HomeTürkçe HaberlerGündemHizbullah’tan anlaşmaya rest… Lübnan’da ateşkes çıkmazı

Hizbullah’tan anlaşmaya rest… Lübnan’da ateşkes çıkmazı

Published on

spot_img

İSRAİL ile Lübnan arasında ABD arabuluculuğunda ateşkes anlaşması imzalansa da siyasi söylemler ile sahadaki gerçekler taban tabana zıt bir görünüm sergiliyor.

Kaynak: Hurriyet

Latest articles

Tango’da en iyi ‘Abrazo’yu Türkler mi yapar?

Sorunun cevabını yazının ikinci bölümünde vereceğim.  Ama önce İran’dan gelen şu fotoğrafa çok iyi bakalım. Savaştan sonra Tahran sokaklarında çekilmiş. Arkada öldürülen eski ruhani lider Hameney ve onun yerine geçen oğlunun fotoğrafları var. Önlerinde ise bir kadın yürüyor. Ama ne yürüyüş… Üzerinde pembe bir gömlek. Başı tam açık, saçları atkuyruğu. Yüzünde en küçük korku ifadesi […]

İsrail basını duyurdu! ABD, Gazze'nin imarı için taleplerini iletti

İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, ABD'nin İsrail'e Gazze ile ilgili taleplerin yer aldığı bir belge sunduğu belirtildi.

Belgenin, Hamas silahsızlandırılmasa bile ABD Başkanı Donald Trump'ın planının uygulanması yönünde ABD'den gelen bir baskıyı yansıttığı kaydedildi.

ABD'nin belge ile ilgili İsrail'den yazılı bir onay beklediği ifade edildi. ABD ve İsrail'den söz konusu iddiaya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.

İlginizi Çekebilir

BELGEDEKİ TALEPLER

Habere göre söz konusu belge, İsrail'i Gazze Şeridi'nde su, elektrik ve diğer hizmetler de dahil olmak üzere altyapı projelerinin uygulanmasına izin vermeye zorlayan hükümler içeriyor.

Ayrıca, Hamas kontrolündeki bölgelerdeki sakinlerin 2026 yılı sonuna kadar "Barış Konseyi"nin sorumluluğundaki bölgelere taşınması öngörülüyor.

Belge, ayrıca teknokrat bir hükümet için merkezi bir karargah kurulmasını, "Uluslararası İstikrar Gücü" için üslerin inşasına izin verilmesini, Avrupa Hastanesi'nin yeniden inşasını, inşaat malzemeleri ve tıbbi ekipman girişini ve Hamas kontrolündeki bölgelerden hastaneye erişim koridoru oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

İsrail'in, Filistin yönetiminin Gazze ile ilgili vergi gelirlerini "Barış Konseyi"ne devretmesi ve aynı zamanda teknokrat hükümetini "Gazze'de egemen bir varlık" olarak tanıması isteniyor.

İsrail'in, ayrıca Gazze'de şu anda yasak olan 4G ağının işletilmesine izin vermesi ve silahlarını teslim eden ve barışa bağlı kalma taahhüdünde bulunanlara şartlı af çıkarması öngörülüyor.

Yine belgeye göre, "Barış Konseyi"nin tedarik zincirlerini, yakıtı ve ödemeleri denetlemesi ve Hamas tarafından uygulanan vergileri azaltmak için çalışması bekleniyor.

Habere göre söz konusu belgeden, ABD'nin İsrail'e Gazze'de savaşa yeniden başlama seçeneğinin artık masada olmadığı ve Hamas'ın silahlarını teslim etmeyi reddetmesi durumunda bile Hamas yönetimine alternatif bir yönetim biçimini teşvik etme zamanının geldiği imasında bulunduğu sonucu çıkıyor.

“Barış Konseyi”, “Gazze Ulusal Yönetim Komitesi” ve “Uluslararası İstikrar Gücü”nü içeren Gazze’nin geçiş dönemi yönetim yapıları, Beyaz Saray tarafından 16 Ocak’ta duyurulmuştu.

Harita tamamen değişiyor; 100 stratejik nokta hedefte... İşte İsrail'in sinsi planı

Asıl Dönüm Noktası, Bize Ait Olmayan İstekleri Fark Ettiğimiz An mıdır

“Siyaset merakının” birden gaza bastığı kişiler neden kısa süre sonra vitesi küçültüp beklemeye geçiyor? Bir kesim, olayların kendisini değil, büyük bir kırılma ihtimalini takip ediyor. O ihtimal güçlendiğinde ilgilenir göründüğü başka konuları bırakıp birden hızlanıyor. Ortalıkta hararet azaldığında da aynı hızla gene beklemeye geçiyor. Bu yalnızca siyasete özgü bir durum değil. İlgileri de heyecanları da […]

Dünya Kupası 2026: Heleno: Unutulmuş bir Brezilya hikâyesi

1958 Dünya Kupası finali… 

36.600 kapasiteli Rosunda Stadı’nda kupaya ev sahipliği yapan İsveç, Brezilya karşısında sahaya çıkar. O finalden sekiz sene önce kendi evinde, Maracana’da kupayı Uruguay’a kaptırmış olan Sambacılar bu kez aynı hatayı tekrarlamamak niyetindedir. Ama maç onlar adına kötü başlar, İsveç henüz 4. dakikada kaptanları Nils Liedholm’un golüyle öne geçmiştir. Ama uzun sürmez sevinçleri, Brezilya o golden beş dakika sonra Vava’nın golüyle beraberliği yakalarken 32’de yine onun golüyle öne geçer. Devre Brezilya’nın üstünlüğüyle tamamlanmıştır. Maçın bitimine saniyeler kala, uzaklarda bir ülke radyoları başında heyecanla maçın bitiş düdüğünü beklemektedir. Brezilya son dakikalara 4-2 önde girerken 90. dakikada Pele’nin enfes kafa golü farkı üçe çıkartır. Brezilya Dünya Kupasını kazanmıştır… 

Aynı saatlerde ülkenin Barbacena şehrinin bir akıl hastanesinde hastalar ve çalışanlar zaferi kutlamaktadır. Biri hariç… Odasına kapanmış, 1953’te tanıştığı sanatoryumun tek kişilik odasında, beş yıl boyunca odasının duvarlarında asılı, parlak kariyerinin en güzel zamanlarını anlatan gazete kupürlerine bakarak yaşamış, kim bilir belki eski günlerin hayaliyle ölümü beklemiş eski futbolcu, hayatına son vermeye çalışmaktadır. 1940’lı senelerin Pele’si olarak nam salmış Brezilyalıyı hatırlayalım bu yazıda, anlatalım hazin hikâyesini kalemimiz yettiğince… 

Takvim yaprakları 1920’yi gösterirken, Brezilya’nın Sao Joao Nepomuceno şehrinde dünyaya açmış gözlerini, henüz 12 yaşındayken kaybetmiş babasını. 17 yaşındayken parlamış yeşil sahalarda, futbolun yaşamın parçası olduğu topraklarda. Copacabana sahilinde top yerine portakal kullanarak sergilediği hünerler dikkatini çekmiş Botafogo kulübünün scoutlarından birinin. 22 yaşına geldiğinde takımın yıldızı, 27 yaşında Güney Amerika’nın en büyük topçusuymuş. 1939–48 arasında 235 maçta formasını giydiği Botafogo’da 209 golü var, üstelik çoğunluğu kafayla. O enfes kitabında onu şöyle anlatır Eduardo Galeano: “Çingeneye benzer bir yönü vardı ama yüzü Rudolph Valentino'yu andırıyordu. Kuduz köpek mizacına sahipti ama iş futbol sahasına gelince o gerçek bir yıldızdı...”

Futbol stili zarif bir dansçıyı andırırmış; ayakları sahaya hükmeder, top tekniği izleyenleri büyülermiş. Lastik gibi bir vücuda sahip, rakiplerini kolaylıkla geçebilen, topu ayakları, kafası, hatta göğsüyle kaleye yollayan bir futbol ustası, bir dâhi… Kariyerinin büyük bölümünü geçirdiği Botafogo’da efsaneleşmiş, üstelik karşılıklıymış aşk. Günün birinde bir gazetecinin onun için söylediği, “Sadece bir futbol oyuncusu olduğunu unutuyor” sitemine verdiği cevap o aşkı yansıtır: “Ben bir futbol oyuncusu değilim, bir Botafogo oyuncusuyum.” 

Karnaval müziği eşliğinde çıktığı maçlarda sahada hünerlerini sergiler, attığı her golden sonra Severiano Stadı’nın tribünlerine koşarak kucağında taşıdığı görünmez muzları taraftarlara atarak kendine has stili ile selamlarmış hayranlarını. Futbol oynadığı yıllarda üniversiteye devam edip avukatlık diploması almış. Kariyerinin en parlak zamanlarında, Copacabana Plajı’nda futbol oynayan küçük bir çocuğa para verdikten sonra şöyle demiş: “Bunun hepsini dondurmaya ve sinemaya harca. Sakın bütün gününü futbol oynayarak geçirme. Hayatta daha güzel şeyler de vardır.”

O dönemin film yıldızı Rudolph Valentino’yu andıran bu yakışıklı, zeki, karizmatik futbol yıldızının çevresinde kadınlar hiç eksik olmazmış. Maç günleri yeşil sahalarda, geceleri gece kulüplerinde, dans pistlerinde, yatak odalarında sergilermiş hünerlerini. “Rio’nun Prensi” olarak nam salmış o yıllarda…

Ancak onca yeteneğine karşın hayli asabiymiş, kimi zaman rakip topçularla, kimi zaman hakemlerle, kimi zaman rakip takım taraftarlarıyla kavga edermiş. Kendi takım arkadaşları bile zaman zaman nasiplerini alırmış onun kontrolden çıkmış öfkesinden. Rakip taraftarlar onu kızdırmak için “Gilda” lakabı takmışlar, o zamanın Amerikalı güzel aktrisi Rita Hayworth’un canlandırdığı bir fahişeyi anlatan 1946 yapımı “Şeytanın Kızı Gilda” adlı filmden esinlenerek. Rakip tribünlerden yükselen “Gilda” tezahüratı çılgına çevirirmiş futbolcuyu. Öylesine ki bir maçta o tezahüratı duyunca tribünlere koşup şortunu indirip, takım taklavatı teşhir edecek kadar deliye dönmüş... 

1948 senesi Boca Juniors kulübüyle Arjantin’in yolunu tutan golcünün kariyerinin hızla inişe geçtiği zamanlar. O sezon bir maçta takım kadrosunda yer almadığını öğrenince, takımın teknik direktörü Flavio Costa’nın kafasına silah dayamış ve tetiği çekmiş ama teknik direktörün şansına silah dolu değilmiş. Kadınlara, içkiye ve kumara olan düşkünlüğü yalnız futbol kariyerinin değil, kendi hazin sonunu da hazırlamış. 1949’da Junior Barranquilla’daki kısa serüveninde, gazeteciliğe yeni başlayan Gabriel Garcia Marquez ile tanışmış. Onun Kolombiya macerasını “Yılın en güzel hikâyelerinden biri” olarak tanımlar Marquez. Ama dostlukları kısa sürmüş. Futbolu 1951’de Rio’nun Americas takımında bırakmış. 2012’de Brezilyalı film yapımcısı José Henrique Fonseca, Marcos Eduardo Neves’in kitabından uyarladığı, futbolcunun hayatını anlatan “Heleno” filmiyle yeni nesillere tanıtmış bir zamanların yıldızını. 

Takvim yaprakları 8 Kasım 1959’u gösterirken, 39 yaşında hayata veda etmiş Heleno de Freitas, Botafogo’nun efsanesi. Ölüm nedeni çok zaman önce kaptığı ama tedavi olmayı reddettiği frengi hastalığı olarak geçmiş kayıtlara. Galeano onu anlattığı yazısını şu cümleyle bitirir: “Bir gece tüm parasını bir kumarhanede yitirdi. Başka bir gece kim bilir nerede yitirdi yaşama sevincini? Son gecesinde ise bir yoksullar yurdunda sayıklayarak öldü...”

Şimdi Dünya Kupası zamanları... C Grubu’nda üç maçta yedi puanla lider Brezilya, takımın göze batanı 34 yaşındaki Neymar, sakatlıklarla geçen zamanlarda, ülkesinin formasını son kez giymesinin üzerinden neredeyse üç yıl geçmiş. Sambacıları izlerken, Neymar’dan çok zaman önce, hayatın siyah beyaz olduğu zamanlarda “Rio’nun Prensi” olarak nam salmış golcüyü hatırlayın. 

More like this

Tango’da en iyi ‘Abrazo’yu Türkler mi yapar?

Sorunun cevabını yazının ikinci bölümünde vereceğim.  Ama önce İran’dan gelen şu fotoğrafa çok iyi bakalım. Savaştan sonra Tahran sokaklarında çekilmiş. Arkada öldürülen eski ruhani lider Hameney ve onun yerine geçen oğlunun fotoğrafları var. Önlerinde ise bir kadın yürüyor. Ama ne yürüyüş… Üzerinde pembe bir gömlek. Başı tam açık, saçları atkuyruğu. Yüzünde en küçük korku ifadesi […]

İsrail basını duyurdu! ABD, Gazze'nin imarı için taleplerini iletti

İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, ABD'nin İsrail'e Gazze ile ilgili taleplerin yer aldığı bir belge sunduğu belirtildi.

Belgenin, Hamas silahsızlandırılmasa bile ABD Başkanı Donald Trump'ın planının uygulanması yönünde ABD'den gelen bir baskıyı yansıttığı kaydedildi.

ABD'nin belge ile ilgili İsrail'den yazılı bir onay beklediği ifade edildi. ABD ve İsrail'den söz konusu iddiaya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.

İlginizi Çekebilir

BELGEDEKİ TALEPLER

Habere göre söz konusu belge, İsrail'i Gazze Şeridi'nde su, elektrik ve diğer hizmetler de dahil olmak üzere altyapı projelerinin uygulanmasına izin vermeye zorlayan hükümler içeriyor.

Ayrıca, Hamas kontrolündeki bölgelerdeki sakinlerin 2026 yılı sonuna kadar "Barış Konseyi"nin sorumluluğundaki bölgelere taşınması öngörülüyor.

Belge, ayrıca teknokrat bir hükümet için merkezi bir karargah kurulmasını, "Uluslararası İstikrar Gücü" için üslerin inşasına izin verilmesini, Avrupa Hastanesi'nin yeniden inşasını, inşaat malzemeleri ve tıbbi ekipman girişini ve Hamas kontrolündeki bölgelerden hastaneye erişim koridoru oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

İsrail'in, Filistin yönetiminin Gazze ile ilgili vergi gelirlerini "Barış Konseyi"ne devretmesi ve aynı zamanda teknokrat hükümetini "Gazze'de egemen bir varlık" olarak tanıması isteniyor.

İsrail'in, ayrıca Gazze'de şu anda yasak olan 4G ağının işletilmesine izin vermesi ve silahlarını teslim eden ve barışa bağlı kalma taahhüdünde bulunanlara şartlı af çıkarması öngörülüyor.

Yine belgeye göre, "Barış Konseyi"nin tedarik zincirlerini, yakıtı ve ödemeleri denetlemesi ve Hamas tarafından uygulanan vergileri azaltmak için çalışması bekleniyor.

Habere göre söz konusu belgeden, ABD'nin İsrail'e Gazze'de savaşa yeniden başlama seçeneğinin artık masada olmadığı ve Hamas'ın silahlarını teslim etmeyi reddetmesi durumunda bile Hamas yönetimine alternatif bir yönetim biçimini teşvik etme zamanının geldiği imasında bulunduğu sonucu çıkıyor.

“Barış Konseyi”, “Gazze Ulusal Yönetim Komitesi” ve “Uluslararası İstikrar Gücü”nü içeren Gazze’nin geçiş dönemi yönetim yapıları, Beyaz Saray tarafından 16 Ocak’ta duyurulmuştu.

Harita tamamen değişiyor; 100 stratejik nokta hedefte... İşte İsrail'in sinsi planı

Asıl Dönüm Noktası, Bize Ait Olmayan İstekleri Fark Ettiğimiz An mıdır

“Siyaset merakının” birden gaza bastığı kişiler neden kısa süre sonra vitesi küçültüp beklemeye geçiyor? Bir kesim, olayların kendisini değil, büyük bir kırılma ihtimalini takip ediyor. O ihtimal güçlendiğinde ilgilenir göründüğü başka konuları bırakıp birden hızlanıyor. Ortalıkta hararet azaldığında da aynı hızla gene beklemeye geçiyor. Bu yalnızca siyasete özgü bir durum değil. İlgileri de heyecanları da […]