Ülkede erkek şiddeti durmaksızın sürerken, şüpheli kadın ölümlerine ise her gün bir yenisi ekleniyor. Kimi göl kenarında, kimi evinde ‘intihar etti’ denilerek bulunan kadınların nasıl ve kim tarafından öldürüldüğü çoğu zaman aydınlatılmıyor. Etkin yürütülmeyen soruşturmalar, eksik araştırılan dosyalar ve cezasızlık, kadınlar için adaleti her geçen gün daha da uzaklaştırıyor.
Bu karanlık dosyalardan biri de Aleyna Çakır davası.
Ankara’da “Aleyna Çakır” olarak bilinen 21 yaşındaki Sema Esen’in 2020 yılında şüpheli şekilde yaşamını yitirmesine ilişkin açılan davada dün yeni bir gelişme yaşandı.
Savcılık, Çakır’ın ölümünde baş şüpheli sıfatıyla yargılanan sanık Ümitcan Uygun’un “intihara teşvik etmek, intihar kararını kuvvetlendirme” ve “eziyet” suçlarından 6 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi.
Duruşma, 22 Eylül’e ertelendi. Esen ailesinin avukatı Umur Yıldırım, soruşturma aşamasında kapsamlı bir süreç yürütülmediğini ifade ederek “Dosyada hâlâ keşif talebimiz mevcut. İnfaz süresi doldu. Uygun bu dosyadan hiç tutuklanmadı. Tutuklanmazsa maalesef aramızda gezecek” dedi.
‘İNFAZ SÜRESİ DOLDU’
Yıldırım şöyle konuştu: “Savcının verdiği mütalaa iddianameyle uygun. Ama bu dosya bize göre intihara yönlendirme dosyası değil, cinayet dosyası. Yani TCK 81 dosyası. Mahkeme önce, ‘Aleyna Çakır kendini mi astı yoksa başkası mı onu astı?’ diye araştırmalıydı. Bunu da gidermenin tek yolu keşifti. Çünkü mevcut dosyadaki delil durumu, olay yeri incelemesi birlikte değerlendirildiğinde kendini asması mümkün değil. Dolayısıyla biri onu astı. Eğer biri onu astıysa bu intihara yönlendirme değil, öldürme yani TCK 81 dosyası. Ama maalesef mahkeme bunu öldürme dosyası olarak değerlendirmedi, intihara yönlendirme dedi
. Eğer intiharsa da şu değerlendirmeyi yapmalıydı: ‘Aleyna cebir ve şiddet altında mı kendini astı yoksa intihara yönlendirilerek mi kendini astı?’ Yani ‘Kendini as yoksa seni öldürürüm’ demek intihara yönlendirme değil, kasten öldürmedir. Ama mahkeme bunların hiçbirini değerlendirmedi, ve taleplerimizi reddetti. Şu an savcı aslında iddianame üzerinden dosyayı yürütüp karar vermeye çalışıyor. Biz itirazlarımızı, taleplerimizi dile getirdik ama savcı mütalaayı verdi.”
Başka dosyadan tutuklu bulunan Uygun’un Çakır davasının dosyasından hiç tutuklanmadığını kaydeden Yıldırım şöyle devam etti: “Biz hükümle birlikte tutuklanmasını talep ettik. Çünkü Uygun’un daha öncesinde Esra Hankulu ve uyuşturucu gibi dosyalardan da infazı vardı. Ama şu an gelinen aşamada infaz süresi doldu yani tahliye olacak. Dolayısıyla bu aşamada Çakır’dan dolayı tutuklanmazsa maalesef böyle bir insan tekrar aramızda olacak.”
Çakır’ın, daha önce Uygun’dan şikâyetçi olarak koruma talep ettiği ancak şikâyetlerinden vazgeçtiği ortaya çıkmıştı.
Çakır’ın ölümüyle ilgili soruşturma kapsamında Uygun gözaltına alınmıştı ancak serbest bırakılmıştı.
Ümitcan Uygun’un annesi Gülay Uygun da 17 Eylül 2020 tarihinde Keçiören’de bir bağ evinin yakınındaki dağlık alanda başından vurulmuş halde ölü bulunmuştu.
Ayrıca Uygun, 2021 yılında geceyi birlikte geçirdikten sonra evinde ölü bulunan 25 yaşındaki Esra Hankulu’nun davasından da yargılanmıştı.
Uygun “neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” suçundan 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) Gönüllüsü Avukat Özlem Günel, Aleyna Çakır’ın sistematik şiddete maruz bırakıldığını anımsatarak şu ifadeleri kullandı:
“Burada sistematik şiddetin olduğunu görüyoruz. Uygun’un ‘Bir tokat attım, bununla işkence mi olur?’ savunmasını da hatırlıyoruz. Bu artık yargıya karşı erkeklerin savunma mekanizması haline geldi. Oysa sistematik bir şiddet olduğu dosyadaki tanık beyanlarıyla, daha önce Aleyna’ya atılmış mesajlarla kanıtlanmış.
Ancak erkeklerin bu tür savunmaları maalesef artık yargıda genel geçer olmaya başladı. Ayrıca Aleyna daha önce şikâyetçi olmuş ve geri çekmiş. Maalesef yargısal reflekslerin hızlı ve yeterli işlememesinden de kaynaklı, kadınlar ceplerinde 6284 kararlarıyla öldürüldüğünü görüyoruz. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 etkin uygulanmadığı için kadınlar şikâyetlerini bazen geri çekmek durumunda kalıyor. Oysa 6284’ün koruma mekanizması olarak etkin uygulandığı bir ülkede, sanıklar da zaten bu savunmaları yapamayacaklar, ceza alacaklar.”
“Aleyna Çakır dosyasında da etkin soruşturmanın ne kadar önemli olduğunu görüyoruz” diyen Günel, şöyle devam etti:
“Keşif talebi varsa bu aşamaya gelene kadar bunların çoktan yapılmış olması gerekirdi. ‘Sistematik şiddet var mı, orada başka olaylar oluyor mu, olay yerinde bir yönlendirmeye dair veya cinayete dair izler var mı?’ gibi sorular yanıtlanmalıydı. Şüpheli kadın ölümlerinin hepsinin etkin şekilde üzerine gidilmesi, kadınlar öldürülmeden 6284’ün ve İstanbul Sözleşmesi’nin etkin bir şekilde uygulanması gerektiğini vurguluyoruz. 6284’ü uygulayın. Etkin olarak uygulandığı zaman kadınlar zaten korunabilecektir.’’
Ümitcan Uygun’un, Aleyna Çakır’ın ölümünün ardından MHP İlçe Başkanlığı’nda çekilen görüntüleri gündeme gelmişti.
Uygun’un, silahlar ve yüklü miktarda parayla verdiği pozları sosyal medya hesabında paylaştığı da görülmüştü. Paylaşımlara arkadaşı Mehmet Varol’un “Yakışanı yapar” yorumunu yazması, avukatlar tarafından ‘cinayetin planlanmış olabileceği’ yönünde değerlendirilmişti.
Uygun’un MHP’nin yanı sıra dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile de bağlantısı olduğu ileri sürülmüştü. Ümitcan Uygun’un kurtulabilmesi için ATK raporu hazırlandığı ve bunun Uygun’un babası
Durak Uygun’un, Soylu’nun yakın arkadaşı olması sayesinde yapıldığı iddia edilmişti. Durak Uygun ve Soylu’nun birlikte çıkan fotoğrafları çıkmıştı.
Öte yandan 2025 yılında da suç örgütü lideri Selahattin Yılmaz ve beraberindeki 13 kişiye yönelik operasyon düzenlenmişti ve 14 kişi tutuklanmıştı. “Aziz İhsan Aktaş’a suikast hazırlığı” suçundan tutuklanan Avukat Cem Duman’ın, daha önce Ümitcan Uygun’un avukatlığını yaptığı ortaya çıkmıştı.
Kaynak: BirGün
