HomeTürkçe HaberlerGündemKafatasının göründüğü yer

Kafatasının göründüğü yer

Published on

spot_img

Fide Lale Durak

Görebilmek için yer değiştirmek gerekiyor. Halbuki bir adım yana kaydığımızda başka bir manzara beliriyor. Ülkenin değerlerini üretenlerle o değerlere el koyanlar arasındaki uçurum. Yoksullaşan milyonlarla servetlerini büyüten küçük bir azınlık arasındaki mesafe.

Hans Holbein (genç olan), 1533, Elçiler, Londra Ulusal Galerisi

1533 yılında Alman ressam Hans Holbein, İngiltere Kralı VIII. Henry’nin sarayında çalışıyordu. Avrupa büyük dönüşümlerin içindeydi. Reform hareketleri kıtayı sarsıyor, kilisenin otoritesi tartışılıyor, yeni keşifler dünyanın sınırlarını genişletiyordu. Eski düzen çözülüyor, yenisi ise henüz kuruluyordu.

Holbein, yaşadığı çağın belirsizliklerini ve çelişkilerini olağanüstü bir gözlem gücüyle resmetti. Bugün Londra’daki Ulusal Galeri’de bulunan “Elçiler” adlı eseri de bu nedenle Rönesans’ın en gizemli ve en çok yorumlanan tablolarından biri kabul edilir.

İlk bakışta resim, dönemin gücünü ve özgüvenini temsil eder. Tabloda Fransa’nın İngiltere büyükelçisi Jean de Dinteville ile din adamı ve diplomat Georges de Selve yan yana durmaktadır. Etrafları dönemin bilgi dünyasını simgeleyen nesnelerle çevrilidir. Tablo yalnızca bir çift portresi değil, aynı zamanda anlamı hâlâ tartışılan nesnelerden oluşan bir natürmorttur. Raflarda gök küreleri, yer küreleri, astronomi aletleri, matematik araçları ve kitaplar görülür. Dönemin bilimsel gelişmeleri ve reform hareketleriyle ortaya çıkan sekülerlik ve dinsellik gerilimi nesneler aracılığıyla da kurulur.  

Masanın altında ise Martin Luther tarafından bestelenmiş bir ilahi kitabı ve bir lavta vardır. Lavtanın tellerinden biri kopmuştur. Bu ayrıntının, dönemin dinsel ve siyasal çatışmalarına bir gönderme olabileceği; dinsel olanla aradaki bağın kopmasının simgesi olabileceği söylenir. Fark edilmesi zor bir ayrıntı da perdelerin arkasına gizlenmiş çarmıhta İsa figürüdür. Bir başka görüş de resimde anlatılanın, karşıtlıklara rağmen dinsellikle seküler olanın uyumlulaşması, birlikte yürümenin yolunu bulması olduğunu söyler. Resim XVI. yüzyıl Avrupa’sının kendisi gibidir: bilgiyle dolu, kendinden emin, fakat aynı zamanda gerilimlerle yüklü.

Ancak tabloyu ünlü yapan şey bunların hiçbiri değildir.

Resmin alt kısmında tuhaf bir şekil vardır. Kompozisyonun bütün uyumunu bozan, ilk bakışta anlam verilemeyen bir leke.

Resme karşıdan bakıldığında görünen kafatası

Yerinizden kalkıp tabloya yandan baktığınızda ise o şeklin bir insan kafatası olduğu ortaya çıkar. Erken Rönesans’ın bir buluşu olan anamorfik perspektifle çizilmiş kafatası izleyiciye görsel bir bilmece sunar. Kafatası ancak tablonun sağ üstünden ya da sol altından bakıldığında tam formuyla algılanır ve bize şu mottoyu hatılatır: “Memento mori” yani “hatırla ki öleceksin”.  Özetle tabloda üst raftaki nesnelerle gökler, alt raftaki kitaplar ve müzik aletiyle yaşayan dünya, kafatasıyla da ölüm yer alır.

Holbein’in ölçüp, biçip, ayrıntılı hesaplamalarla yerleştirdiği kafatasını neden bu şekilde resmetmek istediği ise bilinmez. Bir görüşe göre resim merdivenlere yerleştirilecektir ve resimle karşılaşacakların ilk önce kafatasını görerek etkilenmesi düşünülmüştür. Her ne sebeple yapılmış olursa olsun resim alışık olmadığımız bir bakış açısı sunar ve Holbein’in dehası da tam burada başlar.

Resme doğru açıdan bakıldığında ortaya çıkan kafatası

Çünkü kafatası gizlenmemiştir. Tam tersine, herkesin gözü önündedir. Onu görünmez kılan şey nesnenin kendisi değil, bakış açımızdır.

Bugünün Türkiye’sine bakarken insanın aklına bu tablo geliyor.

Gündemimizin büyük bölümü, Holbein’in resmindeki astronomi aletleri ve küreler gibi göz alıcı nesnelerden oluşuyor. Siyasi tartışmalar, mahkeme kararları, parti içi mücadeleler, sert açıklamalar ve bitmek bilmeyen polemikler…

Bütün bunlar elbette önemlidir.  

Ama bazen asıl sorunun ne olduğunu unutacak kadar uzun süre onlara bakıyoruz.

Toplumun geleceğe ilişkin beklentisi, gençlerin yarınlarını bu ülkede kurmak istemeyişi, hakları verilmeyen işçiler, giderek ağırlaşan yoksulluk olduğu yerde duruyor. Tıpkı Holbein’in kafatası gibi… Gözümüzün önünde, yaşamın içinde ama görmüyoruz, hissetmiyoruz. 

Çünkü görebilmek için yer değiştirmek gerekiyor.

Halbuki bir adım yana kaydığımızda başka bir manzara beliriyor. Ülkenin değerlerini üretenlerle o değerlere el koyanlar arasındaki uçurum. Yoksullaşan milyonlarla servetlerini büyüten küçük bir azınlık arasındaki mesafe. Gösterişli Anıtkabir ziyaretleri yapanların aslında Cumhuriyet’in ve emekçi yurttaşların asıl düşmanları oluşundaki görünmezlik. 

İşte Holbein’in kafatası burada duruyor.

Gizlenmiş değil. Üzeri örtülmüş değil. Tam önümüzde. Sorun onu göremememiz değil. Sorun, bize sürekli başka tarafa bakmamızın öğretilmiş olması. Sorun herkesin aynı noktadan bakmakta ısrar ediyor olması.

Kafatası orada.

Resmin tam ortasında.

Kaynak: soL Haber

Latest articles

Niğde’de sağanak; 3 araç sele kapıldı

Niğde’de sağanak; 3 araç sele kapıldı

Erzincan'da müstakil evde çıkan yangın söndürüldü

Erzincan'da müstakil evde çıkan yangın söndürüldü

Antik kentin çevresindeki tarihi eserler arasında koştular

Antik kentin çevresindeki tarihi eserler arasında koştular

Uşak'ta yasa dışı bahis operasyonu: 5 tutuklama

Uşak'ta yasa dışı bahis operasyonu: 5 tutuklama

More like this

Niğde’de sağanak; 3 araç sele kapıldı

Niğde’de sağanak; 3 araç sele kapıldı

Erzincan'da müstakil evde çıkan yangın söndürüldü

Erzincan'da müstakil evde çıkan yangın söndürüldü

Antik kentin çevresindeki tarihi eserler arasında koştular

Antik kentin çevresindeki tarihi eserler arasında koştular