Samsun’da yaya geçidinde bisikletiyle yolun karşısına geçmek isterken yaşamını yitiren 12 yaşındaki Güneş Uçak’ın ailesi ve sevenleri, adalet talebiyle yaptığı açıklamada, kazanın ardından hazırlanan ilk raporlarda Güneş Uçak’ın yaya geçidinde bisiklet sürdüğü gerekçesiyle kusurlu sayılmasına tepki gösterdi.
Aile adına açıklamayı Güneş Uçak’ın dayısı Levent Topaloğlu okudu. Açıklamada, “12 yaşındaki bir çocuğun yaya geçidindeki hatası, arkasından gelen aşırı hızın ve tedbirsizliğin üzerini örtebilir mi?” denildi.
Açıklamada, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52. maddesi hatırlatıldı. Söz konusu maddede sürücülerin yaya geçitlerine yaklaşırken hızlarını azaltmaları, hızlarını yol, hava ve trafik durumuna göre ayarlamaları ve güvenli takip mesafesini korumalarının zorunlu olduğu vurgulandı.
İHMALLER CAN KAYIPLARINA NEDEN OLUYOR
Yaya geçitlerinin yalnızca yol üzerindeki çizgiler olmadığı belirtilen açıklamada, bu alanların çocukların, yaşlıların, engellilerin ve tüm yurttaşların güven içinde hareket edebilmesi için var olduğu ifade edildi. Trafikte yaşanan ihmaller, dikkatsizlikler ve hızın her gün yeni can kayıplarına neden olduğu kaydedildi.
“Yaya geçidinde öncelik kurala değil, hayata aittir” denilen açıklamada, “bir insanın yaşamının hiçbir aceleye ya da kurallara uymama alışkanlığına feda edilemeyeceği” vurgulandı.
Açıklamanın devamında şunlara yer verildi:
“Trafikte gerçek güç; büyük araçta, yüksek hızda veya yol üzerindeki üstünlükte değildir. Gerçek güç; bir insanın hayatını kendi rahatından daha değerli görebilmektir. Bir sürücünün yaya geçidinde durması yalnızca bir trafik kuralına uymak değildir; karşısındaki insanın yaşam hakkını kabul ettiğini göstermektir.
“ASIL SORUMLULUK GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMAK VE İNSAN HAYATINI HER ŞEYİN ÜZERİNDE TUTMAKTIR”
Unutulmamalıdır ki bir toplumun gelişmişliği, yalnızca yolların genişliğiyle, binaların yüksekliğiyle veya şehirlerin büyüklüğüyle ölçülmez. Bir toplumun gerçek gelişmişliği; en savunmasız insanının kendini kamusal alanda ne kadar güvende hissettiğiyle ölçülür. Bir çocuk yolda yürürken, bir yaşlı karşıya geçerken, bir insan evine dönerken kendini güvende hissedebiliyorsa o şehir gerçekten yaşanabilir bir şehirdir.
Bu nedenle yaya geçitlerinde yaşanan ihmallere karşı artık daha güçlü bir toplumsal bilinç oluşturmak zorundayız. Çünkü her kaza olduktan sonra üzülmek, her kayıptan sonra açıklama yapmak yeterli değildir. Asıl sorumluluk, kayıplar yaşanmadan önce gerekli önlemleri almak ve insan hayatını her şeyin üzerinde tutmaktır.”
Açıklamanın devamında yetkililere çağrı yapılarak şöyle denildi:
Yaya geçitleri daha güvenli hale getirilmeli, riskli bölgelerde gerekli fiziksel düzenlemeler yapılmalı, denetimler artırılmalı ve trafik kurallarına uymanın bir zorunluluktan öte bir yaşam kültürü olduğu toplumun her kesimine anlatılmalıdır.
Tüm yaya geçitleri görünür ve fiziki engelleri (akıllı sinyalizasyon, yükseltilmiş geçitler) ile daha güvenli hale getirilmelidir.
Riskli bölgelerde denetimler sıfır tolerans ilkesiyle artırılmalıdır.
Ve caydırıcı cezai yaptırımların tavizsiz uygulanmasını acilen talep ediyoruz.
Güvenli yollar sadece tabelalarla değil, birbirimizin hayatına verdiğimiz değerle inşa edilmelidir. Bir dakika geç kalmak, bir ömür boyu sürecek bir acıdan daha önemlidir!
Buradan sürücülere de çağrımızdır:
Direksiyon başında attığınız her adımın, verdiğiniz her kararın bir insan hayatına dokunabileceğini unutmayın. Hızlanmadan önce, sollamadan önce, yaya geçidinde durmadan önce bir kez daha düşünün. Çünkü sizin birkaç saniyelik sabrınız, başka bir insanın bütün hayatını koruyabilir.
“HEP BİRLİKTE SORUMLULUK ALMAYA DAVET EDİYORUZ”
Ve buradan tüm topluma sesleniyoruz:
Yaya güvenliği yalnızca yayaların değil, hepimizin meselesidir. Çünkü bugün yaya geçidinden geçen kişi bir başkası olabilir; ancak yarın o kişi biz, çocuklarımız, ailemiz veya sevdiklerimiz olabilir.
Hiçbir insan evinden çıkarken “geri dönememe” ihtimalini düşünerek yaşamamalıdır. Hiçbir aile, bir trafik ihmalinin ardından hayatının en büyük acısıyla baş başa kalmamalıdır. Hiçbir kayıp, “önlem alınsaydı engellenebilirdi, bu kadar hız yapmasaydı bir şey olmazdı” cümlesinin gölgesinde kalmamalıdır.
Bugün burada bir kez daha hatırlatıyoruz: Yaya geçidi sadece araçların durması gereken bir yer değil, insan hayatının korunması gereken bir alandır. Trafikte öncelik hız değil, hayattır. Bir insanın yaşamı, hiçbir bahaneye ve hiçbir aceleye feda edilemez. Daha güvenli sokaklar, daha duyarlı bir toplum ve daha fazla can kaybının yaşanmadığı bir gelecek için hep birlikte sorumluluk almaya davet ediyoruz.
Çünkü kaybedilen her can, hepimizin vicdanında açılan bir yaradır. Bu mücadele sadece Güneş’in mücadelesi değildir. Bu mücadele, sokaklarda güvenle bisiklet sürmek, yaya geçidinden korkmadan geçmek isteyen tüm çocuklarımızın mücadelesidir. Başka Güneş’ler sönmesin, başka ailelerin ocakları yıkılmasın diye hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Kamuoyunun vicdanına ve adalete güvenmek istiyoruz”
Kaynak: BirGün
