Skip to content
Advertisement
Advertisement
Gündem

Hayatımızı Değiştiren Kişi Geçmişteki Biz Olabilir

Hayatımızı Değiştiren Kişi Geçmişteki Biz Olabilir

Bir gün Suits dizisinde oldukça etkileyici bir sahne izledim. Louis Litt, psikoloğunun eşliğinde çocukluğuna dönüyor. Küçükken bir zorba tarafından dolaba kilitlendiği o ana gidiyorlar. Louis, o dolabın içinde korkmuş hâlde duran küçük kendisini görüyor.

Sahneyi çarpıcı yapan şey yalnızca bu karşılaşma değildi. Yetişkin Louis, o çocuğa hiçbir öğüt vermiyor, geçmişte yaptığı seçimlerin hesabını sormuyordu.

“Keşke daha cesur olsaydın.”

“Neden kendini savunmadın?”

“Neden bunu yaptın?”

Bunların hiçbirini söylemiyordu. Sadece onun yanında duruyordu. Sonra birlikte o dolaptan çıkıyorlardı.

İnsan geçmişine döndüğünde genellikle bunun tam tersini yapıyor. On yıl önceki kendisini bugünkü aklıyla yargılıyor; neden daha erken başlamadığını, neden sesini çıkarmadığını ve neden bazı insanlara gereğinden fazla güvendiğini sorguluyor.

Oysa bu sorgulamanın içinde önemli bir haksızlık var. Bugünkü bilgimizle, henüz o bilgiye sahip olmayan bir insanı yargılıyoruz.

Geçmişteki biz, bugünkü tecrübelerimizi taşımıyordu. Hangi insanın bizi yarı yolda bırakacağını, hangi yolun çıkmaza gideceğini ve hangi korkunun zamanla küçüleceğini bilmiyordu.

Belki gerçekten korkmakta haklıydı; önünde yıkılmak üzere olan bir hayat, kaybetmekten korktuğu insanlar ya da ne yapacağını bilemediği bir yalnızlık vardı. Susması korkaklık değildi, henüz konuşabilecek kadar güvende hissetmiyordu; gitmemesi güçsüzlük değildi, gittiğinde nereye varacağını bilmiyordu. Yanlış insanlara tutunmasının nedeni de aptallık değildi, sadece tamamen yalnız kalmaktan korkuyordu.

Geçmişteki kendimizi anlamaya çalışmak, bütün hatalarımızı haklı çıkarmak anlamına gelmez. Yanlışlarımızı kabul edebilir, aynı zamanda o yanlışları yapan insanın hangi şartlarda yaşadığını da görebiliriz.

Çünkü insan geçmişinden ders çıkarabilir. Fakat geçmişteki kendisini sürekli aşağılayarak iyileşemez.

Çoğumuz zamanda geriye gidip genç hâlimize tavsiye vermeyi hayal ederiz. Hangi insanlardan uzak durması gerektiğini, hangi fırsatları kaçırmamasını ve hangi korkuların aslında önemsiz olduğunu söylemek isteriz.

Ben artık bunun eksik bir hayal olduğunu düşünüyorum.

Belki geçmişteki hâlimiz zaten ne yapması gerektiğini biliyordu. Sorun doğru cevabı bulamaması değil, o cevabın gerektirdiği bedeli ödeyecek gücü henüz kendinde bulamamasıydı.

Bu yüzden nasihatten çok başka bir şeye ihtiyacı olabilir. Yanında oturacak, korkusunu küçümsemeyecek ve ona yalnız olmadığını hissettirecek birine ihtiyaç duyabilir.

Belki iyileşmek, geçmişi değiştirmek değildir. Geçmişte yalnız bıraktığımız kendimize sonunda yetişebilmektir.

Bir gün zihninizde onun karşısına çıkarsanız ilk cümleniz “Bunu neden yaptın?” olmasın. Önce ne yaşadığını, neden korktuğunu ve o günkü imkânlarıyla ne kadarını yapabildiğini anlamaya çalışın.

Sonra yıllarca başkalarından duymayı beklediğiniz cümleyi ona siz söyleyin:

“Artık yalnız değilsin.”

Belki de hayatımızdaki en önemli ilişki, geçmişteki kendimizle kuracağımız bu geç kalmış dostluktur. Çünkü bazen hayatımızı değiştiren kişi geçmişteki bizdir, bazen de geçmişteki o insanın hayatını değiştirecek kişi bugünkü biz oluruz.


Hayatımızı Değiştiren Kişi Geçmişteki Biz Olabilir was originally published in Türkçe Yayın on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.

To read the full story from the source: Medium Türkçe Yayın

Advertisement
Advertisement

Related News

All news
Advertisement