HomeTürkçe HaberlerGündemİftira siyaseti kadınları hedef alıyor

İftira siyaseti kadınları hedef alıyor

Published on

spot_img

Kadın siyasetçiler, gazeteciler ve hak savunucuları on yıllardır cinsellik, ahlak ve özel hayat saldırılarıyla hedef alınıyor. Uluslararası çalışmalar, bu saldırıların münferit “dedikodu” değil, kadınların kamusal alandaki varlığını sınırlayan cinsiyetlendirilmiş siyasal şiddet biçimi olduğunu gösteriyor.

Son günlerde CHP’de çeşitli kademelerde görev yapan kadın siyasetçilerin maruz bırakıldığı dijital linç ve iftiralar bunun son örneği oldu. Tutuklu Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın savcılığa verdiği ek ifadede isimleri geçen CHP’nin eski Bursa Parti Meclisi Üyesi Gamze Pamuk ile CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan iddialara dair suç duyurusunda bulunmuştu. Dün ise CHP’li avukat Gamze Pamuk, ifadeyi alan Cumhuriyet savcısı hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) şikayette bulundu.

Kadınlar siyasette, gazetecilikte, hak savunuculuğunda ya da kamusal tartışmanın herhangi bir alanında görünür olduğunda çoğu zaman yalnızca söyledikleri sözle değil bedenleri, özel hayatları, cinsellikleri ve “ahlakları” üzerinden hedef alınıyor. Erkek egemen siyaset, kadınların politik itirazına çoğu zaman politik bir yanıt vermek yerine onları itibarsızlaştırmaya, yalnızlaştırmaya ve kamusal alandan çekilmeye zorlamaya çalışıyor.

Bu yöntem yeni değil. Otoriter rejimler tarafından biat etmeyen kadınları susturmak için cinsel ima, özel hayat dedikodusu, “ahlaksızlık” suçlaması, sahte görüntü, dijital taciz ve linç kampanyaları uzun süredir kullanılıyor. Ancak dijital çağda bu saldırıların hızı, yayılma kapasitesi ve yıkıcılığı arttı. Bugün anonim hesaplar, trol ağları, haber görünümlü içerikler ve sosyal medya algoritmaları aracılığıyla bir iddia saatler içinde milyonlara ulaşabiliyor.

Bu saldırılar çoğu zaman “sosyal medya tartışması” ya da “karalama kampanyası” gibi sunulsa da uluslararası literatür daha net bir kavram kullanıyor: Siyasette kadınlara yönelik şiddet ve cinsiyetlendirilmiş dezenformasyon.

UN Women’ın 2023 yılında Türkiye’de yayımladığı “Siyasette Kadınlara Yönelik Şiddet” araştırması, bu şiddetin yalnızca fiziksel saldırıyla sınırlı olmadığını gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddet biçimleri kadınların siyasal haklarını kullanmasının önünde engel oluşturuyor.

MAKBUL KADINLIK TARTIŞMAYA AÇILIYOR

Kadınlara yönelik karakter suikastı, klasik politik itibarsızlaştırmadan farklı işliyor. Bir erkek siyasetçi ya da kamu figürü çoğu zaman politik pozisyonları, ilişkileri ya da yolsuzluk iddiaları üzerinden hedef alınıyor. Kadınlar ise genellikle  bedenleri, cinsellikleri, aile ilişkileri ve “makbul kadınlık” ölçütleri üzerinden tartışmaya açılıyor. Bu taktik toplumda karşılık buluyor. Öyle ki cezaevinde “etkin pişmanlıktan” yararlanan bir erkek siyasetçinin ilk hedefi kadın siyasetçilere çamur atmak oluyor.

Bu nedenle kadınlara yönelik cinsel iftira yalnızca bir “dedikodu” değil kadının politik özne olma halini hedef alan bir şiddet biçimi halini alıyor. Amaç, hedef alınan kadının söylediği sözü değersizleştirmek, onu savunmaya zorlamak ve kamuoyunun dikkatini politik meseleden özel hayat tartışmasına çekmek oluyor. Ülkedeki ekonomik kriz, şiddet, istismar gibi yakıcı sorunlar görünmez kılınırken toplumun üzerine sansasyonel özel hayat dedikoduları boca ediliyor.

Siyasette kadınlara yönelik şiddet üzerine çalışan Mona Lena Krook, bu olgunun genel siyasal şiddetin basit bir uzantısı olmadığını ve kadınları “kadın oldukları için” politik alandan dışlamayı hedefleyen ayrı bir şiddet biçimi olduğunu vurguluyor. Krook’un yaklaşımına göre burada toplumsal cinsiyet saldırının yan unsuru değil, doğrudan merkezi.

Bu tespit, kadınlara yönelik cinsellik imalı kampanyaları anlamak açısından kritik. Çünkü hedef yalnızca bir kadını yıpratmak değil aynı zamanda diğer kadınlara da bir mesaj vermek: “Konuşursanız, sizi de bedeninizle, özel hayatınızla, ailenizle hedef alırız.”

VERİLER NE SÖYLÜYOR?

Kadın siyasetçilere yönelik cinsiyetçi saldırıların küresel ölçekte yaygın olduğunu gösteren güçlü veriler bulunuyor. Inter-Parliamentary Union’ın kadın parlamenterler üzerine yaptığı çalışmaya göre araştırmaya katılan kadın parlamenterlerin yüzde 81,8’i psikolojik şiddete maruz kaldığını belirtiyor. Yüzde 44,4’ü ise ölüm, cinsel saldırı, darp ya da kaçırılma tehdidi aldığını ifade ediyor. IPU’nun çalışması, kadın parlamenterlere yönelik cinsiyetçilik, taciz ve şiddeti doğrudan ele alan ilk çalışmalardan biri olarak kabul ediliyor.

IPU’nun Avrupa çalışmasında da benzer bir tablo var. Araştırmaya göre kadın parlamenterlerin yaklaşık dörtte biri cinsel şiddete, yüzde 14,8’i fiziksel şiddete maruz kaldığını bildiriyor. Çalışma ayrıca genç kadın parlamenterlerin ve toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele eden kadınların daha sık hedef alındığını vurguluyor.

∗∗∗

CİNSİYETLENDİRİLMİŞ DEZENFORMASYON: YALANIN KADIN BEDENİ ÜZERİNDEN KURULMASI

Son yıllarda kamusal alanda var olan kadınlara yönelik saldırıları açıklamak için kullanılan en önemli kavramlardan biri cinsiyetlendirilmiş dezenformasyon. Bu kavram, kadınlara ve toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı yanlış, manipülatif ya da çarpıtılmış bilgilerin cinsiyetçi kalıplar üzerinden yayılmasını ifade ediyor.

İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Demos’un 2020’de Polonya ve Filipinler örnekleri üzerine hazırladığı “Engendering Hate” raporu, devletle hizalı ya da devlet yanlısı dezenformasyon kampanyalarının kadınları cinsiyetçi anlatılarla hedef aldığını ortaya koyuyor. Rapora göre bu kampanyalar, özellikle devleti eleştiren ya da iktidar politikalarına karşı çıkan kadınları “güvenilmez”, “ahlaken sorunlu” ya da “toplumsal düzene tehdit” gibi göstermek için kullanılıyor.

Burada amaç yalnızca yanlış bilgi yaymak değil, kadınların kamusal güvenilirliğini aşındırmak ve politik katkılarını değersizleştirmek. Rapora göre cinsel ima, özel hayat dedikodusu, sahte görüntü ve ahlak suçlaması tesadüfi değil, sistematik araç görevi görüyor.

Bir kadın siyasetçi yolsuzluğu, savaş politikalarını, erkek şiddetini, cezasızlığı ya da iktidarın hukuksuzluklarını gündeme getirdiğinde ona verilen yanıt çoğu zaman argüman üzerinden değil, “nasıl bir kadın olduğu” üzerinden kuruluyor. Böylece politik tartışmanın zemini değiştirilmiş oluyor.

∗∗∗

DİJİTAL LİNÇ KADINLARI SİYASETTEN UZAKLAŞTIRIYOR

National Democratic Institute’un 2019 tarihli “Tweets That Chill” raporu, siyasete katılan kadınlara yönelik çevrimiçi şiddetin kadınları dijital alandan ve kimi durumda siyasal alandan uzaklaştıran bir “soğutucu etki” yarattığını belirtiyor. Rapora göre politik olarak aktif kadınlar çevrimiçi ortamda hakaret, nefret söylemi, itibara dönük saldırı ve fiziksel saldırı tehdidiyle karşılaşıyor.

Yani iftira kampanyalarının etkisi yalnızca hedef alınan kadınla sınırlı kalmıyor. Bir kadına yönelik linç, aynı alanda konuşmak isteyen başka kadınlar için de uyarı işlevi görüyor. Kadınlar, politik duruşlarının karşılığında yalnızca eleştiriyle değil ailelerinin, özel hayatlarının, bedenlerinin ve güvenliklerinin hedef alınmasıyla karşılaşabileceklerini biliyor.

Bu yüzden cinsiyetçi dijital saldırılar, eşit siyasal katılım hakkını fiilen sınırlıyor.

∗∗∗

LEILA DE LIMA ÖRNEĞİ: CİNSEL İMA, YARGI BASKISI VE POLİTİK SUSTURMA

Filipinler’de eski senatör Leila de Lima’ya yönelik süreç, cinsiyetlendirilmiş karakter suikastının çarpıcı örneklerinden biri. De Lima, Rodrigo Duterte dönemindeki “uyuşturucuyla savaş” politikası altında yaşanan yargısız infazları soruşturan en önemli isimlerden biriydi.

De Lima hükümeti eleştirmeye başladığında yalnızca hukuki suçlamalarla değil, özel hayatını ve cinselliğini hedef alan bir karalama kampanyasıyla da karşı karşıya kaldı. Uluslararası Af Örgütü’nün 2017 tarihli değerlendirmesine göre Duterte ve müttefikleri De Lima’yı eski şoförüyle ilişkisi olduğu iddiası üzerinden kamuoyu önünde aşağılamış hatta sözde bir seks videosunun gösterilmesi gündeme gelmişti. Kadın senatörler bu girişime “yasadışı” ve “mizojinik” diyerek karşı çıkmıştı.

De Lima 2017’de tutuklandı ve yıllarca cezaevinde kaldı. Af Örgütü, De Lima’nın yaklaşık yedi yıl süren keyfi tutukluluk ve siyasi baskının ardından son suçlamanın da düşmesiyle “tam özgürlüğüne ve aklanmaya” kavuştuğunu duyurdu. Human Rights Watch da 2024’te Filipinler mahkemesinin De Lima hakkındaki son ceza davasını düşürdüğünü ve bunun Duterte tarafından ülkenin önde gelen insan hakları savunucularından birine karşı açılan yedi yıllık hukuki sürecin sonu anlamına geldiğini aktardı.

Bu örnek, cinsel iftira ile yargı baskısının nasıl birlikte çalışabildiğini gözler önüne serdi.

∗∗∗

GÜÇLENEN KADIN HEDEFE KONUYOR

Sema Yurtbilir – EŞİK Gönüllüsü: Kadın siyasetçileri hedef alan cinsiyetçi kampanyalar yeni değil. Kadınların siyasette görünürlük kazandığı her dönemde benzer yöntemler devreye sokuldu. Tarih boyunca kadınların politik talepleri, sözleri ve mücadeleleri tartışılmak yerine; özel hayatları, bedenleri, ahlak üzerinden üretilen dedikodular ve itibarsızlaştırma yöntemleriyle bastırılmaya çalışıldı.

Bu yöntemin ne kadar eski olduğunu anlamak açısından, Türkiye’de kadınların siyasal haklar mücadelesinin öncülerinden Nezihe Muhiddin dönemine gitmek mümkün. Kadınlar ne zaman siyasal haklarını talep ettiler, bu talepler ciddiyetle ele alınmak yerine alay konusu yapıldı, politik özne olarak değil, görünüşleri ve “makbul kadınlık” kalıpları üzerinden değerlendirildi ya da itibarsızlaştırıldılar. Kadınların mecliste, partilerde ve karar alma mekanizmalarında yer alma mücadelesi uzun yıllardır erkek egemen siyaset tarafından tehdit olarak görüldü ve görülmeye devam ediyor.

Tabii bugün yaşananları yalnızca tarihsel bir tekrar olarak okumak eksik kalır. İçinden geçtiğimiz süreçte kadın siyasetçilere yönelik hedef göstermeler, iftiralar ve cinsiyetçi saldırılar tesadüfi değil, siyasal bir operasyon niteliği taşıyor. Kadınların kamusal ve siyasal alandaki etkisini kırmak, onları siyasetin, kamusal alanın dışına itmek için kullanılan organize, ahlakçı, itibarsızlaştırma araçları bunlar.

Özellikle kadınların hak, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin yükseldiği; erkek egemen, muhafazakâr ve otoriter siyasetin toplumsal meşruiyet kaybettiği dönemlerde bu saldırılar yoğunlaşıyor. Mesaj açık: Kadınlar siyasette ancak erkek egemen sınırları ihlal etmedikleri ölçüde kabul ediliyor. Söz söyleyen, karar alan, güçlenen kadın ise mutlaka hedefe konuyor.

Kadın siyasetçilere yönelik bu saldırılar yalnızca tek tek kadınları değil, tüm kadınların siyasal temsil hakkını hedef alıyor. Bu nedenle mesele kişisel değil, demokrasi ve eşit yurttaşlık meselesidir. Ancak bilinsin ki kadınlar hiçbir zaman siyasetten, kamusal alandan çekilmeyecek; eşit temsil, söz ve karar hakkı mücadelesinden vazgeçmeyecek. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi, erkek egemen siyasetin kendilerine uygun gördüğü kalıplara sığmayacak kadar kadim ve büyüktür.

∗∗∗

MUTFAKTAKİ YANGINI SÖNDÜREMEYENLER EN KİRLİ SİLAHA SARILDI

CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu: Son günlerde bazı anonim sosyal medya hesapları üzerinden kadın milletvekillerine yönelik ahlaksız ve cinsiyetçi iftiralar dolaşıma sokuldu. Daha da vahimi, hiçbir kanıt içermeyen bu karalama içerikleri; organize troll ağları ve bazı iktidara yakın medya yapıları tarafından “iddia” denilerek yaygınlaştırıldı. Bu, yalnızca birkaç kadın siyasetçiye yönelik bir saldırı değil; kadınların siyasetteki varlığına, onuruna ve kamusal hayattaki yerine yönelik organize bir itibarsızlaştırma operasyonudur. Bu operasyonda hedef alınan sadece muhalif kadın vekiller değil, aynı zamanda ülkede bir kadının onuruyla, başı dik bir şekilde siyaset yapabilme iradesidir! Ekonomiyi uçuruma sürükleyenler, halkın mutfağındaki yangını söndüremeyenler ve oy oranları eriyenler; şimdi en eski, en kirli ve en korkak silaha sarıldılar: Kadın bedenine ve namusuna iftira atmak!

Kaynak: BirGün

Latest articles

Bursa’da ekipler göz açtırmadı! Trafik denetimlerinde 500 bin lira ceza kesildi

Bursa'nın İnegöl ilçesinde emniyet ve jandarmanın ortaklaşa düzenlediği eş zamanlı trafik denetimlerinde, "dur" ihtarına uymayarak kaçan sürücü kovalamaca sonucu yakalanırken, kuralları ihlal edenlere toplam 500 bin TL ceza kesildi.

Rusya’dan İran’a nükleer süreçte destek girişimi

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılması meselesinin ABD ile yapılan görüşmelerde anlaşmazlık yarattığını ve konunun sonraki müzakere aşamalarına bırakıldığını söyledi.

Bodrum merkezli 3 ilde dolandırıcılık operasyonu. 7 şüpheli tutuklandı

Muğla merkezli 3 ilde, 105 milyon 700 bin TL değerindeki mal varlığını hileli yöntemlerle üzerlerine geçirdikleri tespit edilen kişilere yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden 7'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

Hürjet rotasını Mavi Vatan'a çevirdi! Artık gemilerden havalanacak

Hürjet rotasını Mavi Vatan'a çevirdi! Artık gemilerden havalanacak
Türkiye’nin ilk süpersonik jet eğitim ve hafif taarruz uçağı Hürjet, şimdi de Mavi Vatan’ın çelik kanadı olmaya hazırlanıyor. Milli jetin deniz platformlarına iniş-kalkış yapabilen özel versiyonu için...Devamı için tıklayınız

More like this

Bursa’da ekipler göz açtırmadı! Trafik denetimlerinde 500 bin lira ceza kesildi

Bursa'nın İnegöl ilçesinde emniyet ve jandarmanın ortaklaşa düzenlediği eş zamanlı trafik denetimlerinde, "dur" ihtarına uymayarak kaçan sürücü kovalamaca sonucu yakalanırken, kuralları ihlal edenlere toplam 500 bin TL ceza kesildi.

Rusya’dan İran’a nükleer süreçte destek girişimi

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılması meselesinin ABD ile yapılan görüşmelerde anlaşmazlık yarattığını ve konunun sonraki müzakere aşamalarına bırakıldığını söyledi.

Bodrum merkezli 3 ilde dolandırıcılık operasyonu. 7 şüpheli tutuklandı

Muğla merkezli 3 ilde, 105 milyon 700 bin TL değerindeki mal varlığını hileli yöntemlerle üzerlerine geçirdikleri tespit edilen kişilere yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden 7'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.