Güney Kıbrıs’taki İngiliz askeri üssü RAF Ağrotur’un bir insansız hava aracı ile hedef alınmasından 3 hafta sonra HMS Dragon’un Güney Kıbrıs’a gönderileceği belirtilmişti. İngiliz Savunma Bakanı John Healy yaptığı açıklamada HMS Dragon’un Doğu Akdeniz’e ulaştığını ve müttefikler ile birlikte Kıbrıs savunmasına operasyonel entegrasyonun başladığını söyledi.
İran’ın hafta sonu Chagos Adaları’ndaki Diego Garcia’daki ortak İngiltere-ABD üssüne iki saldırı düzenlemeye çalıştığına dair haberleri doğrulayan İngiliz Bakan, “İngiltere’nin bu şekilde hedef alınmasını gerektiren bir durum yok. Birleşik Krallık’ı her türlü saldırıdan korumak için gerekli kaynaklara ve ittifaklara sahibiz” dedi.
‘BÖLGEDE SON 15 YILDA OLDUĞUNDAN DAHA FAZLA JETİMİZ VAR’
Kıbrıs’ta şu anda 500 kişilik ek hava savunma personeli bulunduğunu belirten Healey, “Doğu Akdeniz’e daha fazla askeri güç tahsis edildikçe, Kıbrıs’ın güvenliğini arttırmak için ABD, Fransa ve Yunanistan dahil müttefiklerin katkılarını koordine etmek üzere Güney Kıbrıs ile yakın işbirliği içindeyiz. RAF ve donanma pilotları Kıbrıs, Ürdün, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni savunmak için şu ana kadar yaklaşık 900 saatlik uçuş gerçekleştirdi. Bölgede son 15 yılın herhangi bir döneminde olduğundan daha fazla jetimiz var” ifadelerini kullandı.
ABD, BİRLEŞİK KRALLIK ÜSLERİNİ KULLANABİLECEK
Healey, İngiltere Başbakanı Starmer’ın ABD ordusuna, Hürmüz Boğazı’nı tehdit eden füze üsleri ve kapasiteleri de dahil olmak üzere belirli İran hedeflerine karşı savunma amaçlı saldırılar düzenlemesi için Birleşik Krallık üslerinin kullanımına izin verdiğini doğruladı.
Healey, İran’ın mayın döşeyerek, gemileri hedef alarak ve hayatları tehlikeye atarak Hürmüz Boğazı’nı rehin tuttuğunu söyledi ve Birleşik Krallık’ın boğazı yeniden açmak üzere ABD Merkez Komutanlığı’na askeri planlamacılar gönderdiğini belirterek “Ticari gemilerin tekrar özgürce ve güvenle hareket edebilmesi için Birleşik Krallık’ın boğazın güvenliğini sağlamada öncü bir rol oynamasına kararlıyız” ifadelerini kullandı.
Portsmouth’ta 6 haftalık bir bakımdan geçen savaş gemisi, mürettebatın günde 22 saat çalışmasıyla 6 gün içinde denize açılmaya hazır hale getirildi. Kraliyet Donanması’nın gelişmiş Sea Viper hava savunma sistemine sahip, 152 metre uzunluğunda ve 8 bin 500 tonluk bir Type 45 destroyeri olan HMS Dragon (D35), aynı anda 16 hedefi takip edip 10 saniyede 8 füze atabilen, 32+ knot hıza ulaşabilen, pruvasında ejderha arması bulunan ve 200’den fazla mürettebatla operasyon yapan çok yönlü bir savaş gemisidir.
Birleşik Krallık yakın zamanda Kıbrıs’taki RAF Akrotiri’de ilave uçak, helikopter ve gözetleme unsurlarıyla askeri varlığını genişletmişti.
ABD-İsrail-İran savaşının 25. gününde Orta Doğu yangın yeri! Tahran’dan füze yağmuru, Tel Aviv’de büyük yıkım: ‘En az 3 bina yerle bir oldu, 100 kg patlayıcı iddiası’Trump ‘içeriden birileri var’ demişti! ABD basını yazdı: İran’da savaşın kaderini belirleyebilecek 4 kilit isim
Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi verilerine göre, kente su sağlayan 1 milyar 454 milyon 666 bin metreküp kapasiteli barajların doluluk oranı, 23 Mart 2025’te 428 milyon 105 bin metreküple yüzde 29,43 seviyesindeydi.
İlginizi Çekebilir
Kuraklık riskinin sürdüğü Ankara'da, bu yılın aynı tarihinde doluluk miktarı 408 milyon 548 bin metreküpe gerilerken, oran yüzde 28,09 olarak ölçüldü. Böylece doluluk oranı geçen yıla göre yüzde 1,34 azaldı.
Aktif kullanılabilir su miktarı ise 23 Mart 2025'te 239 milyon 148 bin metreküp iken, bu yılın aynı tarihinde 256 milyon 841 bin metreküp olarak kaydedildi.
Kente, geçen yıl günlük 1 milyon 315 bin 388 metreküp su verilirken, artan nüfusa oranla bu yıl ise 1 milyon 403 bin 87 metreküp su verildi.
Geçen yılın ilk çeyreğinde aylık barajlara gelen su miktarı ocakta 23 milyon 485 bin 595, şubatta 15 milyon 901 bin 776, martta 24 milyon 446 bin 143 olurken, 2026 Ocak ayında 55 milyon 762 bin 949, şubatta 236 milyon 236 bin 797, martta ise 35 milyon 201 bin 557 metreküp olarak ölçüldü.
Yılın ilk çeyreğinde, Kesikköprü ile Kargalı barajının doluluğu yüzde 100, Türkşerefli Barajı yüzde 5,20, Peçenek Barajı ise yüzde 21,74 olarak tespit edildi.
Başkentteki barajlarda genel doluluk seviyesi ise şu şekilde:
Erol Köse'nin cenazesi kızı tarafından Adli Tıp Kurumu'ndan alındı
İklim değişikliğiyle birlikte etkisi ve sayısı son yıllarda artan seller, yoğun yapılaşmayla birleşip ciddi riskler oluştururken kent içindeki drenaj sorunları ve betonlaşma, yağışların taşkınlara dönüşmesine zemin hazırlıyor.
İTÜ ve Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) işbirliğiyle "İstanbul'un ilçe bazlı sel risk haritalandırması" başlıklı çalışmada kentin ilçe ölçeğindeki sel riskleri, Türkiye'de ilk kez yapay zeka tabanlı bir karar destek algoritmasıyla ve tehlike, maruziyet, kırılganlık unsurlarıyla birlikte ele alınarak değerlendirildi.
Çalışmaya göre, sel riskinin en fazla olduğu ilçeler, Fatih, Gaziosmanpaşa, Bağcılar, Güngören ve Beyoğlu, en az olduğu ilçeler ise Adalar, Şile, Silivri, Sarıyer ve Çekmeköy olarak belirlendi.
Projenin yürütücüsü Doç. Dr. Ekmekcioğlu, iklim değişikliği ve yoğun kentleşme baskısıyla şiddetli yağışlara bağlı sel olaylarının artması nedeniyle çalışmayı Türkiye’de nüfusun en yoğun olduğu İstanbul’da gerçekleştirdiklerini belirtti.
Çalışmada riski artıran faktörlerin yanı sıra bölgedeki uyum kapasitesi gibi riski azaltıcı unsurları da değerlendirdiklerini kaydeden Ekmekcioğlu, "Tehlike bağlamında yaklaşık 15 farklı göstergeyi, risk bağlamında ise hem kırılganlık hem de maruziyet olarak toplamda yaklaşık 20 göstergeyi ilçe bazlı olarak belirledik. Her bir göstergeye ilişkin verileri toplayarak analiz ettik ve İstanbul genelinde sel riskinin mekansal dağılımını ortaya koyduk." dedi.
AVRUPA YAKASI'NDA SEL RİSKİ DAHA FAZLA
Ekmekcioğlu, Avrupa Yakası’nda Silivri, Çatalca ve Sarıyer'in bazı bölgeleri ile Anadolu Yakası’nda Şile’de sel riskinin görece daha az olduğunu aktardı.
Riskin en önemli unsurunun insan varlığı, dolayısıyla nüfus ve yapılaşma olduğunu kaydeden Ekmekcioğlu, şu bilgileri paylaştı:
"İstanbul'un özellikle merkez kuşağına baktığımızda yani nüfus yoğunluğunun fazla olduğu Esenler, Güngören, Bağcılar gibi bölgelere baktığımızda buralarda sel riskinin fazla olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Bizi aynı zamanda bu noktada geçmişte meydana gelmiş kronik sel baskınları doğruluyor. Yine keza Fatih'i de buna örnek verebiliriz. Avrupa Yakası'nda bu ilçelerden bahsedebiliriz. Anadolu Yakası'na geldiğimizde de Üsküdar, Ümraniye, Ataşehir, Kadıköy gibi ilçelerde sel riskinin Anadolu Yakası içerisinde yüksek olduğunu ifade edebiliriz. Ancak Avrupa Yakası'ndaki ilçelerle kıyaslandığında burada sel riskinin biraz daha düşük olduğunu gözlemliyoruz."
Riskin yüksek olduğu bölgelerin İstanbul nüfusunun önemli bir bölümünü barındırdığına dikkati çeken Ekmekcioğlu, "İstanbul için yaptığımız tehlike analizlerinde esasında şunu gördük, İstanbul'un yüzey alanı bakımından yaklaşık yüzde 10'luk bir kısmı yüksek tehlike, yüzde 10'luk bir kısmı orta tehlike, yüzde 80'lik bir kısmı ise düşük ve çok düşük olarak ifade edebileceğimiz kategorilerde sel tehlikesi altında. Ancak tekrar söylemek gerekir ki dikkat edilmesi gereken nokta özellikle yüksek tehlike altında olarak ifade ettiğimiz yüzde 10'luk bir yüzey alanı kısmı. Çok ciddi bir nüfus yoğunluğunu barındırıyor. Bu bölgelerde nüfus yoğunluğunun etkisiyle sel riski artıyor." diye konuştu.
Ekmekcioğlu, doğal alanların azaldığı ve geçirimsiz yüzeylerin yoğun olduğu kent bölgelerinde yağmur suyunun hızla akarak göllenme, sel ve su baskınına yol açtığını, bu sorunun da temel olarak şehirleşmeyle ilgili olduğunu söyledi.
Tehlike analizinde yapay zeka kullanmalarını, çalışmalarının özgün ve yenilikçi yanı olarak nitelendiren Ekmekcioğlu, "Dolayısıyla geçmiş, meydana gelmiş sel olaylarından öğrenen ve o olayları tetikleyici unsurları da bünyesinde barındıran tüm öğrenme sürecinde ve geçmiş sel olayları ile çevresel faktörler arasındaki ilişkileri öğrenerek gelecekte sel oluşma potansiyeli bulunan alanları da tahmin edebilen bir yapay zeka algoritması ve bu algoritmayla tehlike modellemesini gerçekleştirdik. Bu tehlike modellemesi ve algoritma da tüm risk değerlendirme sürecini beslemiş oldu." ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Ekmekcioğlu, tehlike modellemesinde sel risklerini bölgenin topografya, eğim, drenaj ağı ile hidrolojik, meteorolojik ve jeomorfolojik özelliklerini geçmiş sel olaylarıyla ilişkilendirerek yapay zekayla yaklaşık yüzde 90 ila 95 doğrulukla tahmin ettiklerini dile getirdi.
Ömer Ekmekcioğlu, sel riskini azaltmak için şu önerilerde bulundu:
"İstanbul gibi yoğun kentleşmiş bir şehirde biz aslında doğa temelli çözümleri, yağmur suyu hasadı, yağmur bahçeleri, geçirimli zeminler gibi doğadan esinlenen çözümleri öneriyoruz. Bu noktada özellikle çatılarda yağmur suyunun biriktirilmesi, hem yağmur suyunun geri kazanımı bağlamında farklı bir kullanım alternatifi olarak değerlendirilmesini hem de özellikle çok hızlı şekilde yağmur suyunu akışa geçiren çatılarda yağmur suyunun tutulması ve yağışın akışa dönüşmesinin geciktirilmesi, İstanbul'da sel tehlikesiyle baş etme noktasında hayata geçilecek önemli unsurlar olarak karşımıza çıkıyor."
İLÇELERE GÖRE SEL RİSKİ VERİLERİ
Ekmekcioğlu'nun verdiği bilgilere göre, ilçelerin sel riski sıralaması ve risk puanları şöyle:
Kabine toplantısı, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında Beştepe'de yapılacak. Toplantının öncelikli gündemi, ABD-İsrail İran savaşı ve bölgeye yansımaları olacak. Savaşa dair tüm gelişmeler Kabine toplantısında ele alınacak.
KABİNE YOĞUN GÜNDEMLE TOPLANACAK
Kabine, 2 haftalık aranın ardından yine yoğun gündemle toplanacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığında yapılacak toplantının en önemli başlığı 28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail İran savaşı.
İlginizi Çekebilir
Türkiye; İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını da içeren Orta Doğu'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Bölgedeki son durum kabine toplantısında kapsamlı olarak ele alınacak. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen barış diplomasisi üzerinde durulacak. Savaşın bir an önce son bulması, diyalog ve diplomasinin yeniden devreye girmesi için yapılacaklar konuşulacak.
Ankara'nın önceliği, Orta Doğu'da gittikçe genişleyen ateş çemberinden Türkiye'yi uzakta tutmak. Bunun için 86 milyonun yanı sıra Kıbrıs Türk halkının huzuru için de gerekli adımlar kararlılıkla atılıyor. Kabine, hava sahasının ve hudutların güvenliği konusundaki olası risklere karşı alınabilecek ilave tedbirleri masaya yatıracak.
SAVAŞIN KÜRESEL EKONOMİYE ETKİSİ
Kabine toplantısında enerji fiyatlarındaki ani yükselişlere rağmen dezenflasyon sürecinin devamını sağlamak ve tüketiciyi korumak için yapılacaklar gündeme gelecek. Piyasalardaki son durum değerlendirilecek.
Erol Köse'nin cenazesi kızı tarafından Adli Tıp Kurumu'ndan alındı
Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi verilerine göre, kente su sağlayan 1 milyar 454 milyon 666 bin metreküp kapasiteli barajların doluluk oranı, 23 Mart 2025’te 428 milyon 105 bin metreküple yüzde 29,43 seviyesindeydi.
İlginizi Çekebilir
Kuraklık riskinin sürdüğü Ankara'da, bu yılın aynı tarihinde doluluk miktarı 408 milyon 548 bin metreküpe gerilerken, oran yüzde 28,09 olarak ölçüldü. Böylece doluluk oranı geçen yıla göre yüzde 1,34 azaldı.
Aktif kullanılabilir su miktarı ise 23 Mart 2025'te 239 milyon 148 bin metreküp iken, bu yılın aynı tarihinde 256 milyon 841 bin metreküp olarak kaydedildi.
Kente, geçen yıl günlük 1 milyon 315 bin 388 metreküp su verilirken, artan nüfusa oranla bu yıl ise 1 milyon 403 bin 87 metreküp su verildi.
Geçen yılın ilk çeyreğinde aylık barajlara gelen su miktarı ocakta 23 milyon 485 bin 595, şubatta 15 milyon 901 bin 776, martta 24 milyon 446 bin 143 olurken, 2026 Ocak ayında 55 milyon 762 bin 949, şubatta 236 milyon 236 bin 797, martta ise 35 milyon 201 bin 557 metreküp olarak ölçüldü.
Yılın ilk çeyreğinde, Kesikköprü ile Kargalı barajının doluluğu yüzde 100, Türkşerefli Barajı yüzde 5,20, Peçenek Barajı ise yüzde 21,74 olarak tespit edildi.
Başkentteki barajlarda genel doluluk seviyesi ise şu şekilde:
Erol Köse'nin cenazesi kızı tarafından Adli Tıp Kurumu'ndan alındı
İklim değişikliğiyle birlikte etkisi ve sayısı son yıllarda artan seller, yoğun yapılaşmayla birleşip ciddi riskler oluştururken kent içindeki drenaj sorunları ve betonlaşma, yağışların taşkınlara dönüşmesine zemin hazırlıyor.
İTÜ ve Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) işbirliğiyle "İstanbul'un ilçe bazlı sel risk haritalandırması" başlıklı çalışmada kentin ilçe ölçeğindeki sel riskleri, Türkiye'de ilk kez yapay zeka tabanlı bir karar destek algoritmasıyla ve tehlike, maruziyet, kırılganlık unsurlarıyla birlikte ele alınarak değerlendirildi.
Çalışmaya göre, sel riskinin en fazla olduğu ilçeler, Fatih, Gaziosmanpaşa, Bağcılar, Güngören ve Beyoğlu, en az olduğu ilçeler ise Adalar, Şile, Silivri, Sarıyer ve Çekmeköy olarak belirlendi.
Projenin yürütücüsü Doç. Dr. Ekmekcioğlu, iklim değişikliği ve yoğun kentleşme baskısıyla şiddetli yağışlara bağlı sel olaylarının artması nedeniyle çalışmayı Türkiye’de nüfusun en yoğun olduğu İstanbul’da gerçekleştirdiklerini belirtti.
Çalışmada riski artıran faktörlerin yanı sıra bölgedeki uyum kapasitesi gibi riski azaltıcı unsurları da değerlendirdiklerini kaydeden Ekmekcioğlu, "Tehlike bağlamında yaklaşık 15 farklı göstergeyi, risk bağlamında ise hem kırılganlık hem de maruziyet olarak toplamda yaklaşık 20 göstergeyi ilçe bazlı olarak belirledik. Her bir göstergeye ilişkin verileri toplayarak analiz ettik ve İstanbul genelinde sel riskinin mekansal dağılımını ortaya koyduk." dedi.
AVRUPA YAKASI'NDA SEL RİSKİ DAHA FAZLA
Ekmekcioğlu, Avrupa Yakası’nda Silivri, Çatalca ve Sarıyer'in bazı bölgeleri ile Anadolu Yakası’nda Şile’de sel riskinin görece daha az olduğunu aktardı.
Riskin en önemli unsurunun insan varlığı, dolayısıyla nüfus ve yapılaşma olduğunu kaydeden Ekmekcioğlu, şu bilgileri paylaştı:
"İstanbul'un özellikle merkez kuşağına baktığımızda yani nüfus yoğunluğunun fazla olduğu Esenler, Güngören, Bağcılar gibi bölgelere baktığımızda buralarda sel riskinin fazla olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Bizi aynı zamanda bu noktada geçmişte meydana gelmiş kronik sel baskınları doğruluyor. Yine keza Fatih'i de buna örnek verebiliriz. Avrupa Yakası'nda bu ilçelerden bahsedebiliriz. Anadolu Yakası'na geldiğimizde de Üsküdar, Ümraniye, Ataşehir, Kadıköy gibi ilçelerde sel riskinin Anadolu Yakası içerisinde yüksek olduğunu ifade edebiliriz. Ancak Avrupa Yakası'ndaki ilçelerle kıyaslandığında burada sel riskinin biraz daha düşük olduğunu gözlemliyoruz."
Riskin yüksek olduğu bölgelerin İstanbul nüfusunun önemli bir bölümünü barındırdığına dikkati çeken Ekmekcioğlu, "İstanbul için yaptığımız tehlike analizlerinde esasında şunu gördük, İstanbul'un yüzey alanı bakımından yaklaşık yüzde 10'luk bir kısmı yüksek tehlike, yüzde 10'luk bir kısmı orta tehlike, yüzde 80'lik bir kısmı ise düşük ve çok düşük olarak ifade edebileceğimiz kategorilerde sel tehlikesi altında. Ancak tekrar söylemek gerekir ki dikkat edilmesi gereken nokta özellikle yüksek tehlike altında olarak ifade ettiğimiz yüzde 10'luk bir yüzey alanı kısmı. Çok ciddi bir nüfus yoğunluğunu barındırıyor. Bu bölgelerde nüfus yoğunluğunun etkisiyle sel riski artıyor." diye konuştu.
Ekmekcioğlu, doğal alanların azaldığı ve geçirimsiz yüzeylerin yoğun olduğu kent bölgelerinde yağmur suyunun hızla akarak göllenme, sel ve su baskınına yol açtığını, bu sorunun da temel olarak şehirleşmeyle ilgili olduğunu söyledi.
Tehlike analizinde yapay zeka kullanmalarını, çalışmalarının özgün ve yenilikçi yanı olarak nitelendiren Ekmekcioğlu, "Dolayısıyla geçmiş, meydana gelmiş sel olaylarından öğrenen ve o olayları tetikleyici unsurları da bünyesinde barındıran tüm öğrenme sürecinde ve geçmiş sel olayları ile çevresel faktörler arasındaki ilişkileri öğrenerek gelecekte sel oluşma potansiyeli bulunan alanları da tahmin edebilen bir yapay zeka algoritması ve bu algoritmayla tehlike modellemesini gerçekleştirdik. Bu tehlike modellemesi ve algoritma da tüm risk değerlendirme sürecini beslemiş oldu." ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Ekmekcioğlu, tehlike modellemesinde sel risklerini bölgenin topografya, eğim, drenaj ağı ile hidrolojik, meteorolojik ve jeomorfolojik özelliklerini geçmiş sel olaylarıyla ilişkilendirerek yapay zekayla yaklaşık yüzde 90 ila 95 doğrulukla tahmin ettiklerini dile getirdi.
Ömer Ekmekcioğlu, sel riskini azaltmak için şu önerilerde bulundu:
"İstanbul gibi yoğun kentleşmiş bir şehirde biz aslında doğa temelli çözümleri, yağmur suyu hasadı, yağmur bahçeleri, geçirimli zeminler gibi doğadan esinlenen çözümleri öneriyoruz. Bu noktada özellikle çatılarda yağmur suyunun biriktirilmesi, hem yağmur suyunun geri kazanımı bağlamında farklı bir kullanım alternatifi olarak değerlendirilmesini hem de özellikle çok hızlı şekilde yağmur suyunu akışa geçiren çatılarda yağmur suyunun tutulması ve yağışın akışa dönüşmesinin geciktirilmesi, İstanbul'da sel tehlikesiyle baş etme noktasında hayata geçilecek önemli unsurlar olarak karşımıza çıkıyor."
İLÇELERE GÖRE SEL RİSKİ VERİLERİ
Ekmekcioğlu'nun verdiği bilgilere göre, ilçelerin sel riski sıralaması ve risk puanları şöyle:
Kabine toplantısı, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında Beştepe'de yapılacak. Toplantının öncelikli gündemi, ABD-İsrail İran savaşı ve bölgeye yansımaları olacak. Savaşa dair tüm gelişmeler Kabine toplantısında ele alınacak.
KABİNE YOĞUN GÜNDEMLE TOPLANACAK
Kabine, 2 haftalık aranın ardından yine yoğun gündemle toplanacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığında yapılacak toplantının en önemli başlığı 28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail İran savaşı.
İlginizi Çekebilir
Türkiye; İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını da içeren Orta Doğu'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Bölgedeki son durum kabine toplantısında kapsamlı olarak ele alınacak. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen barış diplomasisi üzerinde durulacak. Savaşın bir an önce son bulması, diyalog ve diplomasinin yeniden devreye girmesi için yapılacaklar konuşulacak.
Ankara'nın önceliği, Orta Doğu'da gittikçe genişleyen ateş çemberinden Türkiye'yi uzakta tutmak. Bunun için 86 milyonun yanı sıra Kıbrıs Türk halkının huzuru için de gerekli adımlar kararlılıkla atılıyor. Kabine, hava sahasının ve hudutların güvenliği konusundaki olası risklere karşı alınabilecek ilave tedbirleri masaya yatıracak.
SAVAŞIN KÜRESEL EKONOMİYE ETKİSİ
Kabine toplantısında enerji fiyatlarındaki ani yükselişlere rağmen dezenflasyon sürecinin devamını sağlamak ve tüketiciyi korumak için yapılacaklar gündeme gelecek. Piyasalardaki son durum değerlendirilecek.
Erol Köse'nin cenazesi kızı tarafından Adli Tıp Kurumu'ndan alındı