BirGün/Ankara
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanan son genelgeyle, marketlerde Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) geçmiş un, makarna, çay, kahve ve bakliyat gibi ürünlerin “özel reyonlar” kurularak satılabilmesinin önü açıldı. Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) yeni düzenlemenin insan onuru ve sosyal adalet açısından kabul edilemez bir adım olduğunu vurguladı.
Bakanlık ve sermaye çevreleri, “Son Tüketim Tarihi” (STT) ile “Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi” (TETT) arasındaki farkı öne sürerek, TETT’si geçmiş ürünlerin sağlığa zararlı olmadığını iddia edildiği belirtildi. Yapılan açıklamada “Eğer bu tarihlerin aşılması gıdanın niteliğinde, besin değerinde, tadında ve tazeliğinde hiçbir kayba yol açmıyorsa; üreticiler neden bu tarihleri ambalajlara basmaktadır? TETT, bir gıdanın üretici tarafından tüketiciye taahhüt edilen en kaliteli, en besleyici ve en taze olduğu dönemi gösterir. Sağlık açısından akut bir zehirlenmeye yol açmayacağı düşünülse bile TETT’nin geçmesiyle ürünün besin değeri düşmekte, tazelik, tat ve aroma gibi özellikleri kaybolmaktadır” denildi.
Alım gücü her geçen gün eriyen, enflasyon ve hayat pahalılığı altında ezilen milyonlarca yurttaş olduğunun altı çizilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bu düzenleme, gıda israfını önlemekten ziyade, ekonomik krizin ve derinleşen yoksulluğun üzerini örtme çabasıdır. Halkın ucuz gıdaya ulaşabilmesinin yolu; tarihi geçmiş, bayatlamış veya kalitesi azalmış ürünleri reyonlara dizmek değildir! Devletin görevi, her bir yurttaşın taze, sağlıklı, güvenli ve kaliteli gıdaya uygun fiyatlarla, insanca erişebileceği ekonomik koşulları sağlamaktır. Bu reyonlar, yoksulluğu ortadan kaldırmak yerine, yoksulluğu kanıksatmayı ve yapısal bir model haline getirmeyi hedeflemektedir.
Marketlerde kurulacak bu özel reyonlar, toplumda çok tehlikeli bir sınıfsal ayrışmanın göstergesi olacaktır. Parası olanın en taze ve kaliteli gıdayı tükettiği, alım gücü düşen dar gelirli ve yoksul kesimin ise mecburen “TETT’si geçmiş ürünlerin satıldığı ikinci sınıf reyonlara” yönlendirildiği bir düzen, insan onuruyla bağdaşmaz. Ayrıca, bu gıdaların “insan tüketimine uygunluğunun kontrolü ve sorumluluğu” doğrudan zincir marketlerin ve satıcı işletmelerin inisiyatifine bırakılmıştır. Kamusal denetimlerin zaten yetersiz kaldığı, etiket oyunlarının ve hileli gıdaların havada uçuştuğu bir piyasa düzeninde, kâr amacı güden zincir marketlerin vicdanına tüketicinin sağlığı ve hakkı teslim edilemez!
Tüketicinin cebini ve sağlığını hedef alan, yoksulluğu maskeleyen bu “özel reyon” uygulamasını şiddetle reddediyoruz. Tüketici aleyhine olan bu genelge derhal iptal edilmelidir. Gıda israfı engellenmek isteniyorsa; bu ürünler tarihi geçmeden önce, kâr hırsı güdülmeden, ihtiyaç sahiplerine, aşevlerine ve sosyal yardım ağlarına ücretsiz ya da sembolik bedellerle ulaştırılmalıdır. Piyasadaki fahiş fiyatlar ve gıda enflasyonu, tarihi geçmiş ürünleri halka yedirerek değil; üretim desteklenerek ve aracılık sistemleri denetlenerek çözülmelidir. Tüketiciler olarak “bayat, kalitesi düşmüş ve ayrıştırılmış” reyonları değil; insanca yaşayabileceğimiz bir ücreti ve taze gıdaya eşit erişim hakkını talep ediyoruz. Tüm tüketicilerimizi haklarına sahip çıkmaya ve bu ayrımcı uygulamaya karşı ses yükseltmeye davet ediyoruz.”
Kaynak: BirGün
