Hafızanın Skandalı
“… Kendine baktığında, geçmişteki krallardan birini hayal et. Sonra bu düşünceyi derinlemesine hissetmen için şu soruyu sor: O insanlar şimdi neredeler? Hiçbir yerde veya her yerdeler. Böyle sorarak insan yaşamına her zaman sadece duman ve hiçlik olarak bakacaksın, özellikle de kendine şu hatırlatmayı da eklersen: Bir kez değişmiş olan hiçbir zaman, sonsuz bir süre boyunca artık olmayacaktır. O halde bu endişe niye? Neden sahip olduğun kısa hayat boyunca bu iyi düzenlenmiş yolculukla yetinmeyesin?” (Marcus Aurelius, Meditations, MS 121–180)
“Çünkü, tekrar skandalı unutma skandalıyla sonsuza dek hayırseverce silinir (unutma: “hafızanın boğulduğu o büyük dipsiz çukur”, sevilen bir kadının hatırası, büyük bir romanın veya bir katliamın hatırası)”. (Milan Kundera, Encounter, 2009 )
Milan Kundera’nın Karşılaşmalar kitabını okurken, bir makalesinde Tolstoy’un Hacı Murat eserine atıfta bulunduğunu fark ettim. Kundera, bu kitabı okurken 19. yüzyılın başındaki olayları, daha sonra Sovyet dönemi Çekoslovakya ve Polonya’sında yaşananlarla karşılaştırıyor ve bu unutkanlığı “hafızanın skandalı” olarak tanımlıyor. Çünkü Tolstoy’un eserinde Çar Nikolay’ın ağzından Rusya’nın iki derdi olduğu söylenir: Kafkasya ve batıdaki Polonya.
Tolstoy’un birçok kitabını okumuş olmama rağmen Hacı Murat’ı atladığımı fark ettim. İsmi bu kadar tanıdık bir kitabı neden okumadığımı hatırlamıyorum. Bu vesileyle kitabı açıp okumaya başladım. Okudukça, neden yıllarca ertelediğimi de tahmin ettim: Büyük ihtimalle hikâye fazla bilindik ve popüler olduğu için okuma gereği duymamıştım. Yine de bu tahmin, kitabı bitirmeme engel olmadı.
Tolstoy, Hacı Murat’ı Şeyh Şamil’e karşı ayaklanan, makul, akıllı ve Rusya ile anlaşmak isteyen bir figür olarak resmediyor. Oysa başka kaynaklar, onun Rusya’yı oyalamak için bu maceraya giriştiğini söylüyor. Hikâyenin çıkış noktası ne olursa olsun, Kundera’nın deyimiyle hafızanın skandalı olan unutkanlık, zaman geçtikçe daha da görünür hale geliyor. Diğer yandan, neredeyse kitaptaki herkes yanılıyor: Hacı Murat, Şeyh Şamil, Çar Nikolay… Tarih hepsini haksız çıkarıyor. Belki de yanılmayan tek kişi, Hacı Murat’ın ölümüne üzülen ve hepsinin “eli kanlı” olduğunu haykıran evin yardımcısı Marya Dmitriyevna. Çünkü tarihin akışında değişmeyen ve artarak devam eden tek şey, bu eli kanlılık olmuş görünüyor.
Tolstoy’un çizdiği Hacı Murat portresi, tipik bir dağ insanı portresidir. Dağ insanının sertliği ve sabırsızlığı, Hacı Murat’ta cesaretle birleşmiştir. Zaten Ruslar da Kafkasya’daki topluluklara dağlı diyerek sorunu kökünden çözmüşlerdir. Belki de savaş hali bu adlandırma ile onların gözünde rasyonelleşmiştir. Tolstoy’un bu toptancı düşünceyle söylenen dağlı adlandırmasına pek katılmadığı görülüyor. O, bu dağlı insanı güzel renkli ama ele avuca da sığmayan, dikenli yapısı nedeniyle çıplak elle koparılamayan deve dikeni çiçeğine benzetiyor. Hatta bu çiçeğe Rusça’da Tatar deniyormuş. Hintli bir arkadaşım, Sahil Hintlileri ile Keşmir Hintlilerini karşılaştırırken Keşmirlilerin daha sert tabiatlı olduğunu söylerdi. Dağ insanı hep sert ve sabırsızdır derdi. Ksenofon, Onbinlerin Dönüşü kitabında Doğu Anadolu’daki dağlık yerlerde yaşayan Karduklardan bahsederken aynı özellikleri vurgular. Hacı Murat da böyledir. Onu diğerlerinden ayıran şey ise hanların sarayında yetişmiş, kural bilen bir karakteri içinde barındırıyor olmasıdır. Bu özellik, onu diğer köylülerden ayırırken aynı zamanda yalnızlaştırır. Sert ve sabırsız mizacının içine kural bilen saraylı bir ruh yerleşmiştir.
Kafkasya insanının kaderi ile Hacı Murat’ın kaderi birbirine benzer… Hepsi aynı yazgıyı paylaşmıştır. Din, onların enerjisini doğru kanala yöneltmiş; fakat sonunda modernizmin baskın gücüne yenilmişlerdir. Bu ikili çatışma dünyanın her yerinde böyledir. Dünyanın neresine bakarsanız bu hikayeler görülecektir. Bu sebeple Kundera’nın bu durumu hafızanın skandalı olarak tarif etmesine katılmamak elde değil.
Hafızanın Skandalı was originally published in Türkçe Yayın on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.
To read the full story from the source: Medium Türkçe Yayın






