitimi veriliyor oluşu sıkıntılı. Uzmanlık dallarının birbirleri ile ilişkisi de çok önemli. Örnek olsun, İstanbul Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde göğüs hastalıkları eğitim kliniği olmadan göğüs cerrahisinin eğitim kliniği olması gerek uzmanlık eğitimi gerekse hasta takibi açısından tartışmalı bir durum yaratıyor. Ya da bakıyorsunuz Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde olduğu pek çok ana cerrahi branşın eğitim kliniği olmadığı hastanede anestezi ve reanimasyon uzmanlık eğitimi veriliyor. Daha çok örnek var.

Üniversiteler ile SB hastanelerinin ortak kullanımı ile ilgili çözülememiş sorunlar var. Hep hatırlatıyorum, Türkiye’ye özgü, SB’nin kontrolünde, dördü yurt dışında 12 tıp fakültesi olan Sağlık Bilimleri Üniversitesi var. Uzmanlık programlarının ve kontenjanların çoğu oraya ait. SB’ye bağlı 108 EAH’nin 66 tanesi Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile ortak kullanımda. Bunun dışında 35 farklı tıp fakültesi ile ortak kullanımda 38 EAH daha var.

Çok karışık, değil mi? Merak etmeyin, zaten hekimler, hocalar, yöneticiler de tüm bunları anlamakta zorluk çekiyor.

TERCİH EDİLEN VE EDİLMEYEN BÖLÜMLER

Son yerleştirmelerde puanı en yüksek olan ilk beş branş sırasıyla cildiye, plastik cerrahi, göz hastalıkları, çocuk psikiyatrisi ve tıbbi genetik. Puanı en düşük olan beş branş ise çocuk sağlığı ve hastalıkları, çocuk cerrahisi, genel cerrahi, acil tıp ve kadın hastalıkları ve doğum. Puanı düşük olanların devamında beyin cerrahisi, kalp ve damar cerrahisi, göğüs cerrahisini görüyoruz. En yaşamsal branşların tercih edilmemesi Türkiye’de sağlığımızın, hekimlik mesleğinin nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğunun açık göstergesi.  Örnek olsun, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlık tercihlerine bakalım. Haseki EAH’de açılan 25 kontenjanın tamamı, Bakırköy Dr. Sadi Konuk EAH’de 25 kontenjanın 24’ü, İstanbul Kanuni Sultan Süleyman EAH’de 25 kontenjandan 23’ü, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ise 25 kontenjandan 17’si boş kalmış. Çocuk sağlığında en köklü kurumlardan olan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bile 20 kontenjandan üçünün boş kaldığı görülüyor. Bir alarm durumu ile karşı karşıyayız.

Başka branşlardan da birkaç örnek verelim. Haseki EAH’de genel cerrahide altı kontenjanın tamamı, Bakırköy Dr. Sadi Konuk EAH’de acil tıpta sekiz kontenjanın tamamı, Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi EAH’de göğüs cerrahisi branşında 10 kontenjanın tamamı, Haseki EAH’de 35 aile hekimliği kontenjanının 34’ü boş kalmış. Öte yandan, yine İstanbul’da Haydarpaşa Numune EAH’de aile hekimliğinde 25 kontenjanın tamamı dolmuş. Bu da meselenin sadece branş ile ilgili olmadığını, başka faktörlerin de söz konusu olduğunu gösteriyor.

Genç hekimlerin bu tercihlerinde öne çıkan sebepler gelecek kaygısı, iş yükü, nöbet sıklığı, ekonomik sorunlar, şiddet, malpraktis davalarından çekinceler olarak açıklanıyor. Hekimler hastayla olabildiğince az temas eden, estetik girişimleri önceleyen, riski az bölümleri istiyor. Sağlık sisteminin çarpıklığının en açık göstergelerinden biri de bu. Üstelik yıllardır çözüm üretecek adımlar atılmıyor, aynı durum tekrarlıyor.

Çözüm belli. Tıpta uzmanlık eğitiminin tüm bu yönlerden SB, meslek örgütleri ve üniversitelerin katıldığı bütünlüklü bir çalışmayla ele alınması gerekiyor. Aksi durumda niteliksiz uzmanlık eğitiminin yarattığı sorunlarla da uğraşacağız.

Temizlenecek suçumuz yok

Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 68'i tutuklu 414 ismin yargılandığı İBB davasında 45. celse görüldü. Duruşmada, tutuklu sanık iş insanı Hüseyin Köksal'ın avukatının savunması alındı. Ardından Ekrem İmamoğlu söz alarak tutukluluk incelemesinin her hafta yapılmamasına tepki gösterdi ve taleplerini sıraladı. Duruşma, İBB Muhtarlık İşleri Daire Başkanı Yavuz Saltık'ın savunmasıyla devam etti.

Ekrem İmamoğlu, mahkeme heyetine taleplerini şöyle iletti: "Sayın Başkan, elbette sizin burada prensiplerinizle ya da yargı kurallarına göre süreci yönetme tarzınız var. Elbette bize de buna saygı duymak düşer. Ancak bizim de fikirlerimiz var ve bizim de hukukçularımızdan aldığımız bilgiler ya da onların size aktardığı birtakım hususlar üzerinden taleplerimiz var. Ben hukukçu değilim. Buna da sizlerin saygı duymanız gerektiğini düşünüyorum. Zira burada 15 ayını doldurmuş ve ilk defa bugün, dün söz alan insanlar var. Tam 15 ay sonra ilk defa kendini ifade edebilen insanlar var. Ben, böyle bir yargılama sürecinin Türkiye tarihinde çok az olduğunu düşünüyorum. İçerik açısından handikaplarıyla belki de bu tarihte ilk olarak yaşandı ve yaşanıyor. Bu manada insanların, koymuş olduğunuz birtakım kurallara dair ciddi itirazları var; ben dahil.

Örneğin; 1 aylık tutukluluk inceleme kuralı koydunuz. Bu kuralı değiştirmek veya esnetmek de sizin uhdenizde. Yani "bu kuralı bu şekilde uygulayacağım" demek kadar değiştirmek ve esnetmek de sizin uhdenizde. Onun için 1 ayı 1 haftaya indirebilirsiniz."

TEK SORU SORULMADI

Aranın ardından 45. celseye devam edildi. İBB Muhtarlık İşleri Daire Başkanı Yavuz Saltık kürsüye çıkarak savunmasına başladı. Saltık, savunmasında şunlara yer verdi: "Tutukluluktan aylar sonra iddianameye konan ve birbirinin aynısı iki ihaleye fesat karıştırmakla ve örgüt üyeliğiyle suçlandığımı öğrendim. Yani ben tutuklandıktan 2-3 ay sonra iddianameye bir ihale koymuşlar. Bunu iddianame çıkınca öğrendim. Birbirinin aynısı dediğim, her yıl yapılan Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nden mobil iletişim ihalesi iddianamede eylem 94 ve 95 olarak geçiyor. Her yıl tekrarlayan bir ihale; benden önce de her yıl aynı şekilde yapılmış, benden sonra da yapılmaya devam etmiş. Gerek emniyette gerek savcılıkta bana bu ihale hakkında tek bir soru sorulmadı, ifadem alınmadı. Bu konu tutukluluğumdan 2-3 ay sonra iddianameyle ortaya çıktı. Ben iddianameyle öğrendim daha doğrusu. Türk hukuk tarihinde ve ağır ceza pratiğinde, idari yargının görev alanına giren usul ve esas işlemlerinin bu şekilde bir ceza yargılamasına konu edildiği görülmemiştir."

∗∗∗

BÖCEK'TEN YENİ İDDİALAR

Tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in dün yeni bir ifadede verdiği öğrenildi. İfadesinde, seçim döneminde toplamda 1 milyon 950 bin euro, 200 bin dolar ve 15 milyon TL ödeme yaptığını iddia eden Böcek, Özgür Özel'in talimatıyla Ferdi Zeyrek'e de baş başa kaldıkları esnada 950 bin Euro verdiğini öne sürerek, "Kısa bir süre Ferdi Zeyrek ile baş başa kaldım. Masasının yanına içinde yaklaşık 950.000 Euro para bulunan çantayı koydum" dedi.

Sol gidişatı değiştirecek

Berlin’i yönetmek için aday olan Die Linke’li Elif Eralp, "Kenti yaşanabilir bir yer yapmak için adayım. Temel mesele yüksek kira fiyatları ve barınma sorunu. Kira sarmalını bitireceğiz. Eyalete ait konut şirketlerinde yeniden kira tavanı uygulamak istiyoruz" diyor.