Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Kahve İçtiğimiz Saat Neden Önemli?

Kahve İçtiğimiz Saat Neden Önemli?

Sıcacık ve mis gibi kokan bir fincan kahve hayal edin. Kimileri için bu imge, güne başlamanın en keyifli habercisi; kimileri içinse koyu sohbetlerin vazgeçilmez eşlikçisi niteliğinde. Hazırlama sürecinden yudum yudum içmeye kadar kahve, birçoğumuz için en sevilen ritüellerden biri. Söz konusu kahve olduğunda, sağlıkla ilgili birçok farklı tavsiye de beraberinde geliyor. Aç karnına kahve içmemek, uyandıktan sonra en az bir buçuk saat beklemek, günde iki fincanı aşmamak ya da ilk fincandan önce mutlaka bir bardak su içmek bu önerilerin başında geliyor. Peki, tüm bu kuralların gerçekten bilimsel bir karşılığı var mı? Kahveyi ne zaman, nasıl ve hangi sırayla içtiğimiz günümüzü ne ölçüde etkiliyor?


Kahve içtiğimizde vücudumuzda neler oluyor?

Sabahları daha uyanık hissetmek, enerjimizi artırmak veya çalışırken odağımızı toplamak için çoğumuz güne bir fincan kahveyle başlıyoruz. Sabah kahvemizi içerken, kafein de dolaşım sistemimize karışarak yorgunluk hissiyle ilişkili adenosinin etkisini geçici olarak engelliyor. Eş zamanlı olarak da dopamin ve norepinefrin salgılanmasını destekliyor. Böylece enerjik, odaklanmış ve zihinsel olarak daha uyanık hissediyoruz.

Kahvenin etkileri yalnızca bunlarla da sınırlı değil. Araştırmalar, düzenli ve ölçülü kahve tüketiminin sağlığa birçok faydası olabileceğini gösteriyor. Günde ortalama üç fincan kahve tüketimi kardiyovasküler hastalıklar, tip 2 diyabet ve bazı solunum yolu hastalıklarına karşı koruyucu etkilerle ilişkilendiriliyor. Bu etkilere ek olarak glikoz dengesinin desteklenmesi, yağ yakımının artırılması, fiziksel aktivite düzeyinin yükselmesi, akciğer fonksiyonlarının iyileşmesi ve iltihaplanmanın azalması da kahvenin yararları arasında bulunuyor. Üstelik bu faydaların yalnızca kafeinle sınırlı olmadığı; kafeinsiz kahvede de benzer olumlu etkilerin görülebildiği de ifade ediliyor

Kahve içmek için en iyi zaman hangisi?

Sabah kahvesinin ideal saatiyle ilgili tartışmaların temelinde kortizol hormonu yer alıyor. Stres hormonu olarak bilinen kortizol, yalnızca stresli anlarda salgılanmıyor; uyandığımız anda da doğal olarak yükselmeye başlıyor. Vücudumuzun tehlikeye karşı verdiği tepkinin önemli bir parçası olan bu hormon aynı zamanda uyanmamıza, güne daha zinde başlamaya, metabolizmamızın çalışmasına ve kan basıncımızın düzenlenmesine yardımcı oluyor.

Kortizol, gün boyunca belirli bir ritmi takip ediyor. Uyandıktan yaklaşık 30 ila 45 dakika sonra en yüksek seviyesine ulaşırken, gün içerisinde kademeli olarak düşmeye başlıyor. Kahvemizi uyandıktan hemen sonra, yani kortizol seviyelerimizin zirvede olduğu aralıkta içtiğimizde, kafeinin uyarıcı etkisini bu doğal yükselişle birleştirmiş oluyoruz. Bu durum bazı kişilerde daha yoğun bir uyarılma hissine, gün içinde enerji seviyesinde daha keskin düşüşe, anksiyete hissinin artmasına veya huzursuzluğa neden olabiliyor. Bu nedenle kahve içmek için kortizol seviyesinin düşmeye başlamasını beklemek hiç de mantıksız bir öneri değil.

Kahve içme saatini etkileyen bir diğer faktör ise egzersiz performansı ve yağ yakımı. Araştırmalar, egzersizden önce alınan kafeinin performansı destekleyebildiğini, egzersiz sırasında yağ oksidasyonunu artırabileceğini ve zaman içinde vücut yağ oranının azalmasına katkı sağlayabileceğini gösteriyor.

Tüm bu bilgileri bir araya getirdiğimizde, kahve içmek için en uygun zamanın kortizol seviyelerinin düşmeye başladığı saatler olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin saat 08.00’de uyanan biri için bu zaman 09.30 ile 11.00 arasında olabilir. Eğer gün içerisinde spor yapmayı planlıyorsanız, egzersizden yaklaşık 30 dakika önce içeceğiniz bir fincan kahve performansınızı destekleyebilir. Öğle yemeğinden sonra hissedilen doğal enerji düşüşünde ise günün geri kalanına daha odaklı devam etmek için bir fincan kahve içmek faydalı olabilir.

Aç karnına kahve içmek zararlı mı? 

Birçoğumuz güne henüz hiçbir şey yemeden içtiğimiz bir fincan kahveyle başlamayı ya da kahvaltımıza kahvenin eşlik etmesini seviyoruz. Ancak mevcut araştırmalar, aç karnına kahve tüketimi ile sindirim sistemi rahatsızlıkları arasında doğrudan bir bağlantı olmadığını gösteriyor. Yani mide yanması, mide bulantısı, hazımsızlık veya IBS gibi sorunların tek başına aç karnına kahve içmekten kaynaklandığını söylemek mümkün değil. 

Bilimsel veriler, aç karnına kahve içmenin herkes için zararlı olduğunu göstermiyor. Ancak kahvemizi aç karnına içtiğimizde mide rahatsızlığı, bulantı, çarpıntı ya da huzursuzluk hissediyorsak bu alışkanlığımızı gözden geçirmeyi düşünebiliriz. Sonuçta beslenmede olduğu gibi kahve tüketiminde de en doğru yaklaşım, bilimsel verileri kendi vücudumuzun verdiği sinyallerle birlikte değerlendirmek.

Günde ne kadar kahve içmeliyiz?

Araştırmalar, sağlıklı yetişkinler için günlük toplam kafein alımında 400 mg’ı güvenli bir üst sınır olarak kabul ediyor. Bu miktar, demleme yöntemine göre değişmekle birlikte yaklaşık dört fincan kahveye karşılık geliyor.  Ancak gün içerisinde tükettiğimiz çay, meşrubatlar, enerji içecekleri, bitter çikolata ve hatta bazı ilaçların da kafein içerdiğini unutmamak gerekiyor. Bu nedenle toplam kafein miktarını hesaplarken yalnızca içtiğimiz kahve sayısını değil, diğer kaynakları da göz önünde bulundurmalıyız.

Son olarak, kafeine verdiğimiz tepkinin kişiden kişiye değişebileceğini de akılda tutmakta fayda var. Kimimiz günde dört fincan kahveyi rahatlıkla tüketirken, kimimiz tek fincandan sonra bile çarpıntı, huzursuzluk, titreme ya da uyku sorunları yaşayabiliyoruz. Bu yüzden en doğru miktar, kendi vücudumuzun verdiği sinyalleri de göz önüne almaktan geçiyor.

Kahve dehidrasyona sebep olur mu?

Kahvenin vücudu susuz bıraktığı ve bu nedenle tüketiminin sınırlandırılması gerektiği uzun yıllardır dile getiriliyor. Ancak bir araştırmaya göre, günde dört fincan kahve tüketiminin 72 saat boyunca vücudun hidrasyon durumu üzerinde olumsuz bir etki yaratmadığı belirtiliyor. Hatta araştırmacılar, ölçülü miktarda tüketilen kahvenin günlük sıvı alımına katkıda bulunabileceğini bile ekliyor. Yani gün boyunca yeterli miktarda su tüketmek genel sağlığımız için önemli olsa da kahve içtiğimiz için otomatik olarak fazladan su tüketmemiz gerektiğini söylemek doğru olmaz.

Kahve ve uyku rutini

Tükettiğimiz kafeinin etkisinin vücudumuzda ortalama beş saat boyunca devam ettiğini biliyor muydunuz? Bu nedenle kahveyi uyku saatimize ne kadar yakın tüketirsek, uykuya dalmakta zorlanma, daha sık uyanma veya uyku kalitesinin düşmesi gibi sorunlar yaşama ihtimalimiz o kadar artıyor. Kaliteli bir gece uykusu için mümkün olduğunca erken saatlerde kafein alımını sonlandırmak en iyi yaklaşım olacaktır. Akşam saatlerinde kahve içme alışkanlığınızdan vazgeçemiyorsanız, kafeinsiz kahve de iyi bir alternatif olabilir. Böylece kahve içmenin keyfinden vazgeçmeden, kafeinin uykunuz üzerindeki olası etkilerini de azaltabilirsiniz.

The post Kahve İçtiğimiz Saat Neden Önemli? appeared first on Live to Bloom.

To read the full story from the source: Live To Bloom

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement